Diğer mahkûmlarla beraber tıkıldıkları bir trenin yük vagonunda Dachau toplama kampına doğru yola çıkarlar.A Denzali börtön felé tartó páncélozott vonatban leláncolt rabot szállítanak.
Dünyanın çevresini dolaşmak için yola çıktı; fakat Filipinler'de öldürüldü.Kitört a fülöp-szigeteki Bulusan tűzhányó, a környéken élőket kitelepítették.
Kıyafetlerinin eskimesinden yola çıkarak Jack onların 40-50 yıl önce öldükleri tahmininde bulunur.Jack a ruhájuk állapotából úgy saccolja, hogy ötven éve halhattak meg.
Karanlık çökerken Sally ve Franklin arkadaşlarını aramak için yola çıkar.Beesteledik, Sally és Franklin pedig a többiek keresésére indulnak.
Kate ve Michael ona katılır ve yola koyulurlar.Kate és Michael megállnak pihenni visszaútjuk közben.
En sonunda Çin'e gitmek üzere tekrar yola çıktı.Attól kezdve többször visszatért Kínába.
1975 - NASA, Viking 1 adlı uzay aracını Mars'a doğru yola çıkardı.1975 – Az Amerikai Egyesült Államok elindítja a Marsra a Viking–1 űrszondát.
Jaqen da Arya'ya gece yarısı yola koyulmalarını söyler.Liversedge arra kérte őket, hogy próbáljanak meg éjfélre Bairokóba jutni.
Motele gitmek için havaalanında bir taksi çevirir ve Pala'ya doğru yola çıkarlar.A srácok fognak egy taxit és elmennek az épülethez.
(10) ve (15) numaralı ipuçlarından yola çıkarsak, ikinci ev mavidir.A sorok lejtése 15 vagy 16°, a forrásadatok eltérőek.
Alex Kidd derhal yola koyuldu.A pole-pozícióból Alex Lynn indulhatott.
Daha güneyde bulunan 9. tümen de aynı şekilde yola çıktı.Az Inferno továbbment azon az úton, amin a Plan 9 elindult.
Ondan eğitim almak için yola çıkar.Ne álljon az útjába, hogy tanulhasson.
Babasının evine doğru yola koyulur.Elmennek Andy apjának a házához.
Burada da hazırlanıp, tekrar yola koyuldular.Még ezen az estén összecsomagoltak, s elköltöztek.
Teknoloji alanındaki gelişmeler insanların öğrenme yolarında da değişikliklere yol açtı.Technikai találmányainknak köszönhetően életmódunk a mozgás terén is átalakult.
İlk etapta hemen hemen tüm bisikletçilerin lastikleri yola atılan çiviler nedeniyle delindi.Kezdetben csaknem az összes fogaskerekű vonatot gőzmozdony vontatta.
Aynı zamanda Kate'de Jack'in telsizini alıp yola çıkıyor ve Naomi'yi buluyor.Így hát Jack és Kate elindulnak megkeresni Naomit.
Birlikte bir deve kervanıyla çölü geçmek üzere yola çıkarlar.Ezután egy karavánnal útra kelnek a sivatagba.
Planın en büyük kusuru yola yukardan devam etmeleri gerekiyordu.Emiatt a tervezet miatt az irányzékokat magasabbra kellett helyezni.
Kalabalıklar, onlarla takviye çalışması yapmak için batı sınırına doğru yola çıktılar.Tömegeket indítottak útnak a nyugati határszél felé, hogy erődítési munkálatokat végeztessenek velük.
Donanma 10 Temmuz'da Avrupa'ya yola çıkmıştır.Laivasto lähti kohti Eurooppaa 10. kesäkuuta.
Tamamlanmasının ardından gemi 28 Ekim 1613 tarihinde Meksika'da bulunan Acapulco'ya 180 kişiye yola çıkmıştır.Valmistuttuaan laiva lähti 28. lokakuuta 1613 kohti Meksikon Acapulcoa.
Bir yaşına girenleri okyanusa doğru yola çıkarlar.Niiden poikaset vaeltavat mereen noin vuoden ikäisinä.
Voltaire Paris'e doğru yola çıkmış fakat XV. Louis onun kente girmesini yasaklayınca, Cenevre'ye gitmiştir.Voltaire suuntasi kohti Pariisia, mutta Ludvig XV kielsi tätä tulemasta kaupunkiin.
Ailesini bulmak için yola koyulur ve yol boyunca diğer birçok sağ kalan kişiyle karşılaşır.Hän lähtee etsimään perhettään ja tapaa muita selviytyjiä matkan varrella.
İkili, David'in Pinokyo'nun Maceraları'ndan hatırladığı Mavi Peri'yi bulmak için yola çıkar.Kaksikko lähtee etsimään Sinistä haltijatarta, jonka David muistaa Pinocchio-sadusta.
Profesör Oak, Tracey, Delia ve Gilbert onları bulmak için yola çıkarlar.Professori Oak, Tracey, Delia ja Gilbert eivät voineet muutakaan kuin lähteä etsimään karkulaisia.
15 Mart - Alman taburları Çekoslovakya'ya doğru yola çıktı.15. maaliskuuta –Saksan joukot miehittivät loput Tšekkoslovakiasta.
Daha ziyade yanlış bir yola yöneltme sözkonusu.Tuntuu, että olen väärällä uralla.
Üç farklı yolaktan oluşur: klasik, lektin ve alternatif yolaklar.Siihen liittyy 3 eri reittiä: klassinen reitti, lektiinireitti ja vaihtoehtoinen reitti.
Nossa Senhora da Ajuda adındaki yelkenli ile 15 Ocak 1515 tarihinde Goa'dan yola çıktılar.Sarvikuono purjehti Nossa Senhora da Ajuda -laivalla, joka lähti Goasta tammikuussa 1515.
2000 kişilik mahkûm ordusuyla yola çıktı.Hän jäi eläkkeelle armeijasta 2000.
1947 - Thor Heyerdahl ve beş kişilik mürettebatı, Kon-Tiki adlı tekneyle Peru'dan yola çıktı.1947 – Thor Heyerdahl lähti viiden muun seikkailijan kanssa Kon-Tiki-lautalla Perusta kohti Polynesiaa.
İşte bu bahadır bu dev ayıyla kapışmak üzere bir gün yola çıkar.Nyt on viimeinen mahdollisuus nousta taisteluun tuota kammottavaa ihmishirviötä vastaan...
Zenobia ve Vaballathus, Aurelian tarafından Roma'ya esir olarak götürülmek üzere yola çıkartıldı.Zenobia ja Vaballathus otettiin vangiksi, ja vietiin Roomaan.
Kıyafetlerinin eskimesinden yola çıkarak Jack onların 40-50 yıl önce öldükleri tahmininde bulunur.Heidän vaatteidensa jäännöksistä Locke arvioi heidän olleen kuolleena 40–50 vuotta.
Bunun iyi bir örneği, glikolitik yolağın allosterik düzenlemesidir.Tästä hyvänä esimerkkinä ovat grafiitin interkalaatioyhdisteet.
Hemen o gün yola çıkar.Vaan oli heti lähdössä.
Mobilyalarını ve eşyalarını atıp evi boşaltır ve onu izlemeye yola çıkar.He siirtävät huonekalut pois ja alkavat purkaa keittiötä.
Yola kafileler halinde çıkılmıştır.Niitä reunustettiin vaakasuorilla viivoilla.
Sonunda başarır ve arabayı alıp yola çıkarlar.He kuitenkin löytävät tien ulos ja jatkavat matkaa.
Bu sırada takip ettikleri yola gonad yolu denilir.Muussa tapauksessa edetään jo tutkittua käytävää.
Bu yola "Golconda" diyeceksin.Hakusana ”GoldenEye” ohjaa tänne.
Bakımların tamamlanmasının ardından gemiler Messina'ya doğru yola çıktılar.Alus kykeni vain juuri ja juuri pääsemään Messinaan.
Marek, ne olursa olsun döneceği üzerine söz verdi ve yola koyuldu.Mourelle hylkäsi lopulta aikeensa ja lähti paluumatkalle.
Sabaha karşı yola çıktık.Tie seestyvään aamuun.
Abraham dinlenmek ister ancak Glenn yola devam etmek istemektedir.Yrittää vähän kapinoida, jos vain Glenda antaa luvan.
Arya ve Gendry, Yoren'in eşlikçileriyle Duvar'a doğru yola çıkarlar.Arya Stark on matkalla Muurille Yorenin saattueen kanssa.
İki çeşit terbiye metodu vardır:Hayvanı tatlılıkla alıştırmak veya kırbaç zoruyla yola getirmek.Sillä on kaksi työskentelytapaa: joko ajaa riista puuhun tai pysäyttää se.
Daha sonra ikisi yola devam ettiler ve yolculukları Osaka'da noktalandı.Lopulta osaget työnsivät heidät tieltään Oklahomaan.
İkinci jenerasyon Volkswagen Passat 1981'de yola çıktı.Toisen sukupolven Volkswagen Polo esiteltiin syksyllä 1981.
Birlikte bir deve kervanıyla çölü geçmek üzere yola çıkarlar.He pääsevät pakoon kultaisen taljan kanssa.
6000 süvarilik bir Éohere, Gondor'a doğru yola koyuldu.Théoden lähti mukanaan 6000 ratsumiestä Gondoriin.
Biri Beyazıt Camii'nin hemen dibinde yer alırken diğeri Kapalıçarşı'ya çıkan yola açılır.Kun yhden talon kimchi on valmis, siirrytään seuraavaan taloon.
Plaj, 1920-1930 yıllarında mimar Richard Ermisch'in fikrinden yola çıkılarak inşa edilmiştir.Sen sijaan aluetta alettiin rakentaa 1930-luvulla Richard Ermischin piirustusten mukaan.
Yola giden kimdir?Kuka lähtisi seuraavaksi?
Turne sonrası artık rock müziği bırakıp daha elektronik bir müzikle yola devam etme kararı aldılar.Myöhemmin hän ryhtyi soittamaan rock-yhtyeessä rumpuja ennen siirtymistään elektroniseen musiikkiin.
Yaklaşık 70,000 Bulgardan oluşan bu asi grup, Bizans topraklarına doğru yola çıkmıştır.Noin 70 000 kreikkalaista pakeni Traakiasta, joka liitettin Bulgariaan.
Yolande (yaklaşık c.Sinna Virtanen (s.