Buradan yola çıkılarak Wehrmacht tarafından tarihin ilk saldırı tüfeği StG-44 üretilmiştir.Assim estava aberto o caminho para a criação do StG44.
Erişim tarihi: 13 Mayıs 2008. ^ Melton, Nicole Mane; Sangweni, Yolanda (1 Haziran 2011).Consultado em 2 de setembro de 2008 Melton, Nicole Mane; Sangweni, Yolanda (13 de junho de 2005).
Karanlık çökerken Sally ve Franklin arkadaşlarını aramak için yola çıkar.Ao anoitecer, Sally e Franklin decidem descansar.
2 Temmuz - Deprem dalgası Ege'de paniğe yolaçtı.Antes de terça-feira, o acampamento estava em pânico.
En sonunda Çin'e gitmek üzere tekrar yola çıktı.Faleceu quando tentava voltar à China.
Fakat deve, yükleri indirmeye başlamadan kalkar ve yola devam eder...Além do mais, prometem deixar a terra incólume quando partirem...
Abraham Glenn'in bu teklifini kabul eder ve grup yola devam eder.Abraham aceita e o grupo segue em frente.
Jon Kara Kale'ye döndüğünde Samwell Tarly ve Gilly, Eski Şehir'e doğru yola çıkarlar.Ao Norte da Muralha, Samwell Tarly e Goiva continuam sua caminhada rumo ao Sul.
Üçü birlikte Kutsal Kase şatosuna gitmek üzere yola koyulurlar.O grupo marcha três vezes em volta do Santo Sepulcro.
Yola devam etmek zorundayız.Assim, cumpre avançar .
Aydın'dan sonra Çine ilçesine doğru, bir minibüsle yola çıkarlar.Miller fuigu do local rapidamente em um cavalo para poder ter um álibi.
Tekrar yola koyulur.Puseram-se de novo a caminho.
Bu efsânelerden yola çıkarak, hiçbir tanrının kâdir-i mutlak ve hüsn-ü mutlak olmadığı söylenebilir.Mas se fizerem isso provarão que Deus não é infalível e toda a existência poderá ser destruída.
Kendi hayal gücümden ve emeğimden yola çıktım.Votei a favor da vida e seguindo a minha consciência.
"Kraliçe bulunamadı yola devam".O pensamento da Imperatriz não me deixa".
Daha sonra Mısır’a gitmek üzere yola çıkar.Em seguida deveria marchar em direcção a Lisboa.
Bu boy Horasan'dan yola çıkmış ve Bağdat üzerinden daha sonra Konya havalisine gelmiştir.Ele fugiu do Underdark e desde então vive na superfície.
The Chris Rock Show'un bir skecinden yola çıkarak çekilmiştir.Começou então a carreira do comediante Chris Rock.
"La Traviata" başlığı doğru yoldan çıkmış (kötü yola sapmış) kadın anlamındadır.Stel dat iemand myoop (bijziend) is en voor veraf een brilsterkte van −2,5 dpt heeft.
Bu yara 17 Kasım 375'te ölümüne yolaçtı.Dit resulteerde op 17 november 375 in zijn dood.
Bu durum Gibbon'ın ilk "modern tarihçi" olarak anılmasına yolaçmıştır.Gibbon werd door dit levenswerk wel de eerste 'moderne' historicus genoemd.
Mars'tan yola çıkarak geri gelmek çok yakıt ister.Op Mars is bijtanken met op Mars gegenereerde brandstof wel nodig voor de terugvlucht.
Film Dungeon Siege isimli oyundan yola çıkarak çekilmiştir.De film is gebaseerd op het computerspel Dungeon Siege.
Tekrar yola koyulur.Hij vertrekt weer.
Shenzhou 9 aracı, 16 Haziran 2012'de 3 mürettebat ile yola çıktı.Shenzhou 9 koppelde op 18 juni 2012 aan met een bemanning van drie astronauten.
Böylece yola çıkanlar kendilerini öncü olarak görmelidir.Dus moet gekeken worden naar de samenstellende delen (de primaire namen).
Fransız yetkililer bu düz çizgili yola Axe Historique adını vermişlerdir.Deze lijn wordt de Axe historique genoemd.
Ash, Necronomicon için yola çıkar.Na het Prenectarium volgt het Nectarium.
Marek, ne olursa olsun döneceği üzerine söz verdi ve yola koyuldu.Maurits moest de poging staken, en keerde terug.
Eurydice’den kendisine güvenmesini ve yola devam etmelerini ister.Hij wil zien of Eurydice hem wel volgt.
Abraham dinlenmek ister ancak Glenn yola devam etmek istemektedir.Arnie wil verder reizen, maar de familie Dalstra wil dat hij blijft.
"Ninniyle yola çıktık".We zijn altijd met z'n negenen geweest!"
Erkenden kalktım ve yola çıktım.Het moment was gekomen en ik ben ontsnapt.
Kuyumcunun dükkânında güzel küçük bir akülü araba gören Leprikon hemen bu arabaya binerek yola çıkar.Een vrachtwagen of grote bestelwagen rijdt zich meteen vast in deze smalle doorgang.
Atlas Okyanusunu geçen ilk buharlı gemi olan "Savannah" 1819'da Liverpool'a gitmek üzere buradan yola çıktı.Het eerste stoomschip dat de Atlantische Oceaan overstak, was de Savannah die in 1819 in Liverpool arriveerde.
Kurtulan son beş kişi 12 Koloniyi uyarmak üzere yola çıktı.De overlevenden van de aanval op de 12 koloniën vluchten.
Eyersiz atla yola devam edip Çerkezköy şosesine geldim.Het paard struikelde en kwam met zijn ruiter in de modderige sloot terecht.
Şubat 1867'de Santiago de Querétaro, uerétaro Arteaga'ya yola çıktı.In februari 1867 trok hij zich terug naar Santiago de Querétaro waar hij wekenlang werd belegerd.
Ve Ayla ile Yusuf, üç-dört saat uzaklıktaki bir yatır türbesinde yapılacak kurban kesimi için yola çıkarlar.De soek bevond zich rondom de Yusuf Dey-moskee aan drie zijden, oost, noord en west.
Beta blokörler, beta agonistlerden yola çıkılarak hazırlanmıştır.De motorblokken kwamen van Beta.
Nizamî, artık başkente doğru yola çıkmış, fakat daha genç olmasına rağmen yolda vefat etmiştir.Tussendoor zetelde hij in de gemeenteraad en schopte hij het zelfs even tot plaatsvervangend burgemeester.
Üç farklı yolaktan oluşur: klasik, lektin ve alternatif yolaklar.Het bestaat uit 3 verschillende routes: de klassieke route, de lectine-route en de alternatieve route.
Yola girmek isteyenleri hazırlar, yol gösterir.Reizigers die in- of uit willen stappen, moeten dit zelf aangeven.
Bu yola “Kritik yol” denir.Hiermee wordt het kritieke pad bepaald.
(10) ve (15) numaralı ipuçlarından yola çıkarsak, ikinci ev mavidir.Op het tweede tot achtste achterlijfsegment en het tiende zitten ook poten.
Ertesi gün tekrar yola düştüm ve Kenan (memleketine) gittim.Uit mij kwam alles voort, en naar mij strekte alles zich uit.
Gece, Meryemce uyurken çocukları da alıp yola çıkarlar.Als de nacht valt gaan de werkers slapen en Maria valt in slaap en begint te dromen.
Bayrakta bulunan renkler Sun Yat-sen'in Üç Halk İlkesi tezinden yola çıkarak belirlenmiştir.De vereniging werkt vanuit de Drie principes van het volk van Sun Yat-Sen.
Her iki yola açılan avlu kapıları vardır.De kooi heeft twee tegenover elkaar liggende toegangsdeuren.
Bunun iyi bir örneği, glikolitik yolağın allosterik düzenlemesidir.Een goed voorbeeld hiervan waren de uitbreidingen in de Vlooswijkpolder.
Demiryolcuların açgözlülüğüne ve hırsına kızan Zeb ordudan istifa ederek Arizona'ya doğru yola çıkar.Vol walging over het gedrag van de spoorwegmedewerkers neemt Zeb ontslag en vertrekt naar Arizona.
Zira dünyayı tehdit eden güçlü bir düşman yola çıkmak üzeredir.Nu bedreigt een nieuwe vijand de Verrezen Wereld.
Hemen o gün yola çıkar.Hij vertrekt meteen naar die plek.
Babasının evine doğru yola koyulur.Hij verliet het huis van zijn vader.
2000 kişilik mahkûm ordusuyla yola çıktı.Hierbij nam hij 2.000 krijgsgevangenen.
Michael teklifi kabul eder ve yola koyulur.Charles slaat het aanbod af en vertrekt.
En sonunda Çin'e gitmek üzere tekrar yola çıktı.Daarna ging ze terug naar China.
Bu sefer Şubat ayında yola çıkarak yaz sıcağından sakınmak istiyorlardı.Het voorkomen van oververhitting in de zomer.
Buradan üç yeni kaçakla beraber yola çıkarlar.Ze zouden samen 3 reizen ondernemen.
Onun adından yola çıkarak bu hanedanlığa Fedlavi denilmiştir.Dit heeft tot verwarring over de naamgeving geleid.