Ailelerinin AIDS virüsünden etkilendiğinden dolayı yetim kalanlar, işte böyle çocuklar.Wiele takich dzieci zostaje sierotami, bo całe rodziny padają ofiarą AIDS. bo całe rodziny padają ofiarą AIDS.
Ailelerinin AIDS virüsünden etkilendiğinden dolayı yetim kalanlar, işte böyle çocuklar.Большинство этих детей осиротели, потому что их семьи оказались затронуты СПИДом.
Ailelerinin AIDS virüsünden etkilendiğinden dolayı yetim kalanlar, işte böyle çocuklar.И това са деца като тези, много от които са сираци, защото техните семейства са засегнати от вируса на СПИН.
Ailelerinin AIDS virüsünden etkilendiğinden dolayı yetim kalanlar, işte böyle çocuklar.ואילו ילדים כאלה, שרבים מהם יתומים בגלל שהמשפחה שלהם נפגעה מנגיף האיידס
Ailelerinin AIDS virüsünden etkilendiğinden dolayı yetim kalanlar, işte böyle çocuklar.ومعظم هؤلاء الاطفال .. يُتِموا بسبب اصابة ذويهم بفيروس الايدز
Ailelerinin AIDS virüsünden etkilendiğinden dolayı yetim kalanlar, işte böyle çocuklar.エイズで家族を亡くした 孤児たちなのです。 ここでは、ニューヨークでミシェル・セディベ氏と席を共にしています。
Aileleri tarafından bakılamayan çocuklar hükümet yetimhanelerinde büyütülüyordu.A gyerekek, akiket a családjaik nem tudtak eltartani az állami árvaházakban nevelkedtek fel.
Aileleri tarafından bakılamayan çocuklar hükümet yetimhanelerinde büyütülüyordu.As crianças, que não podiam ser sustentadas pela família, eram criadas em orfanatos do governo.
Aileleri tarafından bakılamayan çocuklar hükümet yetimhanelerinde büyütülüyordu.Copiii care nu puteau fi sustinuţi de familiile lor erau crescuţi în orfelinate.
Aileleri tarafından bakılamayan çocuklar hükümet yetimhanelerinde büyütülüyordu.I bambini che non potevano essere mantenuti dalle loro famiglie venivano cresciuti negli orfanatrofi statali.
Aileleri tarafından bakılamayan çocuklar hükümet yetimhanelerinde büyütülüyordu.Kinder, die von ihren Familien nicht versorgt werden konnten, wurden in staatlichen Waisenhäusern großgezogen.
Aileleri tarafından bakılamayan çocuklar hükümet yetimhanelerinde büyütülüyordu.Kinderen, die door hun gezin niet konden verzorgd worden, groeiden op in weeshuizen van de staat.
Aileleri tarafından bakılamayan çocuklar hükümet yetimhanelerinde büyütülüyordu.가정에서 길러낼 수 없는 아이들은 정부의 고아원에서 자라났습니다.
Aileleri tarafından bakılamayan çocuklar hükümet yetimhanelerinde büyütülüyordu.Lapset, joita oma perhe ei pystynyt hoitamaan, kasvatettiin hallituksen orpokodeissa.
Aileleri tarafından bakılamayan çocuklar hükümet yetimhanelerinde büyütülüyordu.Los niños que no podían ser mantenidos por sus familias eran criados en orfanatos gubernamentales.
Aileleri tarafından bakılamayan çocuklar hükümet yetimhanelerinde büyütülüyordu.Najbiedniejszym rodzinom odbierano dzieci i odsyłano je do rządowych sierocińców.
Aileleri tarafından bakılamayan çocuklar hükümet yetimhanelerinde büyütülüyordu.Дети, которые не могли быть обеспечены своей семьёй вырастали в государственных детских домах.
Aileleri tarafından bakılamayan çocuklar hükümet yetimhanelerinde büyütülüyordu.Деца, които не можеха да бъдат издържани от техните семейства бяха отглеждани в държавни сиропиталища.
Aileleri tarafından bakılamayan çocuklar hükümet yetimhanelerinde büyütülüyordu.ילדים שמשפחותיהם לא יכלו לכלכל אותם גודלו בבתי-יתומים ממשלתיים.
Aileleri tarafından bakılamayan çocuklar hükümet yetimhanelerinde büyütülüyordu.الأطفال الذين لا يتلقوا الدعم من أسرهم تم تربيتهم في دور الأيتام الحكومية.
Aileleri tarafından bakılamayan çocuklar hükümet yetimhanelerinde büyütülüyordu.政府の孤児院で育てられました 生下時に欠陥のある子どもは治癒不能と見なされ
Aslında ben de senin gibi bir yetimim."Igazából én is egy árva vagyok, mint Ön."
Aslında ben de senin gibi bir yetimim.انا في الواقع يتيم مثلك
Aubazine yetimi, Paris'in kraliçesi oldu.Aubazinen luostarin orpolapsesta, oli tullut Pariisin kuningatar.
Aubazine yetimi, Paris'in kraliçesi oldu.그렇게 파리의 여왕이 되었습니다.
Aubazine yetimi, Paris'in kraliçesi oldu.la huérfana de Aubazine, se convierte en la reina de París.
Aubazine yetimi, Paris'in kraliçesi oldu.l'orfana d'Aubazine, era diventata la regina di Parigi.
Aubazine yetimi, Paris'in kraliçesi oldu.l'orpheline d'Aubazine est devenue la reine de Paris.
Aubazine yetimi, Paris'in kraliçesi oldu.ويتيمة أوبازين ملكة باريس
Aubazine yetimi, Paris'in kraliçesi oldu.女性たちを解放させる前に ココは自らを解放したのです
Auvergne'li küçük köylü kızı, Aubazine yetimi, Paris'in kraliçesi oldu.A kis auvergne-i lány, az aubazine-i árva Párizs királynõje lett.
Auvergne'li küçük köylü kızı, Aubazine yetimi, Paris'in kraliçesi oldu.Cô gái nhỏ của vùng nông thôn Auvergne, người con mồ côi từ Aubazine, đã trở thành nữ hoàng của Paris.
Auvergne'li küçük köylü kızı, Aubazine yetimi, Paris'in kraliçesi oldu.Das kleine Mädchen vom Land aus der Auvergne, die Waise aus Aubazine, war zur Königin von Paris geworden.
Auvergne'li küçük köylü kızı, Aubazine yetimi, Paris'in kraliçesi oldu.Den lilla landsortsflickan från Auvergne, barnhemsflickan från Aubazine, hade blivit drottningen av Paris.
Auvergne'li küçük köylü kızı, Aubazine yetimi, Paris'in kraliçesi oldu.Den lille provinspige fra Auvergne, den forældreløse fra Aubazine, var blevet til Paris' dronning.
Auvergne'li küçük köylü kızı, Aubazine yetimi, Paris'in kraliçesi oldu.Fetiţa de la ţară din Auvergne, orfana din Aubazine, a devenit regina Parisului.
Auvergne'li küçük köylü kızı, Aubazine yetimi, Paris'in kraliçesi oldu.Het plattelandsmeisje, de wees uit Aubazine, werd de koningin van Parijs.
Auvergne'li küçük köylü kızı, Aubazine yetimi, Paris'in kraliçesi oldu.Majhno kmečko dekle iz Auvergna, sirota iz Aubazina, je postala kraljica Pariza.
Auvergne'li küçük köylü kızı, Aubazine yetimi, Paris'in kraliçesi oldu.Malá venkovanka z Auvergne, sirotek z Aubazine, se stala královnou Paříže.
Auvergne'li küçük köylü kızı, Aubazine yetimi, Paris'in kraliçesi oldu.Η μικρή επαρχιώτισσα από την Auvergne, η ορφανή του Aubazine, είχε γίνει η βασίλισσα του Παρισιού.
Auvergne'li küçük köylü kızı, Aubazine yetimi, Paris'in kraliçesi oldu.Маленька сільська дівчинка з Оверні, сирота з Обазіну, вона стала королевою Парижа.
