"Onlar ne zaman terk etti?" "Onlar yirmi dakika önce terk etti.""When did they leave?" "They left twenty minutes ago."
Tom ve ekibi işi bitirmek için yirmi dört saat aralıksız çalıştı.Tom and his team worked around the clock to get the job finished.
Sınıfımızda yirmi'den fazla öğrenci var.Our class has more than twenty students.
Sınıfımız yirmi öğrenciden fazlasına sahip.Our class has more than twenty students.
Yirmi soru oynayalım.Let's play twenty questions.
Biz sadece yirmi yıl içindeki en soğuk ağustos sabahımızı yaşadık.We've just had our coldest August morning for twenty years.
Kesinlikle. Yirmi dakika içinde geri döneceğim.Sure. I'll be back in twenty minutes.
Tom bir yirmi bir masasında.Tom is at a blackjack table.
Yirmi yıldan fazla beraber olan mutlu bir çiftiz.We are a happy couple who've been together for more than twenty years.
Biz, yirmi yıldan fazla birlikte olan mutlu bir çiftiz.We are a happy couple who've been together for more than twenty years.
O yirmi yaşındayken göç etti.He emigrated at the age of twenty.
Yirmi kat aşağıya gitmek istiyorsan bir asansöre ihtiyacın var.You need an elevator if you want to go down twenty storeys.
Ben yirmi üç yaşındayım.I'm twenty three-years old.
Ben hemen hemen yirmi yaşındayım ve nişanlanıyorum.I am getting on for twenty and have become engaged.
Tom yirmi dört saattir yatmadı.Tom has been up for 24 hours.
Yirmi yıldan fazladır onu tanıyorum.I've known her for more than twenty years.
Muriel yirmi yaşında.Muriel is twenty years old.
Şirket yirmi kişiyi işe almak istiyor.The company want to employ twenty people.
Yabancılaşma yirminci yüzyıl edebiyatının ortak bir teması.Alienation is a common theme of twentieth-century literature.
Kasırga yirmiden fazla kişiyi öldürdü.The tornado killed more than twenty people.
Yirmi altı asker, firar nedeniyle idam edildi.Twenty six soldiers were executed for desertion.
Tom yirmi altı yaşındayken hayat arkadaşı Mary'yle tanıştı.Tom met his life mate, Mary, at the age of twenty six.
Sen yirminci yüzyılda mı doğdun?Were you born in the twentieth century?
Çığ saatte yirmibeş mil yol alıyordu.The avalanche was traveling at twenty five miles an hour.
Bu makine yirmi yaşından fazladır.This machine is more than twenty years old.
Pilot sadece yirmi altı yaşında.The pilot is only twenty-six years old.
Vinç yirmi ton beton kaldırabilir.The crane can lift twenty tons of concrete.
Dan'in kitapları yirmiden fazla dile çevrildi.Dan's books have been translated in more than twenty languages.
Dan'in kitapları yirmiden fazla dile tercüme edilmiştir.Dan's books have been translated in more than twenty languages.
Dan'in kitapları yirmiden fazla dile çevrilmiştir.Dan's books have been translated in more than twenty languages.
Albert Einstein Yirminci yüzyılın en parlak zihinlerinden biri olarak kabul edilir.Albert Einstein is considered one of the most brilliant minds of the twentieth century.
Dan ve Linda yirmi yıldır evliydiler.Dan and Linda had been married for twenty years.
Bir kamyon tarafından öldürüldüğü zaman Dan yirmili yaşlarının başında idi.Dan was in his early twenties when he was killed by a truck.
Dan yirmi sekiz banka soygunundan sorumluydu.Dan was responsible for twenty-eight bank robberies.
O yaklaşık yirmi dakika önce beni aradı ve yolda olduğunu söyledi.He called me about twenty minutes ago and said that he was on his way.
Yirmi yaşından önce bilinmemesi gereken şeyler vardır.There are things that should not be known before twenty.
Senin hissen yirmi dolar.Your share is twenty dollars.
Onun yirmi kız arkadaşının olup olmadığı umurumda değil.I don't care if he has twenty girlfriends.
Sadece bir ay içinde yirmi beş proje yaptım.I did twenty-five projects in just one month.
Yirmi yaşına girdim.I have turned twenty.
Onlar yirmi yıldan fazladır arkadaşlar.They have been friends for more than 20 years.
Mağazada yirmi satış personeli var.There are twenty salespeople in the store.
O yirmi yaşında.She is twenty years old.
O, babasıyla yirmi yıldan fazla yaşadı.She lived with her father for more than twenty years.
O yirmi yaşında şen şakrak bir esmerdi.She was a bubbly twenty-year-old brunette.
Bugün küçük erkek kardeşimin yirmi ikinci yaş günü.Today is my little brother's twenty-second birthday.
Mary'nin vücudunda yirmi bir tane bıçak izi vardı.Mary had twenty-one knife stabs in her body.
Tom yirmi dakika erken geldi.Tom is twenty minutes early.
Yirmi çocuğu var.He has twenty children.
O yirmi dört yaşında.He is twenty-four years old.
Şubat artık yıllarda yirmi dokuz çeker.February has twenty-nine days in leap years.
Yirmi yıldan daha fazla süredir araba sürebiliyorum.I've been able to drive for more than twenty years.
O, yirmi dört yaşında.He's twenty-four years old.
Karıma yirmi bir senedir el sürmedim.I have not touched my wife in twenty-one years.
Bugün karım ve ben yirminci evlilik yıldönümümüzü kutluyoruz.Today my wife and I are celebrating our twentieth wedding anniversary.
Doğum günüm yirmi Temmuzda.My birthday is on the twentieth of July.
Sen yirminci yüzyılda mı yoksa yirmi birinci yüzyılda mı doğdun?Were you born in the 20th century or in the 21st?
Esperanto dünyada yüz yirmi ülkede konuşulmaktadır.Esperanto is spoken in a hundred and twenty countries around the world.
Tom yirmibir oyununda genellikle kaybeder.Tom usually loses at blackjack.
O yirmi yaşındayken, yedi dil konuşabiliyordu.When she was twenty, she could speak seven languages.