Mary işe dönünceye kadar, Ken ile yetinmek zorunda kalacağız.Until Mary gets back to work, we'll have to make do with Ken.
Ben bir süre eski arabayla yetinmek zorunda kalacağım.I'll have to make do with the old car for a while.
Sahip olduklarınla yetinmek zorundasın.You have to make do with what you've got.
Bir süre için eskisiyle yetinmek zorunda kalacağız.We'll have to make do with the old one for a while.
Taklitlerle yetinme.Don't settle for imitations.
Sahip olduklarımızla yetinmek zorunda kalacağız.We'll have to make do with what we have.
Sahip olduğunla yetinmek zorunda kalacaksın.You'll have to make do with what you've got.
Tom ve Mary yetinmeci bir yaşam tarzını benimsedi.Tom and Mary have adopted a minimalist lifestyle.
Sahip olduğumuzla yetinmek zorundayız.We have to make do with what we've got.
Sartre de evlilik karşıtıydı ve hiçbir zaman tek kadınla yetinmezdi.The only problem is that Tom is gay and has never had sex with a woman before.
Elbet Ahmedinejad bununla da yetinmedi.Apparently, Hanuman couldn't fathom things either.
Çıkış şarkısı Yetinmeyi Bilir misin? bir hit olmuştur.Learning to finish a song is a process.
Mimarlar asla ilginç bir malzemenin sadece bir parçasıyla yetinmezler.So, architects are never happy with just one block of an interesting material.
Sonra tıp okuluna gittim ve orada makinlerin insan vücudu hakkında söyledikleriyle yetinmeliydim.Then I went to medical school, and I was supposed to just go on what the machine said about bodies.
Yetinmedim. Yetinmek o kadar da kötü bir şey değil.But settling isn't always such a bad thing.
Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da.Ahmadinejad for example -- who would like not only to build a bomb, but test a bomb.
Fakat Leonardo yalnız Vitruvius'la yetinmedi.Leonardo wasn't just thinking about Vitruvius, though.
O sadece en iyi tren yolu seyahati tasarlamakla yetinmedi.He didn't stop with just trying to design the best railway journey.
Bu büyük görüşle yetinmek zorunda da değiliz.And we don't even need to confine ourselves to this macro vision.
Bu endüstriler bizim internetimizi bozmakla yetinmeyecekler.These industries will not be content with breaking our Internet.
Bunu ihtiyacım olduğu için söylemiyorum. Çünkü ben her durumda eldekiyle yetinmeyi öğrendim.Not that I speak in respect to lack, for I have learned in whatever state I am, to be content in it.
Fakat zaten az maaş alan insanlardan daha azıyla yetinmelerini istemek de zor.But it is hard to ask people who already receive little to settle for even less.
Amerika Açık'ı kazanan Sırp raket Novak Djokoviç, bununla yetinmediğini söylüyor.After winning the US Open this week, Serbia's Novak Djokovic says he still wants more.
İsmet Şahin sadece teorik çalışmalarla yetinmedi.İsmet Şahin was not content with only theoretical studies.
Çıkış şarkısı Yetinmeyi Bilir misin? bir hit olmuştur.Vor allem der Song Will You Remember? wurde zum Hit.
Elde edinenle yetinmemek ve daima daha ilerisini istemek ve bunu elde etmek için gayret göstermek şuurudur.Es mache auch keinen Sinn, ständig nach mehr zu streben oder Angst um das zu haben, was man hat.
Yetinmeyi Bilir misin?Hat er dafür Verständnis?
Mahallede, ilköğretim okulu vardır ancak tek öğretmenle yetinmektedir.La commune est cependant trop pauvre pour avoir un instituteur.
Bunlar tek bir atla yetinmek ve kendi acemilerini bulmak zorundaydılar.Ils utilisent seulement un bâton pour diriger leurs chevaux.
Çıkış şarkısı Yetinmeyi Bilir misin? bir hit olmuştur.Il y fait une interprétation très remarquée de cette chanson alors devenue un succès.
Bu reformculara aldırmamak ve onları dinlememekle yetinmedi ve onların tutuklanmalarını sağladı.Ils admettent ne pas avoir cru et écouté les personnes ayant dénoncé ses abus.
Yetinmeyi Bilir misin?Savez-vous comment danser?
Yetinmeyi Bilir misin?¿Logró convencer?
Çıkış şarkısı Yetinmeyi Bilir misin? bir hit olmuştur.Con eso, la canción puede tener éxito, convirtiéndose en un hit enorme.
Ardından Sebastian Vettel ikincilik ile yetinmek zorunda kalmıştır.Sebastian Vettel acabó 4º.
Mahallede, ilköğretim okulu vardır ancak tek öğretmenle yetinmektedir.Nella scuola primaria vengono insegnate le prime materie, con un solo insegnante.
Yazışmalarda sadece diplomasi üzerinde yetinmediler.Разве я Не писал в своих книгах только правду?
Büyük Selçuklular, kendilerinden önce var olan medreselerde öğretimi sürdürdüler, ama bununla yetinmediler.Утверждают, что прежним народам было приказано почитать этот день, но они этого не делали.
Bununla da yetinmeyip, kendi adını taşıyan magazin müzik dergisinide hazırladı.Кто не слыхал её музыкального воспроизведения в опере того же названия.
Yetinmeyi Bilir misin?Сознаем ли мы это?
Mahallede, ilköğretim okulu vardır ancak tek öğretmenle yetinmektedir.У одного и того же ученика по одному и тому же предмету должен быть только один учитель.
Çıkış şarkısı Yetinmeyi Bilir misin? bir hit olmuştur.В исполнении «Секрета» песня стала хитом.
Yetinmelik davranış, ilk kabul edilebilir bulununcaya kadar bütün alternatif yöntemleri araştırmaktır.Так последовательно проверяются все возможные сдвиги до первого совпадения.
Çıkış şarkısı Yetinmeyi Bilir misin? bir hit olmuştur.وحققت أغنية Yetinmeyi Bilir misin أيضاً نجاحاً منقطع النظير.
Bunlar tek bir atla yetinmek ve kendi acemilerini bulmak zorundaydılar.و لاواحدة منهما تحمل أي مقاليد للسيطرة على الخيول.
Bununla da yetinmeyip Osmanlı şehri şeklinde olan bu şehrin Osmanlı niteliğini yok ettiler.Fiquei cansado dessa cidade de merda e do teu jeito inflexível.
Sonraki yıllarda bununla yetinmeyip Sadri Alışık Akademi'de oyunculuk eğitimi aldı.Quem pode com essa idade ter freqüentado academia?
Vince, bununla yetinmeyip Trish Stratus ile birlikte olmaya başladı.Com Linda em coma com o seu estado, Vince começou a ter um caso com Trish Stratus.
Çıkış şarkısı Yetinmeyi Bilir misin? bir hit olmuştur.Ivete sobre a pressão em fazer de uma canção um grande sucesso após "Festa".
Yetinmeyi Bilir misin?Consegue descobrir?
Çıkış şarkısı Yetinmeyi Bilir misin? bir hit olmuştur.Het lied Will You Remember? werd een hit.
Bununla yetinmeyip Arnavutluk'a kadar uzanan bir akın da yapmışlardı.Zij werden echter niet gevraagd; de eer ging naar a-ha.
Hülasa anlatılacak daha çok başka hususlarda var ama şimdilik bu kadarıyla yetinmek durumundayız.Jeszcze wiele mam wam do powiedzenia, ale teraz znieść nie możecie.
Elbet Ahmedinejad bununla da yetinmedi.Vivaldiemu również się to nie udało.
Bunlar tek bir atla yetinmek ve kendi acemilerini bulmak zorundaydılar.Otrzymywali również wyższy żołd i byli zobowiązani do samodzielnego utrzymania konia.
Külübün satılmasına ve kulüpte meydana gelen değişikliklere karşı çıkan taraftarlar protestoyla yetinmediler.De människor som var för och de som var emot paraden började bråka.
Sartre de evlilik karşıtıydı ve hiçbir zaman tek kadınla yetinmezdi.Torstens problem är att han aldrig varit tillsammans med någon kvinna.
Çıkış şarkısı Yetinmeyi Bilir misin? bir hit olmuştur.Låten "Wishful Thinking" blev en hit.
Yetinmeyi Bilir misin?Чи знаю достатньо?
Çıkış şarkısı Yetinmeyi Bilir misin? bir hit olmuştur.Там за виконання пісні «Ти близько» здобула відзнаку.