Ana içeriğe geç
Sözlük

yoksulluk ile cümle

yoksulluk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Çavdara yoksulluk tahılı denirdi.Rye was called the grain of poverty.
Yoksulluk kapıdan içeri girdiğinde, sevgi pencereden dışarı uçar.When poverty comes in at the door, love flies out the window.
Birçok ülke yoksullukla ilgili sorunlar yaşıyor.Many countries have problems with poverty.
Çoğu hastalık yoksulluktan sonuçlanır.Many diseases result from poverty.
Başkan, halkı yoksulluk ve hastalıklarla mücadelede birleşmeye çağırdı.The president called on the people to unite in fighting poverty and disease.
Suç çoğu kez yoksullukla ilgilidir.Crime has often been related to poverty.
Yoksulluk onu çalmaya zorladı.Poverty drove him to steal.
O yoksulluk nedeniyle oğlunu üniversiteye gönderemedi.He could not send his son to college because of poverty.
Yoksulluktan dolayı okulu bırakmaktan başka seçimi yoktu.He had no choice but to give up school because of poverty.
Yoksulluk, oğlanı eğitimden mahrum etti.Poverty deprived the boy of education.
Hastalık genellikle yoksulluktan kaynaklanır.Illness often results from poverty.
Yoksulluk bazen insanları suç işlemeye tahrik eder.Poverty sometimes drives people to commit crimes.
Yoksulluk onun okula devam etmesini engelledi.Poverty prevented him from attending school.
Ülkenin temel sosyal sorunu yoksulluk.The country's main social problem is poverty.
Mahallem yoksulluk tehdidi altında.My neighborhood is threatened by poverty.
Tom yoksulluk içinde büyüdü.Tom grew up in poverty.
Yoksulluk ön kapını çaldığında sevgi arka kapıdan kaçar.When poverty knocks at your frontdoor, loves escapes through the backdoor.
Yoksulluk bütün ahlaksızlıkların anasıdır.Poverty is the mother of all vices.
Yoksulluk bütün kötülüklerin kaynağıdır.Poverty is the root of all evil.
Tom yoksulluk içinde yaşıyor.Tom lives from hand to mouth.
Bir araştırmaya göre, dünyada bir milyar kişi yoksulluktan sıkıntı çekiyor.According to a survey, 1 billion people are suffering from poverty in the world.
Bir araştırmaya göre dünyada bir milyar insan yoksulluk çekiyor.According to a survey, 1 thousand million people are suffering from poverty in the world.
Büyük Sahra'nın güneyindeki birçok Afrika ülkesinde yoksulluk var.In many African countries south of the Sahara, poverty exists.
Ben yoksulluk içinde yaşadım.I lived in poverty.
Aile yoksulluk içinde yaşadı.The family lived in poverty.
Dünyadaki birçok insan hala yoksulluk içinde yaşar.Many people in the world still live in poverty.
Ben yoksulluk içinde büyüdüm.I grew up in poverty.
Sen yoksulluk içinde büyüdün, değil mi?You grew up in poverty, didn't you?
O, yoksulluk içinde büyüdü.He grew up in poverty.
Mary yoksulluk içinde büyüdü.Mary grew up in poverty.
Biz yoksulluk içinde büyüdük.We grew up in poverty.
Onlar yoksulluk içinde büyüdüler.They grew up in poverty.
Yaklaşık bir milyar insan, açlık ve yoksulluktan muzdariptir.About a billion people suffer from hunger and poverty.
O kasabanın gümüşçülerinin aşırı yoksulluk nedeniyle gümüş yedikleri söylenilmektedir.It is said that the silversmiths of that town ate silver due to extreme poverty.
Yoksulluk her yerde.Poverty is everywhere.
Her yerde yoksulluk var.Poverty is everywhere.
Eğitim olmadan, sen her zaman yoksulluk hissedeceksin.Without education, you will always feel poverty.
Yoksulluk soğuk iklimlerde muhtemelen daha zordur.Poverty is probably more difficult in colder climes.
Bir haftada kırk saat çalışan hiç kimse yoksulluk içinde yaşıyor olamaz.Nobody who works forty hours a week should be living in poverty.
Haftada kırk saat çalışan hiç kimse yoksulluk içinde yaşamamalı.No one who works forty hours a week should live in poverty.
Yoksulluk 2000'lerde Latin Amerika'da yüzde 50'den fazla azaldı.Poverty declined by more than 50 percent in Latin America during the 2000s.
Yoksullukla savaşmak cevaptır.Fighting poverty is the answer.
Yoksulluk içinde yaşıyoruz.We live in poverty.
Geçen yıl, bu ülkede yoksulluk yaklaşık 50 yıldaki en hızlı oranda düştü.Last year, poverty in this country fell at the fastest rate in nearly 50 years.
Kanada'daki her yedi kişiden biri yoksulluk içinde yaşıyor.One in seven people in Canada live in poverty.
Bu kitabı yazmasaydım yoksulluk içinde ölürdüm.If I hadn't written this book, I would have died in poverty.
Bu beni yoksulluktan kurtaran kitap.This is the book that lifted me up from poverty.
Yaşamı boyunca yoksulluk çekti.She remained poor all her life.
Ağır yoksulluk ve açlık ile sınanan genç ve tecrübesiz bir hükümet vardı.They had a young and inexperienced government, which resulted in severe poverty and hunger.
Majör depresif bozukluk, sıkça işsizlik ve yoksulluk ile ilişkilendirilmektedir.Depression is often associated with unemployment and poverty.
Yoksulluk içinde yaşadı.He lived in poverty.
Endonezya, resmî yoksulluk oranı %60'lardan %15'lere gerileyerek tutarlı bir büyüme kaydetmişti.The consistent growth saw the official poverty rate falling from 60% to 15%.
Yoksulluk sınırının altında yaşayan insan sayısı 2000 yılında %30, 2008 yılında %14 düşmüştür.The number of people living below the poverty line decreased from 30% in 2000 to 14% in 2008.
1939'da Paris'te yoksulluk ve borç içinde öldü.She died in poverty and oblivion in Paris in 1917.
Yoksulluk yine de yaygındı.Poverty was widespread.
Bölge halkı yoksulluk içindedir.However, the commune is living in poverty.
20 yıl boyunca Džiuginėnai’de çiftlikte çalışıp çocuklarını büyüttü ve yoksullukla mücadele etti.For the next twenty years, Žemaitė worked on their farm, raised their children, and battled poverty.
Nüfusun %15’i yoksulluk sınırının altındadır.Fifteen percent of the population were below the poverty line.
1953'te Atina'da yoksulluk içinde öldü.He died in poverty in 1953 in Athens.
Ve üzerlerine zillet, eziklik ve yoksulluk damgası vuruldu, Allah'tan bir gazaba çarpıldılar.They were covered with humiliation and misery; they drew on themselves the wrath of Allah.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod