yetiştirmek ile cümle
yetiştirmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Balık yetiştirmek mümkündür.Kalaa on helppo viljellä.
Bonsai yetiştirmek biraz bahçecilik bilgisi ve sabır gerektirir.Bonsaiden kasvattaminen vaatii kärsivällisyyttä.
Okulun amacı iyi ebeler yetiştirmekti.Opetukselle haluttiin luoda ihanneolosuhteet.
Halk sebzelerini bahçelerde yetiştirmektedir.Naiset viljelevät puutarhoissaan vihanneksia.
Burası çocuk yetiştirmek için harika bir yerdir.Tämä on loistava paikka kasvattaa lapsia.
Lobkovskaya, keskin nişancılar yetiştirmek için Veshnyaki'ye gönderilen 300 kadından biriydi.Lobkovskaja var med i et hold på 300 kvinder der blev sendt til Veshnyaki for at træne som snigskytter.
Amacım yeni yeni gençler yetiştirmek olacaktır"".Jeg var bange for at få nye venner."
Ben burada dünyanın en güzel güllerini yetiştirmek istiyor muyum?"("Hvad er verdens mest krogede gade?").
Amacım yeni yeni gençler yetiştirmek olacaktır"".Bare tenåringer vet sikkert».
Tesalya'nın geniş ovaları at yetiştirmek için uygundu ve Tesalyalılar en iyi süvarilerdi.Thessalia var kjent for sine staller der Hellas sine beste hester ble oppfostret.
Hayırlı evlat yetiştirmek ve onun yaptığı hayırlı işlerde hayrat şeklinde tanımlanabilinmektedir.Malmen derfra utmerket seg ved sin allsidighet, og den karakteriseres som verkets beste.
Yuva, hayvanların yumurtalarını tutmak ve/veya yavrularını yetiştirmek için inşa ettikleri yerdir.Sarang adalah tempat yang dibangun hewan untuk menyimpan telur dan membesarkan bayi mereka.
Son dönemlerde HALEP KEÇİSİ yetiştirmek için bir köylü girişimde bulunmuştur.Bahkan dalam satu dekade terakhir, ada petani yang mencoba mengembangkan tanaman apel.
Ben burada dünyanın en güzel güllerini yetiştirmek istiyor muyum?"Ia bertanya, “Bisakah kita membuat sebuah mobil mewah terbaik di dunia?”
Balık yetiştirmek mümkündür.Có thể nuôi làm cá cảnh.
Aileler çocuklarını Türk milliyetçisi olarak yetiştirmektedir.しかし両親は子どもたちをロシア人として育てた。
Sınıftaki huzursuz kızlar arasında kendini yetiştirmekte büyük zorluk çekmektedir.クラスで孤立していく真彩のことを心配している。
Çünkü normal şartlarda BÖTE öğretmen yetiştirmek amacıyla kurulmuş bir bölümdür.学部の目的としては主として教員を養成しているためである。
Köyün asıl geçim kaynağı kayısıdır.Susuzluktan dolayı kimi bilinçli aileler susuz kayısı yetiştirmektedir.(有好消息從遠方來,就如拿涼水給口渴的人喝。
Ben burada dünyanın en güzel güllerini yetiştirmek istiyor muyum?"세계에서 가장 아름다운 해안 도로 중 하나”라고 칭했다.
Okulun amacı iyi ebeler yetiştirmekti.학교의 주요 목적은 교원 양성이었다.
Yeniden talebe yetiştirmekle meşgul oldu.이후 다시 제과업으로 생계를 유지했다.
Amacım yeni yeni gençler yetiştirmek olacaktır"".אנחנו מקווים לגדל בו את האנשים הדרושים."
Bu akademiler ileri düzey eğitim ve üst düzey subay yetiştirmek içindi.היחידה מעדיפה לגייס לשורותיה בוגרי קורס קצינים וקורס מפקדים.
Acara'nın çay, fındık, narenciye ve tütün yetiştirmek için iyi imkânları vardır.Аджария е подходяща земя за отглеждане на чай, цитрусови плодове и тютюн.
Balık yetiştirmek mümkündür.Razvijen je ribolov.
Ayrıca gemisinde Bonsai ağaçları yetiştirmekte ve yemekleri de pişirmektedir.Dječaci su također slani na kopnu sjeći drva i pripremati jela.
Ben burada dünyanın en güzel güllerini yetiştirmek istiyor muyum?"Verjame se, da je najstarejša živa vrtnica na svetu.
Aileler çocuklarını Türk milliyetçisi olarak yetiştirmektedir.Nekatere družine vzgajajo svoje otroke v kornijščini.
Halka tiyatronun ne olduğunu anlatmak ve iyi bir tiyatro izleyicisi yetiştirmek için de çaba gösterildi.Dvořák se je zanimal tudi za gledališče in se trudil za razvoj narodnega opernega repertoarja.
Will kızını diğer insanlardan uzak bir biçimde yetiştirmektedir.Ena izmed vil je deklici obljubila, da ji bodo izpolnile tri želje.
Verilen ikincil eğitimin amacı, gençliği ahlaksal ve fiziksel olarak sağlam yetiştirmekti.V mladostniških letih je bil deležen izbrane vzgoje, ki je temeljila na vzgoji telesa in razuma.
Ruandalılar sömürge yıllarından beri kahve yetiştirmekteydiler.Kolonijiniais laikais pradėjo auginti kavą.
Halk kendi ihtiyacı için meyve, sebze yetiştirmektedir.Joje savo reikmėms auginami gyvuliai, daržovės.
Amacım yeni yeni gençler yetiştirmek olacaktır"".Ühtlasi on eesmärgiks koolitada Euroopa jaoks uusi noori juhte."
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Aber es geht nicht nur um den Anbau, denn wir sind alle Teile des Puzzles.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Ale nie chodzi tylko o uprawę wszyscy jesteśmy elementami tej układanki.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Dar nu-i vorba doar de a cultiva, pentru că suntem toţi parte în acest puzzle.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.De ez nem csak a termesztésről szól, mert ennek a kirakójátéknak mindannyian a részei vagyunk.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Het gaat niet alleen om teelt. We zijn allemaal deel van de puzzel.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.하지만 이것은 단지 재배의 문제만은 아닙니다. 왜냐하면 우리 모두가 이 퍼즐의 한 부분이기 때문입니다.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Mais il ne s'agit pas seulement de faire pousser des choses, parce que nous faisons tous partie de ce puzzle.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Ma non si tratta solo di coltivare, perché siamo tutti parte di questo puzzle.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Mas não se trata só de cultivar, porque todos nós fazemos parte deste puzzle.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Med det handlar inte bara om odling, för vi hänger alla ihop som ett pussel.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Není to ale všechno jenom o sázení, protože my všichni jsme částí téhle skládanky.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Nie je to však len o pestovaní, pretože všetci sme súčasťou tejto skladačky.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Pero no se trata sólo de cultivar porque todos somos parte de este rompecabezas.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Vendar ne gre se samo za gojenje, ker smo vsi del te velike sestavljanke.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Αλλά το θέμα δεν είναι μόνο οι καλλιέργειες, γιατί είμαστε όλοι μας μέρος αυτού του παζλ.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Но не става дума само за отглеждане, защото всички сме част от тази кръстословица.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.Но суть не только в выращивании еды, а в том, что мы все — части одной головоломки.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.אבל זה לא רק אודות גידול, כיוון שכולנו חלק מפאזל.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.لكن الأمر لا يتعلق فقط بالزراعة، لأننا جميعنا جزء من هذه الأحجية.
Ama bütün konu yetiştirmek üzerine değil çünkü hepimiz bu yapbozun parçalarıyız.住民全員がパズルの一部ですから 芸術の才能がある人には デザインを頼んで
Bir bitki yetiştirmek size 1,000, 10,000 tohum verecek.1ドル分のインゲンから
Bir bitki yetiştirmek size 1,000, 10,000 tohum verecek.Coltivare una pianta vi renderà 1.000, 10.000 semi.
Bir bitki yetiştirmek size 1,000, 10,000 tohum verecek.Cultivar una planta dará unas mil, 10 mil semillas.
Bir bitki yetiştirmek size 1,000, 10,000 tohum verecek.Dintr-o plantulă se vor obține 1.000, 10.000 de semințe.
Bir bitki yetiştirmek size 1,000, 10,000 tohum verecek.Durch den Anbau einer Pflanze kriegt man 1.000 - 10.000 Samen.