Ana içeriğe geç
Sözlük

yola ile cümle

yola kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
İlk karısı Marie de Montferrat'tan, sonradan Kudüs Kraliçesi olacak tek çocuğu Yolande doğmuştur.Ihre Tochter aus erster Ehe Maria von Montferrat wird im Alter von 13 Jahren Königin von Jerusalem.
Böylece yola çıkanlar kendilerini öncü olarak görmelidir.Sie sind voneinander entfernt vor dem Vorderrand der Augen eingelenkt.
Onun adından yola çıkarak bu hanedanlığa Fedlavi denilmiştir.Hieraus leitet sich ihr Name ab (fallen eng. to drop).
Bu yola çıkış, hiçbir biçimde cinsiyet ayrımcılığı mücadelesi değildir.Rassentrennung ist keinesfalls Diskriminierung...
Sonunda ikisi de cin perisini bulmak için yola çıkarlar.Beide fangen schließlich an, Rosen zu züchten.
Fakat her şey Elly’nin aniden ortadan kayboluşuyla bambaşka bir yola girer.Auf einen Versöhnungsversuch von Elly geht Bud nicht ein.
Tekrar yola çıkılır aynı şekilde çalgılar halaylar eşliğinde yol boyunca geri dönülür.Fühlen sie sich wieder sicher klettern sie an den gleichen Faden wieder zum Blatt empor.
Sürücü bir imdat çağrısı yollar ve kurtarma servisi yola çıkar.Ambulance Command: Organisiert und führt den Rettungsdienst durch.
Anamadde: Hırçın Kız (oyun) Yola getirilen hırçın kız.Te kjo vajzë e përgjakur/An diesem blutüberströmten Mädchen.
O yıl kervan yola düzülür.Jahr, für das die Verleihung erfolgte
Gezilerine kaldıkları yerden devam etmek üzere yola çıkan Humbert daha ilk durakta Lolita'yı kaybeder.Der erlöste Humbert holt Lolita vorzeitig aus ihrem Ferienlager ab.
Yola giden kimdir?Wer wandert aus?
Daha ziyade yanlış bir yola yöneltme sözkonusu.Sie befinden sich jedoch auf der falschen Fahrbahn.
Cemiyet sahibi olmak; yola (tarîkata) girmek isteğinden olmaktır.Doch als Granec mit ihr zusammenziehen will, versetzt sie ihn.
Şehir 1515 yola sahiptir.1557 hatte die Ortschaft 10 Porta.
Daha sonra bu dörtlü hep beraber Horasan'a doğru yola çıkarlar.Alle vier reiten gemeinsam in den Sonnenuntergang.
Birincisi, köprü inşaatının çökmesi birçok personelin ölümüne yolaçtı.Besonders das Überschreiten der Brücke kostete daher viele Tote.
Yola yalnız devam eder.Er springt allein weiter.
Teknoloji alanındaki gelişmeler insanların öğrenme yolarında da değişikliklere yol açtı.Entsprechend verändert sich die Intelligenz im Verlaufe der Entwicklungsstadien der Menschen.
Daha sonra ikisi yola devam ettiler ve yolculukları Osaka'da noktalandı.Im Morgengrauen flüchten die beiden in Richtung Osaka.
1984 yılında köy, yola ve elektiriğe kavuşmuştur.1984), den ich für Drift- und Rundkursrennen benutzte.
Aydınlığa giden yola, kişinin gücü ve motivasyonuyla çıkılır.Der Weg zur Erleuchtung muss letztlich aus eigener Kraft und Motivation beschritten werden.
Istarinin bazısı karanlık yola saptı, bazıları ise aydınlıkta kaldılar.Einige ließen das Imamat bei ihm enden. die stehenbleibende Ismāʿīlīya.
Bu yanlış kanısından yola çıkarak bu hücrelere "mastzellen" yani "besleyen-hücreler" ismini vermiştir.Er dachte, dass es sich um einen Zustand guter Ernährung handeln müsse, und nannte die Zellen „Mastzellen“.
Bu takdirde bir şamanın bu ruhu tekrar yola getirmesi gerekir.In diesem Fall müssen sie von einem Schamanen auf ihren Weg gebracht werden.
Kardeşleri yola çıktıklarında kahyasını gönderip onları durdurttu ve hırsızlıkla itham etti.Die Brüder werden unmittelbar nach ihrer Abreise von seinen Leuten festgenommen und des Diebstahls bezichtigt.
Onun icin babasını bulmak üzere yola çıkmak istemektedir.Ben beschließt, sich auf die Suche nach seinem Vater zu begeben.
V. Karl ise seferin lojistik boyutunu yeterince düşünmeden yola çıkmıştı.Karl V. brachte seiner Gattin stets eine weit über das übliche Maß hinausgehende höfische Verehrung entgegen.
Kalan iki gemi değerli baharatlarla dolu olarak batıya, İspanya'ya doğru yola çıkmaya çalıştı.Die beiden Schiffe liefen bei ruhigem Seewetter in Richtung Wisconsin aus.
Ardından Şirkuh ve askerlerle yola çıktı.Sofort danach flohen die Soldaten und Kommissare.
İkisi Pyotr'un babasının malikânesine gitmek üzere yola çıkarlar.Beide beschließen zu Peters ehemaligen Studio zu gehen.
Telekom alanındaki teorik çalışmaları pratikte test etmek ve uygulamaya dökmek amacıyla yola çıkılmıştır.Die Ergebnisse der Teamarbeit werden im konkreten Arbeitsumfeld dokumentiert und sofort umgesetzt.
Yola devam etmek zorundayız.Wir müssen weiter.
Alone in the Dark Infogrames'in popüler oyunları Alone in the Dark serisinin konularından yola çıkılmış.Die Ursprünge des Genres sind auf Action-Adventures wie Alone in the Dark zurückzuführen.
Bundan yola çıkarsak TBMM ülkenin kanunlarını belirler.Wir glauben, daß wir bewegt sind von dem großen Gesetz.
C-Note yola trenle devam etmeye karar verir.Schach verstehen Zug um Zug.
Sonunda ise erkek tarafı kız tarafına doğru bir kafileyle yola çıkar.Als deren Ersatz sei der irdische Mensch als „Platzhalter“ getreten.
Mahmûd Trabzonî Efendi’den tarîkatı tamamlayarak yola girmiş ve öğretme icazetnamesi (izin belgesi) almıştır.Bei deren Leiter Həmzə Əliyev und später bei Rəsul Əsədov erlernte er das Spiel der Tar.
Tekerlekli araçlar içi kablo yola dik döşenmekteydi.Auf Steilstrecken wurden die Wagen von einem Kabel gezogen.
Yola çıkmak üzereydim.J'étais sur le point de partir.
Yola çıkamıyoruz.Nous ne pouvons pas partir.
Sürücü sola bakmadan yola çikti.Le conducteur s'est engagé sur la route sans regarder à gauche.
Allah dilediğini saptırır, dilediğini doğru yola iletir.Allah guide vers Sa lumière qui Il veut.
İkinci jenerasyon Volkswagen Passat 1981'de yola çıktı.La deuxième génération de Volkswagen Passat a été lancée en 1981.
Bölgede bir hafta geçirilmesinin ardından Şili'ye gitmek üzere gemiler yola çıktı.Après une semaine dans la région, les navires partent pour le Chili.
Sözde Sarıkız kötü yola düşmüş, başka başka insanlarla yatıp kalkıyor diyorlarmış.Un peu mal à l’aise, ils parlent à propos du fait qu’ils n’ont couché avec personne d’autre.
Bana uy ki seni doğru yola ileteyim.Adorez-Le donc : voilà le chemin droit."
Misyon 1 Nisan 1610'da Londra'dan yola çıktı.Ils partirent de Londres le 1er avril 1610.
Oraya Çin’in yeni bir yola girmesi gibi iyimserlik ve umutla gitmişti.Il y est allé avec optimisme et espoir, considérant la Chine comme étant alors sur un nouveau chemin.
Yolanda ismi (Violante'nin değişmiş hali) anneannesinden gelir.Yolande (variation de Violante) a hérité du prénom de sa grand-mère.
Mahmûd Trabzonî Efendi’den tarîkatı tamamlayarak yola girmiş ve öğretme icazetnamesi (izin belgesi) almıştır.Hârûn ar-Rachîd interdisait, en vain, aux médinois de lui rendre visite et de suivre son enseignement.
Hayes, müzik endüstrisinde solo sanatçı olarak yola devam etmek istediğini belirtti.Quant à Hayes, il voulait faire son chemin dans l'industrie musicale en tant qu'artiste solo.
“(Grup olarak) yola devam etmek istediğimizden emin değildik.”Et rien ne nous empêche d’aller au-devant de leurs désirs… ».
Kıyafetlerinin eskimesinden yola çıkarak Jack onların 40-50 yıl önce öldükleri tahmininde bulunur.Selon l'estimation approximative de Jack, ils seraient morts depuis au moins 40 ou 50 ans avant le crash.
Yola devam etmek zorundayız.Je dois continuer.
Istarinin bazısı karanlık yola saptı, bazıları ise aydınlıkta kaldılar.Un de ses embranchements part, quant à lui, vers le chemin de l'Ombre.
Rick ve diğerleri ise Beth ve Carol’ı kurtarmak için Atlanta'ya doğru yola çıkmışlardır.Elle part avec les autres à Atlanta pour secourir Beth et Carol.
Üç farklı yolaktan oluşur: klasik, lektin ve alternatif yolaklar.Il est composé de 3 voies différentes : la voie classique, la voie des lectines et la voie alterne.
Doktor ve Rose sonraki uzay zaman çaprazında çoğu seyahetlere tekrar yola hazırlardı.Le Docteur et Rose se préparent ensuite à de nouveaux voyages à travers le temps et l'espace.
Supai en yakın yola 13 km uzaklıktadır ve toplulukta otomobil yoktur.Supai est situé à 13 km de la route la plus proche et on n'y compte aucune voiture.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod