Ana içeriğe geç
Sözlük

yeterince ile cümle

yeterince kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Bizim yeterince paramız yok.У нас недостатньо грошей.
Bu kutu yeterince büyük değil.Ця коробка недостатньо велика.
Bu nedenle, M32'nin aksine, yörüngesi M31'e yeterince yaklaşmamaktadır.Je i několik dalších důvodů k předpokladu, že se M32 nachází blíže k Zemi než M31.
Sovyet otoriteleri ulaşım altyapısı ve hizmetleri için artan talebi yeterince karşılayamadı.Sovětské orgány nebyly schopné uspokojit rostoucí poptávku po dopravní infrastruktuře a službách.
Özet değerinin boyutu (128 bit) yeterince küçük olduğu için doğum günü saldırıları için uygundu.Velikost hashe (128 bitů) je dost malá na to, aby bylo možné uvažovat o použití narozeninového útoku.
Anne halsiz ve yorgun düşer, bebeğini de yeterince besleyemez.Pokud je matka vyčerpaná, nebude schopna se na dítě napojit a tím jeho potřeby naplňovat.
Çiftleşmenin aşamaları yeterince anlaşılamamıştır.Způsob rozmnožování je neznámý.
Eğer bunlar yeterince büyük ise sağlık uzmanı, kişiyi muayene ederken onları görebilir.Pokud je tekutiny velké množství, může lékař tento stav diagnostikovat už při vyšetření osoby.
Yeterince gelişmiş bir teknoloji, büyüden ayırt edilemez.Jakýkoliv typ vyspělé technologie je k nerozeznání od iluzí magie.
Örneğin bir yemeğin tadı onun için önemli değildir, besleyici olduğu sürece onun için yeterince iyidir.Říci Eating is good for you lze stejně dobře jako Eating fruit is good for you.
Ancak elde yeterince ihtiyat birliği bulunmamaktadır.Nedočkal se ale moc podpory.
Yoksa yaşamak için yeterince güçlü olamayacaktır.Nikdo však není dostatečně silný pro únik.
Bu hastalık kamuoyunda yeterince bilinmemektedir.Člověk není k tomuto onemocnění vnímavý.
Belki de yeterince “ekonomik” değil diye görünüyordu.Případně se může vykládat i jako „vznešený“.
Yeterince tokatladığına inanınca da usturaları bu hale niçin getirdiğimi sordu.Zmučených věřících se vyptával, proč podstupují taková muka.
Fakat şirket yeterince başarılı olamadı.Aliance ovšem nebyla pro MOH úspěšná.
Ama yeterince tanınmadığı için Dünya genel enerji üretimininden yalnızca %0.05 lik bir pay alır.Její podíl zatím tvoří jen 5 % celkové světové produkce, z důvodu vysoké energetické náročnosti těžby.
Yeterince gelişmiş bir teknoloji, büyüden ayırt edilemez.Orice tehnologie suficient de avansată nu poate fi deosebită de magie.
Yeterince problemimiz var.Avem în față oarece greutăți.
Çerçeve yeterince iyiydi ancak içinin doldurulması gerekiyordu."Cadrul de lucru a fost destul de bun, dar a vrut să umple totul”.
Çünkü yeterince ilerleme şansı bulamamışlardı.Nu au avut însă prea mult succes în această căutare.
Ukrayna'dan yeterince destekte alamıyorlardı.Acest lucru nu a fost suficient pentru a menține estul Ucrainei.
Yeterince vakit yoktu.Nu mai era timp de pierdut.
Saçlar yeterinceye kadar beklemiş, sonra köleyi Milet'e göndermiştir.De aici regimentul a luptat în Moldova, apoi a fost trimis în Muntenia.
Yeterince rekabetçi değildim.Nu am fost suficient de competitiv.
Yeterince vakit yoktu.Kevés az idő!
Ordu henüz yeterince iyi örgütlenemişti.Az akció nem volt megfelelően előkészítve.
"Bildiğimiz bir şey var ve o da yeterince kahredicidir.Tisztában van azzal, hogy mi történik körülötte, és eléggé éber is.
Eğer sönüm yeterince küçükse sistem titreşecek fakat zaman geçtikçe titremesi sona erecektir.Ha a csillapítás eléggé kicsi, a rendszer rezegni fog, de idővel megszűnik a rezgése.