Auvergne'li küçük köylü kızı, Aubazine yetimi, Paris'in kraliçesi oldu.Маленькая деревенская девочка из Оверни, выросшая в Обазинском монастыре, стала королевой Парижа.
Auvergne'li küçük köylü kızı, Aubazine yetimi, Paris'in kraliçesi oldu.Малката провинциалистка от Оверн, сирачето от Обазин, се е превърнала в кралицата на Париж.
Avrupa ve Orta Asya'da yaklaşık bir milyon çocuk yetimhane olarak bilinen büyük kurumlarda kalmakta.유럽에서 중앙아시아까지 대략 백만 명의 어린 아이들이 흔히들 고아원이라고 알려진 거대한 거주 기관에 살고 있습니다
Avrupa ve Orta Asya'da yaklaşık bir milyon çocuk yetimhane olarak bilinen büyük kurumlarda kalmakta.Từ Châu Âu đến Trung Á, khoảng 1 triệu trẻ em sống ở những trung tâm thường được gọi là viện mồ côi.
Avrupa ve Orta Asya'da yaklaşık bir milyon çocuk yetimhane olarak bilinen büyük kurumlarda kalmakta.W Europie i Azji Środkowej milion dzieci mieszka w dużych instytucjach, znanych jako sierocińce.
Avrupa ve Orta Asya'da yaklaşık bir milyon çocuk yetimhane olarak bilinen büyük kurumlarda kalmakta.ברחבי אירופה ומרכז אסיה מיליון ילדים בקירוב חיים במוסדות מגורים גדולים, שמוכרים בדרך כלל כבתי יתומים.
Avrupa ve Orta Asya'da yaklaşık bir milyon çocuk yetimhane olarak bilinen büyük kurumlarda kalmakta.في أنحاء أوروبا و آسيا الوسطى هنالك ما يقارب المليون طفلًا يعيشون في و التي تعرف غالبًا بـدور الأيتام
Avrupa ve Orta Asya'da yaklaşık bir milyon çocuk yetimhane olarak bilinen büyük kurumlarda kalmakta.およそ100万人の子ども達が 大規模な居住型施設 - 孤児院で 暮らします 孤児院と聞くと 愛情あふれる温かな環境を
Başka yetimler de bu şekilde yaşıyorlardı, hatta daha kötü bir şekilde.Banyak anak yatim lainnya yang bertahan hidup seperti ini, atau melakukan hal yang lebih berat.
Başka yetimler de bu şekilde yaşıyorlardı, hatta daha kötü bir şekilde.Beaucoup d'autres orphelins survivaient comme ça, ou pire.
Başka yetimler de bu şekilde yaşıyorlardı, hatta daha kötü bir şekilde.Inne sieroty przetrwały w podobny sposób.
Başka yetimler de bu şekilde yaşıyorlardı, hatta daha kötü bir şekilde.많은 다른 고아들도 이런, 혹은 이보다 더한 방식으로 살아남았습니다.
Başka yetimler de bu şekilde yaşıyorlardı, hatta daha kötü bir şekilde.Molti altri orfani sopravvivevano così, o peggio.
Başka yetimler de bu şekilde yaşıyorlardı, hatta daha kötü bir şekilde.Muchos otros huérfanos sobrevivieron de esta manera o peor.
Başka yetimler de bu şekilde yaşıyorlardı, hatta daha kötü bir şekilde.Muitos outros órfãos sobreviviam assim, ou pior.
Başka yetimler de bu şekilde yaşıyorlardı, hatta daha kötü bir şekilde.Mulţi orfani îşi câştigau existenţa în felul acesta, sau mai greu.
Başka yetimler de bu şekilde yaşıyorlardı, hatta daha kötü bir şekilde.Nhiều đứa trẻ mồ côi khác sống sót theo cách này, hoặc còn tệ hơn.
Başka yetimler de bu şekilde yaşıyorlardı, hatta daha kötü bir şekilde.Sok más árva élt még így, vagy rosszabb körülmények között.
Başka yetimler de bu şekilde yaşıyorlardı, hatta daha kötü bir şekilde.So überlebten viele andere Waisen oder sie hatten es sogar noch schlechter.