O da Natasha ile tanıştıktan sonra yetimhaneden bir çocuk evlat edindi.De piloot, Jeff Cowley, ging terug om een kind uit het weeshuis te adopteren, nadat hij Natasha had ontmoet.
O da Natasha ile tanıştıktan sonra yetimhaneden bir çocuk evlat edindi.Iar pilotul, Jeff Cowley, după ce a cunoscut-o pe Natasha s-a întors și a adoptat un copil de la orfelinat.
O da Natasha ile tanıştıktan sonra yetimhaneden bir çocuk evlat edindi.기장이었던 제프 카울리는 나타샤와 만나 본 후 그 고아원에서 아이를 입양하기도 했습니다.
O da Natasha ile tanıştıktan sonra yetimhaneden bir çocuk evlat edindi.O piloto, Jeff Cowley, acabou por voltar e adotou um outro miúdo do orfanato depois de conhecer a Natasha.
O da Natasha ile tanıştıktan sonra yetimhaneden bir çocuk evlat edindi.Po spotkaniu Nataszy pilot, Jeff Cowley, wrócił, by adoptować jedno z pozostałych dzieciaków z sierocińca.
O da Natasha ile tanıştıktan sonra yetimhaneden bir çocuk evlat edindi.Và viên phi công Jeff Cowley đã quay lại xin một đứa con ở trại trẻ sau khi gặp Natasha.
O da Natasha ile tanıştıktan sonra yetimhaneden bir çocuk evlat edindi.А пилот, Джэфф Коули, после знакомства с Наташей вернулся в Корею и усыновил ребенка из того приюта.
O da Natasha ile tanıştıktan sonra yetimhaneden bir çocuk evlat edindi.והטייס, ג'ף קוולי, חזר למעשה ואימץ את אחד הילדים מבית היתומים, אחרי שהוא פגש את נטשה.
O da Natasha ile tanıştıktan sonra yetimhaneden bir çocuk evlat edindi.و الطيار جيف كاولي قد عاد بالفعل، و تبنى واحدا من الأطفال الآخرين في دار الأيتام بعد أن قابل نتاشا.
O da Natasha ile tanıştıktan sonra yetimhaneden bir çocuk evlat edindi.あの孤児院から一人養子にとりました これは28時間後のアトランタで それはとても長いフライトでした
Olgun biri olmasa da, böyle Prenses mi olur? Yetimhanede büyüdüğünü söylüyorlar.Ha éretlen is vagy még, egy hercegnő hogy viselkedhet így?
Ölüm kokusu baskındı. Bütün yetimler ağlıyor ve bağırıyorlardı "Baba!Die vielen Waisen weinten und schrieen, "Papi!
Ölüm kokusu baskındı. Bütün yetimler ağlıyor ve bağırıyorlardı "Baba!Minden árva sírt és kiabált:
Onüç YetimDie 13 Waisen
Onüç YetimTrece huérfanos
Onüç YetimTredici lanterne meravigliose
Onüç YetimTreize orphelins
Onüç YetimTretton underverk
Onüç YetimTreze Órfãos
Onüç YetimΔεκατρία Ορφανά
Onüç YetimТринадцять сиріт
Onun hikayesini herkese anlatıyorum çünkü o milyonlarca HIV/AIDS yetiminden birini temsil ediyor.Conto a história dela a toda a gente porque ela representa uma em milhões de órfãos de VIH/SIDA.
Onun hikayesini herkese anlatıyorum çünkü o milyonlarca HIV/AIDS yetiminden birini temsil ediyor.Ich erzähle jedem ihre Geschichte, denn sie steht für eine von Millionen von HIV/AIDS-Waisen.
Onun hikayesini herkese anlatıyorum çünkü o milyonlarca HIV/AIDS yetiminden birini temsil ediyor.Její příběh vyprávím každému, protože ztělesňuje jednoho z milionů sirotků v důsledku HIV/AIDS.
Onun hikayesini herkese anlatıyorum çünkü o milyonlarca HIV/AIDS yetiminden birini temsil ediyor.Jej príbeh rozprávam každému, pretože stelesňuje jednu z miliónov sirôt v dôsledku HIV/AIDS.
Onun hikayesini herkese anlatıyorum çünkü o milyonlarca HIV/AIDS yetiminden birini temsil ediyor.Je raconte son histoire à tout le monde, parce qu'elle représente un des millions d'orphelins du SIDA.
Onun hikayesini herkese anlatıyorum çünkü o milyonlarca HIV/AIDS yetiminden birini temsil ediyor.Le cuento su historia a todo el mundo porque ella representa uno de los millones de huérfanos del VIH/SIDA.
Onun hikayesini herkese anlatıyorum çünkü o milyonlarca HIV/AIDS yetiminden birini temsil ediyor.Racconto a tutti la sua storia perché lei rappresenta uno dei milioni di orfani dell'HIV/AIDS.
Onun hikayesini herkese anlatıyorum çünkü o milyonlarca HIV/AIDS yetiminden birini temsil ediyor.Spun povestea ei tuturor, pentru că ea reprezintă una dintre milioanele de orfani HIV/SIDA.
Onun hikayesini herkese anlatıyorum çünkü o milyonlarca HIV/AIDS yetiminden birini temsil ediyor.Tôi kể câu chuyện của em tới mọi người, bởi vì em đại diện một trong hàng ngàn em bé HIV/SIDA mồ côi.
Onun hikayesini herkese anlatıyorum çünkü o milyonlarca HIV/AIDS yetiminden birini temsil ediyor.Διηγούμαι την ιστορία της σε όλους, επειδή αναπαριστά ένα από τα εκατομμύρια των ορφανών του HIV/AIDS.
Onun hikayesini herkese anlatıyorum çünkü o milyonlarca HIV/AIDS yetiminden birini temsil ediyor.Я рассказываю ее историю всем, потому что она одна из миллионов детей, осиротевших из-за СПИДа.
Prenses Lee Seol yetimhaneye bırakıldı... ...ve tüm hayatını zorluklar içinde geçirdi.Ekkor került Lee Seol hercegnő árvaházba és élte akadályokkal teli életét.
Prenses Lee Seol yetimhaneye bırakıldı... ...ve tüm hayatını zorluklar içinde geçirdi.والاميرة لي سول ارسلت الى الميتم حيت عاشت طفولة بائسة
Sadece sen değil, yetimhane de eleştiri okları altında kalacak.A negatív következmények nemcsak téged, de az árvaházat is érintik.
Sadece sen değil, yetimhane de eleştiri okları altında kalacak.Η επίθεση δεν θα είναι μόνο σε σένα, αλλά και στο ορφανοτροφείο επίσης.
Sadece sen değil, yetimhane de eleştiri okları altında kalacak.الهجوم لن يقتصر عليك لكن على الميتم ايضا
Sadece yetim olmaktan utandığımı ve bunu saklamak istediğimi biliyorum.Számomra ez csak azt jelenti, hogy egy árva megpróbálja a szégyenét elrejteni.
Sadece yetim olmaktan utandığımı ve bunu saklamak istediğimi biliyorum.Εγώ το μόνο που ξέρω είναι να ντρέπομαι που είμαι ορφανή και την επιθυμία μου να το κρύψω.
Sadece yetim olmaktan utandığımı ve bunu saklamak istediğimi biliyorum.بالنسبة لي ..هي فقط يتيمة تحاول اخفاء خجلها
Sanırım o çocuğun gözleri çok iyi görmüyor. Yetimhane etkinliğine katılacağını mı söyledin?هذا الصبي مازال لم يجد كل عقله.....هل تقومين بهذا من اجل الميتم؟
Seol'la yetimhanede tanıştım. Ona tüm hikâyemi anlattım.Seollal az árvaházban találkoztam és mindent elmeséltem neki arról, ami velem történt.
Seol'la yetimhanede tanıştım.Γνώρισα τη Σεολ στο ορφανοτροφείο.
Seol'la yetimhanede tanıştım.والتقيت بسول في ذلك الميتم
"Sonra bir de görev dağılımı listesi yaptı." "Kim, hangi gün yetimhaneyi temizleyecek diye."Cô bé làm một danh sách công việc chi tiết phân công lịch dọn dẹp trại trẻ.
"Sonra bir de görev dağılımı listesi yaptı." "Kim, hangi gün yetimhaneyi temizleyecek diye."E poi ha steso una lista dettagliata di chi avrebbe puliva l'orfanotrofio e in quale giorno".
"Sonra bir de görev dağılımı listesi yaptı." "Kim, hangi gün yetimhaneyi temizleyecek diye."Et puis elle a créé une liste détaillée de travail de qui nettoyait l'orphelinat quel jour. "
"Sonra bir de görev dağılımı listesi yaptı." "Kim, hangi gün yetimhaneyi temizleyecek diye."Następnie przygotowała szczegółową listę pracy, kto którego dnia miał sprzątać sierociniec.
"Sonra bir de görev dağılımı listesi yaptı." "Kim, hangi gün yetimhaneyi temizleyecek diye."Și a făcut o listă de lucru cu cine face curat în orfelinat și în ce zi."
"Sonra bir de görev dağılımı listesi yaptı." "Kim, hangi gün yetimhaneyi temizleyecek diye."Und dann hat sie einen Arbeitsplan aufgestellt, wer an welchem Tag das Waisenhaus zu putzen hat.
"Sonra bir de görev dağılımı listesi yaptı." "Kim, hangi gün yetimhaneyi temizleyecek diye."Y después hizo un calendario de trabajo de quién limpiaba el orfanato en qué día."
"Sonra bir de görev dağılımı listesi yaptı." "Kim, hangi gün yetimhaneyi temizleyecek diye."Ze maakte een poetslijst van wie het weeshuis op welke dag schoonhield."
"Sonra bir de görev dağılımı listesi yaptı." "Kim, hangi gün yetimhaneyi temizleyecek diye."Και μετά έφτιαξε μια λίστα με δουλειές με το ποιος θα καθάριζε το ορφανοτροφείο ποια μέρα".
"Sonra bir de görev dağılımı listesi yaptı." "Kim, hangi gün yetimhaneyi temizleyecek diye."Потом она составила детальный график уборки приюта."
"Sonra bir de görev dağılımı listesi yaptı." "Kim, hangi gün yetimhaneyi temizleyecek diye."След което тя направи подробен работен график, кой кога да чисти сиропиталището."
Üş yaşındaki bu yetim kız çocuğu katarakt hastası idi.백내장에 걸린 3 살짜리 고아 소녀를 보고 계십니다.
Üş yaşındaki bu yetim kız çocuğu katarakt hastası idi.Aceasta este o fetiță orfană, în vârstă de trei ani care a avut cataractă.
Üş yaşındaki bu yetim kız çocuğu katarakt hastası idi.C'est une orpheline de trois ans qui avait la cataracte.
Üş yaşındaki bu yetim kız çocuğu katarakt hastası idi.Das ist ein drei Jahre altes Weisenkind, das von Katarakten betroffen war.
Üş yaşındaki bu yetim kız çocuğu katarakt hastası idi.Đây là một cô bé ba tuổi bị mồ côi bị mắc bệnh đục thủy tinh thể.