Kaplama, şose yeterince kuru değilse dayanıklı olmaz.A nyak legyen minél szárazabb, toka nélkül.
Belki de yeterince “ekonomik” değil diye görünüyordu.Nem tartja magát „elég” jónak.
(Nasıl hissediyorsunuz) Sufiĉe bone. = Yeterince iyi.Csak elég jónak érezzük."
Yeterince problemimiz var.Egy baj a sok közűl.
1742'de yeterince güçlenen muhalefetin zorlamasıyla Walpole istifa etti.Lecsökkent támogatottsága miatt Walpole 1742-ben, húszévnyi hivatalviselés után lemondott.
Yeterince gelişmiş bir teknoloji, büyüden ayırt edilemez.Ha nincs elég varázspont, nem jöhet létre a varázs.
Bundan dolayı alt yapı yeterince gelişmemiştir.Emiatt a város nem fejlődött.
Eğer yeterince pişirilmezse enfeksiyona yol açabilir.Ha a kezelés elmarad, akkor fertőzéshez vezethet.
Bu hayvanlar, bu iklime yeterince iyi uyum sağlayamadı.Ezek az állatok megfelelően alkalmazkodtak a könyörtelen éghajlathoz.
Tom çorbanın yeterince sıcak olmadığını şikâyet etti.Tom panaszkodott, hogy a leves nem volt elég meleg.
Seyahat etmek için yeterince param yok.Nincs elég pénzem utazni.
Yeterince problemimiz var.Minillä on ongelmia.
Yeterince vakit yoktu.Aikarajaa ei ollut.
Fakat şirket yeterince başarılı olamadı.Yrityskauppa ei ollut järin onnistunut.
Yeterince su eklenir.Ja seurattavaa riitti.
Tam olarak ne görev yaptığı konusunda yeterince bilgi yoktur.Sen varsinaisesta tehtävästä ei ole annettu tietoa.
Fakat kulüp yeterince üye toplayamadığından kapanır.Klubi ei antanut julkisuuteen listaa jäsenistään.
Kırmızı lahana iyi gübrelenmiş bir toprağa ve yeterince neme ihtiyaç duyar.Maapuhdistamot tarvitsevat sopivan maaperän ja ison tontin.
O sıralar özgürlükçü olmak yeterince rahatsız edici bir durumdu.Oniipa oli tuohon aikaan kuitenkin hyvin levoton paikka.
Ama yeterince okuyucu bulamayınca 1 yıl sonra bu gazeteyi de kapattı.Jätettyään lehden hänellä ei seuraavien kolmen vuoden aikana ollut töitä.
Dedim ki: Mükâfat ve cezanın büyüklüğü yeterince nasıl bilinecek?Samassa yhteydessä määritetään varojen ja velkojen senhetkinen käypä arvo.
Örneğin bir yemeğin tadı onun için önemli değildir, besleyici olduğu sürece onun için yeterince iyidir.Laji on erinomainen ruokasieni, mutta harvinaisuutensa vuoksi merkityksetön.
Yeterince tokatladığına inanınca da usturaları bu hale niçin getirdiğimi sordu.Kun Kasparovilta kysyttiin, miksi hän tarjosi tasapeliä, hän sanoi pelänneensä virhettä.
Saçlar yeterinceye kadar beklemiş, sonra köleyi Milet'e göndermiştir.Suitian ruukki toimi vain lyhyen ajan, ja myöhemmin malmi vietiin Mustion ruukkiin.
Ancak Batlamyus'un coğrafya anlayışı yeterince geniş değildir.Yantran ulkoinen piirtäminen ei kuitenkaan riitä.
Sanırım ne demek istediğini yeterince anlattın.Luulen, että olet tehnyt asiasi selväksi.
Fakat şirket yeterince başarılı olamadı.Όμως, η οργάνωση δεν ήταν ιδαίτερα επιτυχημένη.
Yeterince problemimiz var.Τα προβλήματα ήταν πάρα πολλά.
Şehrin kendisi de yeterince yeşil görünür.Το χωριό διαθέτει πολύ πράσινο.
Yeterince pişirilince zehiri geçer: Yanlış.Το περιάνθιο-κύπελλο στους καρπούς, είναι αχαινιόσχημο (cupuliform).
Dünya çocuklar için yeterince korkunç bir yer.Η ζωή στο σπίτι εκείνο ήταν φοβερή για τα παιδάκια.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod