"Sakin geçmişin dogmaları fırtınalı bugün için yetersizdir."定説は 嵐のような現在には役立たない この時代は
Savaş ve yetersiz beslenme insanlarla birlikte umutları da öldürüyor.A guerra e a desnutrição matam o povo juntamente com a esperança.
Savaş ve yetersiz beslenme insanlarla birlikte umutları da öldürüyor. Bunu basından bilebilirsinizВойна и голод убивают людей и их надежду - об этом вы сможете узнать из СМИ.
Savaş ve yetersiz beslenme insanlarla birlikte umutları da öldürüyor.Chiến tranh và đói kém đã hủy diệt con người ở đây cùng với niềm hy vọng của họ.
Savaş ve yetersiz beslenme insanlarla birlikte umutları da öldürüyor.Guerra e malnutrizione uccidono le persone insieme alla speranza.
Savaş ve yetersiz beslenme insanlarla birlikte umutları da öldürüyor.전쟁과 영양상태의 불균형이 사람들과, 그들이 가진 희망까지 모두 죽이고 있습니다.
Savaş ve yetersiz beslenme insanlarla birlikte umutları da öldürüyor.Krieg und Unterernährung töten Menschen genauso wie Hoffnung.
Savaş ve yetersiz beslenme insanlarla birlikte umutları da öldürüyor.Krig og underernæring dræber folk sammen med håb.
Savaş ve yetersiz beslenme insanlarla birlikte umutları da öldürüyor.La guerra y la desnutrición matan a la gente y a las esperanzas.
Savaş ve yetersiz beslenme insanlarla birlikte umutları da öldürüyor.La guerre et la malnutrition tuent les gens en même temps que l'espoir.
Savaş ve yetersiz beslenme insanlarla birlikte umutları da öldürüyor.Oorlog en ondervoeding doden mensen en tegelijk ook hoop.
Savaş ve yetersiz beslenme insanlarla birlikte umutları da öldürüyor.Perang dan kurang gizi membunuh banyak orang bersama harapan mereka.
Savaş ve yetersiz beslenme insanlarla birlikte umutları da öldürüyor.Războiul şi alimentaţia proastă omoară oamenii împreună cu speranţa.
Savaş ve yetersiz beslenme insanlarla birlikte umutları da öldürüyor.Válka a podvýživa nezabíjí jen člověka, ale také naději.
Savaş ve yetersiz beslenme insanlarla birlikte umutları da öldürüyor.Wojna i głód zabijają ludzi i nadzieję.
Savaş ve yetersiz beslenme insanlarla birlikte umutları da öldürüyor.Войната и недохранването убиват хората, заедно с надеждата.
Savaş ve yetersiz beslenme insanlarla birlikte umutları da öldürüyor.מלחמות ותת-תזונה הורגות את האנשים ואת התקווה.
Savaş ve yetersiz beslenme insanlarla birlikte umutları da öldürüyor.والحرب وسوء التغذية تقتل الناس هناك بالاضافة الى الامل
Savaş ve yetersiz beslenme insanlarla birlikte umutları da öldürüyor.希望と共に人々の命が奪われています これはメディアの情報で既にご存知でしょう
"şeker miktarının yetersiz olduğundan" şikayetçi."besonders unfair, was den Zucker betrifft."
"şeker miktarının yetersiz olduğundan" şikayetçi."đặc biệt không công bằng trong vấn đề ăn đường."
"şeker miktarının yetersiz olduğundan" şikayetçi."desaprobable en cuanto al azúcar."
"şeker miktarının yetersiz olduğundan" şikayetçi. (Gülüşmeler)"principalement par la surconsommation de sucre".
"şeker miktarının yetersiz olduğundan" şikayetçi. (Gülüşmeler) Yazıları okuyabilirsiniz.U kunt het lezen.. .
"şeker miktarının yetersiz olduğundan" şikayetçi. (Gülüşmeler)"μεγάλη αδικία στο θέμα της ζάχαρης" (γέλια).
"şeker miktarının yetersiz olduğundan" şikayetçi."în special nedrept în privinţa zahărului."
"şeker miktarının yetersiz olduğundan" şikayetçi."설탕을 너무 지나치게 많이 먹어서"
"şeker miktarının yetersiz olduğundan" şikayetçi."Különösen a tisztességtelen cukor-ügy miatt."
"şeker miktarının yetersiz olduğundan" şikayetçi."particolarmente scorretti in materia di zucchero."
"şeker miktarının yetersiz olduğundan" şikayetçi."wyjątkowo niewłaściwym postępowaniem, jak chodzi o cukier".
"şeker miktarının yetersiz olduğundan" şikayetçi."особенно несправедливостью в вопросе о сахаре".
"şeker miktarının yetersiz olduğundan" şikayetçi."особено голямата липса на захар."
"şeker miktarının yetersiz olduğundan" şikayetçi."Особливою несправедливістю в питанні про цукор".
"şeker miktarının yetersiz olduğundan" şikayetçi."בפרט אינם הוגנים בעניין הסוכר"
"şeker miktarının yetersiz olduğundan" şikayetçi.عدم المساواة في ما يخص السكر
"şeker miktarının yetersiz olduğundan" şikayetçi.(笑)
Sen başarmak istemedigin kadar çok uyumak istiyorsun! Bizim en derinde ki korkularımız bize yetersiz değildir.Večina od vas si uspeha ne eli tako močno, kot bi eleli spati!
Sen ve radyo dinleyicilerinin pek çoğu pişman oldukları, yetersiz buldukları pek çok şey yaptı. Hepimiz.Вие и повечето хора сте направили неща, за които съжалявате, за които смятате, че са били неудовлетворяващи.
Şimdi koroner kalp rahatsızlığındaki gibi sadece yetersiz okijen almıyorlar, gerçekten ölüler.Agora assim como a doença cardíaca coronariana não obtém oxigênio, ela também está inoperante.
Şimdi koroner kalp rahatsızlığındaki gibi sadece yetersiz okijen almıyorlar, gerçekten ölüler.Dans la coronaropathie elles ne recevaient pas assez d'oxygène, maintenant elles sont tout à fait mortes.
Şimdi koroner kalp rahatsızlığındaki gibi sadece yetersiz okijen almıyorlar, gerçekten ölüler.KHK bedeutet nicht nur zuwenig Sauerstoff, sondern beim Herzinfarkt sterben die Zellen tatsächlich ab.
Şimdi koroner kalp rahatsızlığındaki gibi sadece yetersiz okijen almıyorlar, gerçekten ölüler.관상동맥질환이 아닌 이것은 단지 산소가 부족하여 결국 죽게 되는 것입니다.
Şimdi koroner kalp rahatsızlığındaki gibi sadece yetersiz okijen almıyorlar, gerçekten ölüler.Los tejidos están muriéndose.
Şimdi koroner kalp rahatsızlığındaki gibi sadece yetersiz okijen almıyorlar, gerçekten ölüler.Mění se v mrtvou tkáň.
Şimdi koroner kalp rahatsızlığındaki gibi sadece yetersiz okijen almıyorlar, gerçekten ölüler.Niet alleen... Hart- en vaatziekte is alleen het gebrek aan zuurstof. Nu zijn ze effectief afgestorven.
Şimdi koroner kalp rahatsızlığındaki gibi sadece yetersiz okijen almıyorlar, gerçekten ölüler.Не само че клетките не получават достатъчно кислород поради коронарната болест, сега вече са мъртви.
Şimdi koroner kalp rahatsızlığındaki gibi sadece yetersiz okijen almıyorlar, gerçekten ölüler.לא רק שאין הספקת חמצן נאותה לתאי הלב - אלא שעכשיו הם ממש מתים
Şimdi koroner kalp rahatsızlığındaki gibi sadece yetersiz okijen almıyorlar, gerçekten ölüler.ليس كما في داء شريان القلب التاجي لا يكون الأكسجين كافي، وإنما هنا تكون في الحقيقة ميتة.
Şimdi koroner kalp rahatsızlığındaki gibi sadece yetersiz okijen almıyorlar, gerçekten ölüler.酸素が奪われて細胞が死に、組織も壊死を起こす。これが心臓発作だ
Sıklıkla, cildimizin doğuştan yetersiz adapte olduğu ortamlarda yaşadığımız gerçeğinin farkında değiliz.Dar, adesea nu ne dăm seama de faptul că trăim în medii în care pielea noastră e foarte puțin adaptată.
Sıklıkla, cildimizin doğuştan yetersiz adapte olduğu ortamlarda yaşadığımız gerçeğinin farkında değiliz.그런데 우리는 대개 본래 피부가 충분히 적응하지 못한 환경에서
Sıklıkla, cildimizin doğuştan yetersiz adapte olduğu ortamlarda yaşadığımız gerçeğinin farkında değiliz.Nuže, často si neuvědomujeme, že žijeme v prostředí, na které je naše kůže vlastně mizerně adaptovaná.
Sıklıkla, cildimizin doğuştan yetersiz adapte olduğu ortamlarda yaşadığımız gerçeğinin farkında değiliz.Е, често не сме наясно с факта, че живеем в околна среда, към която нашата кожа е присъщо зле адаптирана.
Sıklıkla, cildimizin doğuştan yetersiz adapte olduğu ortamlarda yaşadığımız gerçeğinin farkında değiliz.Ну, очень часто мы не осознаем того, что мы живем в среде, к которой наша кожа, по сути, плохо приспособлена.
Sıklıkla, cildimizin doğuştan yetersiz adapte olduğu ortamlarda yaşadığımız gerçeğinin farkında değiliz.פעמים רבות אנחנו לא שמים לב לעובדה שאנו חיים בסביבה שבה העור שלנו
Sıklıkla, cildimizin doğuştan yetersiz adapte olduğu ortamlarda yaşadığımız gerçeğinin farkında değiliz.حسناً، عادة نحن غير واعين بحقيقة أننا نعيش في بيئات فيها جلودنا
Sıklıkla, cildimizin doğuştan yetersiz adapte olduğu ortamlarda yaşadığımız gerçeğinin farkında değiliz.私達の皮膚が生まれつき 十分に適応出来ていない環境で 生きているという事実を忘れがちです
Solunum yetersizliğinden, sekiz gün sonra hayatını kaybediyor.호흡부전이 왔고 8일 후에 사망했습니다.
Solunum yetersizliğinden, sekiz gün sonra hayatını kaybediyor.Cade in insufficienza respiratoria e muore otto giorni dopo.
Solunum yetersizliğinden, sekiz gün sonra hayatını kaybediyor.Cô ấy sau đó bị suy hô hấp và qua đời tám ngày sau.