Gerekenden çok az kömür alındı ve yola devam edildi.Daarnaast was de brandstof voor auto's zeer beperkt en waren veel auto's ingevorderd.
Yola yalnız devam eder.Ik moet alleen op reis.
Bu sırrı bilmek için ermek, "eve giden yola" gitmek gerekir."Thuis" gaat over het goede gevoel thuis te zijn.
Üçü birlikte Kutsal Kase şatosuna gitmek üzere yola koyulurlar.Die drie kunnen samen de Holy Grail maken.
Yola çıkmak için ne zaman hazır olursun?Wanneer ben je klaar om te vertrekken?
3 Nisan 1882’de kahvaltıdan sonra Ford kardeşler ve Jesse bir soygun için yola çıkmaya hazırlanıyorlardı.3 kwietnia 1882 roku, tuż po śniadaniu, James i bracia Ford rozpoczęli przygotowania do kolejnego napadu.
Ağustos 1860'ta, ekip Melbourne'dan heyecanlı bir kalabalık tarafından uğurlanarak yola çıktı.W sierpniu 1860 roku wyprawa wyruszyła z Melbourne, żegnana przez rozentuzjazmowane tłumy.
Ertesi iki yılını hazırlıklara harcayıp, 14 Nisan 1202 tarihinde sonunda yola çıktı.Po dwuletnich przygotowaniach 14 kwietnia 1202 wyruszył ostatecznie w drogę.
Film Dungeon Siege isimli oyundan yola çıkarak çekilmiştir.Film powstał na podstawie gry komputerowej Dungeon Siege.
Cevaplardan sonra kuşlar yola düşmek isterler öncelikle Hüdhüd onlara açıklayıcı bir konuşma yapar.Zapalano wtedy ognie oczyszczające, i zmuszano bydło, aby przeszło między nimi przed wyjściem na pastwisko.
En sonunda Çin'e gitmek üzere tekrar yola çıktı.W końcu postanowili powrócić do Chin.
Ash, Necronomicon için yola çıkar.Jest to nawiązanie do Necronomiconu.
Üçü birlikte Kutsal Kase şatosuna gitmek üzere yola koyulurlar.Cała trójka odchodzi w kierunku zamku "Monsalvat".
Onun icin babasını bulmak üzere yola çıkmak istemektedir.On zaś decyduje się wyruszyć z bratem na poszukiwanie ojca.
5 dakika sonra tugay birlikleri de yola çıktılar.Po pięciu godzinach rebelianci opuścili pociąg.
Toprak elementini öğrenmek üzere yola çıkarlar.Wyruszają na poszukiwanie składników.
Beş genç paskalya tatili amacı ile kayak yapmak için dağlara doğru yola çıkarlar.Pięcioro młodych snowboardzistów wybiera się na wycieczkę w góry.
1823 yılında Afrika'daki Timbuktu kentini görebilmek için Batı Afrika'ya doğru yola çıktı.W 1823 wyruszył w podróż do Afryki Zachodniej, pragnąc dotrzeć do Timbuktu.
15 Mart - Alman taburları Çekoslovakya'ya doğru yola çıktı.15 marca – wojska niemieckie wkroczyły do Czech.
Daha sonra Roma'ya yola çıktı, imparator olarak taç giyecekti.Wkrótce wyruszył do Rzymu na koronację cesarską.
Bu sırada takip ettikleri yola gonad yolu denilir.W którymś momencie będzie jednak widać, gdzie przebiega ścieżka.
Yola yalnız devam eder.Wyrusza on więc samotnie w dalszą drogę.
6000 süvarilik bir Éohere, Gondor'a doğru yola koyuldu.6000 piechoty), postanowił przedostać się pod Gdańsk.
Birlikte bir deve kervanıyla çölü geçmek üzere yola çıkarlar.Po drodze przez pustynię zabierają ze sobą obcego mężczyznę.
Büyük ve geniş bir itfaiye aracına binerler ve yola koyulurlar.Wsiadają do wielkiej pancernej ciężarówki i odjeżdżają.
Sasha bunu kabul eder ve ikili Bob'a ulaşmak için yola koyulur.(3) mi dunda ti la bob. dać Bob Ja daję to tutaj Bobowi.
Tekrar yola koyulur.Trzeba iść znów do pracy.
İş çıkışı maaşını alır ve eve gitmek için yola çıkar.Udaje mu się wydostać i rozpoczyna wędrówkę do domu.
Harput Yolarında.Wzgl. na zakrętce.
Bunun üzerine Delphoi'ye yola çıkar.Następnie wysyła Kadmosa do Delf.
Bu sırada rehabilitasyonu sona eren Willow, karmaşık duygular içerisinde Sunnydale’e dönmek üzere yola çıkar.W końcu ucieka z Sunnydale by odzyskać duszę, co w końcu mu się udaje.
1938 - Atatürk'ün naaşı, İstanbul'dan Ankara'ya, hazin bir törenle yola çıkarıldı.1923 – Stolica Turcji została przeniesiona ze Stambułu do Ankary.
İki gemi 4 Kasım'da Kiel'den yola çıkarak 15 Kasım 1912'de İstanbul'a vardılar.Okręty opuściły Kilonię 4 listopada 1912 roku i 15 tegoż miesiąca zawinęły do Konstantynopola.
Tommy Lee Jones'in karakteri gerçek hayattan Tom Brown Jr.'dan yola çıkarak yaratılmıştır.Postać, którą wciela Tommy Lee Jones, istnieje naprawdę.
Bundan sonra Jay-Z'nin yönetiminde olan Roc Nation ile yola devam edeceğini duyurdu.Podpisał kontrakt z firmą Roc Nation prowadzoną przez Jay-Z.
Yola kafileler halinde çıkılmıştır.Odbywa się on na szutrowych trasach.
Daha sonra da Medusa'yı öldürmek üzere yola çıkan Perseus'a yardım eder.Pomagała też Perseuszowi w zabiciu Meduzy.
Marek, ne olursa olsun döneceği üzerine söz verdi ve yola koyuldu.Monk zamierzał utrzymać się do zmierzchu, a następnie spróbować się wycofać.
Mahmûd Trabzonî Efendi’den tarîkatı tamamlayarak yola girmiş ve öğretme icazetnamesi (izin belgesi) almıştır.To on odebrał list żelazny Milady (w której rozpoznał swoją żonę) i przewodził samosądowi nad nią.
14 Ağustos günü prensler ve yanlarındaki komisyonlar yola çıktı.4 sierpnia ostatni carscy urzędnicy opuszczają miasto.
Bu tarihte Big Bill Broonzy’nin Çağrısına uyup yola düştü.W latach 40. został nim Big Bill Broonzy.
Köye ulaşımı sağlayan yol toprak olup,yola 2004'ten bu yana bakım yapılmamıştır.Przez miasto powiatowe pociąg nie jechał od 1991 roku.
Buradan yola çıkarak ışığın dalga modeli ile ilgili olduğu sonucuna varırız.Swój bieg rozpoczyna na skrzyżowaniu z sygnalizacją świetlną z ul. Okulickiego.
Üç farklı yolaktan oluşur: klasik, lektin ve alternatif yolaklar.Det består av tre olika vägar: klassisk, lectin och alternativa vägar.
Maurice Gaston planını bilmeden, Belle aramak için yola çıkar.Maurice ger sig av för att söka efter Belle, utan att känna till Gastons plan.
Sabaha karşı yola çıktık.Fartyget kom loss på morgonen.
Hem SHA-1 hem de MD5, MD4'ten yola çıkılarak tasarlanmışlardır.SHA-1 och MD5 är förbättrade MD4.
1497 yılında İngiltere Krallığı adına Bristol'den yola çıkan John Cabot, Kuzey Amerika'da karaya çıktı.John Cabot, som återupptäckte Nordamerika 1497, seglade härifrån.
Homer, Ned Flanders'ın yeni karavanasını kıskanır ve bir tane almak için yola koyulur.Homer blir avundsjuk på Ned Flanders då han skaffat en ny husbil.
Film Dungeon Siege isimli oyundan yola çıkarak çekilmiştir.Filmen är baserad på datorspelet Dungeon Siege.
Yola kafileler halinde çıkılmıştır.Vällingevägens allé vid Vällinge.
William Gibson'un Neuromancer adlı romanındaki harici bir hikâyeden yola çıkılarak yazılmıştır.En viktig inspirationskälla blev William Gibsons Neuromancer.
Uruk halkı Gılgamış'ı yola getirmesi için Aruru'ya yalvarmış.Folket i Uruk bad till gudarna om hjälp.
1823 yılında Afrika'daki Timbuktu kentini görebilmek için Batı Afrika'ya doğru yola çıktı.År 1823 begav han sig till Västafrika i syfte att resa till Timbuktu.
Burada da hazırlanıp, tekrar yola koyuldular.Man har sedan åkt ur och tagit sig upp igen.
Yaklaşık 70,000 Bulgardan oluşan bu asi grup, Bizans topraklarına doğru yola çıkmıştır.Den här gången lämnade 70 000 polacker Sovjetunionen.
"La Traviata" başlığı doğru yoldan çıkmış (kötü yola sapmış) kadın anlamındadır.Aïn el Qammîm ligger uppe på en höjd.
Kıyafetlerinin eskimesinden yola çıkarak Jack onların 40-50 yıl önce öldükleri tahmininde bulunur.Jack uppskattar att de varit döda i 40-50 år.
Onun icin babasını bulmak üzere yola çıkmak istemektedir.När de är där så letar de efter hans pappa.
Tüm köyleri asfalt kaplama yola ve içme suyuna sahiptir. ^ "1990 genel nüfus sayımı verileri".Bara fortsätt även om folk kastar ägg på dig." ^ Sveriges befolkning 1990.