Ana içeriğe geç
Sözlük

yol ile cümle

yol kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Tom yalnız başına yolculuk etmek istemiyor.Tom doesn't want to travel alone.
Yolumuzu kaybettik.We lost our way.
Biz senin yolunun içine girmek istemedik.We didn't want to get in your way.
Yolculuğunu ertelemeni istiyorum.I'd like you to postpone your trip.
Herhangi bir soruna yol açmak istemiyoruz.We don't want to cause any trouble.
Sen bu yoldan aşağıya doğru inmek istemiyorsun.You don't want to go down this road.
Mutlu olmamız için bir yol bulmak istiyorum.I want to find a way for us to be happy.
O yoldan gitmek istemeyiz, değil mi?We don't want to go down that road, do we?
O yoluna girecek.It's going to be all right.
Yolculuğun hakkında her şeyi duymak istiyorum.I want to hear all about your trip.
Boston'a yolculuğun hakkında her şeyi duymak istiyorum.I want to hear all about your trip to Boston.
Tom okul yolunda Mary ile karşılaştı.Tom bumped into Mary on his way to school.
Kahretsin! Bu tek çıkış yolumuzdu.Dammit! That was our only way out!
Boston'a yolculuğunu ertelemeyi düşünmek isteyebilirsin.You may want to consider postponing your trip to Boston.
Seni incitmek zorunda kalmak istemiyorum ama yoluma çıkarsan başka seçeneğim kalmayacak.I don't want to have to hurt you, but if you get in my way, I'll have no choice.
Tom orada durdu, işlek yolu geçmek için bekliyordu.Tom stood there, waiting to cross the busy road.
Senin iyi bir planın var, yoldaş Jukov.You have a good plan, Comrade Zhukov.
Bundan kurtulmanın en iyi yolunun ne olduğundan emin değilim.I'm not sure what's the best way to disentangle this.
Bir felaket olduğundan beri birkaç yolcu hayatta kaldı.Since a disaster occurred, few passengers survived.
Bir yolunu bulup kendini kurtardı.He saved himself somehow.
Bunun için seni suçlayabilmemin bir yolu var mı?Is there any way I can blame this on you?
Bunun için Tom'u suçlama yolu bulacağım.I'm going to figure out a way to blame this on Tom.
Ben onu zor yoldan öğrendim.I learned that the hard way.
Bir çıkış yolu bulacağız.We'll work something out.
Yolunda gitmeyen bir şeyler olmalı.Something must be wrong.
Yarın yola çıkıyorum.I am taking tomorrow off.
Bu, filleri canlı yakalamalarının yoludur.This is the way they capture elephants alive.
Gizli bir geçit yoluyla kaçtılar.They fled through a secret passageway.
Tom Mary'ye bir öpücük yolladı, arabasına bindi ve uzaklaştı.Tom blew Mary a kiss, got into his car and drove away.
Tom arabasını özel araba yolunda tam Mary'nin arabasının arkasına park etti.Tom parked his car in the driveway just behind Mary's car.
Yola devam edin.Keep going.
Okullar ve yollar vergilerle ödenen hizmetlerdir.Schools and roads are services paid for by taxes.
Yol direkt.The path is direct.
Asiler demir yolunu sabote etti.The rebels sabotaged the railroad.
Sana ödeme yapabilmemin başka bir yolu var mı?Is there any other way I can pay you?
Bu, düşmanın fark etmesine yol açan şey.It's a dead giveaway.
Deniz yoluyla geldi ama havayoluyla gitti.He arrived by sea but left by air.
Onu yapmanın kaç yolu var?How many ways are there to do that?
Aşk için hiçbir yol yoktur. Aşk yoldur.There is no road to love. Love is the road.
Şaka yollu takılıyoruz.We're teasing.
Genellikle yalnız mı yolculuk edersin?Do you usually travel alone?
Bazı insanlar yalnız yolculuk etmeyi sever.Some people like to travel alone.
Tom Mary ve John'u yalnız bırakarak yola çıktı.Tom departed, leaving Mary and John alone.
Tom orman boyunca tek başına yolunu açtı.Tom hacked his way through the jungle alone.
Sen neden yolda öncülük yapmıyorsun?Why don't you lead the way?
O, sadece benim olduğum yol.That's just the way I am.
Biz bütün yolu gitmedik.We didn't go all the way.
O, yola çıkmak üzere.He's about to leave.
Yoğun sisten dolayı önümüzdeki yolu zar zor görebildik.Because of the heavy fog, we could barely see the road in front of us.
Devrilmiş bir ağaç yolu kapattı.A fallen tree blocked the way.
Tom'a mesaj yolluyorum.I'm texting Tom.
Tom mesaj yollamaya devam etti.Tom kept texting.
Yolumuza devam ediyoruz.We're moving on.
Oraya yarı yoldayız.We're halfway there.
Biz yolcuyduk.We were passengers.
Şimdi yoluna devam et.Now move on.
Bir yol daha var.There's another way.
Benim yolculuk var.There's my ride.
Herhangi bir sorun olmadan yolunuzu bulabilir misiniz?Can you find your way all right?
Kalabalık yol verdi.The crowd gave way.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod