Tom'un Mary'nin istediğini almak için yeterli parası var.Tom has enough money to buy what Mary wants.
Tom bunu yeterince hızlı yapmadı.Tom didn't do that fast enough.
Yeterince zamanımız yoktu.We didn't have enough time.
Tom, Mary'nin yeterince dikkatli olmadığını söyledi.Tom said that Mary wasn't careful enough.
Tom yeterince iyi olmadığımı söyledi.Tom said I wasn't good enough.
Ben yeterince hızlı tepki vermedim.I didn't react fast enough.
Tom Mary'nin yeterince dikkatli olduğunu düşünmüyor.Tom doesn't think Mary is careful enough.
Yeterli param yoktu.I didn't have enough money.
Bunu yapmak yeterli olmayacak.Doing that won't be enough.
Tom yeterince hızlı tepki vermedi.Tom didn't react quick enough.
Tom bunu yapmak için yeterince yaşlı.Tom is old enough to do that.
Ben yeterince hızlı hareket etmedim.I didn't move fast enough.
Tom, Mary'nin yeterince uyumadığını söyledi.Tom said Mary didn't get enough sleep.
Ben yeterince çok çalışmadım.I didn't try hard enough.
Bunu yapmak yeterli değil.Doing that isn't enough.
Onu yeterince yaptım.I've done that enough.
Ben yeterince hızlı değildim.I wasn't quick enough.
Belki yeterince ilginç değil miydim?Maybe I wasn't interesting enough?
Herkes için yeterli yemek olup olmadığını merak ediyorum.I wonder whether there's enough food for everyone.
Henüz yeterince yapmadım.I haven't yet done enough.
Gerçekten Tom'un yeterince samimi olduğunu düşünüyor musun?Do you really think Tom is warm enough?
Yeterli param olup olmadığından emin değildim.I wasn't sure if I had enough money.
Şimdi yemek yemek için yeterli zaman yok.There's not enough time to eat now.
Şimdi yemek için yeterli zaman yok.There isn't enough time to eat now.
Sanırım yeterince uzun bekledim.I think I've waited long enough.
Tom yeterince hoş görünüyordu.Tom seemed to be nice enough.
Tom, Mary için yeterince iyi olduğunu düşünmediğini söyledi.Tom said he didn't think he was good enough for Mary.
Ben sana yeterli para verdim mi?Did I give you enough money?
Tom yeterince mutlu görünüyordu.Tom seemed happy enough.
Tom yeterince kibar görünüyordu.Tom seemed nice enough.
Tom yeterince büyük değildi.Tom wasn't big enough.
Söylemen yeterli.Just say the word.
Sami ve Leyla birbirleriyle yeterince konuşmazlar.Sami and Layla don't talk to each other enough.
Tom'un Mary'nin kendisi için almasını istediği şeyi almak için yeterli parası yoktu.Tom didn't have enough money to buy what Mary wanted him to buy for her.
Yeni bir traktör almak için yeterli paramız olana kadar biraz zaman alacak.It's going to take some time until we have enough money to buy a new tractor.
Fransızcan bu işi almak için yeterince iyi değil.Your French isn't good enough to get that job.
Bunu almak için gerçekten yeterli paranız var mı?Do you really have enough money to buy this?
Tom ekim ayında içmek için yeterince yaşlı olacak.Tom will be old enough to drink in October.
Tom yarının yeterince yakın olmadığını söyledi.Tom said that tomorrow isn't soon enough.
Tom yeterince yakında burada olacak.Tom is going to be here soon enough.
Sanırım bunu almaya gücüm yeter.I think I can afford to buy that.
Tom içmek için yeterince yaşlı değil.Tom isn't old enough to drink.
Tom, bunu yapmak için yeterli zamanının olup olmadığını bilmediğini söyledi.Tom said he didn't know if he had enough time to do that.
Üst rafdaki kitaplara ulaşmak için yeterince uzun değildim.I wasn't tall enough to reach the books on the top shelf.
Üst rafdaki kitaplara ulaşmak için yeterince uzun değilim.I'm not tall enough to reach the books on the top shelf.
Tom, bunu yapmak için yeterli zamanının olduğunu düşünmediğini söyledi.Tom said he didn't think he had enough time to do that.
Yeterli param yoktu, bu yüzden kredi kartıyla ödedim.I didn't have enough cash, so I paid by credit card.
Tom, bunu yapmak için yeterli zamanının olup olmadığını bilmiyor.Tom doesn't know if he has enough time to do that.
Yemek için yeterince almayan tek kişi ben değilim.I'm not the only one who didn't get enough to eat.
Tom, Mary'nin gelmek için yeterince iyi olacağını umuyordu.Tom hoped that Mary would be well enough to come.
Bugün bunu yapmak için yeterli zamanımız yoktu.There wasn't enough time for us to do that today.
Tom, bunu yapmak için yeterli zamanı olduğunu düşünmüyor.Tom doesn't think he has enough time to do that.
Tom ve Mary evlenmek için yeterince yaşlı değiller.Tom and Mary aren't old enough to get married.
Tom, yeterli zamanı olmadığını söyledi.Tom said he didn't have enough time.
Sanırım yeterince gördün.I think you've seen enough.
Tom yeterince çalışmıyor.Tom doesn't study enough.
Son zamanlarda yeterince uyuyamadım.I haven't been able to get enough sleep lately.
Satın almam gerekeni almak için yeterli param vardı.I had enough money to buy what I needed to buy.
Tom'un yeterince hırslı olduğunu sanmıyorum.I don't think Tom is ambitious enough.
Tom o işi almak için yeterli tecrübeye sahip değil.Tom doesn't have enough experience to get that job.