Ana içeriğe geç
Sözlük

yola ile cümle

yola kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu iki yolak ilk birkaç adımlarında benzerdirler.Algunos de ellos siguen el mismo recorrido que sus predecesores.
Bana uy ki seni doğru yola ileteyim.¡Que me guíe en los días venideros!”.
1450 - 1500) - ünlü Portekizli kâşif Portekiz'den yola çıkıp Ümit Burnu'na gitmişti.1450-1500), explorador y navegante portugués, que desde Portugal llegó al cabo de Buena Esperanza.
1814 Mayıs'ında Johanne Cathrine Andrea Borch ile evlenen Norveçli, yazın ülkesine gitmek üzere yola çıktı.Después de casarse con Johanne Cathrine Andrea Borch en mayo de 1814, partieron hacia Noruega en el verano.
En sonunda Çin'e gitmek üzere tekrar yola çıktı.Finalmente hicieron su camino de vuelta a Australia.
Sabaha karşı yola çıktık.Por la mañana se han ido.
Ertesi gün Desmond, Charlie, Jin ve Hurley ormana doğru yola koyulurlar.Por la mañana, Desmond, Charlie, Jin y Hurley se aventuran dentro de la selva.
Ve Argo gemisiyle yola çıkarlar.Ella también viaja en el barco, el Argosy.
Ondan eğitim almak için yola çıkar.Agradece que se le lleve a pasear.
Yola çıktıktan bir süre sonra şalopaların onları takip ettiklerini görürler.Pero Después descubre que El Rebaño los estaba siguiendo.
Bu sırada takip ettikleri yola gonad yolu denilir.Para ello les siguen la pista allí donde van.
Bu yola dah a sonra Olds'un ismi verilmiştir.Pese a todo, conservaría el apellido Olson.
Yola devam etmek zorundayız.Sigo mi camino.
Yıllardır Kayıp olan bu son parçayı bulmak için yola koyulur.De esta manera quedó constituida la que fue durante muchos años la pista descubierta.
Yola yalnız devam eder.Ella queda sola en la ruta.
Plaj, 1920-1930 yıllarında mimar Richard Ermisch'in fikrinden yola çıkılarak inşa edilmiştir.Fue construido entre 1920-1930 después de haber sido ideado por Richard Ermisch.
Moran, adı kendisi gibi Jacques olan inatçı oğlunu da yanına alarak yola çıkar.Inicia la búsqueda, llevando con él a su hijo recalcitrante, también llamado Jacques.
Metabolik bir yolakta, bir enzimin ürünü, bir diğeri tarafından substrat olarak kullanılır.En una ruta metabólica, una enzima toma como sustrato el producto de otra enzima.
Yalnızca %10 kadarı ameliyatla çıkarılmayı gerektirecek abseslere yolaçar.Menos del 1% requirieron cirugía para corregirlos.
Kızılderililer bütün ana yola dağılmıştı; ve kanlar içinde ölümü bekliyorlardı.Echaron fuera toda la vecindad; quedaron teñidos en sangre.
Yola kafileler halinde çıkılmıştır.Es atravesada por vías pecuarias.
Kısıtlı bütçeli bir takımla ligde kalma hedefiyle yola çıkıldı.Argumentaban que una fuerza lista para combatir podía ser retenida con un nivel presupuestario mucho más bajo.
Karanlık çökerken Sally ve Franklin arkadaşlarını aramak için yola çıkar.Al anochecer, Sally y Franklin deciden ir en busca del resto.
Bunun iyi bir örneği, glikolitik yolağın allosterik düzenlemesidir.Un buen ejemplo de esto es el cybercorcel Voyager.
Mekke'ye ulaştığında ilk yola çıkışından çeyrek yüzyıl sonra Mağrib'e dönmeye karar verdi.Tras llegar a la Meca, decidió volver a Marruecos, casi un cuarto de siglo después de salir de allí.
Hava araçları bu önceden belirlenmiş yoları izleyerek uçuş planını tamamlar.Los aviones siguen estas rutas predefinidas para completar un plan de vuelo.
Mera yola terkler ve imar mevzuatına uygunluğu oluşmasına özellikle önem verilmektedir.El objetivo es burlarse de las modas y del concepto de progreso.
Bu film, Corman'ın Poe'nun öykülerinden yola çıkarak çektiği sekiz filmlik dizinin sonuncusuydu.Fue la tercera de las ocho adaptaciones de obras de Poe dirigidas por Corman para American International.
Teknoloji alanındaki gelişmeler insanların öğrenme yolarında da değişikliklere yol açtı.Las situaciones de aprendizaje en línea también provocan un cambio en la percepción del profesor.
Bunun üzerine Lara italya'ya doğru yola çıkar.Debía marchar a Italia de forma inmediata.
1975 - NASA, Viking 1 adlı uzay aracını Mars'a doğru yola çıkardı.1975: lanzamiento de la sonda estadounidense Viking 1 a Marte.
Bu anlayıştan yola çıkarak Saussure sentetik bir gösterge kavramına ulaşmıştır.Este tipo de silencio crea la sensación de un vacío tenso.
Tekrar yola çıkılır aynı şekilde çalgılar halaylar eşliğinde yol boyunca geri dönülür.Ya con el testimonio en su poder deben regresar haciendo el mismo recorrido.
Edward yanlış anlaşılmış bir dev olan Karl'da kafa dengi bir ruh bulur ve birlikte yola çıkarlar.Tras conocer a Karl, un gigante incomprendido, inicia un viaje junto a él.
Cevaplardan sonra kuşlar yola düşmek isterler öncelikle Hüdhüd onlara açıklayıcı bir konuşma yapar.Los sátiros se dispusieron a encontrar el ganado, siguiendo sus huellas.
Ne var ki bir müddet sonra erkek arkadaşının samimi arkadaşı tarafından dövülerek yola atılır.Más tarde fue expulsado por pelear con el actual novio de su ex novia.
"Ersan Gülüm yola çıktı!".«Hasta aquí llegó la riada».
Sonunda başarır ve arabayı alıp yola çıkarlar.Él toma el tren y se marcha.
Tam yola çıkarken, karşısında Kaan'ı görür ve köyde kalmaya karar verir.Cuando accidentalmente ve a Heroman, decide quedarse en la ciudad.
Yola çıkmadan önce her şeyi kapattığınızdan emin olun.Assicurati di aver spento tutto prima di uscire.
Daha önce yola çıkmalıydım.Sarei dovuto uscire più presto.
"La Traviata" başlığı doğru yoldan çıkmış (kötü yola sapmış) kadın anlamındadır."A chi perdonerete i peccati, saranno perdonati; a chi li riterrete, saranno ritenuti" (Giovanni 20,23).
Bana uy ki seni doğru yola ileteyim.Non dubitatene e seguitemi, questa è la retta via.
Musa, karısı ve çocuklarını yanına alıp Mısır'a doğru yola çıktı.Mosè poi rimandò sua moglie e i suoi figli dal padre.
Bu gözlemden yola çıkılarak, olgunun oluşumunda tekrarın asıl etken olduğu sonucuna varılmıştır. ^ (4).Abbiamo tolto il velo dai tuoi occhi, e oggi la tua vista è chiara, dice il Corano.
Göçmen dolu 25 gemiyle yola çıktı, bunlardan ancak 14'ü Grönland'a varabildi.Parte con 30 navi ma solo 14 raggiungono la Groenlandia.
Bu katabolik yolak glükoz tüketir ve ATP, NADH ve pirüvat üretir.Questo pathway catabolico consuma glucosio e produce ATP, NADH e piruvato.
Erkenden kalktım ve yola çıktım.Improvvisamente ci alzavamo e ci precipitavamo fuori.
Sıkı bir pazarlıktan sonra anlaşan ikili, eşeği alıp yola düşer.Dopo un interminabile combattimento, entrambi si colpiscono e precipitano.
Kendisini doğru yola getirmek isteyen Ebülfazl'ı öldürttü.Chi vuoi che lo conduca in Rai (tranne la Ventura)?
Bu sırada Beşinci Subay Lowe hayatta kalanları aramak üzere bir filikayla yola çıkmıştır.Il quinto ufficiale Harold Lowe, al comando di una lancia, torna indietro in cerca di superstiti.
Hemen o gün yola çıkar.Subito dopo si mette in viaggio.
1814 Mayıs'ında Johanne Cathrine Andrea Borch ile evlenen Norveçli, yazın ülkesine gitmek üzere yola çıktı.Dopo aver sposato Johanne Cathrine Andrea Borch, nel maggio 1814, partirono per la Norvegia in estate.
Gerekenden çok az kömür alındı ve yola devam edildi.Ben pochi rifornimenti furono scaricati ed effettivamente utilizzati.
“(Grup olarak) yola devam etmek istediğimizden emin değildik.”E comunque non li faremmo nel modo in cui li facemmo allora".
Zenobia ve Vaballathus, Aurelian tarafından Roma'ya esir olarak götürülmek üzere yola çıkartıldı.Zenobia, Vaballato e Tetrico sono portati a Roma come prigionieri.
Buradan yola çıkarak Mediciler önce Floransa'da, sonra da İtalya ve Avrupa'da politik güce kavuştular.Con questa ricchezza, acquisì potere politico prima a Firenze e successivamente in Italia e in Europa.
Polis yola barikat kurmuştur.La polizia ha bloccato il loro cammino.
Daha sonra ilk çıkışı için yola koyuldu.È uscita comunque al primo turno.
Ash, Necronomicon için yola çıkar.Ash arriva finalmente dov'è custodito il Necronomicon.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod