Fakat enformasyonlar yeterince ayrıntılı değildi, daha ayrıntılı hale getirilmeleri gerekiyordu.La publicación no se ha visto, se necesitan más detalles.
Orijinalleri artık eskisi gibi yeterince ünlü değildir.Su amigo de siempre ya no está tan cerca como antes.
Hekataios Milet'in güçlü bir donanma için yeterince parası olmadığını biliyordu.Shimazu no estaba seguro de dónde estaba la flota aliada.
Yaptığı şarkılar ilk solo albümü Enya'da yer aldı ama yeterince ilgi görmedi.La canción fue lanzada como el primer sencillo del álbum en el Reino Unido, pero no obtuvo mucha atención.
Yeterince uzun değilsin.Non sei abbastanza alto.
Bu senin için yeterince büyük mü?È abbastanza grande per te?
Ne demek istediğini yeterince anlattın.Hai ben chiarito quello che volevi dire.
Kendilerine yeterince vakit ayıramadıkları için birbirlerinden özür dileyen sevgililer sarılıp uyurlar.Essi amano la ricchezza e dimenticano il tempo della resurrezione.
Yeterince gelişmiş bir teknoloji, büyüden ayırt edilemez.«Qualunque tecnologia sufficientemente avanzata è indistinguibile dalla magia.»
Yeterince vakit yoktu.Non c'era tempo.
Ancak, yeterince kanıt toplamadan Londra'ya döndü.Dopo il ritorno in Inghilterra, rilasciò ancora alcune testimonianze.
Yemekler lezzetli fakat yeterince sıcak değildi. || Yemekler lezzetliydi; fakat yeterince sıcak değildi.È preparata e servita tiepida, ma non calda.
Eğer sönüm yeterince küçükse sistem titreşecek fakat zaman geçtikçe titremesi sona erecektir.Se questa è abbastanza piccola il sistema tranquillo vibrerà, ma smetterà di vibrare col tempo.
Özet değerinin boyutu (128 bit) yeterince küçük olduğu için doğum günü saldırıları için uygundu.La dimensione dell'hash a 128 bit era abbastanza piccola per contemplare un attacco del compleanno.
Li Po sandaldaydı, yeterince içmişti.Mark si addormenta su una poltrona di Laura, ha bevuto un po' troppo.
Üretilen proton ise yeterince enerjiye sahip olmadığından kolayca tespit edilemez.Il protone che è prodotto invece non ha energia sufficiente per essere osservato.
Tanımda geçen nesne sözcüğü aslında yeterince açıklık ifade eden bir sözcük değildir.La parola Lag non è, in realtà, una vera e propria parola.
Fakat şirket yeterince başarılı olamadı.L'impresa, tuttavia, non ebbe buon esito.
İtalya'dan artık yeterince gönüllü çıkmıyordu.Non si trova spontaneamente in Italia.
Yeterince altyapı ve işleme tesisleri olmamasına rağmen, yıllık ihracatı 500 milyon dolardır.Nessuno ci credeva, oggi il suo fatturato è di 500 milioni di dollari l'anno.
(Nasıl hissediyorsunuz) Sufiĉe bone. = Yeterince iyi.Es ist gut = Esso è buono.
Ancak direnişçilerde yeterince silah yoktu.Date le condizioni degli uomini e delle armi non ci fu resistenza.
Su yeterince soğuduğunda donar, buz halini alır.Quando congeli qualcosa, normalmente si asciuga.
Yeterince problemimiz var.Ma ora siamo afflitti da problemi.
1960'lı yıllardan beri gölü yeterince besleyememektedir.A partire dal 1960 il lago ha cominciato a prosciugarsi.
Ordu henüz yeterince iyi örgütlenemişti.All'epoca la commissione non era ancora ben organizzata.
Başta bir haftalık olması beklendi fakat yeterince destek olmadığından bir gün sonra durdu.Fu aiutata dopo che era passata un'ora, ma morì.
Böyle bir selenoid eğer yeterince ince ise kuantum-mekaniksel olarak görünmezdir.Quindi questo tipo di solenoidi sono quanto-meccanicamente invisibili.
Saçlar yeterinceye kadar beklemiş, sonra köleyi Milet'e göndermiştir.Tyrande sopravvisse alla Frattura, e guidò poi la sua gente fino al Monte Hyjal.
Twitter yeterince iyi değil.Twitter недостаточно хорош.
Tom doğruyu yanlıştan ayırmak için yeterince yaşlıdır.Фома достаточно взрослый, чтобы отделить правильное от неправильного.
O, beni davet etmek için yeterince nazikti.Он был настолько любезен, что пригласил меня.
Sanırım yeterince gördüm.Думаю, я увидел достаточно.
Sanırım yeterince yaptın.Я думаю, что вы сделали достаточно.
Sence yol arabalar için yeterince geniş mi?По-твоему, дорога достаточно широка для машин?
Tom çok sessizce konuştu ama duyulmak için yeterince yüksek sesle konuştu.Том говорил очень медленно, но он говорил довольно громко, чтобы они слышали.
Bu ağır metal kutuları taşımak için yeterince güçlüyüm.У меня достаточно силы, чтобы нести эти тяжелые металлические ящики.
Sanırım yeterince uzun bekledim.Думаю, я достаточно долго ждал.
Yeterince param olmadığını fark ettim.Я понимаю, что мне не хватает денег.
Yeterince gelişmiş bir teknoloji, büyüden ayırt edilemez.Любая достаточно развитая технология неотличима от магии.
Yeterince problemimiz var.Назревают проблемы.
Şehrin kendisi de yeterince yeşil görünür.Город достаточно хорошо озеленен.
Yeterince vakit yoktu.Но времени не хватило.
Afrika Eksarhlığı'nın göreceli zenginliği bir ayaklanmayı yeterince finanse edebilirdi.Источником финансирования восстания могло стать относительное богатство Африканского экзархата.
Çünkü yeterince ilerleme şansı bulamamışlardı.Но развить дальнейший успех они не смогли.
Diğer Hristiyanlar ise bu zulmü yeterince protesto etmedi.Никто из первых христиан не воспротивился этому беззаконию.
Savaşın ilerleyen dönemlerinde elde yeterince tank kalmadığından tanklara ait görevlerde kullanıldılar.На поздних этапах войны танк по возможности не использовали в бою.
Yeterince pişirilince zehiri geçer: Yanlış.Клеть с печкой — уже изба.
Dedim ki: Mükâfat ve cezanın büyüklüğü yeterince nasıl bilinecek?Неизвестно, сколько из этого пошло на судебные издержки и налоги.
Bu işlem günümüz teknolojisi ile yeterince hızlı yapılamadığından pek kullanılmamaktadır.И быстрее его всё равно не сделать, в какой бы технике он не делался.
Fakat şirket yeterince başarılı olamadı.Но это предприятие успеха не имело.
Su yeterince soğuduğunda donar, buz halini alır.По мере таяния льда вы пьёте.
Orayı "sahte" ve "plastikten yapılsa bile yeterince sert" olarak tanımlar.Усиление этого эффекта называется «пластика» или «пластичность».
Ayrıca The Times gazetesi raporun, verileri yeterince analiz edilmeden yazıldığını belirtti.В то же время, согласно газете «Los Angeles Times», эта информация является непроверенной.
İkizler yeterince büyüdüklerinde Alba Longa tahtını Numitor'a geri verdiler.Когда же братья выросли, они, убив Амулия, вернули трон Альба-Лонги своему деду Нумитору.
Diyabetik nöropatinin mekanizmaları yeterince anlaşılmamıştır.Механизм действия диазиридинов недостаточно изучен.
Saçlar yeterinceye kadar beklemiş, sonra köleyi Milet'e göndermiştir.Командир эскадрона передал Коран, а платок оставил себе на память, потом он попал к лорду Литтлби.
Fakat kulüp yeterince üye toplayamadığından kapanır.В составе клуба закрепиться не удалось.
Ancak elde yeterince ihtiyat birliği bulunmamaktadır.Но мы при всём желании не могли обеспечить достаточную мощность.
Eğer yeterince zamanı varsa bazen sörf de yapar.Но зато у них есть возможность в свободное время заниматься серфингом.