Ana içeriğe geç
Sözlük

yeterince ile cümle

yeterince kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Yeterince gelişmiş bir teknoloji, büyüden ayırt edilemez.أي تقنية متقدمة بصورة كافية لا يمكن تمييزها عن السحر.
Dedi ki: Mükâfat ve cezanın büyüklüğünü yeterince bilmekle.وقال الصفدي: «أخذ العلم عن مالك رضي الله عنه، وهو من جلة أصحابه وفضلائهم وخيارهم.»
Yeterince problemimiz var.غاوي مشاكل.
Yeterince vakit yoktu.لم نفترض حد للوقت.
Esperanto, iddia edilenin aksine yeterince kolay değildir.يقول ميل أنه لم يتم الوفاء بالمثل الديمقراطية بسهولة كما كان متوقعًا.
Bradbury yeterince personeli ikna edip Kaliforniya Üniversitesi ile yenileme anlaşması yaptı.استطاع برادبيري اقناع عدد كافٍ من الموظفين بالبقاء، واستطاع اقناع جامعة كاليفورنيا تجديد عقد إدارة المختبر.
Fakat ben İlhami Çiçek’in bizim kesimce hem şiirinin hem de şahsiyetinin yeterince tanınmadığı kanaatindeyim.ينتمي دالي إلى التيار الكاثوليكي واللاأدري على حد سواء.
Dolayısıyla paranın esnekliğine bağlı olarak yeterince varolabildiği sürece para her şeyi satın alabilirdi.ولذلك بسبب مرونته يمكن شراء كل شيء بالمال، طالما كان متاحا بشكل كاف.
İsyanın bastırılmasında yeterince destek vermeyen Şehsüvaroğlu Ali Bey ile birlikte dört oğlu idam edildi.أُعدِم أربعة أبناء مع علي بك شهسوار أوغلو الذين لم يقدموا العون بالقدر الكافي في قمع التمرد.
"Sevimli, etkileyici ve düşündürücü; fakat yeterince birleştirici değil…".نحن مهتمان و مترابطان و لكن لسنا مستوعبان.»
Bu eserler toplumda yeterince ilgi de uyandırdı.وأثار هذا الاعلان اهتماما كبيرا في مجتمع المطورين.
Belki de yeterince “ekonomik” değil diye görünüyordu.وقد يكون "مطلقاً" وقد يكون "نسبياً".
Yeterince hızlı değilsin.لست سريعاً بما يكفي.
Yeterince kahve yok.ليس هناك قهوة كافية.
Dünya çocuklar için yeterince korkunç bir yer.O mundo é um lugar assustador o suficiente para as crianças.
Fakat bu kadınlardan yeterince yok." dedi.Mas não há o suficiente dessas mulheres".
Afrika Eksarhlığı'nın göreceli zenginliği bir ayaklanmayı yeterince finanse edebilirdi.A relativa riqueza do Exarcado da África era suficiente para financiar a revolta.
Yeterince gelişmiş bir teknoloji, büyüden ayırt edilemez.Qualquer tecnologia suficientemente avançada é indistinguível da magia.
Mutfak eğer yeterince büyükse ailenin yemek yediği yer olabilir.A cozinha pode ser também o lugar onde a família come, tendo espaço para isso.
O sıralar özgürlükçü olmak yeterince rahatsız edici bir durumdu.Sendo um libertário, na altura, tornou-se algo bastante desagradável.
Bu nedenle, M32'nin aksine, yörüngesi M31'e yeterince yaklaşmamaktadır.Por esta maneira, concluiu-se também que Messier 32 está mais próxima da Terra do que M31.
Kanal yeterince temiz ise, çoğu seferde üçlünün sadece bir biti farklı olacaktır.Se o canal tiver pouco ruído, na maioria das vezes apenas um bit será alterado em cada trio.
Orayı "sahte" ve "plastikten yapılsa bile yeterince sert" olarak tanımlar.Ela descreve-o como "falso" e "nem mesmo consistente o suficiente para ser feita de plástico.".
Yeterince problemimiz var.As dificuldades são muitas.
Ordu henüz yeterince iyi örgütlenemişti.A origem das forças estruturais ainda não está bem estabelecida.
Nil satis nisi optimum (Latince: "Sadece en iyi yeterince iyidir") Latince bir deyiştir.Nil satis nisi optimum: "Nada exceto o melhor é bom o bastante" (Lema do clube inglês do Everton).
Tanımda geçen nesne sözcüğü aslında yeterince açıklık ifade eden bir sözcük değildir.Paṇḍaka, por sua vez, é um termo menos claro.
"Bildiğimiz bir şey var ve o da yeterince kahredicidir."Eu tenho uma espécie de ideia, e é muito áspera agora.
"Sevimli, etkileyici ve düşündürücü; fakat yeterince birleştirici değil…".São queridos, são amáveis, são simpáticos, mas não evoluem mentalmente de todo... ".
Yeterince vakit yoktu.Mas não teve tempo.
Caligula’nın sürekli davranışlarını eleştirmesi onu yeterince sinirlendirince, suikaste kurban gitti.Tendo tido o suficiente de raiva de Calígula em suas críticas e comportamento, ela comete suicídio.
Kendini yeterince kanıtlayamamış olan Naruto, Akademi'ye başladığı günden beri Hokage olmayı amaç edindi.Sharon se orgulha de jamais ter faltado a uma aula desde que começou a aprender o instrumento.
Boyman'ın kişisel hayatı ile ilgili yeterince bilgi yoktur.Pouco se sabe da vida pessoal de Pike.
Çünkü yeterince ilerleme şansı bulamamışlardı.Veel voorsprong kregen zij echter niet.
Randy bu süre için "Vikipedi'ye bakmak için bile yeterince uzun değil" der.Randy zegt dat dat niet eens genoeg tijd is om Wikipedia te checken.
Şehrin kendisi de yeterince yeşil görünür.De stad heeft ook groen.
Yeterince tokatladığına inanınca da usturaları bu hale niçin getirdiğimi sordu.Toen hij hem aan de veerman liet zien, vroeg deze waarom hij dit soort middelen gebruikte.
Ordusunun yeterince kuvvetli olduğunu hissettiğinde 1756 yılında Prusya üzerine bir saldırı hazırladı.In 1756, toen ze haar leger sterk genoeg achtte, plande ze een inval in Pruisen.
Yeterince vakit yoktu.Tijd bestaat niet.
Fakat şirket yeterince başarılı olamadı.Het bedrijf had echter geen succes.
Boyman'ın kişisel hayatı ile ilgili yeterince bilgi yoktur.Er is maar weinig bekend over Robbins' persoonlijke leven.
Saçlar yeterinceye kadar beklemiş, sonra köleyi Milet'e göndermiştir.Het dorp ging Hiiuküla heten, later afgekort tot Hiiu.
Kontamine olmuş göl veya havuzlarda yüzmek ve yeterince klorlanmamış su içmek yoluyla da iletim olabilir.Het kan ook gaan om chloorwater in een zwembad, of drinkwater met een hoog chloorgehalte.
Belki de yeterince “ekonomik” değil diye görünüyordu.Niet relevant bleken: De sterke economie.
Substrat konsantrasyonunun yeterince yükseltilmesiyle bu tip bir inhibisyonun üstesinden gelinebilir.Dit type inhibitie kan overwonnen worden door een hoge concentratie van het substraat.
Kırmızı lahana iyi gübrelenmiş bir toprağa ve yeterince neme ihtiyaç duyar.De plant doet het goed op matig voedselrijke grond met voldoende vocht en een goede afwatering.
Yeterince hidrojen iyonize edilemedi.Het waterschap werd niet bemalen.
Dedim ki: Mükâfat ve cezanın büyüklüğü yeterince nasıl bilinecek?Minder eenduidig is hoe de hoogte van de vergoeding zou moeten worden vastgesteld.
Fakat kulüp yeterince üye toplayamadığından kapanır.De reden hiervoor was dat de club bijna geen aanhang had.
Çerçeve yeterince iyiydi ancak içinin doldurulması gerekiyordu."Het waaide niet hard, maar toch wel genoeg om er last van te hebben."
Yeterince pişirilince zehiri geçer: Yanlış.Gebakken bladerdeeg is broos (het schilfert gemakkelijk).
Yeterince problemimiz var.Daar komen moeilijkheden van.
Eğer düşman yeterince zarara uğratılırsa beyaz bayrak çekip teslim olabilir.Na overleg met zijn officieren werd de witte vlag van overgave gehesen.
Yeterince dezenfekte olmamış aletler iltihaplanmalar meydana getirir.Niet gemotoriseerde aanhangrijtuigen komen weinig meer voor.
Çitin üzerinden bakmak için yeterince uzun geğildi.Ze was niet lang genoeg om over de schutting te kijken.
Mary'de yeterince yok.Mary kan er niet genoeg van krijgen.
Bu yeterince iyi.Dat is goed genoeg.
O, yeterince uzun sürdü.Dat heeft lang genoeg geduurd.
Arabam yeterince güçlü değil.Mijn auto is niet sterk genoeg.
Yeterince sağlam görünüyordu.Hij leek stevig genoeg.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod