Ana içeriğe geç
Sözlük

yoğunluk ile cümle

yoğunluk kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Her olasılık dağılımı için bir yoğunluk fonksiyonu bulunamaz.Impermeabile ad ogni tentativo di destabilizzazione.
Yoğunlukla kullanıldığı en son büyük savaş ise Amerikan İç Savaşı olmuştur.Fu l'ultimo importante scontro armato della guerra civile americana.
Müzik derin bir yoğunluk taşır ve yavaş tempoda bir seviyededir.Tom ride maniacalmente e gradualmente rallenta nel tempo.
Yaz zamanında yoğunlukla Akdeniz'de de görülebilirler.In estate è possibile visitarne anche i sotterranei.
Bu tür tahkimat özellikle Normandiya Çıkartması sırasında yoğunlukla kullanılmıştır.A, usata in maniera estesa in Normandia.
Daire içine alınan "6EQUJ5" kodu, sinyalin yoğunluk değişimini göstermektedir.Обведённый код 6EQUJ5 описывает изменение интенсивности принятого сигнала во времени.
Yüksek yoğunluklu polietilen (HDPE), plastik şişeler için en yaygın kullanılan reçinedir.Полиэтилен высокой плотности (HDPE): наиболее широко используемое сырьё для пластиковых бутылок.
Yazın yoğunlukla yaylalara çıkılmış, sonbaharda ise şehre inilmişir.Большая часть уже готова, планируем осенью выпустить в свет.
Daha yüksek yoğunluklu ürünler için özel IBC'ler kullanılmaktadır.Для более дорогих изделий используется ююба.
Bu denge santrifüjlemesi ile belli yoğunlukta bir taneciğin yüksek derecede saflaşması elde edilebilir.Возможно, именно поэтому, в финском танце физическое начало акцентируется так сильно.
Katakomblar yoğunlukla Roma'da bulunur.Особое распространение катакомбы получают в Риме.
Acı balıklar genellikle yüksek bitki yoğunluklu yerlerde yaşarlar.Донные рыбы, часто живут на большой глубине.
Ağustosun sonlarında kentte alışa gelmemiş bir yoğunluk vardı.В середине января прибыл необычный посетитель.
Atmosferde beklenenden daha düşük yoğunlukta sodyum bulundu.В приземном слое атмосферы образовалась область пониженного давления.
Bu çok hızlı, yüksek yoğunluklu darbe oluşturur.Как раз в этот момент и делается быстрый, резкий вдох.
Sonraki yıllarda yoğunlukla İslam dini üzerine araştırmalar yapmaya başladı.ثم بدأت أمينة في إجراء أبحاثاً عن الدين الإسلامي بشكل مكثف في الأعوام اللاحقة.
Yakın yıldızlar dizini ^ a b Yoğunluk (ρ) kütlenin hacme bölünmesiyle elde edilir.القسم الأول: بنو سِلهم بن الحكم ؛ و هو بطن ضخم ينقسم إلى قسمين : هما بنو سفيان بن سلهم وبنو عبدالله بن سلهم.
Kurak Namib Çölü'nün varlığı göz önüne alındığında, dünyada en az yoğunluklu nüfusa sahip ülkelerden biridir.نظراً لوجود صحراء ناميب القاحلة ، فهي واحدة من الدول الأقل كثافة سكانية في العالم.
Bu yoğunluk birçok soruna da neden olmaktadır.وقد أدت هذه الكثافة إلى مشاكل عديدة.
Bu çok hızlı, yüksek yoğunluklu darbe oluşturur.هذا يعني أن الدواء سيكون له بداية قوية وسريعة للغاية.
Ancak, ölçülen yoğunlukları etkiye neden olamayacak kadar küçüktür.هذا لا يعني أن الأطفال ثقيلي الوزن أقل مدعاة للقلق.
Yoğunlukla işlevsiz ve önemli olmayan e-postaları çok olan kişiler için tarafından kullanılmaktadır.حيث يتم توظيفهم لأعمال خطيرة وقذرة جدا وغير مناسبة للأنسان.
Nazi Almanyası tarafından Siegfried Hattı ve Atlantik Duvarı boyunca yoğunlukla kullanılmıştır.Os Alemães usaram-nos extensivamente na Linha Siegfried e na Muralha do Atlântico.
Bu yoğunluk birçok soruna da neden olmaktadır.Esta temperatura elevada traz consigo algumas perguntas.
Parlaklık ya da gözlemlenen yoğunluk yönün işlevi değildir.A luminosidade ou intensidade observada não é função da direção.
Fakat hiç biri düşük yoğunluktaki ışınları dedektör ile fark edebilecek düzeyde bir düzeneğe sahip değillerdi.Mal sabem elas que passam longe do detector do radar dele.
Farklı moleküler orbitaller elektron yoğunluklarının farklı uzamsal dağılımlarına sahiptirler.Orbitais moleculares diferentes tem distribuição espacial diferentes da densidade dos elétrons.
Her olasılık dağılımı için bir yoğunluk fonksiyonu bulunamaz.Portanto, não é possível fazer afirmações absolutas sobre probabilidades para qualquer intervalo.
Fakat onun dönemi yoğunlukla güneyde büyük toprak kayıplarının yaşandığı bir çağ oldu.Foi justamente nesse período que se acentuaram suas preocupações com as almas perdidas.
Cumhuriyet döneminde arkeolojik kazılar yoğunluk kazanmaya başladı.No começo do Arqueano, a Terra esfriara significativamente.
LDPE 0,910-0,940 g/cm3 yoğunluk aralığında tanımlanır.O LDPE (PE-LD) apresenta-se com densidades entre os 0,910 e 0,949 g/cm3.
Sapmalaryüzeyin ara yüzey normalinin yoğunluk profilini elde etmek için analiz edilebilir.Essa diferença pode ser analisada para obter o perfil de densidade da interface normal à superfície.
Daire içine alınan "6EQUJ5" kodu, sinyalin yoğunluk değişimini göstermektedir.De lettercode "6EQUJ5" geeft de variatie in intensiteit van het signaal weer.
Bu yoğunluk okulların açılması ile sona erer.Het verhaal eindigt met de heropening van de scholen.
Fakat her birine ait enerji yoğunlukları sabit kalmaya devam eder.De som van alle energieën blijft gelijk.
Hayvancılık daha çok inek bakıcılığı yoğunluktadır.Bij de meeste andere zoogdieren is de ouderzorg intenser.
Olasılık yoğunluk fonksiyonları tıpatıp olasılık olmadıkları için bu şeklin ispatı biraz daha karmaşıktır.Bij onzekere, suggestibele mensen zal het effect nog groter zijn.
Bu süreç Gorbaçov'un glasnost ve perestroyka girişimlerine kadar çeşitli yoğunluklarla devam etmiştir.Hij lanceerde vrijwel meteen zijn politiek van glasnost en perestrojka.
Yoğunluk fonksiyoneli teorisi, hesapsal kuantum mekanik modelleme metodudur.Het stimulus-respons-denken is te mechanistisch.
Yoğunluk 3.3-4.3 g/cm³'dür.Gęstość 3,4–4,6 g/cm³.
Birden çok duygu barındırabilen duygudurum aynı zamanda yoğunluk da ifade edebilir.Rzadkim objawem charakterystycznym może być również nadziąślak.
İki saatte en yüksek kan düzeylerine ulaşır ve 8 saat etkili yoğunlukta kalır.Maksymalne stężenie we krwi występuje po 2 godzinach.
Nüfus yoğunluklarına göre ülkelerin listesi.Ludność według spisów powszechnych.
Bu oran, bitkinin dişi türlerinde daha düşük yoğunlukludur.Są mniejsze niż inne owoce gatunków tej serii.
Plastik bir şişe, yüksek yoğunluklu plastikten yapılmış bir şişedir.En plastflaska är en flaska tillverkad av plast.
Yoğunluk irtifası hesaplama.Jämna ut arbetsbelastningen.
Sıcak hava kütlesi türdeş ve yoğun bir sıcak hava katmanının ön tarafında yer alan yoğunluk dengesizliğidir.Frontnederbörd kallas nederbörd som uppstår genom mötet mellan en varmare och kallare luftfront.
Kadro herkese açık olduğu için bu liste yoğunluklu katkı sağlayan kişilerden ibarettir.Riktning - är det tydligt för alla vad som är viktigast för organisationen?
Üstelik bu yerleşimlerin büyüklükleri de buluntu yoğunlukları da daha fazla.Höjden på husen tycks också ha ökat.
Yüksek yoğunluklu polietilen (HDPE), plastik şişeler için en yaygın kullanılan reçinedir.Поліетилен високої щільності (HDPE): є найбільш широко використовувана смола для пластикових пляшок.
Daire içine alınan "6EQUJ5" kodu, sinyalin yoğunluk değişimini göstermektedir.Обведений код 6 EQUJ5 показує зміну інтенсивності прийнятого сигналу в часі.
Kırılan demetlerin açı ve yoğunlukları kristal içinde 3 boyutlu bir elektron yoğunluğu belirtir.Кути і інтенсивності дифракційних пучків вказують на тривимірну щільність електронів в кристалі.
Nüfus yoğunluklarına göre ülkelerin listesi.Для більш повного списку країн, див. список країн.
1.5×109 K sıcaklık ve 1010 kg/m³ yoğunlukta gerçekleşir.Воно відбувається при температурі близько 1,5×109 К і густині порядку 1010 кг/м3.
Daire içine alınan "6EQUJ5" kodu, sinyalin yoğunluk değişimini göstermektedir.Zakroužkovaný písmenný kód 6EQUJ5 (viz obrázek vpravo nahoře) popisuje tedy proměnnou intenzitu signálu.
Bu çok hızlı, yüksek yoğunluklu darbe oluşturur.Je výjimečně rychlý a dává velké poškození.
31.6/km² (81.9/mi²) ortalama yoğunlukta 526 konut bulunmaktadır.Na 129.8 čtverečních milích (50.1/km²) se průměrně nacházelo 907 bytových jednotek.
Bulutlar büzüldükçe, moleküllerin yoğunlukları artar ve emilmiş radyasyonun kaçışını daha da zorlaştırır.Jak se však mračno smršťuje, koncentrace molekul roste a postupem času začne bránit unikání záření.
Müzik derin bir yoğunluk taşır ve yavaş tempoda bir seviyededir.Hudba je rázná, energická, v pochodovém rytmu.
Dolayısıyla da popülasyon yoğunlukları daha düşüktür.K tomu se připojoval i snižující se zájem veřejnosti.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod