1975 - NASA, Viking 1 adlı uzay aracını Mars'a doğru yola çıkardı.1975 - ناسا تطلق المستكشف فايكينغ 1 باتجاه المريخ.
Otomobil ile yola çıkabilmek oldukça zahmetli olduğu kadar tehlikelidir de.وعند السفر بالسيارة فهو خطر بقدر مشقتها أيضاً.
Stalin, Temmuz 1907'de Bakü'ye yola çıktığında yanında soygundan elde ettiği 20.000 ruble vardı.ولكن قام ستالين بمغادرة باكو ومعه 20,000 روبل من المال المسروق في يوليو 1907.
20 Kasım 1912 tarihinde, Çanakkale Boğazı'nın savunulması için donanma yola çıktı.و في يوم 20 نوفمبر 1912 م خرج الأسطول للدفاع عن الدردنيل.
O bu yola bilerek girdi ve sonunun da bu olduğunu biliyordu.كانوا بفطرتهم يعرفون أن هذا اليوم سيأتي.
Ancak Macellan bu maceradan sonra yeniden yola koyulmadan önce birkaç hafta beklemeyi tercih etti.فقرر ماجلان بعد هذا الحادث البقاء والانتظار لبضعة أسابيع أخرى قبل استئناف الرحلة مرة أخرى.
Buradan yola çıkarak Mediciler önce Floransa'da, sonra da İtalya ve Avrupa'da politik güce kavuştular.وعلى هذا الأساس اكتسبت العائلة السلطة السياسية في فلورنسا بادئ الأمر، ثم على نطاق أوسع في إيطاليا وأوروبا.
Mekke'ye ulaştığında ilk yola çıkışından çeyrek yüzyıl sonra Mağrib'e dönmeye karar verdi.وبعد أن وصل مكة قرر الرجوع مرة أخرى إلى المغرب، بعد ما يقارب ربع القرن من مغادرة المنزل.
Yola devam etmek zorundayız.يجب إذن أن نتابع المسير.
Nicky Barnes'in hikâyesinden yola çıkarak çekilmiştir.من إخراج كين كوابيس.
Sonunda başarır ve arabayı alıp yola çıkarlar.ثم تحصل عليها وتسافر فعلاً.
Daha sonra Mısır’a gitmek üzere yola çıkar.توقف اثناء عودته بمصر .
Sonra en şiddetli savaş alanı olan Goranboy'a doğru yola çıktılar.ثم يذهب إلى غوندور وهناك تجري المعركة الكبرى.
Sabaha karşı yola çıktık.سار في الصباح.
Yola girene salik denir.سميت بحي النزهة.
Yola yalnız devam eder.ويجد نفسه وحيدا في مواصلة الرحلة.
Ayrıca teleskopu belirten bir düz yola varmak zorundadır.كما يوجد تلسكوب للضرب المباشر.
Onun icin babasını bulmak üzere yola çıkmak istemektedir.فعليه هجر عائلته لكى يحقق طموحه.
Yolun ortasında gördüğü yaralı bir opposumu kurtarmak için yola atladı.وشاهدوا رجلًا جريحًا راقدًا على الطريق.
Özgürlükleriniz ve yarınlarınız için yola devam!"فإنّهم آمنون من أن تأتيهم عامك هذا، وإنّما بينك وبينهم عشرة أيّام.»
Yolande (yaklaşık c.يولاندا دي كورتيناي (حوالي.
Eyersiz atla yola devam edip Çerkezköy şosesine geldim.وكنت دائماً اعتني بشعري، وذلك بالذهاب إلى محل تصفيف الشعر.
Bu arada Memluk ordusu Çukurova'ya doğru yola çıkmıştı.إلا أن الجيش أخذ طريقة آخر إلى كوسيغ.
Paralel ATA kabloları tek seferde 16 bit veri yolayabilir.يمكن لهذا الناقل نقل بيانات حتى 32 بت في المرة الواحدة .
İkinci karısı Yolande'den 10 çocuğu olmuştur: II. Philip (ö.ومن زوجته الثانية يولاندا دي فلاندرز؛ كان لديهم 11 أبناً تقربياً:- فيليب (توفي.
Gidebilirsin Allah seni doğru yola ulaştırsın!" demiştir."Que o Senhor o possa guiar”.
Aynı yıl, Hee-joon askerlik görevi için yola çıktılar.Mais tarde nesse ano, Hee-joon dirigiu-se para o serviço militar obrigatório.
Bu durum Gibbon'ın ilk "modern tarihçi" olarak anılmasına yolaçmıştır.Esta é a razão de Gibbon ser considerado "o primeiro historiador moderno".
Abraham dinlenmek ister ancak Glenn yola devam etmek istemektedir.Abraham quer descansar, mas Glenn quer continuar caminhando para Terminus.
Ailesini bulmak için yola koyulur ve yol boyunca diğer birçok sağ kalan kişiyle karşılaşır.Ele sai em busca de sua família e encontra vários outros sobreviventes ao longo do caminho.
Üç farklı yolaktan oluşur: klasik, lektin ve alternatif yolaklar.Consiste em três vias diferentes: via clássica, via da lectina e via alternativa.
Alan, Barry ve Sarah kaçarak Cynthia'nın saklandığı bilinen hidroelektrik santraline doğru yola çıkarlar.Alan, Barry, e Sarah escapam e vão a uma central hidroeléctrica abandonada onde Cynthia estava escondida.
Anne ve babası Yolanda ve George Rivera'dır.Seus pais são George e Yolanda Rivera.
Donanma 10 Temmuz'da Avrupa'ya yola çıkmıştır.A frota partiu para a Europa no San Jose em 10 de junho.
Gece Nöbeti'nden bir keşif grubu Duvar'ın kuzeyine doğru yola çıkar.Um grupo de reconhecimento da Patrulha da Noite avança para o norte da Muralha.
Bu film, Corman'ın Poe'nun öykülerinden yola çıkarak çektiği sekiz filmlik dizinin sonuncusuydu.Foi a última das oito adaptações cinematográficas do diretor, das histórias de Poe.
Theodosiopolis'i bypass ederek, Satala'ya doğru yola çıktı ve kampını şehir duvarlarından biraz uzakta kurdu.Ignorando Teodosiópolis, dirigiu-se para Satala e estabeleceu campo a alguma distância dos muros da cidade.
Grup daha sonra Son Durak'a doğru giden yolu tamamlamak için yola koyulur.O grupo então se prepara para terminar a caminhada para Terminus.
Paula 31 Aralık 1900 gecesi Paris'e doğru yola çıktı.Na noite de 31 de dezembro de 1900 Paula tomou caminhou rumo à França.
1975 - NASA, Viking 1 adlı uzay aracını Mars'a doğru yola çıkardı.1975 - A NASA lança a sonda Viking 1 em direcção a Marte.
Muazzam Turanşah gayet hızla Mısır'a doğru yola çıktı.A tempestade estava movendo-se rapidamente para Yap.
(Yağmur durmazsa yola çıkamayız.)(中国語Ver.), Se Não Chover, As Estrelas Não Amarão??)
25 Mart 1931 günü de Tenessee'deki Chattanooga'dan Memphis'e doğru yola çıkan tren çoğunlukla işçi taşıyordu.Em 25 de março de 1931, várias pessoas viajavam em um trem de carga entre Chattanooga e Memphis, Tennessee.
Aile yeni evlerine doğru yola çıkarlar.Eles vão para a nova casa deles.
Ertesi yıl 1501'de kardeşi Miguel Corte-Real ile birlikte üç gemiyle yola çıktı.Numa segunda viagem à Groenlândia em 1501, com o seu irmão Miguel Corte-Real em três caravelas.
Yalnızca %10 kadarı ameliyatla çıkarılmayı gerektirecek abseslere yolaçar.Em 10% dos casos os abcessos necessitam ser drenados cirurgicamente.
Yeniden yola çıkarlar lakin kısa bir süre sonra araba iyice bozulur.Conseguiu voltar, mas com o carro praticamente arruinado.
Arya ve Gendry, Yoren'in eşlikçileriyle Duvar'a doğru yola çıkarlar.Depois de uma rápida conversa, Arya e Gendry partem com a caravana de Yoren para a Muralha.
Yola çıktıktan bir süre sonra şalopaların onları takip ettiklerini görürler.Mais de uma vez, os perseguidores o cercaram.
Bundan sonra Jay-Z'nin yönetiminde olan Roc Nation ile yola devam edeceğini duyurdu.Ora assinou mais tarde contrato com a Roc Nation, através do seu fundador Jay-Z.
Stalin, Temmuz 1907'de Bakü'ye yola çıktığında yanında soygundan elde ettiği 20.000 ruble vardı.Stalin deixou Baku com 20 mil rublos roubados em julho de 1907.
Her bir yolakta belli bir kimyasal bileşik, enzimler tarafından değişime uğrar.Em cada via, um composto químico é modificado por reações químicas.
Fransa’da da bir tümen yola çıkmak için hazırlanmaktadır.Além destas, uma parada se encontram em planejamento.
Teknoloji alanındaki gelişmeler insanların öğrenme yolarında da değişikliklere yol açtı.A evolução da protecção individual acompanhou também a evolução técnica.
15 Mart - Alman taburları Çekoslovakya'ya doğru yola çıktı.15 de março: Alemanha ocupa Tchecoslováquia.
Birlikte bir deve kervanıyla çölü geçmek üzere yola çıkarlar.Eles então acabam em uma estrada deserta perto de um caminhão.
Erkenden kalktım ve yola çıktım.Acordava cedo e imediatamente começava a trabalhar.
Bu şekilde, birkaç aksiyomdan yola çıkarak "her şeyi" açıklamaya çalışmıştır.Isso fez com que eles começassem a exibir atitudes "heel".
Bir de bakmış Sarıkız orada kazları besliyor ve davranışlarından hiç de kötü yola düşmediği anlaşılıyormuş.Ele come desesperadamente os Biscoitos Gatinhos restantes, imaginando por que não está funcionando.
Yola giden kimdir?Quem ficará pelo caminho?