Ana içeriğe geç
Sözlük

yol ile cümle

yol kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Düşmüş bir kaya onun yolunu kapadı.A fallen rock barred his way.
Fırtına benim yola çıkmama engel oldu.The storm prevented me from leaving.
Tüm yolcuları fırtına sırasında deniz tuttu.All the passengers got seasick during the storm.
Yere kara yoluyla ulaşılamaz.The place is not accessible by land.
Yolculuğuna başlamaya hazır mısın?Are you ready to start your journey?
Bir yolcu uçağı ABD'ye havalandı.A passenger airplane took off for the USA.
Seyahat edersem, hava yoluyla seyahat etmeyi tercih ederim.When I travel, I prefer to travel by air.
Bu rehber kitap yolculuğunda sana faydalı olabilir.This guidebook might be of use to you on your trip.
Yolculuk için hazırlan.Please prepare for the trip.
Aynı kural bir yolculuğa çıkmak için de geçerlidir.The same rule applies to going for a journey.
Yolculuğa çıkmadan önce saç tıraşı olmak istiyorum.I want to get a haircut before I go on the trip.
Yolculuk için hazır mısınız?Are you ready for the trip?
Yolculuk için hepiniz hazır mısınız?Are you all set for the trip?
Yolculuk için her şeyini hazırladın mı?Are you all set for the trip?
Yolculuğun için her şeyi ayarladın mı?Have you made all the arrangements for your trip?
Yolculuğunun amacı nedir?What's the purpose of your trip?
Yolcular bir deniz kenarı otelinde kaldılar.The travelers stayed at a seaside hotel.
Yolculuk boyunca John ve ben arabayı sırayla sürdük.During the trip, John and I alternated driving the car.
Yolculuk sırasında üç kez yağmur yağdı.It rained three times during the trip.
Yolculuk sırasında kötü bir soğuk algınlığına yakalandım.I caught a bad cold during the trip.
Yolculuk boyunca iyi vakit geçirdim.I had a good time during the trip.
Seyahat etmenin en iyi yolu nedir?Which is the best way to travel?
Gezgin bana yol sormak için durdu.The traveler stopped to ask me the way.
Her iki taraf da çözüm yolunda bir adım attı.Both parties took a step towards a solution.
Ailem uzakta bir yolculuğa çıktı ve evde yalnızım.My parents are away on a trip and I'm alone in our house.
Ebeveynlerimle posta yoluyla bağlantı kuruyorum.I keep in touch with my parents by mail.
Tren olmadığı için, tüm yolu yürümek zorunda kaldık.There being no train, we had to walk all the way.
Tren yola çıkmadan önce biraz zaman var.There is a little time before the train departs.
Tren raydan çıktı ve yaklaşık otuz yolcu ya öldü ya da yaralandı.The train was derailed and about thirty passengers were either killed or injured.
Tren öylesine kalabalıktı ki Ueno'ya kadar bütün yol boyunca ayakta durmak zorundaydım.The train was so crowded that I had to stand all the way to Ueno.
Tren yolcularla doluydu.The train was full of passengers.
Tren Kobe istasyonuna gitmek için yola çıktı.The train left for Kobe station.
Yoldaki kan benim olmalı.The blood on the road must be mine.
Sendika ve yönetim arasındaki anlaşmazlık bir greve yol açabilir.The disagreement between the union and management could lead to a strike.
Yaşlı bir adam yolda ölü yatıyordu.An old man lay dead on the road.
Bu hafif bir hatanın ciddi yaralanmalara yol açabileceği çok tehlikeli bir spor.It's a very dangerous sport, where a slight mistake can lead to serious injury.
Yol dik yamaca doğru zikzak çiziyordu.The path zigzagged up the steep slope.
İki yol orada kesişir.The two roads cross there.
Benim fibroid tümörlerim var. Onların büyümesini durdurmanın bir yolu var mı?I have fibroid tumours. Is there a way to stop them getting large?
İyi yolculuklar.Have a nice trip!
İyi yolculuklar!Have a nice trip!
Yol uzun.The road is long.
Hayat uzun, uzun bir yoldur.Life is a long, long road.
Bir yol olmalı.There has to be a way.
Biz New Orleans yolu üzerinde St. Louis'den geçtik.We went through St. Louis on the way to New Orleans.
Seyahat etmenin en hızlı yolu uçakladır.The fastest way to travel is by plane.
O, uzun bir yolculuk yapmak için yeterli enerjiye sahip mi?Does she have enough energy to take a long trip?
O, uzun bir yolculuğa dayanabilir mi?Can she endure a long trip?
Tüm mutlu aileler birbirine benzer; her mutsuz aile kendi yolunda mutsuzdur.Happy families are all alike; every unhappy family is unhappy in its own way.
Derhal yolculuğuna başlamasını rica ettim.I asked him to begin his trip at once.
Yolu bana gösterebilir misiniz lütfen?Can you show me the way please?
Öğretmen, şimdi yola çıkalım, dedi.The teacher said: "Let's set off right now."
Acele etmek hataların yapılmasına yol açar.Hurrying leads to mistakes being made.
Onu yolculuğu iptal etmesi için ikna etmek zordu.It was difficult to convince him to cancel the trip.
Onun yolculuğu iptal etmesini ikna etmeye çalışarak zor bir zaman geçirdim.I had a hard time trying to persuade him to cancel the trip.
Birçok arkadaşlar onu yolcu ettiler.Many friends saw him off.
Yolu yok, onu yapacağım.There's no way I'm going to do that.
Öğrencilerimize gelince, biri Bükreş'e hareket etti, ve biri yolda.As for our students, one has already left for Bucharest, and one is on her way.
Yolcu koltuğunda bıraktığım çanta kaybolmuş!The bag I left on the passenger seat is missing!
Ruslar Fransız yollarını kopyalar, ancak daima elli yıl sonra.The Russians copy the French ways, but always fifty years later.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod