Ünlü oyuncu ve film yönetmeni Bill Paxton, kalp yetmezliğinden 25 Şubat 2017'de öldü.25 февраля 2017 года ведущий актёр Билл Пэкстон скончался от осложнений после операции на сердце.
Bu enfeksiyonlar dünyaca en çok bağışıklık yetmezliği olan kişilerde yaygındır.Их сожгли живыми, с наибольшей в мире бесчеловечностью.
Acil durum önlemleri durumu düzeltmeye yetmedi.Спешные укрепительные работы уже не могли спасти положение.
Ancak bu önlemler yetmeyince barış görüşmeleri başlatıldı.После того, как эта попытка провалилась, началась подготовка к мирному решению вопроса.
Fakat bu başarılar savaşın gidişatını değiştirmeye yetmedi.Но этот успех не изменил общий ход боевых действий.
Şiddetli hepatik yetmezliği olan hastalarda kullanımı önerilmez.Не рекомендуется назначать пациентам очень строгую бессолевую диету.
Çoğunlukla bebek daha 6 aylıkken birdenbire başlayan ağır kansızlık sonucu kalp yetmezliği gelişir.Обычно сразу после рождения или в первые 6 мес. жизни проявляется поражение головного мозга.
Bununla birlikte izlenen tüm bu politikalar, komünist sistemin doğasında olan sınırlamaları atlatmaya yetmedi.Однако, оказывается, что одного желания недостаточно, чтобы выбраться из этого коллективного кошмара.
Yeltsin, 23 Nisan 2007 tarihinde kalp yetmezliği sebebiyle öldü.توفي يلتسين بسبب قصور القلب الاحتقاني في 23 أبريل 2007.
"İyi niyet yetmeyebiliyor".فلم يخط فؤاده».
Bazen immün yetmezlikli hastalarda komplikasyonlar olabilmektedir.قد تظهر في بعض الأحيان مضاعفات خطيرة في المرضى ذوي المناعة الضعيفة.
Buna göre, insanın ne geleceği ne de kendi eylemlerini belirlemeye gücü yetmez.ويدخل في هذا هو أن الرجل ليس لديه القدرة على التأثير على المستقبل، أو في الواقع، أو في تصرفاته الخاصة.
Kurbanlara acil tedavi uygulanmazsa solunum yetmezliğinden ölebilirler.إذا لم تعالج فورا الضحية قد تموت من فشل في الجهاز التنفسي.
AIDS ve kanserlerin bazı tipleri de edinilmiş bağışıklık yetmezliklerine neden olur.A SIDA e alguns tipos de cancro estão na origem de imunodeficiência adquirida.
Dietrich, 7 Mayıs 1992 tarihinde, Paris'teki dairesinde 90 yaşında Böbrek yetmezliğinden öldü.Em 7 de maio de 1992, Dietrich morreu de insuficiência renal em seu apartamento em Paris, aos 90 anos.
Bu patojenler bağışıklık yetmezliği olan kişilerde de menenjitle ilişkilidir.Estes patógenos estão também associados à meningite em pessoas com imunodeficiência.
Bağışıklık yetmezlikleri ayrıca kalıtılabilir ya da edinilebilir.As imunodeficiências também podem ser herdadas ou adquiridas.
Fakat bu başarılar savaşın gidişatını değiştirmeye yetmedi.Tais feitos, contudo, não foram capazes de mudar a maré do conflito.
Ancak bu bile durumu kurtarmaya yetmemiştir.De qualquer forma isso não foi suficiente para salvar a família.
Ölüm nedeni kalp yetmezliği idi.A causa do morte foi insuficiência cardíaca.
Relander 1942 yılında kalp yetmezliğinden yaşamını yitirmiştir.Relander morreu em 1942 de ataque cardíaco.
Pek çok locanın kendi tesislerini kurmaya gücü yetmezdi.Muitas famílias não podiam se dar ao luxo de o mesmo.
28 Haziran 1971 tarihinde Düsseldorf cezaevinde kalp yetmezliği nedeniyle hayatını kaybetti.Morreu em 28 de junho de 1971 após parada cardíaca em Düsseldorf.
Dempsey 87 yaşında kalp yetmezliğinden öldü.Dempsey faleceu em 1983, aos 87 anos de idade, em virtude de uma insuficiência cardíaca.
Ancak bu gol Almanya'ya yetmedi.Este herbário não permaneceu na Alemanha.
Acil durum önlemleri durumu düzeltmeye yetmedi.Porém, dificuldades momentâneas não possibilitaram fazer o arranjo.
Yine de hukukun gücü adaleti ortadan kaldırmaya yetmez."A graça não exclui a justiça...
Yetmedi Mi ?Quanto custa?
Ne var ki, bu durum Husileri geriletmeye de yetmemiştir.Mas não só as autoridades o hostilizavam.
Ancak, protokol El Halil'deki durumu düzeltmeye yetmedi.Churchill não poupou esforços para garantir o sucesso em El Alamein.
Önen 13 Aralık 2013 sabahı kalp yetmezliği sonucu vefat etmiştir.Faleceu na madrugada do dia 13 de janeiro de 2013, vítima de parada cardiorrespiratória.
Buna gücü yetmeyenin ise 3 gün oruç tutması gereklidir .Em áreas desabitadas, quem o encontrou deve aguardar três dias.
Sonuçta iki taraf 1314 ve 1316 yıllarında anlaşmalar imzaladılar. ancak bu tansiyonu bitirmeye yetmedi.O cara pesava 136 ou 122 , então não foi fácil,."
(Ve salt başkası için üretmesi de yetmez.Teresia mocht geen aanleiding tot het lijden van anderen (haar medezusters) zijn.
Bütün bunlar yetmezmiş gibi doktor panzehiri pencereden dışarı fırlatır.Het squamosum is niet waarneembaar doorboord door een fenestra.
Buna göre, insanın ne geleceği ne de kendi eylemlerini belirlemeye gücü yetmez.Dit betekent niet dat mensen niet weten wat zij willen of hun eigen keuzes niet kunnen maken.
"Bir hırka, bir lokma" insana yetmelidir.Kracht en Zwakte van een Volk’ is van zijn hand.
Bu da yetmezmiş gibi birde babalarının da Irak’ta uğradığı bir saldırıda öldüğünü de öğrenirler.Wat hij nog niet weet is dat zijn vader is gesneuveld in dezelfde slag.
Toplam skorun ≥ 12 olması solunum yetmezliğiolma ihtimali olduğu anlamına gelir.Een totaalscore van ≥ 12 duidt op dreigende respiratoire insufficiëntie.
Böyle pahalı bir restoranda yemek yemeye gücüm yetmez.Ik kan het mij niet veroorloven om in zo'n duur restaurant te eten.
Senin nasıl harika olduğunu anlatmaya kelimeler yetmez.Er zijn geen woorden voor hoe geweldig jij bent.
Acil durum önlemleri durumu düzeltmeye yetmedi.Doraźne działania nie naprawiły sytuacji.
Yetmedi Mi ?Czy to mało?
Ancak bu bile durumu kurtarmaya yetmemiştir.Niemniej jednak to nie wystarczyło do ratowania sytuacji.
Pek çok locanın kendi tesislerini kurmaya gücü yetmezdi.Wielu pacjentów nie mogło poruszać się o własnych siłach.
Ancak bu galibiyet gruplardan çıkmalarına yetmedi ve elendiler.Ale nie wystarczały wam wasze mercedesy, bachory.
Kurbanlara acil tedavi uygulanmazsa solunum yetmezliğinden ölebilirler.Bez leczenia surowicą może dojść do szybkiego zgonu.
Bunların bile sukuneti azaltmaya gücü yetmez.Ten jednak nie daje rady nad nim zapanować.
Ancak bütün bu tartışmalar Warhol'un para kazanmasına da yetmemiştir.Bycie na językach nie przyniosło Warholowi sukcesu finansowego.
Ama Rüştü Onur, ömrü yetmediği (ö.Żądny sławy, lecz nie pozbawiony zasad honoru.
5 Mayıs 2011 perşembe günü kalp yetmezliğine bağlı sorunlar nedeniyle hayata gözlerini yumdu.5 listopada 2010 roku z powodu problemów z sercem zakończył karierę sportową.
Ölüm nedeni kalp yetmezliği idi.Przyczyną śmierci była niewydolność serca.
Ancak bu önlemler yetmeyince barış görüşmeleri başlatıldı.Do bitwy jednak nie doszło, rozpoczęły się za to rozmowy pokojowe.
Bu yetmezmiş gibi bir de gangsterlerin saldırısına uğrar.Ale w przeciwieństwie do niego, zabija gangsterów.
Yahudiliğe göre bir etin yenilebilmesi için sadece şehita kurallarına uygun olarak kesilmesi yetmez.W judaizmie mięso może być spożywane tylko wtedy, gdy spełnia zasady koszerności.
Ağır böbrek yetmezliği olan diyaliz hastalarında günlük toplam doz 7.5 mg'ı aşmamalıdır.U pacjentów dializowanych z ciężką niewydolnością nerek nie należy stosować dawki większej niż 7,5 mg na dobę.
Böbrek yetmezliği olan hastalarda uygulanacak günlük doz yarıya indirilmelidir.Comiesięczne badanie piersi powinno być szeroko propagowane.
88 yaşında kalp yetmezliğinden öldü.Zmarła na niewydolność serca w wieku 83 lat.
Hastaların yarıdan fazlası son dönem böbrek yetmezliği (SDBY) dahil böbrek hasarı yaşar.Mer än hälften av patienterna upplevde njurskador, inklusive kronisk njursvikt (ESRD).
Gelirimiz bu borcun faizine bile yetmez.Men inte ens nu räckte det till skuldens avbetalning.