Harry’nin notları yeterince yüksekti.Οι πίνακές του κοστολογούνταν αρκετά υψηλά.
Yeterince güçlü değiliz.Δεν είμαστε αρκετά ισχυροί.
Dünya çocuklar için yeterince korkunç bir yer.Verden er skræmmende nok for børn.
Yeterince gelişmiş bir teknoloji, büyüden ayırt edilemez.En tilstrækkelig avanceret teknologi kan ikke skilles fra magi.
Dedi ki: Mükâfat ve cezanın büyüklüğünü yeterince bilmekle.S: »Det er godt fortalt og næsten skræmmende nærværende«.
Bir canlı hücredeki tepkimelerin neredeyse tamamı yeterince hızlı olabilmek için enzimlere gerek duyar.Næsten alle processer i en celle behøver enzymer for at kunne forløbe tilstrækkelig hurtigt.
Bu araçların yeterince etkili olup olmadığı hâlâ tartışma konusudur.Det diskuteres, om de er effektive nok.
Diğer Hristiyanlar ise bu zulmü yeterince protesto etmedi.De irske protestanter kunne ikke gøre meget modstand mod denne udvikling.
Hiç değilse yeterince eğlendiren bir bölümdü ve izleyenler için tam olarak bir zaman kaybı değildi." dedi.Det var trods alt en god periode, men også en meget hård periode, som jeg ikke vil have undværet."
Şehrin kendisi de yeterince yeşil görünür.Selve byen Langfang er relativt grøn.
Ordu henüz yeterince iyi örgütlenemişti.Angrebet var ikke velorganiseret.
Li Po sandaldaydı, yeterince içmişti.En aften efter et foredrag var han på kro og havde drukket for meget.
Saçlar yeterinceye kadar beklemiş, sonra köleyi Milet'e göndermiştir.Han flyttede senere til Chile og sparket blev senere kaldt chilena.
Yeterince su eklenir.Der skal tilstrækkelig gennemvarmning til.
Yeterince vakit yoktu.Helt uden problemer var tiden ikke.
Film, hem Sovyetler Birliği hem de Küba halkına yeterince iyi ulaşamamıştır.Filmen fik stor succes, både i Sovjetunionen og i udlandet.
Yeterince problemimiz var.Noen problemer gjensto.
Rüzgar sahilden esiyor ve gemilerin pek çoğunun bir saldırı için surlara yeterince yanaşmasını engelliyordu.Vind blåste fra kysten og forhindret de fleste skipene fra å komme nær nok bymurene til å angripe.
Yeterince vakit yoktu.Det var derfor ikke mye tid.
Ama ayrıldığımız nokta, teorinin, doğru olması için yeterince çılgınca olup olmadığıdır."Men vi er delt i synet på om den er sprø nok til å være riktig...
Hava yeterince soğuksa buhar 50 metreye kadar yükselir.Langs en kattgang blir fjellet gråfarget inntil 50 cm.
Ama yeterince tanınmadığı için Dünya genel enerji üretimininden yalnızca %0.05 lik bir pay alır.Dermed utgjør atomkraft bare om lag 2,5 % av verdens totale energiforbruk.
Çünkü yeterince ilerleme şansı bulamamışlardı.De klarte imidlertid ikke å presse seg videre.
Belki de yeterince “ekonomik” değil diye görünüyordu.Bolet kan se temmelig «falleferdig» ut.
Zaten Rusya, Almanya üzerinde yeterince güçlü bir baskı yapamamaktaydı.Disse ønsket naturlig nok ikke noe sterkt Tyskland.
Afrika Eksarhlığı'nın göreceli zenginliği bir ayaklanmayı yeterince finanse edebilirdi.Kekayaan relatif Eksarkat dari Afrika dapat cukup membiayai pemberontakan.
Bunların en kötü yanı, yeterince yapacak bir şeyim yoktu" (syf. 39).Al-Baqarah : 30) ^ "Sesungguhnya tidak ada nabi sesudahku dan akan ada para khalifah dan mereka banyak."
Eğer sönüm yeterince küçükse sistem titreşecek fakat zaman geçtikçe titremesi sona erecektir.Bila redaman cukup kecil, sistem masih akan bergetar, namun pada akhirnya akan berhenti.
Boyman'ın kişisel hayatı ile ilgili yeterince bilgi yoktur.Tak banyak yang diketahui tentang kehidupan pribadi Debora.
Nil satis nisi optimum (Latince: "Sadece en iyi yeterince iyidir") Latince bir deyiştir.Nil satis nisi optimum adalah sebuah frasa Latin yang berarti tidak ada yang lebih baik dari yang terbaik.
Esperanto, iddia edilenin aksine yeterince kolay değildir.Pengejaran terhadap Sasuke ternyata tidak semudah yang mereka bayangkan.
Bu durumdan etkilenmiş organlar yeterince kan almazlar.Akibatnya, jantung tidak dapat memompa darah secara efektif.
Çünkü yeterince ilerleme şansı bulamamışlardı.Tapi rupanya tidak banyak yang sukses menemukannya.
Tek eksiği bu konuda yeterince tanıtımının yapılamıyor olması.Hal ini dikarenakan masih kurangnya bukti yang cukup kuat mengenai hal tersebut.
Diğer yandan Pers üst komutanlığı Maraton Muharebesi'ni yeterince değerlendirememiş görünmektedir.Di pihak lain, Persia sepertinya tidak terlalu memerhatikan penyebab kekalahan mereka di Marathon.
Dünya çocuklar için yeterince korkunç bir yer.Ngay thế giới là một nơi đáng sợ như đối với trẻ em.
Yeterince kuru bir ortamda gömülü bir ceset de yıllardır korunmuş olabilir.Xác được chôn trong môi trường đủ khô ráo có thể được bảo quản tốt trong vài thập niên.
Yeterince vakit yoktu.Tuy nhiên, thời gian không còn nhiều.
Sovyet hava taarruz unsurları, düşmanın ani manevrasına yeterince hızlı karşılık veremedi.Không quân Xô Viết không phản ứng đủ nhanh để ngăn chặn các hành động bất ngờ của đối phương.
Bu fikrin ilgi yaratmak için yeterince alışılmadık olduğunu biliyordum ...Tôi biết ý tưởng này là đủ thú vị lôi cuốn để tạo ra lãi suất...
Ordu henüz yeterince iyi örgütlenemişti.Nhánh tư pháp vẫn chưa được hình thành đầy đủ.
Sadece Gnevny destroyeri iki gemiye yeterince yaklaşıp bir torpido atışı yaptı, ancak ıskaladı.Chỉ có một tàu khu trục, chiếc Gnevny, tiến đến đủ gần để phóng ngư lôi, nhưng đều bị trượt.
Yeterince tokatladığına inanınca da usturaları bu hale niçin getirdiğimi sordu.Khi Anh Tông hỏi sao biết những việc đó, thì bảo là do Hữu Trinh nói ra.
Yeterince pişirilince zehiri geçer: Yanlış.Rau câu được dùng làm thực phẩm do có nhiều i ốt. ^ “Rau ngoi”.
Sulla'nın öldüğünü duyan Sezar, kendisi için yeterince güvenli hale geldiğine inandığı Roma'ya geri döndü.Năm 78 TCN, khi nghe tin Sulla chết, Caesar cảm thấy đây là thời điểm an toàn để trở về La Mã.
Çiftleşmenin aşamaları yeterince anlaşılamamıştır.Các giai đoạn trưởng thành không rõ lắm.
Bu durumdan etkilenmiş organlar yeterince kan almazlar.Các tế bào tua còn non có thể di chuyển trong máu.
Yeterince problemimiz var.Ít rắc rối.
Yeterince gelişmiş bir teknoloji, büyüden ayırt edilemez.Bất kỳ kỹ thuật tiên tiến nào, lúc mới nhìn cũng không khác chi ma thuật.
Daha sonra Sistani ABD'nin Irak Hükümeti planlarını yeterince demokratik olmadığı yönünde tenkit etmiştir.その後スィースターニーはアメリカの計画について、イラク政府が十分に民主的ではないとして批判している。
Yeterince gelişmiş bir teknoloji, büyüden ayırt edilemez.十分に発達した技術は、魔法と見分けがつかない。
Yeterince problemimiz var.いろいろ問題あり。
Yeterince fon ayrılmaması, zayıf planlama, ağır bürokrasiden kaynaklı günde 2 metreden fazla ilerlenemiyordu.資金の不足、問題のある計画、冗長な官僚主義のためにこの工事の進捗はとても遅く、1日に2メートルを超えることは無かった。
Dedi ki: Mükâfat ve cezanın büyüklüğünü yeterince bilmekle.後(継ぎ)無きを(最)大なりとなす」と記すことからもわかる。
Çünkü yeterince ilerleme şansı bulamamışlardı.だが、望ましい展開には至らなかった。
İmparatorluğun yayılması içinse yeterince çalışmıyordu.帝国への熱狂が広まることはついぞなかった。
Eğer düşman yeterince zarara uğratılırsa beyaz bayrak çekip teslim olabilir.対戦中、敗北しそうになったら白旗をあげる事も可能。
Ama yeterince okuyucu bulamayınca 1 yıl sonra bu gazeteyi de kapattı.新聞は利益をあげなかったため、1年後には新聞を売却した。
Yeterince vakit yoktu.もう時間はない。
1910'lara gelene kadar, Shaw kendini yeterince tanıtabilmiş bir oyun yazarı haline geldi.1910年の暮れまでに、ノヴァエスは熟練した演奏会ピアニストになっていた。