Bakteriler orada, bazı şekerleri yiyorlar ve aside çeviriyorlar.안에 같이 있는 박테리아는 같은 당을 먹고 산으로 변화시킵니다.
Bakteriler orada, bazı şekerleri yiyorlar ve aside çeviriyorlar.Les bactéries sont là, assimilant les mêmes sucres, les transformant en acides.
Bakteriler orada, bazı şekerleri yiyorlar ve aside çeviriyorlar.Vi khuẩn trong đó cũng ăn đường, chuyển chúng thành acid.
Bakteriler orada, bazı şekerleri yiyorlar ve aside çeviriyorlar.Бактерии там же, едят те же сахара, превращая их в кислоты.
Bakteriler orada, bazı şekerleri yiyorlar ve aside çeviriyorlar.Там вътре има бактерии, ядящи същите захари, които ги превръщат в киселини.
Bakteriler orada, bazı şekerleri yiyorlar ve aside çeviriyorlar.יש שם חיידקים שאוכלים את אותם הסוכרים, והופכים אותם לחומצות.
Bakteriler orada, bazı şekerleri yiyorlar ve aside çeviriyorlar.والبكتريا الموجودة هناك تأكل بعض السكر ايضا لتحولها الى بعض من الاحماض
Bakteriler orada, bazı şekerleri yiyorlar ve aside çeviriyorlar.酸を作ります 別の表現をすれば パンの個性や特徴が形作られます
Birlikte yemek yiyorlar. Birlikte kan döküyorlar.함께 밥을 먹고, 함께 피를 흘렸습니다.
Birlikte yemek yiyorlar. Birlikte kan döküyorlar.Razem śpią i odnoszą rany.
Birlikte yemek yiyorlar. Birlikte kan döküyorlar.Вони разом проливали кров.
Birlikte yemek yiyorlar. Birlikte kan döküyorlar.הם אכלו ביחד. הם הקיזו דם ביחד.
Birlikte yemek yiyorlar. Birlikte kan döküyorlar.لقد أكلوا سوياً، ونزفوا سوياً.
Birlikte yemek yiyorlar. Birlikte kan döküyorlar.故郷のカンザスシティに帰ってくると
Birlikte yemek yiyorlar.Comeram juntos.
Birlikte yemek yiyorlar.Együtt ettek.
Birlikte yemek yiyorlar.Han comido juntos.
Birlikte yemek yiyorlar.Hanno mangiato insieme.
Birlikte yemek yiyorlar.Họ ăn chung.
Birlikte yemek yiyorlar.Ils ont mangé ensemble.
Birlikte yemek yiyorlar.Jedli spolu.
Birlikte yemek yiyorlar.Mereka makan bersama.
Birlikte yemek yiyorlar.Sie haben zusammen gegessen.
Birlikte yemek yiyorlar.Ze aten samen.
Birlikte yemek yiyorlar.Έχουν φάει μαζί.
Birlikte yemek yiyorlar.Они ели вместе.
Birlikte yemek yiyorlar.Яли са заедно.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarAlors ils stationnent là et ont un formidable déjeuner avec une vue spectaculaire.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarAșadar, parchează acolo și au parte de un prânz pe cinste și o priveliște spectaculoasă.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarDus ze parkeren daar en hebben een heerlijke lunch met een spectaculair uitzicht.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlar여행선을 착륙시킨 후에, 베아트릭스와 아약스는 아주 맛있는 점심을 화려한 전망을 감상하며 먹습니다.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarParan allí y tienen un magnífico almuerzo con una vista espectacular.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarParcheggiano lì e fanno un magnifico pranzo, con una vista spettacolare.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarTak więc parkują tam i zjadają cudowny posiłek, rozkoszując się fantastycznym widokiem.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarИ така, паркират там, обядват прекрасно и имат зрелищна гледка.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarОни приземляются и устраивают потрясающий обед, наслаждаясь едой и чудесным видом.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarוכך הם מחנים עצמם שם ואוכלים ארוחת צהריים נפלאה ויש להם מראה מרהיב.
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarفيتوقفون ويتناولون وجبة غداء رائعه ويستمتعون بالمنظر الرائع
Böylece, oraya park edip, muhteşem bir manzara seyrederek korkunç güzel bir öğle yemeği yiyorlarその上最高の景色も堪能しました お昼を済ませてアンカーをほどき
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.Das heißt nicht, dass sie kein Fleisch essen, aber jede Menge Bohnen und Nüsse.
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.De spiser skam kød, men også massere af bønner og nødder.
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.Det innebär inte att de inte äter kött, men massvis av bönor och nötter.
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.Ez nem azt jelenti, hogy nem esznek húst, hanem nagyon sok babot és magvakat esznek.
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.Itu bukan berarti mereka tidak makan daging, namun lebih banyak kacang-kacangan.
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.고기도 먹지만, 특히 견과류와 콩을 많이 먹습니다.
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.La viande n'est pas exclue, mais beaucoup de haricots et de fruits secs.
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.Lo que no significa que no coman carne, pero también muchas alubias y frutos secos.
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.Ne že by vůbec nejedli maso, ale hodně luštěnin a ořechů.
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.Non vuol dire che non mangino carne, ma fanno largo uso di legumi e frutta secca.
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.Nu inseamna ca nu consuma carne, dar mananca multe leguminoase si nuci.
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.To nie znaczy, że nie jadzą wcale mięsa, ale jedzą dużo warzyw strączkowych i orzechów.
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.Αυτό δε σημαίνει δεν τρώνε κρέας, αλλά πολλά όσπρια και ξηρούς καρπούς
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.Не означава, че те не ядат месо, но ядат много боб и ядки.
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.Це не означає, що вони не їдять м'ясо, але вони ще їдять багато бобових і горіхів.
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.Это не значит, что они не едят мясо, но едят много бобов и орехов.
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.הם כן אוכלים מעט בשר, אבל הרבה קטניות ואגוזים.
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.لايعني هذا أنهم لايأكلون اللحم , ولكن الكثير من البقول والمكسرات .
Bu, et yemedikleri anlamına gelmiyor. Ancak bol miktarda fasulye ve fındık yiyorlar.彼らには過食を避ける方法があり
Bu insanlar köpek yemiyordu. onlar kedi yiyordu. ve kedi değil onlar sıçan yiyorlardı.Co prawda nie jedli psów, a może wcinali koty? Kotów też nie, ale szczury owszem.
Bu insanlar köpek yemiyordu. onlar kedi yiyordu. ve kedi değil onlar sıçan yiyorlardı.Diese Leute aßen keine Hunde -- sie aßen Katzen -- und sie aßen keine Katzen -- sie aßen Ratten.