yetersizliği ile cümle
yetersizliği kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
İnşaatı, ödenek yetersizliğinden dolayı geçici bir süreliğine durdurulmuştur.Pomysł został tymczasowo wstrzymany ze względu na brak pieniędzy.
Ancak 3 Mart 1891'de delil yetersizliğinden serbest bırakılmıştır.23 maja 1951 roku został zwolniony z powodu braku dowodów winy.
Ayrıca eğitim şartlarının yetersizliği de insanları şehre sürüklemiştir.W ślad za pieniędzmi do miasta ściągali również uczeni.
Çok az sayıda rapor insanlarda E vitamini yetersizliğini bildirmektedir.Istnieje za mało danych na temat skuteczności większości tych terapii.
Kökleri oksijen yetersizliğine oldukça dayanıklıdır.Etery podatne są na utlenianie tlenem.
Kaynak yetersizliği dolayısıyla bu konuda fazla bir şey söylenememektedir.På grund av tidsbrist kommer jag inte behandla ämnet mer ingående.
Hormon yetersizliği hormon tedavileriyle düzenlenebilir.Menstruationspsykoser kan behandlas med hormoner.
Stalin’in ölümünden sonra, yeni Sovyet liderliği, delil yetersizliğinden davayı düşürdü.Efter Stalins död ledde en ny utredning av sammansvärjningen fram till att anklagelserna hade varit grundlösa.
Ayrıca, deri oksijen yetersizliğinden dolayı mavi renk (morarma) alabilir.Huden kan även bli blåfärgad (cyanotisk) till följd av syrebrist.
Su kaynaklarının yetersizligi nedeniyle sulu tarım yapılamamaktadır.Orsaken är att utan denna grundvattensänkning kan bygget inte genomföras till en skälig kostnad.
Yapılan soruşturma daha sonra delil yetersizliğinden dolayı kapatılır.Пізніше звинувачення було знято через недостатність доказів.
Ayrıca, deri oksijen yetersizliğinden dolayı mavi renk (morarma) alabilir.Rovněž může dojít ke zmodrání kůže v důsledku nedostatku kyslíku.
Şüphesiz genel kültür yetersizliğinin rolü burada büyüktür.Vliv Vizigótů na kulturu Hispánie byl celkově nepatrný.
Ancak delil yetersizliğinden dolayı mahkemede beraat ederek serbest kaldı.V průběhu soudního procesu byl však pro nedostatek důkazů osvobozen.
Ayrıca, deri oksijen yetersizliğinden dolayı mavi renk (morarma) alabilir.De asemenea, pielea poate primi o colorație albastră (cianoză) datorită insuficienței de oxigen.
Luftwaffe’nin 48. Panzer Kolordusunu korumadaki yetersizliği sonucunda taarruz durmuştur.Un rezultat al lipsei de activitate a Luftwaffe în zona 48 Panzerkorps a fost oprirea ofensivei Panzerkorps.
Ödenek yetersizliğinden dolayı bina yapımı sürekli sekteye uğradı.Din cauza fondurilor insuficiente, construcția s-a degradat constant.
Bunlara ek olarak, besin yetersizliği ve hastalıklar da ciddi sıkıntılar yaratıyordu.Ca totdeauna războiul și lipsurile aduceau cu sine boala.
Hormon yetersizliği hormon tedavileriyle düzenlenebilir.Poate fi tratată cu inhibitori hormonali.
Mayıs-Eylül ayları arasında topraktaki su yetersizliği yörede tarım faaliyetlerini olumsuz etkilemektedir.În perioada mai-septembrie, umiditatea relativă este defavorabilă plantelor.
AIDS "Edinilmiş Bağışıklık Yetersizliği Sendromu" anlamına gelir.SIDA înseamnă "Sindromul Imunodeficienței Dobândite".
Bağışıklık Sistemi Yetersizliği ifadesi ise vücudun bağışıklık sisteminin çökmesi anlamına gelmektedir.Ez az egyenlet illusztrálja, mit jelent a test tehetetlensége.
Ancak 3 Mart 1891'de delil yetersizliğinden serbest bırakılmıştır.Március 3-án azonban bizonyítékok hiánya miatt szabadon engedték.
Asfiksi, oksijen yetersizliğinden ileri gelen boğulmadır.A kezelés része az oxigén nyomásának minél hamarabbi megnövelése.
Ancak 3 Mart 1891'de delil yetersizliğinden serbest bırakılmıştır.Sadler vapautettiin kuitenkin todisteiden puutteessa 3. maaliskuuta 1891.
Şüphesiz genel kültür yetersizliğinin rolü burada büyüktür.Populaarikulttuuriin yleisesti liitettyä päihteiden käyttöä ei juurikaan esiinny.
Vitamin E yetersizliğinin immün sistemi üzerinde etkili olduğu rapor edilmiştir.Tiedetään kuitenkin, että altistuminen heikentää ainakin immuunijärjestelmän toimintaa.
Fakat öğrenci yetersizliği ve öğretmen eksikliğinden faal değildir.Suunnitelman toteutumista haittaa opettajien ja varojen puute.
Yapılan soruşturma daha sonra delil yetersizliğinden dolayı kapatılır.Tutkinta lopetettiin todisteiden puuttumisen takia.
Beceri yetersizliği sonucunda ücretler yüzde 10-15 oranında artmaktadır.Soveltuakseen sijoituskohteeksi viinin arvon tulisi nousta vähintään 10–15 prosenttia vuodessa.
Ancak ödenek yetersizliğinden dolayı yapımı yarıda kalmıştır.Sen rakennustyöt jäivät kesken puuttuvan rahoituksen vuoksi.
Yapılan soruşturma daha sonra delil yetersizliğinden dolayı kapatılır.Η δίωξη έπαυσε αργότερα λόγω ανεπαρκών στοιχείων.
Ayrıca, deri oksijen yetersizliğinden dolayı mavi renk (morarma) alabilir.Το δέρμα μπορεί επίσης να παρουσιάσει ένα μπλε χρωμάτισμα (κυάνωση) λόγω της έλλειψης οξυγόνου.
2014 yılının Mayıs ayında finansman yetersizliği nedeniyle inşaat durmuştur.Τον Απρίλιο 2011, το ΑΤΑ αδρανοποιήθηκε για 8 μήνες λόγω έλλειψης χρηματοδοτήσεων.
Ayrıca, deri oksijen yetersizliğinden dolayı mavi renk (morarma) alabilir.Hud og negle kan desuden få en blå farve pga. iltmangel.
Ancak 3 Mart 1891'de delil yetersizliğinden serbest bırakılmıştır.Han blev dog frifundet i retten på grund af manglende beviser d. 3. marts 1891.
Sonuçta ikmal malzemeleri yetersizliği nedeniyle Alman karşı taarruzu başarısız oldu.Tyskland forsinkede, af indlysende årsager, levering af materiel.
Bağışıklık yetersizliği olan bir konakta ise enfeksiyona yol açarlar.I værste fald kan en infektion medføre døden.
Tersiyer nedenler ise hipotalamustan salgılanan TRH yetersizliği kaynaklıdır.Global ustabilitet som følge av usikkerhet i markedet.
Şüphesiz genel kültür yetersizliğinin rolü burada büyüktür.Antallet enteogenbrukende kulturer er derfor svært høyt.
Ancak 3 Mart 1891'de delil yetersizliğinden serbest bırakılmıştır.Namun, ia dilepaskan karena kurangnya bukti pada tanggal 3 Maret 1891.
Bu tanklar da yakıt yetersizliğinden hareketsiz durumdadır.Bahan bakar jenis ini aman secara inheren.
Ayrıca, deri oksijen yetersizliğinden dolayı mavi renk (morarma) alabilir.Da cũng có thể trở thành màu xanh lam vì thiếu oxy.
Bu tanklar da yakıt yetersizliğinden hareketsiz durumdadır.Nhiều sư đoàn thiết giáp không thể di chuyển cũng vì thiếu nhiên liệu.
Şüphesiz genel kültür yetersizliğinin rolü burada büyüktür.Tuy nhiên trên cộng đồng, vai trò của yếu tố di truyền này không lớn.
Su-37'nin geliştirilmesine dair en büyük söylenti, projenin kaynak yetersizliği nedeniyle iptal edildiğidir.Vấn đề chính mà dự án Il-86 phải đối mặt là sự vắng mặt của một động cơ thích ứng.
2014 yılının Mayıs ayında finansman yetersizliği nedeniyle inşaat durmuştur.しかしながら、当プロジェクトは資金不足により2010年5月に中止された。
Şüphesiz genel kültür yetersizliğinin rolü burada büyüktür.文化の差によって大きな違いがあると考えられる。
Rezerv yetersizliğinden fazla üretilemeyen taş kömürünün açığı ithalat ile kapatılmaya çalışılmaktadır.だが銀鉱石から銀を精練するための燃料になる炭の生産が追いつかず、炭不足で閉山寸前に追い込まれていた。
Ayrıca, deri oksijen yetersizliğinden dolayı mavi renk (morarma) alabilir.皮肤还可能由于缺乏氧气出现蓝色(紫绀)。
Ancak delil yetersizliğinden dolayı mahkemede beraat ederek serbest kaldı.事後因為缺乏證據而釋放他。
Yapılan soruşturma daha sonra delil yetersizliğinden dolayı kapatılır.결국 이 사건은 증거 불충분으로 종결됐다.
İnsan araştırmalarının bu yetersizliği kifayetsizdi.희생자들의 개인적인 환경은 조사가 부족했다.
Sonrasında değiştirilen bazı ifadeler ve delil yetersizliği gibi sebepler gösterilerek 2. Lige alındı.원판결의 증거된 서류 또는 증거물이 확정판결에 의하여 위조 또는 변조인 것이 증명된 때 2.
Ayrıca eğitim şartlarının yetersizliği de insanları şehre sürüklemiştir.하지만 이러한 생산의 가속은 도시에 불행의 요소를 증진시키기도 한다.
Yapılan soruşturma daha sonra delil yetersizliğinden dolayı kapatılır.בסופו של דבר נסגרו החקירות בשל חוסר ראיות.
Ancak iki şüpheli delil yetersizliğinden serbet bırakıldı.שתי האשמות אלו התבררו כחסרות הוכחות מספיקות.
Şüphesiz genel kültür yetersizliğinin rolü burada büyüktür.אומנם חוסר האמון של חלק מן הרבנים בהתרבות זו לא נעלם כליל.
Hükümetlerin yetersizliği Dördüncü Cumhuriyet rejimini zayıflatmıştır.Но външната политика предлага и предизвикателства, които не са по силите на слабата Четвърта република.
Ölümü konusunda hala delil yetersizliği ve şüpheler vardır.Измъчват го съмнения и неувереност.