Ana içeriğe geç
Sözlük

yoğunlaşma ile cümle

yoğunlaşma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
İletişim dinleme yerine anlatma üzerine yoğunlaşmaktadır.Ils sont destinés à l'écoute plus qu'à la danse.
Bu uygulama yluyla kişi belli bir yoğunlaşma gücü, yani joriki elde eder.L'une d'elles l'intéresse jusqu'à l'obsession : celle des Yorkin.
Yoğunlaşma oranı.L'intensité.
12 yaşına kadar futbol ile tenis oynamayı sürdürdü, daha sonra sadece tenise yoğunlaşmakta karar kıldı.Juega al fútbol hasta la edad de doce años, cuando decide centrarse exclusivamente en el tenis.
Protestanlık kuzey ve doğuda; Roma Katolikliği ise güney ve batıda yoğunlaşmaktadır.El protestantismo se concentra en el norte y el este y el catolicismo se concentra en el sur y el oeste.
Turdan sonra Alex Skolnick farklı ilgi alanlarında yoğunlaşmak istediği için gruptan ayrıldı.Luego de la gira, Skolnick dejó Savatage para concentrarse en otros intereses.
Yoğunlaşma oranı.El grado de intensidad.
Orkestrasyon giderek daha yoğunlaşmaktadır.La agitación de la orquesta aumenta.
Eski tarihler, eski Polos’un çevresinde yoğunlaşmaktadır.En otras palabras, que siempre se llevan el peso de su pasado Beatle.
Bu çalışma Bose-Einstein istatiğinin temellerini ve Bose-Einstein yoğunlaşma teorisini ortaya çıkardı.No cumplen el principio de exclusión de Pauli y siguen la estadística de Bose-Einstein.
12 yaşına kadar futbol ile tenis oynamayı sürdürdü, daha sonra sadece tenise yoğunlaşmakta karar kıldı.In quel periodo praticava anche il calcio e solo dall'età di 12 anni decise di dedicarsi unicamente al tennis.
Onların yoğunlaşmasıyla da duman oluşuyor.Risulta sensibile anche alla fumaggine.
Bu şekilde suyun yoğunlaşması önlenerek merceklerde ve prizmalarda buğulanmanın önüne geçilmiş olur.Ему молятся о ниспослании дождя во время засухи и всяких нестроениях.
Kendi besteleri ve yeni projeler üzerine yoğunlaşmak istemiştir.Поскольку хотел сосредоточиться на собственных проектах.
Kasırga batıda kararsız ve yavaş hareket etti ve rüzgar makası keskin bir yoğunlaşmayı engelledi.Депрессия хаотично и медленно двигалась на запад и сдвиг ветра помешал депрессии стать существенно сильнее.
Daha sonra Bose-Einstein yoğunlaşması üzerine çalışmalar yürüttü.ثم قام بعد ذلك بدراسة مكثفة بوز-أينشتاين.
12 yaşına kadar futbol ile tenis oynamayı sürdürdü, daha sonra sadece tenise yoğunlaşmakta karar kıldı.لعب فيدرير كرة القدم حتى سن الثانية عشر، عندها قرر التركيز فقط على كرة المضرب.
Protestanlık kuzey ve doğuda; Roma Katolikliği ise güney ve batıda yoğunlaşmaktadır.يتركز البروتستانت في الشمال والشرق بينما الرومان الكاثوليك يتركز وجودهم في الجنوب والغرب.
Bu durumun nedeni protestoların öncülerinin yozlaşma üzerine yoğunlaşmalarıydı, ki bu iki grubu birleştirdi.حدث هذا لإن قادة المظاهرات ركزوا على الفساد مما وحد المجموعتين.
Liberaller bu dönemlerde bireycilik, özgürlük ve eşit haklara yoğunlaşmaktaydı.كان الليبراليون الكلاسيكيون ملتزمون بالفردية، الحرية وتساوي الحقوق.
Turku ekonomisi ağırlıklı olarak Turku Limanı ve diğer hizmet odaklı endüstriler üzerinde yoğunlaşmaktadır.تتركز المنطقة التجارية في اقتصاد المدينة حول ميناء توركو وغيرها من الصناعات الخدمية.
Bu yoğunlaşma neticesinde karakterin fiziksel eylemleri ile birlikte gerilimin şiddeti de artar.والدافع إلى الضرب يصاحبه هذا الشعور الذاتي بالقوة.
Baryonik madde kütleleri karanlık maddenin soğuk halelerinde yoğunlaşmaya başladılar.Como resultado, massas de matéria bariônica começaram a se condensar dentro de halos de matéria escura fria.
Matematikte Cauchy yoğunlaşma testi sonsuz seriler için kullanılan standard bir yakınsaklık testidir.Em matemática, o teste da condensação de Cauchy é um teste padrão de convergência para séries infinitas.
Yoğunlaşma noktasında gözlemlenen manyetik sıralanma süper akışkanlık analoğudur.Um ordenamento magnético observado no ponto de condensação é o análogo da superfluidez.
Orkestrasyon giderek daha yoğunlaşmaktadır.A vida artística se tornava mais intensa.
Maddenin daha sık karşılaşılan durumlara kıyasla, Bose-Einstein yoğunlaşmaları son derece kırılgandır.Comparados com os estados da matéria mais comuns, os condensados de Bose-Einstein são extremamente frágeis.
Babıali'nin çevresinde Türk basınının yoğunlaşmaya başlaması, Osmanlı dönemine dayanır.Com a chegada do bebê começam tensas depressões nervosas por parte de Abby.
12 yaşına kadar futbol ile tenis oynamayı sürdürdü, daha sonra sadece tenise yoğunlaşmakta karar kıldı.Até os treze anos seguia a carreira de jogador de rugby, quando resolveu dedicar-se somente ao tênis.
12 yaşına kadar futbol ile tenis oynamayı sürdürdü, daha sonra sadece tenise yoğunlaşmakta karar kıldı.W dzieciństwie równolegle do piłki nożnej grał w tenisa, później zdecydował się skupić wyłącznie na futbolu.
Cauchy yoğunlaşma testinin kanıtıDowód twierdzenia Cauchy’ego.
Protestanlık kuzey ve doğuda; Roma Katolikliği ise güney ve batıda yoğunlaşmaktadır.Katolicy dominują na południu i zachodzie kraju, a protestanci na północy i w centrum.
Bu düzenleme o canlının sıvılarının çok seyrelmesini ya da çok yoğunlaşmasını önler.Osoby mogą postrzegać lub skupić się na tej potrzebie bardzo intensywnie.
İletişim dinleme yerine anlatma üzerine yoğunlaşmaktadır.I deras beskrivning handlar det mer om att lyssna på hur budskap framställs snarare än vad som sägs.
1982'de kitaplarına yoğunlaşmak amacı ile gazete yazılarını sonlandırdı ve Cihan Yayınevi’ni kurdu.2014 kom böckerna Skriv - Vässa ditt manus och Dårens dagbok ut.
Japonya’nın yardımlarıyla balıkçılık gelişmekte, açık deniz balıkçılığı için çalışmalar yoğunlaşmaktadır.За підтримки Японії розвивається рибальство у великих масштабах.
Bu kez çatışmalar ülkenin kuzeyinde yoğunlaşmaya başladı.Водночас почався тиск кочовників на північні райони держави.
Yoğunlaşma oranı.Інтенсивність обговорень.
Araştırmaları makroekonomi, iş ekonomisi, ekonomik büyüme ve ekonomik politika konularında yoğunlaşmaktadır.Zabývá se převážně makroekonomií, a to zejména trhem práce, hospodářským růstem a hospodářskou politikou.
Bu çalışma Bose-Einstein istatiğinin temellerini ve Bose-Einstein yoğunlaşma teorisini ortaya çıkardı.Poskytl tím základy pro Bose-Einsteinovu statistiku a teorii Bose-Einsteinova kondenzátu.
Ancak bu noktadan sonra dikkatin dağıtılması ve katılımcıdan dikkatini tümüyle vermeden yoğunlaşması istenir.Ale tentokrát skončili rozptýlením pozornosti a zapomenutím svého úkolu.
1963 yılında okulunu bıraktı ve müzik kariyeri üzerine yoğunlaşmaya karar verdi.V roce 1956 zanechal studia a rozhodl se věnovat hudbě profesionálně.
Protestanlık kuzey ve doğuda; Roma Katolikliği ise güney ve batıda yoğunlaşmaktadır.Protestantismul este concentrat în nord și est, iar Romano-Catolicismul în sud și vest.
Massena artık Zürih'e yoğunlaşmak zorundaydı.Valdemar și-a îndreptat apoi atenția în Zeelanda.
Turdan sonra Alex Skolnick farklı ilgi alanlarında yoğunlaşmak istediği için gruptan ayrıldı.Alex Skolnick a megjelenést követően elhagyta az együttest.
2005-2006 sezonundan sonra buz dansına yoğunlaşmak için teklerde kaymayı bırakmıştır.A 2005/2006-os szezon után már csak jégtáncosként lépett pályára.
Göz merceğinin yoğunlaşması görüntüyü bulanıklaştırır.A szem távolságra fókuszálását gátló.
1963 yılında okulunu bıraktı ve müzik kariyeri üzerine yoğunlaşmaya karar verdi.1953-ban abbahagyta a tanítást és teljesen a zenetanulásra összpontosított.
İletişim dinleme yerine anlatma üzerine yoğunlaşmaktadır.Ole innokkaampi kuuntelemaan kuin puhumaan.
Fanatiklik, yüksek sempatinin bir konuda yoğunlaşması, fanatik olma durumu.Fanaattisuus (lat. fanaticus) on kiihkomielistä käyttäytymistä, jonkin asian kiihkomielistä puolustamista.
Mortensen'ın araştırmaları, iş ekonomisi, makroekonomi ve iktisat teorisi üzerine yoğunlaşmaktadır.Frischin tutkimustyö keskittyi lähinnä makrotaloustieteeseen ja ekonometriaan.
Bu kez çatışmalar ülkenin kuzeyinde yoğunlaşmaya başladı.Στο μεταξύ, ξέσπασαν ταραχές στα βόρεια της χώρας.
Liseyi grup çalışmalarına yoğunlaşmak için son senesindeyken bıraktı.Bandet droppede til sidst ud af skolen for at fokusere på gruppens udvikling.
Protestanlık kuzey ve doğuda; Roma Katolikliği ise güney ve batıda yoğunlaşmaktadır.I Tyskland er tradisjonelt de nordlige og østlige områder protestantiske, mens sør og vest er katolske.
Daha sonra Bose-Einstein yoğunlaşması üzerine çalışmalar yürüttü.Senere utførte han arbeid med Bose-Einstein-kondensasjon.
1963 yılında okulunu bıraktı ve müzik kariyeri üzerine yoğunlaşmaya karar verdi.I 1906 forlot han skolen og konsentrerte seg om sangen.
Yoğunlaşma oranı.Intensiviteten varierer.
Bu çalışma Bose-Einstein istatiğinin temellerini ve Bose-Einstein yoğunlaşma teorisini ortaya çıkardı.Hasilnya antara lain adalah Statistik Bose–Einstein dan teori kondensat Bose-Einstein.
Baryonik madde kütleleri karanlık maddenin soğuk halelerinde yoğunlaşmaya başladılar.Hasilnya, massa materi barionik mulai memadat dalam cincin cahaya materi gelap dingin.
Mortensen'ın araştırmaları, iş ekonomisi, makroekonomi ve iktisat teorisi üzerine yoğunlaşmaktadır.Nghiên cứu của Mortensen tập trung vào kinh tế học lao động, kinh tế học vĩ mô và lý thuyết kinh tế.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod