Ana içeriğe geç
Sözlük

yetersiz ile cümle

yetersiz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Eğitim ve sağlık hizmetleri yetersizdir.Η εκπαίδευση και η υγεία είναι ανεπαρκείς.
Yapılan soruşturma daha sonra delil yetersizliğinden dolayı kapatılır.Η δίωξη έπαυσε αργότερα λόγω ανεπαρκών στοιχείων.
Ayrıca, deri oksijen yetersizliğinden dolayı mavi renk (morarma) alabilir.Το δέρμα μπορεί επίσης να παρουσιάσει ένα μπλε χρωμάτισμα (κυάνωση) λόγω της έλλειψης οξυγόνου.
Ancak bir süre sonra yolcu yetersizlğinden dolayı seferler iptal edildi.Ωστόσο, μόνο ένα έτος αργότερα, η υπηρεσία ακυρώθηκε λόγω χαμηλού αριθμού επιβατών.
Cerrahi müdahale bazı durumlarda yetersiz mali kaynak ve olanaksızlıktan dolayı kısıtlıdır.Η χειρουργική αντιμετώπιση περιορίζεται σε μερικές τάξεις λόγω ανεπαρκών οικονομικών πόρων και διαθεσιμότητας.
Fakat bu sefer ilaçlar yetersiz kalıyordu.Και αυτή τη φορά όμως οι προσπάθειες απέβησαν άκαρπες.
P285 Yetersiz havalandırma varsa, solunum koruyucu giyin.S38 Σε περίπτωση ανεπαρκούς αερισμού, χρησιμοποιείτε κατάλληλη αναπνευστική συσκευή.
Fakat Sovyet pilot eğitimleri fazlasıyla yetersizdi.Η εκπαίδευση των πιλότων ήταν ακόμη στοιχειώδης.
1950'lerde, gıda arzı yetersizdi ve yaşam standardı genel olarak düşüktü.Από τα μέσα της δεκαετίας του 1950 το βιοτικό επίπεδο ανέβηκε σημαντικά, ενώ η πολιτική καταπίεση ελαττώθηκε.
Ancak bu yetersiz olur.Αλλά δε φτάνει αυτό.
Dikkat süresi kısa ve dikkat kalitesi yetersizdir.Ο ύπνος τους είναι ανεπαρκής και χαμηλής ποιότητας.
Ancak birçok pratik uygulama için yetersiz kalırlar.Στην πράξη όμως είναι επαρκής για τις περισσότερες εργασίες.
Bu nedenle okulumuzun öğrenci sayısı artmış ve derslikler yetersiz hale gelmiştir.Ο αριθμός σχολείων και μαθητών συνεχώς μεγάλωνε μέχρι την Ένωση και τα ποσοστά αναλφαβητισμού μειώθηκαν.
2014 yılının Mayıs ayında finansman yetersizliği nedeniyle inşaat durmuştur.Τον Απρίλιο 2011, το ΑΤΑ αδρανοποιήθηκε για 8 μήνες λόγω έλλειψης χρηματοδοτήσεων.
Sulama suyu yetersizdir.Οι επιφανειακοί υδάτινοι πόροι είναι ανεπαρκείς.
DD: (Yetersiz veri): Üzerinde yeterli bilgi bulunmayan türler.Μέσοι όροι προσέλευσης. (*) Μη διαθέσιμες πληροφορίες.
Ancak Navier’in katkılarına göre yetersizdi.Ωστόσο η ορμή των ετοιμασιών στη Νάουσα δεν μπορούσε να ανακοπεί.
Buna rağmen ücretler yetersizdi.Αλλά οι πωλήσεις δεν ήταν καλές.
Ancak, en azından tüm Mora'yı kapsayacak böyle bir isyanın organizasyonu için çok yetersizdi.Πλην όμως στην οργάνωση ενός τέτοιου εγχειρήματος που να κάλυπτε τουλάχιστον όλη την Πελοπόννησο στέρησε πολύ.
Küresel olarak, nüfusun %17,3'ünün yetersiz Çinko alımına sahip olduğu tahmin edilmektedir.Σε παγκόσμιο επίπεδο εκτιμάται ότι το 17,3% του πληθυσμού έχει ανεπαρκή πρόσληψη ψευδαργύρου.
Birlikler yetersiz eğitildi.Tropperne var dårligt uddannede.
Bu karşı teklif ABD tarafından yetersiz olduğu gerekçesiyle hemen reddedildi.Dette tilbud blev øjeblikkelig afslået af USA som utilstrækkeligt.
Buna karşın Sovyet silahlı kuvvetleri, sevk ve idarede, eğitimde ve hazırlık konusunda yetersizdiler.De sovjetiske, væbnede styrker derimod manglede lederskab, træning og parathed.
Fakat Sovyet pilot eğitimleri fazlasıyla yetersizdi.Men den russiske pilotuddannelse var ekstremt dårlig.
Hakkında yetersiz ve çelişkili belgeler vardır.Beviserne er mangelfulde og modstridende.
Gerçekte muharebelerdeki başarısızlıkları silah ve teçhizatlarındaki yetersizlik yüzündendi.Deres manglende effektivitet i kamp skyldtes i virkeligheden blot deres forældede våben og dårlige udstyr.
Ayrıca, deri oksijen yetersizliğinden dolayı mavi renk (morarma) alabilir.Hud og negle kan desuden få en blå farve pga. iltmangel.
Ancak 3 Mart 1891'de delil yetersizliğinden serbest bırakılmıştır.Han blev dog frifundet i retten på grund af manglende beviser d. 3. marts 1891.
Yetersizlik duyguları.Tomhedsfølelse.
Ancak bu yetersiz bir tanımlamadır.Derfor er den ovenstående definition utilstrækkelig.
Yeni alınan yurt binası da yatılı 75 öğrenciyi barındırmakta yetersizdi.Den nye bygning havde 19 elevværelser med plads til 75 elever.
Sonuçta ikmal malzemeleri yetersizliği nedeniyle Alman karşı taarruzu başarısız oldu.Tyskland forsinkede, af indlysende årsager, levering af materiel.
Bağışıklık yetersizliği olan bir konakta ise enfeksiyona yol açarlar.I værste fald kan en infektion medføre døden.
Sonunda küçük kız yetersiz beslenmeden ölür.Æggene ville ellers dø af iltmangel.
Tip 2 diyabet, insülin direnci ortamında beta hücrelerinin yetersiz sayıda insülin üretmesinden kaynaklanır.Type 2-diabetes skyldes utilstrækkelig insulinproduktion fra beta-cellerne i forbindelse med insulinresistens.
Bugüne kadar, bu radyasyon kuşaklarının çoğu yetersiz olarak haritalandırılmıştır.I øjeblikket, er de fleste trådløse transmissionsteknologier licensfri.
Çünkü mühimmat yetersizdi.Træneren manglede bevæbning.
Ancak bu yetersiz olur.Men dette er ikke nok.
Zaten Rusya'nın bu bölgesinde ulaşım ağı yetersizdi.Rigdommene i Indien var hermed indenfor rækkevidde.
Su şebekesi nihayet 2010 yılında yapılmıştır fakat yetersizdir.I 2010 gik det igen bedre, men ikke god nok.
Bu durum idari ve finansal sorunların yanında yetersiz personel sebebi ile şiddetlenmektedir.Dette skete på grund af mangel på både personel og materiel.
Fakat bu da programa finansal kaynak açısından yetersiz kaldı.Samtidig betød den en mangel på penge i finanssystemet.
Fransa baştan yardım sözü vermiş olsa da yardım geç geldi ve yetersiz kaldı.Frankrike lovte hjelp, men det kom for sent, og var utilstrekkelig.
Sezar'ın kanun yapma yetkisini engellemeye yönelik bu girişim yetersiz kalmıştı.Disse forsøkene på å hindre Cæsars lovgivning, viste seg å være forgjeves.
Çünkü bazı bölümlerde verilen teknik ders içerikleri yetersiz ve kapsamı azdır.Opplysningene rundt energidrikker er dessverre få og mangelfulle.
Mesleki yetersizlik ve itaatsizlik nedeniyle ordudan atıldı.Fikk sparken fra politiet for unødvendig maktbruk.
Kuşatmanın devamında pek çok asker yetersiz beslenmeden dolayı ölmüştü.Som følge av de mange dødsfallene ble mange åkre stående urørt, i mangel på arbeidskraft.
Tersiyer nedenler ise hipotalamustan salgılanan TRH yetersizliği kaynaklıdır.Global ustabilitet som følge av usikkerhet i markedet.
Eğitim ve sağlık hizmetleri yetersizdir.Helse- og skolevesenet var mangelfullt.
Yaşamının son yıllarında artık vücudu onun uzun boyunu kaldırmakta yetersiz kalıyordu.De siste årene av sitt liv drev han en stadig nedtrapping av sitt virke.
Bu durumun yetersiz beslenmeye dayanan kansızlıktan kaynaklanmış olabileceği ileri sürülmektedir.Dette kan ha sammenheng med behovet for å kunne innta nok næring.
Şüphesiz genel kültür yetersizliğinin rolü burada büyüktür.Antallet enteogenbrukende kulturer er derfor svært høyt.
Bu, naipliğinin yaygın bir şekilde yetersiz olduğunun düşünülmesine neden olmuştur.Men nettopp det gjør at de føler at livet er ufullstendig.
Okuldaki tutum ve davranışlarından yetersiz almış ve öğretmenlerini pek sevemememiştir (4).Han blir mobbet av de andre elevene på skolen, og er ikke særlig godt likt av lærerne.
Yetersiz haritalamalar nedeniyle, ilk zirveya çıkmaya çalışan ekip dağın yerini bulamamıştır.Den første ekspedisjonen som forsøkte å bestige fjellet fant det rett og slett ikke.
Nöropatik ağrı tedavisi zor olabilir, birçok analjezik ağrıları dindirmekte yetersiz kalabilir.Enkelte antidepressiva kan være ineffektive for noen pasienter.
Duygusal ve fiziksel yetersizliklerini keşfeder.De reagerer lett på fysiske og emosjonelle ubehageligheter.
Ateşle gönderilen işaretler muhtemelen oldukça yetersizdi ve yanlış anlaşılmaya açıktı.Var beskjeden mulig å misforstå?
Bu karşı teklif ABD tarafından yetersiz olduğu gerekçesiyle hemen reddedildi.Dette tilbudet ble øyeblikkelig avslått av USA, som mente at tilbudet var utilstrekkelig.
Çünkü ona göre bu ceza yetersizdir.Dia menganggap hukuman itu tak tak cukup setimpal.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod