Toprak elementini öğrenmek üzere yola çıkarlar.…地形を知るに便あり。
Filistinli Mohamed Hadid ve Hollanda asıllı Amerikalı eski model Yolanda Foster'ın kızıdır.父はパレスチナ人の不動産開発者、母ヨランダ・フォスターはオランダ人の元ファッションモデル。
Düzen olmadan kaosun, kaos olmadan da düzenin var olamayacağına dair inanca dayanan düşünceden yola çıkar.また無政府状態は、無秩序・混乱・混沌を意味しない点に注意しなければならない。
Techdirt'ten Mike Masnick, 2005'te bu olaydan yola çıkarak "Streisand etkisi" terimini kullanan ilk kişi oldu.「ストライサンド効果」という用語を最初に使ったのは、2005年、IT業界などに関するニュースを伝えるブログ「Techdirt」の管理人マイク・マズニックであった。
Son satıcının da en geç 05:00'de dükkânını açmış olması gerekir, yoksa paketler yola atılır.この店舗も午後5時半からの営業だが、閉店も午前0時となっており、同社が所有するレストランの中では最も早く閉店する。
Burdan yola çıkarak Kutsal ittifak'ımeydana getirdi.これは神聖な力を上から下へと流すことである。
Bu durum Gibbon'ın ilk "modern tarihçi" olarak anılmasına yolaçmıştır.このことによりギボンは「最初の古代ローマの近代史家」と呼ばれるようになった。
Erkenden kalktım ve yola çıktım.前話でフライングで登場して、すぐ去っていった。
Ailesini bulmak için yola koyulur ve yol boyunca diğer birçok sağ kalan kişiyle karşılaşır.接著他決定開始尋找自己的家人,並在沿路中遇到許多其他的生還者。
"Ninniyle yola çıktık".故曰去来九道也”。
1848 yılında, babası isteği üzerine bir eğitim gemisiyle Rio de Janeiro'ya doğru yola çıktı.在1848年,在其父亲的建议下,他乘上一个训练船去里约热内卢。
Mahmûd Trabzonî Efendi’den tarîkatı tamamlayarak yola girmiş ve öğretme icazetnamesi (izin belgesi) almıştır.其他學院都以修真為主,而這易園卻以修心為主,修真為輔,修學為本。
15 Mart - Alman taburları Çekoslovakya'ya doğru yola çıktı.3月15日——德国军队占领捷克斯洛伐克。
İki gemi 4 Kasım'da Kiel'den yola çıkarak 15 Kasım 1912'de İstanbul'a vardılar.两艘舰只于1912年11月4日离开基尔,至11月15日抵达。
Bölgede bir hafta geçirilmesinin ardından Şili'ye gitmek üzere gemiler yola çıktı.在该地区停留了一周后,这些舰只启程前往智利。
Sattığı Blue Magic (Mavi Büyü) isimli eroin Asya'dan yola çıktığında %98 - %100 saflıktaydı.他声称自己的海洛因“蓝色魔法”刚从泰国出货时纯度可达98-100%。
Tamamlanmasının ardından gemi 28 Ekim 1613 tarihinde Meksika'da bulunan Acapulco'ya 180 kişiye yola çıkmıştır.工程完成之後,該船便於1613年10月28日出發前往墨西哥阿卡普爾科。
Gerçeği öğrenince anasına çok kızar ve babasını kurtarmak için hemen yola çıkar.雙親別離,母親爾後才發現自己懷孕而產下了他,因而與父親素昧平生。
Onun icin babasını bulmak üzere yola çıkmak istemektedir.她的目的地其實是要去找爸爸。
Stalin, Temmuz 1907'de Bakü'ye yola çıktığında yanında soygundan elde ettiği 20.000 ruble vardı.1907年7月,斯大林带着两万卢布赃款离开巴库。
Alex Kidd derhal yola koyuldu.阿历克斯·尼罗再次登场。
Bizi hidayete, dosdoğru yola ulaştır, bize dosdoğru yola ulaşacak bir şuûr diriliği ver.求你指引我们正道, 那是蒙你施恩者的道,不是受谴怒者和迷误者的道。
Üzerinde konuşulsun veya konuşulmasın, var olan nedenleri anlatmalıdır" savından yola çıkar.异说不经之言,则辟其谬而削之。
Böylece yola çıkanlar kendilerini öncü olarak görmelidir.他率先提出了視覺系這個名詞,故被認為是視覺系風潮中的先驅。
İsrail Oğulları, Musa’nın rehberliğinde Vadedilmiş Topraklar'a girmek üzere yola çıkarlar.耶和華向他們頒下訓示,聖經説:“以色列人就這樣行,……都是照耶和華所吩咐摩西的。
Mart 1808'te Godoy, IV. Carlos, Maria Luisa ve maiyetleri Meksika'ya kaçmak amacıyla yola çıktılar.1808年3月,法军入侵西班牙,戈多伊、卡洛斯四世和玛丽亚·路易莎王后一同出逃,居于法国。
Cemiyet sahibi olmak; yola (tarîkata) girmek isteğinden olmaktır.嘗導人持功過格,鄕里稱為愿人。
ELçilik, Astrahan'a gitmek üzere Temmuz 1599'da yola çıktı.使團在1599年7月出發,前往阿斯特拉罕,在同年11月抵達莫斯科。
Gerçek olaylara dayanan bir hikâyeden yola çıkılmıştır.及見真理者之所通達。
Ertesi gün tekrar yola düştüm ve Kenan (memleketine) gittim.春色东来,循我来时道。
Yanlarına kendilerine bağlı binlerce şövalyeyi alarak yola çıkarlar.乃於去冬謀棄舊遊牧,挈屬內附,因自彼逸出,行程萬千有餘里。
(10) ve (15) numaralı ipuçlarından yola çıkarsak, ikinci ev mavidir.在泛音列中,第15個和第16個中的音程,便是小二度。
Ne var ki, yola koyulduktan sonra ikisi de çok hastalandılar.和直樹近距離接觸的時候,兩人都會突然感到頭痛。
Ancak kestirme bir yolla gitmeye başlarken başlarına neler geleceğinden habersiz yola düşerler.故而他们应当放弃“必要”的判断,而一旦他们承认事非必要,也就失去了正当化自己所作所为的托辞。
3 Nisan 1882’de kahvaltıdan sonra Ford kardeşler ve Jesse bir soygun için yola çıkmaya hazırlanıyorlardı.1882年4月3日,杰西准备进行另一场抢劫。
Darbe sonucu uçağın gövdesi üçe bölündü ve A-9 otoyolunun kuzey tarafında, yola yakın mesafede durdu.飛機墜毀處離跑道約3公里,A9公路以北。
Yola çıktıktan bir süre sonra şalopaların onları takip ettiklerini görürler.很快,他们便意识到有人在楼梯盯着他们。
Örneğin, bir metabolik yolaktaki enzimler, son ürünler tarafından inhibe edilebilir.例如,代谢途径中的酶可被下游产物抑制。
1913'te Gabon'daki Lambaréné'de bir hastane kurmak üzere eşi ile beraber yola çıktı.1946年初,他與妻子在阿拉巴馬州度假時生病了。
Birkaç ay sonra büyük kardeş İbrahim, annesinden uzak kalmaya dayanamadı ve Erdebil’e yola düştü.易卜拉欣几个月后去世,他父亲也在第二年亡故。
Ne var ki, kurduğu tetrarşi sistemi ölümünden önce tanık olacağı gibi iç savaşa yolaçmıştı.然而,其創立的四帝共治制卻為日後內戰埋下伏線,並且在其死前已出現。
Donanma 10 Temmuz'da Avrupa'ya yola çıkmıştır.帆船於6月10日從聖何西出發駛往歐洲。
Teğmen yavru ayıya memleketinin isminden yola çıkarak Winnipeg, kısaca Winnie adını koymuş.著名的卡通画《小熊维尼》中,维尼的名字就是温尼伯的缩写。
Sabaha karşı yola çıktık.莫敬寬則出奔明朝。
Kış üzeri iki arkadaşıyla birlikte Kalmuk diyarına doğru yola çıkar.在父親失蹤後,和織部真冬兩人一起生活。
Bireylerden yola çıkarak ustalıkla gerçekleştirilen bir toplum çözümlenmesi...在裕人等人的畢業旅行中擔當嚮導。
Grup daha sonra Son Durak'a doğru giden yolu tamamlamak için yola koyulur.然后根据从起始位置指向最终位置的路径来完成匹配的建立。
Kuyumcunun dükkânında güzel küçük bir akülü araba gören Leprikon hemen bu arabaya binerek yola çıkar.他在车店里买了一部可以在驾驶室做爱的高档小车。
(Yağmur durmazsa yola çıkamayız.)》(雨何时会停?)。
En sonunda Çin'e gitmek üzere tekrar yola çıktı.他们都被期望最终回到中国。
Üçü birlikte Kutsal Kase şatosuna gitmek üzere yola koyulurlar.他們同時亦將聖堂內3個祭台祝聖。
Gidebilirsin Allah seni doğru yola ulaştırsın!" demiştir."하나님의 길을 따라 걸으라(신 26:17).
İsrail Oğulları, Musa’nın rehberliğinde Vadedilmiş Topraklar'a girmek üzere yola çıkarlar.고대의 이스라엘인들이 하나님을 거역하였기 때문에 아론 신권이 모세에게 계시되었다.
Üzerinde konuşulsun veya konuşulmasın, var olan nedenleri anlatmalıdır" savından yola çıkar.무얼 하든 그것에 상관치 말고 추진하길 바란다”고 말하고 있다.
Glenn, yola devam etmek ister.글렌은 다음을 가리킨다.
Maurice Gaston planını bilmeden, Belle aramak için yola çıkar.모리스는 개스톤의 계획을 알아차리지 못한 채 직접 벨을 찾아 나서기로 한다.
Yola kafileler halinde çıkılmıştır.대차는 회색으로 도색되었다.
Cengiz Han, Çağatay ve Ögeday'ı Otrar'da bırakıp Buhara'ya doğru yola çıktı.남곤은 심정, 이항(李沆) 등과 김안로를 탄핵하여 경기도 풍덕군(豊德郡)에 유배시켰다.
Michael teklifi kabul eder ve yola koyulur.그리고 미미의 제안으로, 함께 여행을 떠나기로 한다.
(2. tekil şahıs, emir kipi) (O) Yarın yola çıkacak.인도 거대시장 개방…내일 CEPA 서명-2(끝).