Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.이제부터의 도시는 냄새가 없는 도시, 지저분한 것도 없고, 당연히 사람들도 없는 그런 장소가 되었습니다.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.Şi acesta este acel tip de oraş lipsit de miros, lipsit de mizerie şi cu siguranţă lipsit de oameni.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.Und so eine Stadt ist frei von Gerüchen frei von Chaos, und sicher auch frei von Menschen.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.Và đây là loại thành phố không mùi, không hỗn độn, và tất nhiên là không người.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.І це тип міста, що позбавлений запаху, позбавлений хаосу, звичайно, позбавлений людей.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.Това е видът град, лишен от миризма, лишен от бъркотия, със сигурност лишен от хора.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.Это - город, лишенный запахов, лишенный неразберихи, лишенный людей.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.שהיה קשה מאד להאכיל בהליכה,
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.و هذا هو نوع المدينة الخالية من الرائحة, و خالية من الفوضى, و طبعاً خالية من الناس.
Ve bu öyle bir şehir ki, kokudan yoksun, kargaşadan yoksun ve tabiiki de insanlardan yoksun.乱雑でもなく 最後には人さえ いなくなってしまいます なぜなら このような風景の中を歩きたいと思う人はいないでしょうから
Ve süreç içerisinde, Afrika kendi inisiyatifini almaktan yoksun bırakılmış olur.A zatímco konáme, Afrika je zbavována vlastní iniciativy.
Ve süreç içerisinde, Afrika kendi inisiyatifini almaktan yoksun bırakılmış olur.Dan dalam proses ini Afrika telah dilucuti dari segala inisiatif mandiri.
Ve süreç içerisinde, Afrika kendi inisiyatifini almaktan yoksun bırakılmış olur.E intanto l'Africa è stata privata della propria iniziativa.
Ve süreç içerisinde, Afrika kendi inisiyatifini almaktan yoksun bırakılmış olur.Et faisant cela, l'Afrique a été dénuée d'initiative propre.
Ve süreç içerisinde, Afrika kendi inisiyatifini almaktan yoksun bırakılmış olur.Ez alatt a folyamat alatt Afrika meg lett fosztva az ön-kezdeményező készségétől.
Ve süreç içerisinde, Afrika kendi inisiyatifini almaktan yoksun bırakılmış olur.이러한 과정에서 아프리카는 스스로에 대한 주도권을 잃게 되었습니다.
Ve süreç içerisinde, Afrika kendi inisiyatifini almaktan yoksun bırakılmış olur.Nesse processo, África tem sido privada de qualquer iniciativa.
Ve süreç içerisinde, Afrika kendi inisiyatifini almaktan yoksun bırakılmış olur.Onderwijl is Afrika ontdaan van alle zelf-initiatief.
Ve süreç içerisinde, Afrika kendi inisiyatifini almaktan yoksun bırakılmış olur.Si in cadrul acestui proces Africii i s-a rapit propria initiativa.
Ve süreç içerisinde, Afrika kendi inisiyatifini almaktan yoksun bırakılmış olur.Trong toàn bộ quá trình đó, Châu Phi bị tước mất thế chủ động.
Ve süreç içerisinde, Afrika kendi inisiyatifini almaktan yoksun bırakılmış olur.Und in diesem Prozess hat Afrika seine Eigeninitiative verloren.
Ve süreç içerisinde, Afrika kendi inisiyatifini almaktan yoksun bırakılmış olur.W tym procesie Afryka została pozbawiona samo-inicjatywy.
Ve süreç içerisinde, Afrika kendi inisiyatifini almaktan yoksun bırakılmış olur.Y en el proceso África ha sido despojada de iniciativa propia.
Ve süreç içerisinde, Afrika kendi inisiyatifini almaktan yoksun bırakılmış olur.Και μ' αυτή τη διαδικασία η Αφρική έχει απογυμνωθεί από εσωτερική πρωτοβουλία.
Ve süreç içerisinde, Afrika kendi inisiyatifini almaktan yoksun bırakılmış olur.И в этом процессе Африка лишена собственной инициативы.
Ve süreç içerisinde, Afrika kendi inisiyatifini almaktan yoksun bırakılmış olur.По този начин на Африка се отнема самоинициативата.
Ve süreç içerisinde, Afrika kendi inisiyatifini almaktan yoksun bırakılmış olur.ובתהליך הזה אפריקה נפרדת מהיוזמה העצמית שלה.
Ve süreç içerisinde, Afrika kendi inisiyatifini almaktan yoksun bırakılmış olur.وفي هذه العملية تُجرد أفريقيا من المبادرة الذاتية.
Ve süreç içerisinde, Afrika kendi inisiyatifini almaktan yoksun bırakılmış olur.もちろん、アフリカには根本的な
Web'in ilk yılları videodan yoksun gibiydi çünkü video dosyaları büyüktü, web onları kaldıramıyordu.웹의 최초 수 년간은 사실상 비디오가 별로 없었습니다. 이유는 비디오 파일은 용량이 커서였죠. 웹이 다룰 수 없었습니다.
Web'in ilk yılları videodan yoksun gibiydi çünkü video dosyaları büyüktü, web onları kaldıramıyordu.Primii ani pe web au fost fără filme, pentru că fişierele video sunt imense, web-ul nu le făcea faţă.
Web'in ilk yılları videodan yoksun gibiydi çünkü video dosyaları büyüktü, web onları kaldıramıyordu.Przez pierwsze kilka lat w Internecie prawie w ogóle nie było wideo z powodu wielkości tych plików.
Web'in ilk yılları videodan yoksun gibiydi çünkü video dosyaları büyüktü, web onları kaldıramıyordu.כמה שנים ראשונות של האינטרנט היו די שחונות בסרטוני וידאו, מהסיבה שקבצי וידאו הם ענקיים והרשת לא יכלה לשאתם.
Web'in ilk yılları videodan yoksun gibiydi çünkü video dosyaları büyüktü, web onları kaldıramıyordu.ほとんど動画がありませんでした 動画ファイルは重くてウェブに乗らなかったのです でもこの10年で
Yabani çocuklar, temel sosyal becerilerden yoksundur. Bu beceriler, genelde yetişme sürecinde öğrenilir.Anak liar tidak memiliki kemampuan dasar bersosialisasi yang biasanya dipelajari dalam proses enkulturasi.
Yabani çocuklar, temel sosyal becerilerden yoksundur.При тях липсват елементарни социални умения, които се учат в процеса на приобщаване към културата.
Yabani çocuklar, temel sosyal becerilerden yoksundur.כישורים חברתיים-בסיסיים אלו אינם קיימים אצל ילדי-פרא.
Yabani çocuklar, temel sosyal becerilerden yoksundur.基本的な社会的能力に欠けている。
Yani, gökdelenleri ve gökyüzü yoksunluğunu.Cioè, i grattacieli e la mancanza di cielo.
Yani, gökdelenleri ve gökyüzü yoksunluğunu.마천루라던가.. 잘 보이지 않는 하늘이라던가..
Yani, gökdelenleri ve gökyüzü yoksunluğunu.Vous savez, les gratte-ciel e le manque du ciel.
Yani, gökdelenleri ve gökyüzü yoksunluğunu.Ya sabes, los rascacielos y la falta de cielo.
Yapılan derin incelemeler sonucunda, bu şahsın ağır oyun yoksunluğundan mustarip olduğu bulundu.연구를 진행하면서 알게된 것은, 이 자에게는 아주 심각하게 놀이가 부족했다는 것입니다.
Yapılan derin incelemeler sonucunda, bu şahsın ağır oyun yoksunluğundan mustarip olduğu bulundu.Детально вивчивши справу, ми виявили, що в дитинстві майбутній убивця був позбавлений можливості гратись.
Yapılan derin incelemeler sonucunda, bu şahsın ağır oyun yoksunluğundan mustarip olduğu bulundu.Този човек след задълбочено изучаване се оказа, че е бил напълно лишен от игра.
Yapılan derin incelemeler sonucunda, bu şahsın ağır oyun yoksunluğundan mustarip olduğu bulundu.בכך שאדם זה, ע"י מחקר מעמיק, נמצא שהוא סובל מחסך חמור במשחק.
Yapılan derin incelemeler sonucunda, bu şahsın ağır oyun yoksunluğundan mustarip olduğu bulundu.و جدنا بعد دراسة عميقة أن ذلك الشخص كان محروما من اللعب بدرجة قاسية.
Yapılan derin incelemeler sonucunda, bu şahsın ağır oyun yoksunluğundan mustarip olduğu bulundu.遊び感覚が欠乏していました 犯人はチャールズ・ホウィットマンという名前でした
Yemek yiyeceđiz, dedin. Yoksun ortada.Не думай!
Yeni #ISIS propoganda vidyosunda, John Cantlie Halep'de bir okula gidiyor - kızlardan yoksun.En el nuevo vídeo propagandístico de ISIS, John Cantlie visita un colegio en Aleppo -sin niñas.
Yoğun esrar kullanıcıları durumunda, yoksunluğu vurgulayan eğitim temelli programlar etkin olmayabilir.Wzrasta także zainteresowanie tą metodą w odniesieniu do innych substancji.
Yoksunluğa bir ışık tutabilir veya aslında olmadığını gösterir,Stor kreativitet kan uppmärksamma nöd, eller visa oss att nöd inte nödvändigtvis är nöd.
Yoksunluğa bir ışık tutabilir veya aslında olmadığını gösterir,A merész kreativitás reflektorfénybe hozza a nélkülözést vagy rámutat, hogy mégsem kell, hogy nélkülözzünk
Yoksunluğa bir ışık tutabilir veya aslında olmadığını gösterir,Creativitatea grozavă poate face lumină asupra sărăciei, sau să arate că sărăcia nu este neapărat așa.
Yoksunluğa bir ışık tutabilir veya aslında olmadığını gösterir,Grootse creativiteit kan ontbering in het voetlicht zetten, of laten zien dat ontbering niet nodig is.
Yoksunluğa bir ışık tutabilir veya aslında olmadığını gösterir,Große Schaffenskraft kann ein Schlaglicht auf Mängel werfen, oder zeigen, daß ein Mangel keiner sein muß.
Yoksunluğa bir ışık tutabilir veya aslında olmadığını gösterir,위대한 창의력은 상실과 박탈에 스포트라이트를 비추지만, 사실 그 박탈과 상실이 반드시 그렇지만도 않다는 것을 보여주죠.
Yoksunluğa bir ışık tutabilir veya aslında olmadığını gösterir,La créativité peut mettre en lumière des privations, ou montrer que ces privations n'en sont pas forcément.
Yoksunluğa bir ışık tutabilir veya aslında olmadığını gösterir,Obrovská kreativita umí poukázat na nouzi nebo ukázat, že ta nouze ve skutečnosti není, jak vypadá.
Yoksunluğa bir ışık tutabilir veya aslında olmadığını gösterir,Suuri luovuus voi paljastaa puutteita tai näyttää, että puute ei olekaan kuvitellun kaltaista.