O yaklaşık yirmi yaşındadır.She is around twenty years of age.
Bence sen yirmi yaşındasın.I think that you are twenty years old.
Brezilya yirmi altı eyaletten oluşur.Brazil is comprised of twenty-six states.
Laurie yirmi yaşındadır.Laurie is twenty years old.
Tom Mary'ye yirmi dolarlık bir fatura uzattı.Tom handed Mary a twenty-dollar bill.
"Saat kaç?" "Saat üçe yirmi var.""What is the time?" "It is twenty minutes to three."
Tom biletini yirmi dakika önce aldı.Tom bought his ticket twenty minutes ago.
O yirmili yaşların başlarında.She's in her early twenties.
Tom yirmi yıldır emekli.Tom has been retired for twenty years.
Yirmi dolarımı geri istiyorum.I want my 20 dollars back.
Japonya'da insanlar yirmi yaşında yasal olarak yetişkin olurlar.In Japan, people legally become adults at the age of twenty.
Japonya'da, insanlar yirmi yaşına girdiklerinde yasal olarak yetişkin olurlar.In Japan, people legally become adults when they turn twenty.
Yirmi öğrenciden sadece bir tanesi kitabı okumuş.Out of twenty students, only one had read the book.
Muriel henüz yirmi yaşına girdi.Muriel just turned twenty.
Bu toplantının yirmi dakikadan daha fazla sürmesini istemiyorum.I'd like this meeting to last no more than twenty minutes.
Tom yirmili yaşlardayken yakışıklıydı.Tom was handsome when he was in his twenties.
Beş kere beş yirmi beştir.Five times five is twenty-five.
Dört artı on altı yirmiye eşittir.Four plus sixteen equals twenty.
Yirmi birinci yüzyılın başında birçok teknolojik gelişmeler vardı.There were many technological advances at the beginning of the twenty-first century.
O bir günde yirmi sigara içer.He smokes twenty cigarettes a day.
Yirmi beş yaşındayım.I'm twenty-five.
Evsiz bir adama yirmi dolar verdim.I gave a homeless man twenty dollars.
Onlardan yaklaşık olarak yirmi tane var.There are about twenty of them.
Kaç yaşındasın? Ben yirmi altı yaşındayım.How old are you? I'm twenty-six years old.
Yirmi dört saate ihtiyacım var.I need twenty-four hours.
Yazar George Orwell yaklaşık yirmi yıl İngiliz polisi tarafından gözlendi.The writer George Orwell was watched for about twelve years by the British police.
Benim yirmi dolarlık bir banknotum vardı, ama onu kaybettim.I had a twenty dollar bill but I lost it.
Yirmi, güzel bir yaştır.Twenty is a beautiful age.
Yirmi dakika içinde döneceğim.I'll be back in twenty minutes.
Billy ve babasının yaklaşık yirmi yıldır birbirleriyle alakası yok.Billy and his father have had nothing to do with each other for nearly twenty years.
Yirmi öğrenciden sadece biri kitabı okudu.Out of twenty students, only one has read the book.
Yaklaşık yirmi kişi partiye geldi.About twenty people came to the party.
Yirmi yedinin küp kökü üçtür.The cube root of twenty-seven is three.
Tom cebinden bir yirmilik aldı.Tom took a twenty from his pocket.
Ben yirmi iki kasım bin dokuz yüz kırk sekizde doğdum.I was born on the twenty second of November, nineteen forty eight.
Yirmi beş yaşında olduğu için evlendi.Because she is twenty-five years old, she gets married.
O yirmi iki yaşındayken evlendi.He got married when he was twenty-two years old.
Onlar evleneli yirmi yıl oldu.It's been twenty years since they got married.
Tom Mary'nin ona verdiği yirmi dolarlık faturayı gömlek cebine koydu.Tom put the twenty-dollar bill that Mary gave him in his shirt pocket.
O ülkeler yirmi yıldır barışı koruyorlar.Those countries have maintained peace for twenty years.
Yirmi yedi yaşındayım.I'm twenty-seven years old.
Filipinler o yıl yirmiden fazla süper tayfun yaşadı.The Philippines experienced more than twenty super typhoons that year.
Görgü kurallarınızın son yirmi yılda pek gelişmediğini görüyorum.I see that your manners haven't exactly improved in the last twenty years.
"Eve ne zaman döneceksin?" "Bilmiyorum, yaklaşık yirmi dakika içinde "."When will you be back home?" "I don't know, in about twenty minutes."
Masada neredeyse yirmi çeşit peynir vardı sanırım.I guess there were almost twenty kinds of cheeses on the table.
Sabahımı düzenlemek için yaklaşık yirmi dakikaya ihtiyacım var.I need about twenty minutes to organize my morning.
Yirminin üzerinde kimseye inanma.Don't trust anyone over twenty.
Omurga yirmi dört kemikten oluşur.The spinal column is composed of twenty-four bones.
Onun yirmi çocuğu var.She has twenty children.
Dedem yirminci doğum günüm için bana bir araba verdi.My grandfather gave me a car for my twentieth birthday.
Büyükbabam yirminci doğum günüm için bana bir araba hediye etti.My grandfather gave me a car for my twentieth birthday.
O yirmi yaşında kitap yazdı.He wrote the book at the age of twenty.
Bugün normal fiyatımızdan yüzde yirmi beş indirimle satıyoruz.Today, we're selling that at twenty-five percent off our usual price.
Takımın en iyi forveti geçen sezon yirmi üç gol attı.The team's best striker scored twenty-three goals last season.
O yirmi iki şubat'ta doğdu.He was born on the twenty-second of February.
Yirmi atmaca bir baykuşun önünde kaçtı.Twenty sparrowhawks flee before an owl.
O, odanın yirmi dakika içinde hazır olacağını söylüyor ama bundan şüpheliyim.He says the room will be ready in twenty minutes, but I doubt it.
Yaklaşık yirmi kişi yaralandı.About twenty people were injured.
Bir devekuşu yumurtası, yirmi dört tane kadar tavuk yumurtası ağırlığındadır.An ostrich egg weighs as much as twenty-four chicken eggs.
Akşam karanlığında, yirmi dokuz kişilik bir grup o otele geldi.At nightfall, a group of twenty-nine came into that hostelry.