Depresyon büyük işsizlik ve yoksulluğa ve toplumsal huzursuzluğa yol açmaktadır.Krizė lėmė nedarbą, skurdą, socialinius neramumus.
Bu da sonunda büyük ihtimal hırpalanacağı yanlış anlamalara yol açmaktadır.Galiausiai suabejoja, ar tai jam iš tiesų atneš laimę.
İzlanda isim sistemi bazen yurtdışına seyahat eden ailelerde sorunlara yol açmaktadır.Islandi nimesüsteem tekitab vahel peredele probleeme välismaal reisimisel.
Bu, ilişkilerinde güvensizliğe yol açmaktadır.See tekitas nende omavahelistes suhetes suuri pingeid.
Bu dokümanları birçoğunun pratikte kullanılıp kullanılmaması hususu kargaşaya yol açmaktadır.Selle probleemi sisulist käsitlemist väldivad oma graafiõpikutes paljud.
Bu durum tartışmalara ve spekülasyonlara yol açmaktadır.Niimoodi raskendatakse pettused ja spekuleerimised.
Bu da ifade etmemiz gerek bir çok soruna yol açmaktadır.Ceea ce cauzează multe probleme pe care trebuie să le rezolvăm.
Bu da ifade etmemiz gerek bir çok soruna yol açmaktadır.Ce qui mène à de nombreux problèmes que nous devons prendre en compte.
Bu da ifade etmemiz gerek bir çok soruna yol açmaktadır.Ciò porta a molti problemi ai quali dobbiamo indirizzarci.
Bu da ifade etmemiz gerek bir çok soruna yol açmaktadır.Das führt zu einer Menge Problemen, die wir ansprechen müssen.
Bu da ifade etmemiz gerek bir çok soruna yol açmaktadır.Điều đó dẫn đến nhiều vấn đề mà chúng ta cần phải nhấn mạnh.
Bu da ifade etmemiz gerek bir çok soruna yol açmaktadır.Dit leidt tot veel problemen die aangepakt moeten worden.
Bu da ifade etmemiz gerek bir çok soruna yol açmaktadır.Eso causa muchos problemas que tenemos que abordar.
Bu da ifade etmemiz gerek bir çok soruna yol açmaktadır.Ez sok megoldásra váró problémához vezet.
Bu da ifade etmemiz gerek bir çok soruna yol açmaktadır.Hal ini mengakibatkan banyak problem yang harus diatasi.
Bu da ifade etmemiz gerek bir çok soruna yol açmaktadır.가장 먼저 해결해야할 문제중 하나가 이것입니다
Bu da ifade etmemiz gerek bir çok soruna yol açmaktadır.Prowadzi to do wielu problemów, które musimy rozwiązać.
Bu da ifade etmemiz gerek bir çok soruna yol açmaktadır.To je příčina spousty problémů, na kterých musíme začít pracovat.
Bu da ifade etmemiz gerek bir çok soruna yol açmaktadır.Това води до много проблеми, които трябва да решаваме.
Bu da ifade etmemiz gerek bir çok soruna yol açmaktadır.Это приводит в множеству проблем, с которыми нам приходится стакиваться.
Bu da ifade etmemiz gerek bir çok soruna yol açmaktadır.זה מוביל להרבה בעיות שזקוקות לטיפול
Bu da ifade etmemiz gerek bir çok soruna yol açmaktadır.و من شأن هذا أن يؤدي إلى الكثير من المشاكل التي يتعين علينا التصدي لها
Bu da ifade etmemiz gerek bir çok soruna yol açmaktadır.しかし「予期する必要のあるアイデア」は
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.Acesta este produsul descompunerii rocilor, în care organismele sunt ocupate să își facă loc.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.Es el resultado de la descomposición de la piedra, que los organismos ocupadamente consumen.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.Es ist ein Zerfallsprodukt des Felsgesteins, durch den sich die Organismen emsig durchfressen.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.Het is het afbraakproduct van het moedergesteente, waar organismen hun weg door vreten.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.Il s'agit du produit de décomposition de la roche, dans lequel les organismes mâchonnent leur chemin.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.Je to dôsledok porúch v podloží, ktorým sa predierajú organizmy.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.이건 유기체들이 계속 우적우적 씹어 먹어서 부서져 나간 기반암의 산물입니다.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.Produkt rozpadu skały macierzystej, przez którą przegryzają się te organizmy.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.Това е продуктът от разлагане на основата, през която организмите зи проправят път чрез дъвкане.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.Это продукт распада коренной породы, в котором неутомимые организмы прогрызают себе дорогу.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.הוא תוצאה של תהליך כרסום של הסלע שהאורגניזמים הללו מכרסמים את דרכם בו
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.فهي نتاج تفتت الطبقة الأساسية ، بسبب كل تلك الكائنات التي تحاول شق طريقها.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.捕食した結果です 岩盤から鉄とマンガンの成分を 取り出し酸化させます
Bu keskin kokuya gübreden yayılan 40 kadar farklı kimyasal madde yol açmaktadır.Anna et Johan arrivent bientôt dans un parc national situé juste à l'extérieur de Bruxelles.
Bu keskin kokuya gübreden yayılan 40 kadar farklı kimyasal madde yol açmaktadır.Den fräna doften orsakas av upp till 40 olika kemikalier som avges från gödseln som traktorn sprider.
Bu keskin kokuya gübreden yayılan 40 kadar farklı kimyasal madde yol açmaktadır.Den krasse lugt skyldes de hele 40 forskellige kemiske stoffer, der udsendes fra gyllen. Ammoniak (NH
Bu keskin kokuya gübreden yayılan 40 kadar farklı kimyasal madde yol açmaktadır.En poco tiempo, Anna y Johan entran en el parque nacional situado a las afueras de Bruselas.
Bu keskin kokuya gübreden yayılan 40 kadar farklı kimyasal madde yol açmaktadır.Este cheiro nauseabundo é causado por quarenta substâncias químicas diferentes emitidas pelo adubo. O amoníaco
Bu keskin kokuya gübreden yayılan 40 kadar farklı kimyasal madde yol açmaktadır.Oster vonj povzroča nič manj kot 40 različnih kemijskih substanc, ki jih oddaja gnoj. Amoniak (NH
Bu keskin kokuya gübreden yayılan 40 kadar farklı kimyasal madde yol açmaktadır.Pian Anna ja Johan saapuvat aivan Brysselin ulkopuolella sijaitsevaan luonnonpuistoon.
Cezaevindeki uyuşturucu kullanıcılarına yardım yapılmasına yol açmaktadır (42).A kábítószerhasználók támogatása a börtönökben díjkötelessége (Belgium franciaajkú közössége).
Cezaevindeki uyuşturucu kullanıcılarına yardım yapılmasına yol açmaktadır (42).Hjälp till narkotikamissbrukare i fängelse begränsad tillgång till denna typ av behandling i fängelserna (42).
Cezaevindeki uyuşturucu kullanıcılarına yardım yapılmasına yol açmaktadır (42).ve věznici je schváleno v 21 zemích.
Ekonomik ve doğal faktörlerin bileşimi, su kullanımındaki büyük bölgesel farklara yol açmaktadır.Combinînd factorii economici şi naturali rezultă diferenţe regionale majore în utilizarea apei.
Ekonomik ve doğal faktörlerin bileşimi, su kullanımındaki büyük bölgesel farklara yol açmaktadır.Een combinatie van economische en natuurlijke factoren leidt tot grote regionale verschillen in waterverbruik.
Ekonomik ve doğal faktörlerin bileşimi, su kullanımındaki büyük bölgesel farklara yol açmaktadır.Taloudellisten ja luontoperäisten tekijöiden yhdistelmä aiheuttaa merkittäviä alueellisia eroja vedenkäytössä.
Ekonomik ve doğal faktörlerin bileşimi, su kullanımındaki büyük bölgesel farklara yol açmaktadır.Zaradi različnih gospodarskih in naravnih dejavnikov prihaja med regijami do velikih razlik v porabi vode.
• Malların üretimini ya da dağıtımını geliştirmek ya da ekonomik gelişime yol açmak;Acordul îmbunătăţește producţia sau distribuţia de bunuri sau promovează progresuleconomic;
• Malların üretimini ya da dağıtımını geliştirmek ya da ekonomik gelişime yol açmak;Aftalen skal forbedre produktionen eller fordelingen af varerne eller fremme denøkonomiske udvikling.
• Malların üretimini ya da dağıtımını geliştirmek ya da ekonomik gelişime yol açmak;Avtalet skall förbättra produktionen eller distributionen av varor eller främja ekonomiskt framåtskridande.
• Malların üretimini ya da dağıtımını geliştirmek ya da ekonomik gelişime yol açmak;Die Vereinbarung muß die Herstellung und den Vertrieb verbessern sowie den technischen Fortschritt fördern.
• Malların üretimini ya da dağıtımını geliştirmek ya da ekonomik gelişime yol açmak;El acuerdo debe mejorar la producción o la distribución o promover el progresoeconómico.
• Malların üretimini ya da dağıtımını geliştirmek ya da ekonomik gelişime yol açmak;L’accord améliore la production, la distribution ou promeut le progrèséconomique.
• Malların üretimini ya da dağıtımını geliştirmek ya da ekonomik gelişime yol açmak;• l’accordo migliora la produzione o la distribuzione o promuove il progresso economico;
• Malların üretimini ya da dağıtımını geliştirmek ya da ekonomik gelişime yol açmak;• musí prispieť k zlepšeniu výroby alebo distribúcie tovaru alebo podporovaťhospodársky pokrok;
• Malların üretimini ya da dağıtımını geliştirmek ya da ekonomik gelişime yol açmak;• musí přispívat k zlepšení výroby nebo odbytu zboží nebo k podpoře hospodářského
• Malların üretimini ya da dağıtımını geliştirmek ya da ekonomik gelişime yol açmak;• musi zapewniać konsumentom pośrednim i finalnym uczciwy udział w wynikających z niego korzyściach,