Üç farklı yolaktan oluşur: klasik, lektin ve alternatif yolaklar.Esso presenta 3 diverse vie di attivazione: la via classica, la via della lectina e la via alternativa.
Remus Lupin ve Bill Weasley cesedi bulmak için yola çıkmışlardır fakat cesedi bulamamışlardır.Arthur Weasley, Bill e Lupin cercheranno il suo corpo senza però ottenere risultati.
Jaqen da Arya'ya gece yarısı yola koyulmalarını söyler.Tuttavia Aleksei lo sfida ad affrontarlo a mezzanotte.
Misyon 1 Nisan 1610'da Londra'dan yola çıktı.Le nuove navi salparono da Londra il 1º aprile 1610.
Bunun üzerine Mehabet Han Cihangir ile görüşmek için yola çıktı ve Kâbil'de karşılaştılar.Gli insorti entrarono a Guanajuato e procedettero ad assediare la Alhóndiga.
Tekrar yola koyulur.E si rimette in cammino.
Dingyuan 1885'te yeniden yola çıkmış ve Çin'e ulaşmıştır.Nel 1885 la Dingyuan fu finalmente mandata in Cina, arrivò l'anno seguente.
İki gemi 4 Kasım'da Kiel'den yola çıkarak 15 Kasım 1912'de İstanbul'a vardılar.Le due navi lasciarono Kiel il 4 novembre ed arrivarono il 15 novembre 1912.
İşte düz bir şekilde hareket eden ve aniden düz bir yola geri atlayan bir nesne görüyorsunuz.Si raggiunge il passo Couletta, da cui si scende in direzione del rifugio.
"AK Parti Samsun'da Yılmaz ile yola devam kararı aldı".Voglio uscire vivo il giorno di San Valentino."
Şubat 1867'de Santiago de Querétaro, uerétaro Arteaga'ya yola çıktı.Il 13 febbraio 1867, Massimiliano si ritirò a Santiago de Querétaro.
Ertesi gün tekrar Şırnak'a gitmek üzere yola çıkan heyet ikinci kere engellenmiştir.Tornato nuovamente al trono, abdicherà una seconda volta.
Bundan yola çıkarak halk arasındaki bu anlayışın yanlış olduğunu kesin bir dille söyleyebiliriz.Probabilmente proprio da ciò sono nate le incomprensioni col pubblico.
15 Mart - Alman taburları Çekoslovakya'ya doğru yola çıktı.15 marzo: la Germania occupa la Cecoslovacchia.
Bu yola “Kritik yol” denir.Chiamò questo percorso "individuazione".
Atamazsa bahşiş verip yola devam ederler.Senza alcun preavviso, riparte.
Babasının evine doğru yola koyulur.In seguito si reca a casa del padre.
Grup daha sonra Son Durak'a doğru giden yolu tamamlamak için yola koyulur.In finale il gruppo corre unito fino all'ultima curva.
Bu efsânelerden yola çıkarak, hiçbir tanrının kâdir-i mutlak ve hüsn-ü mutlak olmadığı söylenebilir.Allora i viandanti risposero dicendo che niente è impossibile a Dio.
Çok yaşlandıklarında Rohan ve Gondor ziyaretleri için yola çıktılar ikisi de D.Ç. 64 civarında öldüler.In età avanzata partono per Gondor e Rohan insieme, e muoiono entrambi nella primavera dell'anno 63.
Beş ay sonra iyileşti ve tekrar yola koyuldular.Così in cinque giorni fu perfettamente guarito.
Yola kafileler halinde çıkılmıştır.Le spoglie sono state traslate a Traversara.
Burada da hazırlanıp, tekrar yola koyuldular.Si schierano, quindi, pronti a partire.
Bunun üzerine Delphoi'ye yola çıkar.Si mettono in marcia per Delhi.
Sonunda başarır ve arabayı alıp yola çıkarlar.Infine salgono in macchina e se ne vanno.
Yüzeydeki sediment bulanıklıkları daha ciddi sorunlara yolaçar.Allarmantemente, i problemi fuori campo offuscarono i problemi in campo.
11 Şubat - Libya'dan yola çıkan ve 200 aşkın göçmeni taşıyan tekne Akdeniz'de battı.31 marzo Tragedia nel Mar Mediterraneo: dispersi 200 immigrati provenienti dalla Libia e diretti in Italia.
Bu iki İranlı gezgin İran'dan yola çıkarak Fransa'ya kadar gelir.Due iraniani omosessuali sfuggono dall'Iran verso la Francia per poter vivere liberamente la loro unione.
Bir gün büyükbabasının geçmişini araştırmak üzere Ukrayna'ya doğru yola çıkar.Nel 1999 si è spostato in Ucraina per fare ricerche sulla vita di suo nonno.
Eyersiz atla yola devam edip Çerkezköy şosesine geldim.Perse il controllo del cavallo e finì nel vicino fossato.
Suikastla ilgili delillerden yola çıkarak yeniden inceleme yapılacağı açıklandı.Un ulteriore test sull'associazione di idee proposto dall'assassino viene risolto immediatamente.
Shane'e göre ekip, aramayı bırakmalı ve Fort Benning'e doğru yola koyulmalıdırlar.Racconta ciò che è accaduto e chiude la chiamata dicendo che si dirigeranno verso Fort Benning.
Kısa süre sonra Gage Creed, yola koşar ve kendisine bir tır çarpar.Nel frattempo il vero Jace Corso rintraccia Uno e gli spara.
Onun icin babasını bulmak üzere yola çıkmak istemektedir.Dichiara di stare cercando suo padre.
Abraham dinlenmek ister ancak Glenn yola devam etmek istemektedir.Quando Glenn si risveglia, costringe Abraham a fermarsi.
Ancak her konu referanduma götürülmez, bu yola başvurmanın koşulları vardır, çünkü masraflı bir uygulamadır.Non è necessario che tutte le voci abbiano esposto il tema perché vi sia un'entrata supplementare.
Geri dönmek ya da yola devam etmek arasında tereddüt yaşar ise de devam kararı alır.Una volta che il sopravvissuto tornerà camminare o ad interagire, essi voleranno via.
5 Şubat günü Balboa istikametine yola çıktı ve 14 Şubat günü ulaştı.Il 2 febbraio la Pennsylvania lasciò la flotta e fece ritorno a Balboa, dove giunse il 14 febbraio.
Bu bakış açısından yola çıkan bir düşünceyle disleksiyle baş etmek için göz eğitimleri yaptırılıyordu.Questo modo di pensare era rafforzato anche per mezzo di raccomandazioni riguardo alla dieta.
Yarın yola çıkarsam iyi olup olmayacağını merak ediyordum.Я хотел узнать, будет ли это нормально, если я возьму отгул завтра.
Dikkatini yola ver.Следи за дорогой.
Dikkatinizi yola verin.Следите за дорогой.
Filipinler'e gitmek üzere yola çıkıyoruz!Отправляемся на Филиппины!
İş beklenmedik bir yola doğru gidiyor.Дело принимает неожиданный оборот.
"La Traviata" başlığı doğru yoldan çıkmış (kötü yola sapmış) kadın anlamındadır.Маҳмуд Ҳакимович Маликов, род. 26.08.
(10) ve (15) numaralı ipuçlarından yola çıkarsak, ikinci ev mavidir.Из (10) и (15) следует, что второй дом синий.
Ertesi iki yılını hazırlıklara harcayıp, 14 Nisan 1202 tarihinde sonunda yola çıktı.Он провел следующие два года в подготовке похода и 14 апреля 1202 года отправился в путь.
İkinci jenerasyon Volkswagen Passat 1981'de yola çıktı.Второе поколение Volkswagen Passat было запущено в 1981 году.
15 Mart - Alman taburları Çekoslovakya'ya doğru yola çıktı.15 марта — германские войска вступили в Чехословакию.
“(Grup olarak) yola devam etmek istediğimizden emin değildik.”Мы не уверены, что она была соблюдена в полном объёме».
Daha sonra ilk çıkışı için yola koyuldu.Где он и отправился в свое первое плавание.
Şarkılar buradan yola çıkarak küresel toplumun yükseliş ve düşüşünü anlatan bir hikâye şeklindedir.Песня постепенно подготавливает слушателя, чтобы рассказать историю возвышения и падения глобального общества.
Ertesi gün tekrar yola düştüm ve Kenan (memleketine) gittim.Через какое-то время я поднялся и пошел к дому.
Burada Temmuz'a kadar kalarak yeniden yola koyuldular.Попросил остаться до июля.
Noether Nisan’ın sonuna doğru Göttingen’e yola çıktı, iki hafta sonra annesi Erlangen’de öldü.Нётер уехала в Гёттинген в конце апреля; две недели спустя в Эрлангене скоропостижно умерла её мать.
Stalin, Temmuz 1907'de Bakü'ye yola çıktığında yanında soygundan elde ettiği 20.000 ruble vardı.Сталин уехал из Баку с 20 000 рублей украденных денег в июле 1907.
Psycho rehineyi güvenli bir tahliye noktasına götürür ve Prophet ile Nomad kazı alanına doğru yola çıkarlar.Псих отправляется сопровождать заложницу в зону эвакуации, а Пророк с Номадом идут к раскопу.
Yola devam etmek zorundayız.Мы должны идти дальше.
Zekeriya'yı, Yahya'yı, İsa'yı, İlyas'ı doğru yola erdirmiştik.У него остались жена Ёко (Yohko), и дочери: Юми, Эми и Нами (Yumi, Amy и Nami).
Musa, karısı ve çocuklarını yanına alıp Mısır'a doğru yola çıktı.Свита фараона и его дочери.