Paniğe yol açmak istemiyoruz.We don't want to cause a panic.
Herhangi bir soruna yol açmak istemiyoruz.We don't want to cause any trouble.
Paniğe yol açmak istemiyorum.I don't want to cause a panic.
Cehalet önyargının birçok formlarına yol açmaktadır.Ignorance gives rise to many forms of prejudice.
Yıldırım her yıl yaklaşık 60 kişinin ölümüne yol açmaktadır.Lightning results in the death of about 60 people a year.
Bu şöyle bir çelişkiye yol açmaktadır; R=R0 ve R<R0.This leads to the contradiction that R=R0 and R<R0.
Ama aynı zamanda bu olay onun ölümüne de yol açmaktadır.The accident also indirectly led to her death.
Bilgi yönetimi öğrenim yönetimi ve düzenleyici uyuma yol açmaktadır.Knowledge management leads to learning management and regulatory compliance.
Bu, ilişkilerinde güvensizliğe yol açmaktadır.This leads to frustration in their relationship.
Depresyon büyük işsizlik ve yoksulluğa ve toplumsal huzursuzluğa yol açmaktadır.The depression lead to large unemployment and poverty, as well as increasing social unrest.
Bu durum tartışmalara ve spekülasyonlara yol açmaktadır.This has been the subject of controversy and speculation.
WWE'de gençlere ve ana pazarlama programlarına da yol açmak için çalışmalar başlattı.GBT began conducting more projects for and with children.
Bu durum yetkinin kötüye kullanılmasına yol açmaktaydı.The latter case led more easily to abuses of power.
Hastane personel olarak yetersiz oluşu atıl vaziyette çalışmasına yol açmaktadır.The ship also has disaster relief capabilities because it can operate as a hospital.
Tiberium büyük sağlık sorunlarına yol açmaktadır.Piper implemented important sanitation measures.
Ve bu muhafaza ve diger başka tekniklere yol açmaktadır.And it leads to reservations and other techniques.
Bu da ifade etmemiz gerek bir çok soruna yol açmaktadır.That is leading to a lot of problems which we need to address.
Bu kaya yatağının ürünü olarak oluşuyor ve organizmalar yol açmak ile meşguller.This is the breakdown product of the bedrock, that organisms are busy munching their way through.
Parti, süreçte uzun süreli bir gecikmeye yol açmak istiyor.The goal is to ensure a long-term delay in the process.
Mayınlar, her sene yaralanmalara ve ölümlere yol açmakta.Mines are responsible for injuries and deaths each year.
Yani, siyasi istikrarsızlık devlet giderlerinde 1,5 milyar avroluk bir artışa yol açmaktadır." dedi.Thus, the political instability leads to a 1.5 billion-euro hike in state costs," said Croitoru.
Yumurtlamanın olmaması kısırlığa yol açmaktadır.[1]In the absence of ovulation, there will be infertility.
Bu da iki kamp arasında düşmanlığa yol açmaktadır.Dies führt zur Feindschaft zwischen den beiden.
Ama aynı zamanda bu olay onun ölümüne de yol açmaktadır.Dies führte auch zu seinem frühen Tod.
Bu, ilişkilerinde güvensizliğe yol açmaktadır.Dies sorgt für Spannungen in der Beziehung.
Yargı: Dinden çıkma yargılmaya yol açmaktadır.Dies hält er für eine gerechte Strafe für dessen Untreue.
Bu durum tartışmalara ve spekülasyonlara yol açmaktadır.Doch die Thematik der Bilddarstellung gibt Anlass zu Spekulationen und Diskussionen.
Tiberium büyük sağlık sorunlarına yol açmaktadır.Juric kurierte seine Gesundheitsprobleme aus.
Riskler insanların gelecekteki hayatlarına negatif etkisi olacağı şeklinde endişeye yol açmaktadır.Untätigkeit würde bedeuten, dass wir künftige Generationen der Menschheit einem unzumutbaren Risiko aussetzen.
Bu durum tartışmalara ve spekülasyonlara yol açmaktadır.Ces œuvres suscitent la discussion et la polémique.
Bu da tedariklerde yaşanan kayıplara yol açmaktadır ve firmalar aralarındaki rekabeti korumaktadırlar.Cette fondation traite les plaintes des consommateurs et les litiges entre les entreprises.
Ama aynı zamanda bu olay onun ölümüne de yol açmaktadır.Y es también la causa de nuestra muerte.
Bu durum tartışmalara ve spekülasyonlara yol açmaktadır.Se basa en opiniones y especulaciones.
Bu durum tartışmalara ve spekülasyonlara yol açmaktadır.I motivi sono ancora adesso motivo di dibattito e speculazione.
2006 yılı itibarıyla senede yaklaşık 12.500 kişinin ölümüne yol açmaktadır.Nel 2006, è stato calcolato che la condizione provochi 12.500 morti l'anno.
Çoğu tekniğin gerçekleştirilmesi bazı sorunlara yol açmaktaydı.Le difficoltà tecniche che si dovettero superare furono molteplici.
ABD'de hastalık çoğunluğu atak dönemlerinde olmak üzere 50 milyar dolarlık zarara yol açmaktadır.Fino al 1999, ha contribuito a raccogliere circa 50 milioni di dollari per la lotta alla malattia.
İklim değişikliği tarım da büyük hasarlara yol açmaktadır.Изменения климата приводят к большим убыткам в сельском хозяйстве.
2006 yılı itibarıyla senede yaklaşık 12.500 kişinin ölümüne yol açmaktadır.Заболевание приводит приблизительно к 12 500 смертям в год, по состоянию на 2006 год.
Sistemlerin meşrulaştırılması, mevcut sosyal düzenlemelerin korunmasına ve devamlılığına yol açmaktadır.Социальный контроль, по их мнению, служит достижению и поддержанию стабильности социальной системы.
Ama yeni bir bulgu bu görüşün doğruluğundan kuşku duyulmasına yol açmaktadır. (...).Но теперь такой взгляд мне кажется сомнительным из-за следующего противоречия.
Ancak gene de ülke ekonomisi zaman zaman bunalıma düşmekte, bu da toplumsal sorunlara yol açmaktadır.Однако когда он начинает поднимать острые социальные проблемы, это приводит к его политическому краху.
Ama aynı zamanda bu olay onun ölümüne de yol açmaktadır.ومن جانب آخر كانت هذه العودة خطرأً على حياته أيضا .
İklim değişikliği tarım da büyük hasarlara yol açmaktadır.يسبب التغير المناخي العديد من المخاطر الكبيرة في مجال الزراعة.
Ancak bu durum ilçedeki nüfusun özellikle büyük kentlere gitmesine yol açmaktadır.مع ذلك هناك العديد من الطرق لتجاوز هذه المشكلة، وخصوصا في المناطق الحضرية.
Orihime, olaylara düşünmeden girişmeye eğilimlidir ve bu huyu bazen can sıkıcı sonuçlara yol açmaktadır.يُشجَّع على التفكير خارجَ الصندوق في هذه العمليات المبكّرة، بما أنّه غالبا ما يقود إلى حلول إبداعية.
Yıldırım her yıl yaklaşık 60 kişinin ölümüne yol açmaktadır.Os relâmpagos provocam a morte a cerca de 60 pessoas por ano.
2006 yılı itibarıyla senede yaklaşık 12.500 kişinin ölümüne yol açmaktadır.Isso resulta em cerca de 12 500 mortes por ano desde 2006.
Bu durum tartışmalara ve spekülasyonlara yol açmaktadır.O assunto é motivo de muitas discussões e especulações.
Bu zaman zaman Tuğçe ve Cem arasında gerginliğe yol açmaktadır.Pode amplificar tensão e corrente, até centenas de vezes.
İklim değişikliği dünyada biyolojik değişikliklere yol açmaktadır.Uma perspectiva semelhante foi adoptada em relação a mudanças biológicas.
Bu, ilişkilerinde güvensizliğe yol açmaktadır.Dit zorgt voor spanningen in hun relatie.
Bu da sonunda büyük ihtimal hırpalanacağı yanlış anlamalara yol açmaktadır.Dat is het begin van iets wat uiteindelijk verkeerd zal aflopen.
Bu zaman zaman Tuğçe ve Cem arasında gerginliğe yol açmaktadır.Er ontstaat steeds meer jaloezie en spanningen tussen de drie.
Ancak bu durum ilçedeki nüfusun özellikle büyük kentlere gitmesine yol açmaktadır.Hierdoor kan men zich, met name in bepaalde stadsdelen, onveilig voelen.
Ancak gene de ülke ekonomisi zaman zaman bunalıma düşmekte, bu da toplumsal sorunlara yol açmaktadır.Dit is uit het oogpunt van de maatschappij erg jammer, en leidt tot kapitaalvernietiging.
Ama aynı zamanda bu olay onun ölümüne de yol açmaktadır.Echter betekent dit ook zijn eigen dood.
Bu da yıldızın nispeten sönük görünmesine yol açmaktadır.Nie jest wykluczone, że jest to gwiazda rozbłyskowa.
2006 yılı itibarıyla senede yaklaşık 12.500 kişinin ölümüne yol açmaktadır.Sjukdomen orsakar ca 12 500 dödsfall varje år (2006).
Bu durum genç nüfusun dışarıya gitmesine yol açmaktadır.Denna erfarenhet resulterar till att ungdomen/individen tagit sig ut på arbetsmarknaden.