Ana içeriğe geç
Sözlük

yi ile cümle

yi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Bir muz yiyorum.I am eating a banana.
Muz yiyorum.I am eating a banana.
Onun tek dileği, oğlunu yine bir kez daha görmekti.His only wish was to see his son again one more time.
Yiyecekler ve battaniyeler mültecilere verildi.Food and blankets were given to the refugees.
Doğal gıdalardan çok işlenmiş gıdalar yiyoruz.We eat more processed food than natural food.
Yirmi kişi partiye katıldı.Twenty people attended the party.
Tom yirmi ve otuz yaşları arasındadır.Tom is between twenty and thirty years old.
Televizyon istasyonları günde yirmi dört saat yayın yapar.Television stations broadcast 24 hours a day.
Menünün her bir bölümünden bir yiyecek seç.Choose a food from each part of the menu.
Onlar buluşmalarında bir Meksika yemeği yiyorlar.They're having a Mexican dinner on their date.
Yeterli yiyeceğin var mı?Do you have enough food?
Favori etnik yiyeceğin nedir?What's your favorite ethnic food?
Bir zürafa yiyeceğini almak için boynunu uzatır.A giraffe extends its neck to get food.
Tom favori dondurmasını yiyor.Tom is eating his favorite ice cream.
Bir karıştırıcıda farklı yiyecekleri karıştırabilirsin.You can mix different foods in a blender.
Japon yiyeceği ile ilgili düşüncen nedir?What's your opinion of Japanese food?
Besleyici yiyecek sağlıklı organları desteklemeye yardımcı olur.Nutritious food helps support healthy organs.
Vadi yirmi mil genişliğinde.The valley was twenty miles wide.
Bütün pastayı yiyecek mi?Will he eat the whole cake?
Yirmi kişi için akşam yemeği pişirmeye istekli değilim.I'm not willing to cook dinner for twenty people.
Kimle akşam yemeği yiyorsun?With whom are you eating dinner?
Kimle öğle yemeği yiyorsun?With whom are you eating lunch?
Annen bok yiyor.Your mum eats shit.
Bana daha fazla yiyecek verebilir misin?Can you give me more food?
Yirmi dört yaşındayım.I'm 24 years old.
Karın öğrenirse ondan fırçayı yiyeceksin.You're going to catch hell from your wife if she finds out.
Birkaç yıl kanserle savaştıktan sonra sonunda seksen yedi yaşında yaşamını yitirdi.After battling cancer for several years, he finally passed away at the age of 87.
Birbirlerine bakan iki ayna, sonsuza kadar yinelenen bir görüntü yarattı.The two mirrors facing each other created a repeating image that went on to infinity.
Erkekler öğle yemeği yiyor.The men are eating lunch.
Haydi bu gece dışarıda yemek yiyelim!Let's eat out tonight!
Lütfen, bana yiyecek bir şey ver.Please, give me something to eat.
Çin, Japonya'dan yirmi kat daha büyüktür.China is twenty times bigger than Japan.
Balık ve patates kızartması en ünlü İngiliz yiyeceğidir.Fish'n'chips is the most famous English food.
Öğle yemeğini bahçede yiyoruz.We are having lunch in the garden.
O durmadan yemek yiyor.He eats non-stop.
O devamlı yemek yiyor.He eats around the clock.
Çocuk ekmek yiyor.The boy eats bread.
Evde çok lezzetli bir yemek yiyorum.I'm having a very delicious meal at home.
Ağlarken yemek yiyorduk.We were eating while weeping.
Bu pastanın neredeyse hepsini yiyen çocuk çok şişman olmalı.The child who ate almost all this cake must be very fat.
Bize yiyecek bir şey kalmadığından gerçekten korkuyorum.I truly fear that nothing is left for us to eat.
Öğle yemeği yiyorum.I'm eating lunch.
Ekmek yiyin!Eat the bread!
Onlar yiyecek ve giyecek aldılar.They took food and clothing.
Ekstra yiyeceği geride bırakmaya karar verdiler.They decided to leave extra food behind.
Yine de, savaş bitmedi.Still, the war was not over.
Kaledeki yiyecek malzemeleri çok yetersizdi.Food supplies at the fort were very low.
Sadece yirmi yedi kişi hayır oyu verdi.Only twenty-seven had voted no.
Oy yirmi sekiz lehte ve yirmi aleyhteydi.The vote was twenty-eight for and twenty against.
Yiyecek almak için hiçbir yer yoktu.There was no place to buy food.
Serseri grupları yiyecek aramak için mağazalara zorla girdi.Mobs broke into stores looking for food.
Kırk gün yetecek kadar yiyecek vardı.There was enough food for forty days.
Yulaf uzun zaman atlara ve katırlara yiyecek olmuştur.Oats have long been food for horses and mules.
İnsanların yiyecek için avlanmanın dışında yapacakları çok az şeyleri vardı.The men had little to do except hunt for food.
Vagonlar yiyecek arayışı için her gün dışarı çıkıyorlardı.Wagons would go out each day in search of food.
Bazı insanlar, yiyecek ve diğer ihtiyaçlarını satın alamıyorlardı.Some people could not buy food or other necessities.
Pek çok alanda, az yiyecek vardı ve halk açtı.In many areas, there was little food and the people were hungry.
O yirmi yıl sürdü.It lasted for twenty years.
Sonra Almanlar yine saldırdı.Then the Germans struck again.
Yirmi demir yolu kapatıldı.Twenty railroads were closed down.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod