Ana içeriğe geç
Sözlük

yeti ile cümle

yeti kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Kendi ayakların üzerinde duracak kadar yetişkinsin.You are old enough to stand on your own feet.
Sen şimdi bir yetişkinsin.You are now an adult.
Trene yetişemeyeceksiniz.You will not be able to catch the train.
Sana yetişemeyeceğim kadar çok hızlı yürüyorsun.You walk too fast for me to keep up with you.
Para ağaçlarda yetişmez.Money does not grow on trees.
Tedarikçi firma talebe yetişemiyor.Supplies cannot keep up with the demand.
Geçen yıl domates yetiştirdim ve onlar çok iyiydi.I grew tomatoes last year and they were very good.
Ben sığır yetiştiriyorum.I raise cattle.
Acele edersen ona yetişirsin.If you hurry, you'll catch up with him.
Acele et ve trenine yetişeceksin.Hurry, and you will catch the train.
Acele edersen otobüse yetişirsin.Hurry up, and you'll catch the bus.
Eğer acele edersen bir sonraki otobüse yetişebilirsin.If you hurry, you can make the next bus.
Acele etmezsen trene yetişemeyeceksin.You will miss the train if you don't hurry.
Acele et, otobüse zamanında yetişeceksin.Hurry up, and you will be in time for the bus.
Tatil bittiğinde bir sürü işe yetişeceğim.When the vacation is over, I will catch up with a lot of work.
Trene yetişmek için acele edin.Hurry up in order to catch the train.
Wendy'nin deniz kenarında yetiştiği doğru fakat o iyi bir yüzücü değil.It is true Wendy grew up at the seaside, but she isn't a good swimmer.
Toplantıya zamanında yetişmek için acele edelim.Let's hurry to be in time for the meeting.
Biz ilk trene yetişebilmek için erken çıktık.We left early so that we can catch the first train.
Ailemizin çevresinde yetiştik.We grew up within our family circle.
Ben sığır yetiştiririm.I rear cattle.
Pirinç yağışlı bölgelerde yetiştirilir.Rice is grown in rainy regions.
Pirinç yağışlı bölgelerde yetişir.Rice is grown in rainy regions.
İlk trene yetişmek için erken kalktım.I got up early in order to catch the first train.
En küçük erkek kardeşim, büyük annemiz tarafından yetiştirildi.My youngest brother was brought up by our grandmother.
Genel giriş ücreti yetişkinler için 7 dolardır.General admission is $7 for adults.
Bir kez bir dersi atladığınızda, sınıf arkadaşlarınıza yetişmek zor.Once you skip a lesson, it's hard to catch up with your classmates.
Elma ağaçlarının tohumdan yetiştiklerini bilmiyordum.I didn't know apple trees grow from seeds.
Başkan Lincoln kendi kendini yetiştirmiş bir insandı.President Lincoln was what we call a self-made man.
Yavaş yürü ve ben sana yetişeceğim.Walk slowly, and I will catch up with you.
Dün gece, son trene güçlükle yetiştim.Last night, I barely made the last train.
Sonunda sana yetiştiğime memnun oldum.I'm glad I've finally caught you.
Çok geçmeden ona yetiştim.It was not long before I caught up with him.
Eğer acele edersen yakında ona yetişirsin.If you hurry, you will soon overtake her.
Acele edersen ona yetişeceksin.If you hurry, you will catch up with him.
Madem ki yetişkinsin, ne yapacağına karar vermek senin görevin.Now that you are grown-up, it is up to you to decide what to do.
Kısa sürede sana yetişirim.I'll catch up with you soon.
Onlar serada kavun yetiştirirler.They grow melons under glass.
Mary işe dönünceye kadar, Ken ile yetinmek zorunda kalacağız.Until Mary gets back to work, we'll have to make do with Ken.
Macbeth, düşmanına saldırmak için bir ordu yetiştirdi.Macbeth raised an army to attack his enemy.
Diğerlerinin hızına yetiştim.I caught up with the others.
Diğer öğrencilere yetişmem için çok çalışmam gerekiyordu.I had to work hard to keep up with the other students.
Fred bir cerrah olmak için yetişti.Fred grew up to be a surgeon.
Üzümler salkımla yetişir.Grapes grow in bunches.
Bay Ford'a kendini yetiştirmiş insan denilir.Mr Ford is what is called a self-made man.
Partinin başlangıcına vaktinde yetişecek miyiz?Will we be in time for the beginning of the party?
Ne kadar hızlı yürürsen yürü, ona yetişemezsin.No matter how fast you may walk, you can't catch up with him.
Ne kadar denesem de,ona asla yetişemem.However hard I try, I can never catch up with him.
Tom'a yetişmek için koşmak zorunda kaldım.I had to run to catch up with Tom.
Almanya birçok bilim adamı yetiştirdi.Germany produced many scientists.
Tayland'da ülkenin bazı kısımları pirinç yetiştirmek için şimdiden aşırı kuru hale geldi.In Thailand it has already become too dry to grow rice in some parts of the country.
Çok hızlı yürümeyin. Size yetişemiyorum.Don't walk so fast. I can't keep up with you.
O kadar hızlı yürürsen sana yetişemem.I can't keep up with you if you walk so fast.
Küçük çocuk yetişkinlerle konuşmaya alışkın.The little boy is used to talking with grown-ups.
Çiftçi çeşitli ürünler yetiştiriyor.The farmer cultivates a variety of crops.
Bu çiftlik patates yetiştiriyor.The farm grows potatoes.
Erkek çocuğu yetişkin bir adammış gibi konuşuyor.The boy talks as if he were a man.
Çocuk bir yetişkine benziyordu.The boy looked like a grown-up.
O çocuk sanki bir yetişkin gibi konuşuyor.That child talks as if he were an adult.
Şu oğlan sanki bir yetişkinmiş gibi konuşuyor.That boy talks as if he were a grown up.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod