Ana içeriğe geç
Sözlük

yeterince ile cümle

yeterince kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Kırmızı lahana iyi gübrelenmiş bir toprağa ve yeterince neme ihtiyaç duyar.השורש זקוק לאדמה בעלת ניקוז טוב ורוויה מים.
Yeterince vakit yoktu.אין לה זמן פנוי.
Çünkü yeterince ilerleme şansı bulamamışlardı.אך המזל לא היה לצדם.
Saçlar yeterinceye kadar beklemiş, sonra köleyi Milet'e göndermiştir.הוא נסמך לרבנות בידי הראי"ה ולאחר מכן שב לליטא.
Ordu henüz yeterince iyi örgütlenemişti.צבאה היה לא מאורגן.
Sığır besiciliği yeterince gelişmemiştir.כלכלתה של סלטה אינה מפותחת במיוחד.
Eğer bunlar yeterince büyük ise sağlık uzmanı, kişiyi muayene ederken onları görebilir.Ако те са достатъчно големи, медицинският специалист може да ги забележи, когато преглежда пациента.
Ordu henüz yeterince iyi örgütlenemişti.Политическата организация не е много добре организирана.
Bu parametre daha ayrıntılı analiz için yeterince detay kalmasını sağlar.По този начин остават доста малко на брой положения за по-нататъшен анализ.
Yeterince kuru bir ortamda gömülü bir ceset de yıllardır korunmuş olabilir.Така приготвената в домашни условия консервирана лютеница може да се съхранява дълго време.
Bu durumdan etkilenmiş organlar yeterince kan almazlar.Това означава, че най-жизненоважните органи не получават достатъчно кръв.
Gemi döneminin ağır gemilerinden birisiydi ve yeterince safra almamıştı.Отговорът им бил, че щетите на совалката не са по-тежки, отколкото на последните мисии.
Tam olarak ne görev yaptığı konusunda yeterince bilgi yoktur.Няма точни сведения за изпълняваните там задачи.
Kırmızı lahana iyi gübrelenmiş bir toprağa ve yeterince neme ihtiyaç duyar.Корите представляват тесто с много малка дебелина и значителна площ.
On iki kişinin oturması için yeterince sandalye var mı?Има ли достатъчно столове, за да седнат 12 човека?
Yeterince vakit yoktu.Nije gubio vrijeme.
Ordu henüz yeterince iyi örgütlenemişti.Pobunjenici nisu bili dobro organizirani.
"Bildiğimiz bir şey var ve o da yeterince kahredicidir.Sluh mu je vrlo istančan i njime također otkriva plijen.
Ancak direnişçilerde yeterince silah yoktu.Oružje nije korišteno u borbenim jedinicama.
Allmusic ise şarkının alıntı yapılmasının yeterince yüzsüz bir davranış olduğunu vurguladı.Axl je onda bio sramežljiv što se tiče pjevanja.
Çünkü yeterince ilerleme şansı bulamamışlardı.Od začiatku nemala veľké vyhliadky na úspech.
Mahallede yeterince bu işi yapacak traktör vardır.Vo štvrti fungujú početné ješivy.
Çiftleşmenin aşamaları yeterince anlaşılamamıştır.Spôsoby jeho rozmnožovania nie sú známe.
Ancak hiçbir zaman yeterince lokomotif ve vagon ele geçirilemedi.Nikdy však nedokázali postaviť dostatočne konkurencieschopné auto.
Ancak, yeterince kanıt toplamadan Londra'ya döndü.S falošnými dokladmi sa vrátil späť do Talianska.
Fakat enformasyonlar yeterince ayrıntılı değildi, daha ayrıntılı hale getirilmeleri gerekiyordu.Vzorka však nebola dosť čistá na to, aby sa mohla ďalej skúmať.
Belki de yeterince “ekonomik” değil diye görünüyordu.Po prvé to mohlo znamenať "ignorantský" alebo "ľahostajný."
Magnetostatik, akımlar sabit olmadığında bile yeterince iyi bir yaklaşımdır.Magnetostatika je dobrá aproximácia aj vtedy, keď prúdy nie sú statické, ale výrazne sa nemenia.
Ama yeterince tanınmadığı için Dünya genel enerji üretimininden yalnızca %0.05 lik bir pay alır.Jej podiel zatiaľ tvorí len 5 % celkovej svetovej produkcie, z dôvodu vysokej energetickej náročnosti ťažby.
Yeterince tokatladığına inanınca da usturaları bu hale niçin getirdiğimi sordu.Žiaci sa jej úpenlivo pýtali, prečo to robí.
Tek eksiği bu konuda yeterince tanıtımının yapılamıyor olması.On sám to komentoval tým, že o tom probléme nemal dosť informácií.
Ama Victor onu fitneler ve yeterince çalışmadığını söyler.Z obľubou kritizuje ako je Harry neupravený a nepodarený.
Yeterince vakit yoktu.Pomanjkanje časa.
İtalya'dan artık yeterince gönüllü çıkmıyordu.V domovini Italiji ni več tako priljubljen.
Çünkü yeterince ilerleme şansı bulamamışlardı.Proga ni imela večjih vzponov.
Şehrin kendisi de yeterince yeşil görünür.Seveda so bila mesta tudi v Grčiji zelo različna.
Mahallede yeterince bu işi yapacak traktör vardır.V naselju je več obrtnikov.
Bu durumdan etkilenmiş organlar yeterince kan almazlar.Zaradi znižanja tlaka organi niso več zadostno prekrvljeni.
Orijinalleri artık eskisi gibi yeterince ünlü değildir.Novejše cerkve niso bile tako izvirne kot tiste iz prejšnjih obdobij.
Bazı kaynaklara göre yenilenebilir enerji kaynaklarının önemi Türkiye'de yeterince anlaşılabilmiş değildir.Nihče ne ve, koliko časa bodo še zadoščali neobnovljive naravne surovine.
Ancak, yeterince kanıt toplamadan Londra'ya döndü.Projektui nepavykus grįžo į Londoną.
Yeterince vakit yoktu.Taigi nėra absoliutaus laiko.
Eyaletlerde yeterince gönüllü hala vardı.Atskirose valstijose apribojimai buvo palikti.
Çünkü yeterince ilerleme şansı bulamamışlardı.Deja, lauktoji sėkmė jų neaplankė.
Dokularda yeterince oksijen bulunmamasına ise hipoksi denir.Atvejai, kai sistemoje natūraliai turi būti mažas kiekis deguonies, nėra vadinami hipoksija.
Yeterince parası olmadığı için bilet alamadığı ortaya çıkmıştı.Paaiškinti, iš kur gavo lėšų, nepavyko).
Yoksa yaşamak için yeterince güçlü olamayacaktır.Rodos, jau užteks jėgų gyventi.
Bond filmlerine özgü müziği, bunun bir James Bond filmi olduğunu yeterince gösterir.Dauguma filmų apie Džeimsą Bondą priklauso šiam tipui.
Bu deneme ve iyileştirme döngüsü yeterince güçlü bir inhibitör bulunana kadar tekrar edilir.Sellist testimist ja parandamist viiakse läbi seni, kuni tõhus inhibiitor on valmis.
Manchester United'da sakatlığı sebebiyle yeterince forma bulamadı.Manchester Unitedi põhimeeskonnas tal debüüti teha ei õnnestunud.
Çünkü yeterince ilerleme şansı bulamamışlardı.Siiski ei õnnestunud neil edetabelitesse tõusta.
Bununla birlikte antikorlar yeterince spesifik değildirler.Antikehade tiitrid ise ei ole kuigi spetsiifiline FIPi näitaja.
Ama yeterince tanınmadığı için Dünya genel enerji üretimininden yalnızca %0.05 lik bir pay alır.Et ta on väga väikese tihedusega, on teda Maa atmosfääri alumises osas vaid umbes 0,000005 mahuprotsenti.
İngiltere'de bu akımın etkileri yeterince yankı uyandırmamıştır.Ingliskeelses maailmas aga ei äratanud tema teosed erilist tähelepanu.
Yeterince vakit yoktu.Aeg ei olnud selleks veel küps.
Tarımsal olayların bu olaylar yüzünden asgari seviyeye düşmesiyle halklar kendini yeterince besleyemedi.Ükski klass ei asunud tööliste ülestõusu nii rängalt maha suruma, kui tegi seda väikekodanlus.
Su yeterince soğuduğunda donar, buz halini alır.Kui saak lähedale tuleb, siis võtab jäälind ta kinni.
10. Dağ Bölüğü'nde ve BM'de yeterince personel var, değil mi?Entre la 10a. de Montaña y la O.N.U. hay bastantes fuerzas.
10. Dağ Bölüğü'nde ve BM'de yeterince personel var, değil mi?S posilami z "10-té Horské" a OSN, máme dost lidí, ok.
10. Dağ Bölüğü'nde ve BM'de yeterince personel var, değil mi?Με τη 10η μεραρχία και τον Ο.Η.Ε. έχουμε αρκετό προσωπικό, εντάξει;
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
yeterince ile cümle - Sayfa 33 - yeterince kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App