Ana içeriğe geç
Sözlük

yetersiz ile cümle

yetersiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kıskançlık özgüven eksikliği ve yetersizlik duygusundan dolayı ortaya çıkmaktadır.Завистта е следствие от чувството за собствена непълноценност.
Bilgi arama davranışı, merak edilen konu hakkında yetersiz bilgi birikiminden dolayı çıkan bir davranıştır.Поведението за търсене на храна се стимулира от възбудата, свързана с отсъствието на храна.
Sağlık ocağı yetersiz kalmaktadır.Санитарното обслужване е неразвито.
Buna rağmen ücretler yetersizdi.Но парите не били достатъчни.
Sezonun ilk blok bölümleri, çok fazla gizem içerdiği ve cevapları vermede yetersiz kaldığı için eleştirildi.Първият блок от епизоди е критикуван за поставяне на твърде много мистерии без да дава достатъчно отговори.
Devam eden olaylar kaynakların yetersizliği yüzünden açık değildir.Точното му местонахождение е спорно, поради липсата на сигурни източници.
Eğitim ve sağlık hizmetleri yetersizdir.Интелектът и физическото здраве остават незасегнати.
Konu ve oynanış yetersiz olmasına karşın hayranlar tarafından sevilerek oynanmıştır.Със своята борбеност и непримиримост се превръща в любимец на феновете.
Liç prosesi genelde, mekanik ayrıştırmanın yetersiz kaldığı durumlarda uygulanmaktadır.Обикновено студената спойка не издържа на механични натоварвания.
Şüphesiz genel kültür yetersizliğinin rolü burada büyüktür.Ролята на писателя в съвременната световна култура е огромна.
Fakat bu da programa finansal kaynak açısından yetersiz kaldı.Те обаче отпадат от проекта, поради недостига на финансови средства.
İlçe konut yönünden yetersiz olup, yeni yeni yapılaşmaya yönelmiş durumdadır.Ремонтът е некачествен и скоро се налага изграждането на нова постройка.
Ayrıca, deri oksijen yetersizliğinden dolayı mavi renk (morarma) alabilir.Koža također može poprimiti modru boju (cijanoza) zbog nedostatka kisika.
Cerrahi müdahale bazı durumlarda yetersiz mali kaynak ve olanaksızlıktan dolayı kısıtlıdır.Kirurško liječenje se rijetko koristi zbog nedostatka fiancijskih sredstava i manjka infrastrukture.
Devam eden olaylar kaynakların yetersizliği yüzünden açık değildir.Stvarne su činjenice međutim prilično nesigurne zbog nedostatka izvora.
Hormon yetersizliği hormon tedavileriyle düzenlenebilir.Kod žena se akne mogu ublažiti hormonskim tretmanima.
Ancak delil yetersizliğinden dolayı mahkemede beraat ederek serbest kaldı.Oslobođen je zbog nedostatka dokaza.
Su şebekesi nihayet 2010 yılında yapılmıştır fakat yetersizdir.Isporuka je prvobitno ugovorena za lipanj 2000. ali je odgođena na neodređeno vrijeme.
Nüfus yoğunluğu ve toprakların yetersizliği yüzünden göç sürmüştür.Međutim, još je na većem glasu zbog ograničenosti i malograđanštine svojih stanovnika.
Bu noktadan sonra işini de ihmal etmeye başlar ve kendisinde titremeler, düşünme yetersizliği baş gösterir.Prvi put u životu izostaje s posla, a čak se usudi i lagati.
Meşrutiyet'ten sonra orduya el atılmıştı, ama canlanma yetersizdi.Iz vojske je nekoliko puta želio istupiti, no ostavke su mu odbijane.
Anatomik özelliklerinin belirlenmesi için kaynaklar yetersiz kalmıştır.Raspoznatljivih je antropogeografskih osobina.
İki tasarı da mali yetersizlikler nedeniyle uygulamaya konamamıştır.Oba plány však museli pre nedostatok peňazí počkať.
Eğitim ve sağlık hizmetleri yetersizdir.Absentuje zdravotná starostlivosť a dostupné vzdelávanie.
Duygusal ve fiziksel yetersizliklerini keşfeder.Emocionálne a fyzické vyčerpanie.
Ekonomik yetersizlikten dolayı genç nüfus göç etmektedir.Mladí obyvatelia, napriek zlému trhu práce zostávajú.
İnşaatı, ödenek yetersizliğinden dolayı geçici bir süreliğine durdurulmuştur.Stavba je zatiaľ odložená pre nedostatok finančných prostriedkov.
Ancak yetersizdir. ^ YerelnetObce: iba Slaská
Son yedi yıl içinde, esas olarak mali yetersizlik yüzünden yeni bir donanma inşa etmeye girişmemişti.Už ako sedemnásťročný pravdepodobne z dôvodov finančného nedostatku nastúpil ku kráľovskému loďstvu.
Medreseler yetersiz kalıyordu.Prídely boli nepatrné.
Ayrıca, yetersiz çalışanlar veya serbest çalışanlar olarak da tanımlanabilirler.Taktiež je možné získať Nemajetných z nezamestnaných Robotníkov a Aktivistov.
Ancak, miktar iki kardeş için nispeten yetersizdi.Nedôvera medzi bratmi však trvala.
Fakat bu sefer ilaçlar yetersiz kalıyordu.Týchto liekov bol však nedostatok.
Fakat maddi yetersizlikler yüzünden okuldan ayrılıp fabrikalarda işçi olarak çalışmaya başladı.Keďže jeho rodina bola chudobná, odišiel zo školy a začal pracovať v továrni.
Buna rağmen ateş hız ve gücü hâlâ yetersizdi.Rovnako ani rýchlosť paľby nebola veľmi veľká.
Birlikler yetersiz eğitildi.Plutvy boli slabo vyvinuté.
Hakikatlere ulaşabilmede dinler yetersizdir.Objektívna pravda je nedosiahnuteľná.
Mali yetersizlikler nedeniyle daha sonra kapandı.Neskôr však bolo jeho vydávanie, kvôli nedostatku finančných prostriedkov, zastavené.
Ölümü konusunda hala delil yetersizliği ve şüpheler vardır.Vynárajú sa v nej pochybnosti a neistota.
Çünkü ona göre bu ceza yetersizdir.Podľa Kanta to je nedostatok súdnosti.
Küresel olarak, nüfusun %17,3'ünün yetersiz Çinko alımına sahip olduğu tahmin edilmektedir. [52] [53]Globálne sa predpokladá, že 17,3% populárne má nedostatočný prísun zinku.[7][8]
Ayrıca, deri oksijen yetersizliğinden dolayı mavi renk (morarma) alabilir.Koža je lahko poleg tega modro obarvana zaradi pomanjkanja kisika.
Hastalık, 1,2 milyonu tamamen kör olmuş 2,2 milyon kişide görme becerisinin yetersiz olmasına yol açmaktadır.Bolezen je vzrok za slabovidnost 2,2 milijona ljudi, od njih je 1,2 milijona popolnoma slepih.
Eğitim ve sağlık hizmetleri yetersizdir.Zdravstvo in šolstvo ni urejeno.
Ancak, bu ilişkilendirmelere ait kanıtlar yetersizdir.Dokazi za te povezave pa so slabi.
Uzun etkili bronkodilatörler yetersizse genelde tedaviye soluk yoluyla alınan kortikosteroidler eklenir.Če dolgotrajno delujoči bronhodilatorji ne zadoščajo, se običajno dodajajo kortikosteroidi.
Başlangıçta ortaya çıkan arz yetersizliği nedeniyle kısa sürede birçok ucuz taklit ortaya çıktı.Ker na začetku ni bilo dosti izvirnih kock, se je pojavilo veliko cenenih imitacij.
Ancak ikisi de yetersiz gelmektedir.Obe neskončnosti pa sta pretirani.
Ancak birçok pratik uygulama için yetersiz kalırlar.Dovolj je, da jim omogočimo praktične izkušnje.
Kaynaklar yetersiz olduğunda bazen kış bitiminde ilkbaharda gıda sıkıntısı yaşanırdı.Ko je nastopila zima, jim je že skorajda zmanjkalo hrane.
Turizm alt yapısı ve tesisleri yetersizdir.Celo turizem je zaradi pomanjkanja struktur slabo zastopan.
Devam eden olaylar kaynakların yetersizliği yüzünden açık değildir.Novogradnja zaradi izpolnjevanja očitne pomanjkljivosti ni dovoljena.
Fakat bu sefer ilaçlar yetersiz kalıyordu.A tokrat okoliščine niso bile zanj ugodne.
Reytingler düşük, reklam gelirleriyse yetersizdi.V začetku je bila precej neuspešna, gledanost in prihodki iz oglaševanja pa nizki.
Geçimlik için yapılan tarım ve balıkçılık yetersiz kaldığından, gıda ürünlerinin çoğu ithal edilir.Dėl ribotų galimybių žemės ūkiui ir žvejybai, dauguma maisto produktų įvežama.
Yetersiz haritalamalar nedeniyle, ilk zirveya çıkmaya çalışan ekip dağın yerini bulamamıştır.Todėl pirmoji ekspedicija dėl netikslaus žemėlapio kalno nerado.
Hastalık, 1,2 milyonu tamamen kör olmuş 2,2 milyon kişide görme becerisinin yetersiz olmasına yol açmaktadır.Dėl ligos 2,2 milijonų žmonių prastai mato, o 1,2 milijonų visiškai apako.
Geri dönüşüm tesislerimiz oldukça yetersizdir.Tuo atveju atminties naudojimas yra gana neefektyvus.
Eksiği ise, rakibe pres konusundaki yetersizliği.Atrodo, kad kažkas yra negerai su pradine prielaida.
Ancak ödenek yetersizliği nedeniyle amacına ulaşamadı.Dėl lėšų stokos tikslas nebuvo įvykdytas.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod