"asla yeterince iyi değilsin" -- ve, ondan vazgeçirebilirseniz,"никога не си достатъчно добър" и, ако го разубедиш от това,
"asla yeterince iyi değilsin" -- ve, ondan vazgeçirebilirseniz,"אף פעם לא מספיק טוב" ואם מצליחים להפסיק את ההקלטה הזו,
"asla yeterince iyi değilsin" -- ve, ondan vazgeçirebilirseniz,"لن أكون جيدا كفاية ما حييت" و كذلك، مايدفعك إلى التوقف،
"asla yeterince iyi değilsin" -- ve, ondan vazgeçirebilirseniz,それを攻略できたら 次は 「何様のつもりだい?」
Aslına bakılırsa, Linus onlara yeterince dikkatli bakmamıştı.Aber Linus schaute sie sich nicht sehr genau an.
Aslına bakılırsa, Linus onlara yeterince dikkatli bakmamıştı.Dar Linus nu s-a uitat prea atent la ele.
Aslına bakılırsa, Linus onlara yeterince dikkatli bakmamıştı.De hecho, Linus no las observó cuidadosamente.
Aslına bakılırsa, Linus onlara yeterince dikkatli bakmamıştı.Faktisk, kiggede Linus ikke omhyggeligt på dem.
Aslına bakılırsa, Linus onlara yeterince dikkatli bakmamıştı.Faktycznie, Linus nie obejrzał ich zbyt uważnie.
Aslına bakılırsa, Linus onlara yeterince dikkatli bakmamıştı.사실 라이너스는 그것들을 주의 깊게 살펴보지 않았습니다.
Aslına bakılırsa, Linus onlara yeterince dikkatli bakmamıştı.Linus bekeek ze eigenlijk niet zo zorgvuldig.
Aslına bakılırsa, Linus onlara yeterince dikkatli bakmamıştı.Linus je asi nestudoval tak důkladně.
Aslına bakılırsa, Linus onlara yeterince dikkatli bakmamıştı.Mas Linus não olhou para elas atentamente.
Aslına bakılırsa, Linus onlara yeterince dikkatli bakmamıştı.Per la verità, Linus non le prendeva così tanto in considerazione.
Aslına bakılırsa, Linus onlara yeterince dikkatli bakmamıştı.Sebenarnya Linus tidak melihatnya dengan cermat.
Aslına bakılırsa, Linus onlara yeterince dikkatli bakmamıştı.Thực ra Linus đã không xem xét chúng kĩ càng.
Aslına bakılırsa, Linus onlara yeterince dikkatli bakmamıştı.Valójában Linus nem nézte meg őket elég alaposan.
Aslına bakılırsa, Linus onlara yeterince dikkatli bakmamıştı.Στην πραγματικότητα, ο Λίνους δε τις κοίταξε και τόσο προσεκτικά.
Aslına bakılırsa, Linus onlara yeterince dikkatli bakmamıştı.В действителност, Лайнъс не ги разгледа много внимателно.
Aslına bakılırsa, Linus onlara yeterince dikkatli bakmamıştı.На самом деле, Лайнус не так внимательно их изучил.
Aslına bakılırsa, Linus onlara yeterince dikkatli bakmamıştı.למעשה, ליינוס לא בחן אותם בקפידה.
Aslına bakılırsa, Linus onlara yeterince dikkatli bakmamıştı.في الحقيقة، لاينس لم يبحث عنها بدقة.
Aslına bakılırsa, Linus onlara yeterince dikkatli bakmamıştı.でも私がケンブリッジに来て15ヶ月たったとき
Aslında kitaplarda bunun örnekleri vardı. Aslına bakılırsa, Linus onlara yeterince dikkatli bakmamıştı.Il ne l'a donc pas eu mais il y en avait dans la littérature.
Aslında, onu yapmak istemiyordum. Bu yeterince iyi. Şunu yapayım.Also bekomme ich 3 Freiwürfe
Aslında yeterince vaktimiz olduğu için bir örnek daha yapabiliriz. -En realidad, deberíamos hacer otro ejemplo ya que tenemos tiempo. Déjenme borrar esto.
Aslında yeterince vaktimiz olduğu için bir örnek daha yapabiliriz. -In realtà, dovremmo fare un altro esempio dato che abbiamo tempo. Vediamo.
Aslında yeterince vaktimiz olduğu için bir örnek daha yapabiliriz. -사실 시간이 충분하니까 하나만 더 해보죠
Aslında yeterince vaktimiz olduğu için bir örnek daha yapabiliriz. -Lad os lave et eksempel mere. Jo flere eksempler, jo bedre bliver til det her.
Aslında yeterince vaktimiz olduğu için bir örnek daha yapabiliriz. -Laten we nog een voorbeeld doen. .
Aslında yeterince vaktimiz olduğu için bir örnek daha yapabiliriz. -Na realidade, nós devemos fazer outro exemplo já que temos tempo. Deixe eu apagar isso.
Aslında yeterince vaktimiz olduğu için bir örnek daha yapabiliriz. -No, máme ještě čas, tak můžeme udělat ještě jeden příklad... ...
Aslında yeterince vaktimiz olduğu için bir örnek daha yapabiliriz. -Un dernier exmaple, pour tester notre connaissance,
Aslında yeterince vaktimiz olduğu için bir örnek daha yapabiliriz. -Właściwie powinniśmy zrobić kolejny przykład, skoro mamy czas. .
Aslında yeterince vaktimiz olduğu için bir örnek daha yapabiliriz. -Всъщност, би трябвало да направим друг пример, тъй като имаме време. Да видим.
Aslında yeterince vaktimiz olduğu için bir örnek daha yapabiliriz. -Насправді, ми можемо зробити ще вправу, поки є час.
Aslında yeterince vaktimiz olduğu için bir örnek daha yapabiliriz. -في الواقع علينا ان نقوم بحل مثال آخر طالما لدينا المزيد من الوقت .
Aslında yeterince vaktimiz olduğu için bir örnek daha yapabiliriz. -時間があるので、別の例しましょう。 これを消去させてください。
Atalarımızın kendilerine yeterince güveni yok mu veya varoluş duygularını kaybettiler mi?Nos ancêtres n'ont pas assez de confiance ou ont-ils perdu leur sens de l'existence?
Atalarımızın kendilerine yeterince güveni yok mu veya varoluş duygularını kaybettiler mi?Ya no debemos usarlo, sino usar el año nuevo lunar.
Ateşe, sizi yeterince ısıtacak ancak sizi yakmayacak bir mesafede olmak istersiniz.Bạn cần ngồi đủ gần để giữ ấm, nhưng không quá gần đến nỗi bạn bị thiêu rụi.
Ateşe, sizi yeterince ısıtacak ancak sizi yakmayacak bir mesafede olmak istersiniz.Chcesz być blisko, aby było Ci ciepło, ale nie za blisko, aby się nie usmażyć.
Ateşe, sizi yeterince ısıtacak ancak sizi yakmayacak bir mesafede olmak istersiniz.Chcete být dost blízko ohni, aby jste byli v teple, ale ne tak blízko, že jste příliš zahřátí a popálíte se.
Ateşe, sizi yeterince ısıtacak ancak sizi yakmayacak bir mesafede olmak istersiniz.Chcete byť pri ohni tak blízko, aby vám bolo teplo, ale nie tak blízko, aby ste sa škvarili alebo zhoreli.
Ateşe, sizi yeterince ısıtacak ancak sizi yakmayacak bir mesafede olmak istersiniz.Du vill vara såpass nära lägerelden att du blir varm, men inte så nära att du grillas och bränner dig.
Ateşe, sizi yeterince ısıtacak ancak sizi yakmayacak bir mesafede olmak istersiniz.Elég közel akarunk lenni a tábortűzhöz, hogy melegen tartson, de azért nem annyira közel, hogy szénné égessen.
Ateşe, sizi yeterince ısıtacak ancak sizi yakmayacak bir mesafede olmak istersiniz.Hočete biti dovolj blizu ognja, da vam je toplo, vendar ne preblizu, da se ne opečete.
Ateşe, sizi yeterince ısıtacak ancak sizi yakmayacak bir mesafede olmak istersiniz.캠프파이어 앞에서 따뜻한 정도의 거리에 앉는 것은 좋지만 더 가깝게 앉으면 너무 덥거나 화상을 입지요.
Ateşe, sizi yeterince ısıtacak ancak sizi yakmayacak bir mesafede olmak istersiniz.On veut être assez près du feu pour qu'il nous réchauffe, mais pas trop près pour ne pas être rôti et brûlé.
Ateşe, sizi yeterince ısıtacak ancak sizi yakmayacak bir mesafede olmak istersiniz.Queremos estar perto da fogueira para nos aquecermos, mas não tão perto que fiquemos tostados e nos queimemos.
Ateşe, sizi yeterince ısıtacak ancak sizi yakmayacak bir mesafede olmak istersiniz.Θέλει να βρίσκεται αρκετά κοντά για να ζεσταίνεται, αλλά όχι και πολύ κοντά ώστε να καίγεται.
Ateşe, sizi yeterince ısıtacak ancak sizi yakmayacak bir mesafede olmak istersiniz.Ви бажаєте сидіти достатньо близько, щоб зігрітись, але не настільки, щоб спектись.
Ateşe, sizi yeterince ısıtacak ancak sizi yakmayacak bir mesafede olmak istersiniz.אתם רוצים להיות קרובים מספיק לאש כדי להתחמם, אך לא קרוב מדי כי אז אז תהפכו לטוסט ותישרפו.
Ateşe, sizi yeterince ısıtacak ancak sizi yakmayacak bir mesafede olmak istersiniz.تريد أن تكون قريبا بما فيه الكفاية للنار حتى تتدفأ، لكن ليس قريبا جدا بحيث تتحمص وتحترق.
Ateşe, sizi yeterince ısıtacak ancak sizi yakmayacak bir mesafede olmak istersiniz.近づきすぎて熱くなったり 火傷したくはないのと同じです でも恒星については 全体的に受ける光の量以外にも
Bahsedeceğimiz kavramları anlatmak için yeterince doğru kelime bulunmuyor.Er zijn niet veel goede woorden voor de concepten waar we over gaan praten.
Bahsedeceğimiz kavramları anlatmak için yeterince doğru kelime bulunmuyor.Es gibt nicht viele gute Bezeichnungen für die Modelle über die wir reden werden.
Bahsedeceğimiz kavramları anlatmak için yeterince doğru kelime bulunmuyor.Il n'y a pas beaucoup de mots adéquats pour les concepts dont nous allons parler ici.
Bahsedeceğimiz kavramları anlatmak için yeterince doğru kelime bulunmuyor.không có nhiều khái niệm chính xác
Bahsedeceğimiz kavramları anlatmak için yeterince doğru kelime bulunmuyor.우리가 이야기 하려는 개념에 딱 맞는 좋은 단어들은 그리 많지 않습니다.