İkinci Dünya Savaşı sırasında Bermuda'da giyimde yetersizlik vardı.During the Second World War there was a shortage of clothing in Bermuda.
Cemaatlerinin ve bölgelerinin olumlu gelişimi için yönetme yetersizliklerini göster.You showed your countrymen how to do good.
Mali yetersizlikler nedeniyle daha sonra kapandı.It was later shut down due to lack of funding.
Homolog rekombinasyonda yetersizlik insanlarda kanser oluşumu ile bağlantılı olduğu görülmüştür.Deficiencies in homologous recombination have been strongly linked to cancer formation in humans.
Maddi yetersizliklerden ötürü operasyon geçiremez.I am unable to do anything because of poor health.
Ve hatırlıyorum, bu yetersizlik duygusundan dolayı her zaman hastayı muayene ederdim.And out of that sense of failure, I remember, I would always examine the patient.
Birinci problem doğal afetlere müdahale konusunda yetersizlik var.The first problem is there's inadequate disaster response. It's slow. It's antiquated.
Toplumsal YetersizliklerSocial Inadequacies
Artık mammografinin hem sıradışı başarısını hem de yetersizliklerini kabul etme zamanı geldi.It is time for us to accept both the extraordinary successes of mammography and the limitations.
Tanık koruma konusundaki yetersizlikler de bir diğer sorun.Insufficient witness protection of victims presents another difficulty.
Analistler, bunun olmaması halinde gelir yetersizlikleriyle başa çıkılması gerekeceğini söylüyor.Should that fail, analysts warn, revenue shortfalls could be in store.
Şirket ise Turturica'nın yönetsel yetersizlikler nedeniyle görevden alındığını öne sürdü.The company says Turturica was replaced because of managerial shortcomings.
Muhalefet, eleştirenleri önemsemeyerek hükümeti yetersizlikle suçladı.The opposition discounted the critics, accusing the government of incompetence.
Ancak muhalefet lideri Edi Rama hükümeti yetersizlikle suçladı.However, opposition leader Edi Rama has accused the government of falling short.
Smart kendine geldi ve bununla birlikte şiir yazmakta umutsuz yetersizlik.Smart regained his senses, and therewith his hopeless inability to write poetry.
Yetersizlik duyguları.Verfehlte Gefühle.
İki tasarı da mali yetersizlikler nedeniyle uygulamaya konamamıştır.Auch wurden die beiden Minen wegen mangelnder Rentabilität geschlossen.
Herhangi bir işte yetersizlik olmak o işten çıkarılmak bir neden olarak görülmedi.Es reicht nicht aus, dass die Kündigung aus anderen Gründen unwirksam ist.
Küçük kan damarları yetersizlikleri olabilir.Bagatellblutungen können unter Umständen unversorgt bleiben.
Yetersizlik duyguları.Échec des sentiments.
Mali yetersizlikler nedeniyle daha sonra kapandı.Il a fermé par la suite, par manque de population.
Yetersizlik duyguları.Incapacità relativa.
11 Mayıs 2009 yılında tanıtılmış ve önceki sürümlerdeki yetersizlikleri doldurmak amacıyla tasarlanmışdır.Nel maggio 2009 esce per Bompiani All'appello mancano anche i presenti.
Aynı şekilde Ukrayna meselesindeki yetersizliklerinden dolayı hükümeti suçladı.Она обвинила украинские власти в нерешительности в этом вопросе.
Yetersizlik duyguları.Негативные эмоции.
Duygusal ve fiziksel yetersizliklerini keşfeder.Остро ощущают душевную и психическую недостаточность.
Mali yetersizlikler nedeniyle daha sonra kapandı.Позже из-за отсутствия финансирования они были закрыты.
Türklerin Türkçedeki yetersizliklerinin tek sebebi ebeveynler değildir.Единственными людьми, кто не боялся Тура, были его родители.
Maddi yetersizliklerden ötürü Gençler'in basılması bir kere daha iptal oldu.Вскоре из-за финансовых проблем юношеские команды были распущены.
Yetersizlik duyguları.الشعور بالعجز.
Özellikle tanksavar, top ve uçaksavar silahları yönünden yetersizlik içindeydiler.Em vez de armas, gasolina e aviões, mandavam-nos ordens.
Birçok vaka bu konudaki yetersizlik nedeniyle ölümle veya kalıcı hasarla sonuçlanmaktadır.Velen hiervan kwamen om het leven of liepen blijvend letsel op.
Eğitimini maddi yetersizlikten bıraktı.De lichamelijke opvoeding scheef in 't rijtje.
Herhangi bir işte yetersizlik olmak o işten çıkarılmak bir neden olarak görülmedi.Voor zijn diskwalificatie werd geen reden opgegeven.
Uyku esnasında veya beslenme yetersizliklerinde bazal metabolizma normalden düşüktür.Een tekort aan vocht tijdens en na de menopauze is normaal.
İki tasarı da mali yetersizlikler nedeniyle uygulamaya konamamıştır.De beide reactoren zijn door geldgebrek echter nog steeds niet ontmanteld.
Maddi yetersizliklerden ötürü Gençler'in basılması bir kere daha iptal oldu.Po likwidacji Funduszu Rozwoju Kultury pojawiło się kolejne zagrożenie zaniechania inwestycji.
Kıskançlık özgüven eksikliği ve yetersizlik duygusundan dolayı ortaya çıkmaktadır.Svartsjuka härrör till en känsla av otillräcklighet eller att känna sig utanför.
İşsizlik ve ekonomik yetersizlikten dolayı göç vermektedir.Varför uppstår inflation och arbetslöshet?
Yetersizlik duyguları.Dålig självkänsla.
Vücutta vitamin yetersizlikleri başgösterir.Vitaminbrist innebär att man har brist på vitaminer i kroppen.
Maddi yetersizlikten dolayı yapılan mutsuz evlilik.Шлюб неможливий через фінансову нерівність.
Ancak bu buluş teknolojik yetersizlik ve hava koşullarının olumsuz etkisinden dolayı yaygınlaşamadı.Визначити причину не вдалося через відсутність необхідного персоналу та важкої радіаційної обстановки.
Ödünlemeye neden olan temel etken bireyde olan eksiklik ve yetersizliklerdir.Obojí se samo osobě blíží nezbytnému a nedostatečnému.
İki tasarı da mali yetersizlikler nedeniyle uygulamaya konamamıştır.Stavbě druhé dvojice zabránil nedostatek financí.
Ancak zaman içerisinde maddi yetersizlikler dolayısıyla kapatılmıştır.Jen v naléhavé potřebě peněz byl krátkodobě zastavován.
Geleneksel kurumlar oldukça yetersizlikleriyle aynen korundu.Tradiční třmenový uzávěr trpěl některými nevýhodami.
Gerçekte muharebelerdeki başarısızlıkları silah ve teçhizatlarındaki yetersizlik yüzündendi.Ineficiența lor din luptă a fost cauzată doar de armelor și a echipamentelor învechite.
2000'li yılların başında endüstri altyapısı teknolojik yetersizlikten dolayı çok zayıflamıştı.10 ani mai târziu, noua infrastructură se deteriorase puternic din cauza lucrărilor de slabă calitate.
Ancak çalışmalar maddi yetersizliklerden dolayı hafriyat aşamasında kalmıştır.Dragostea rămâne mai mult la nivelul căutărilor, fiind lipsită de împlinire fizică.
Yetersizlik duyguları.Negatív érzelmek.
Mali yetersizlikler nedeniyle daha sonra kapandı.Később a kihasználatlanság miatt szüntették meg őket.
Zaten savaş başlamadan önce bile yetersizlikleri ve kullanım alanının sınırlığını ortaya çıkmıştı.Már a felkelés vége előtt elkezdődött a vita a célszerűségéről.
Gerçekte muharebelerdeki başarısızlıkları silah ve teçhizatlarındaki yetersizlik yüzündendi.Deres manglende effektivitet i kamp skyldtes i virkeligheden blot deres forældede våben og dårlige udstyr.
Yetersizlik duyguları.Tomhedsfølelse.
Mesleki yetersizlik ve itaatsizlik nedeniyle ordudan atıldı.Fikk sparken fra politiet for unødvendig maktbruk.
Duygusal ve fiziksel yetersizliklerini keşfeder.De reagerer lett på fysiske og emosjonelle ubehageligheter.
Yetersizlik duyguları.Cảm xúc vô hạn!
Yetersizlik duyguları.感情が乏しい。
Aynı şekilde Ukrayna meselesindeki yetersizliklerinden dolayı hükümeti suçladı.合意は同様にウクライナ政府も関与している。