Yeter ki onun sesini dinlesin.אני רוצה לשמוע את הקול הזה.
Yeter ki Sonu İyi Bitsin.Всичко е добре, когато завършва добре.
Yeter ki Sonu İyi Bitsin.Sve završi sretno.
Yeter ki Sonu İyi Bitsin.Nakoniec všetko dobre dopadne.
Ana madde: Sonu İyi Biterse Yeter ki Sonu İyi Bitsin.Sporočilo: na koncu se vedno vse dobro konča.
Yeter ki Sonu İyi Bitsin.Galiausiai viskas baigiasi laimingai.
Ama doğum yapıp kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın.Ale však spasena bude v plození dětí, jestliže by zůstala u víře, a v lásce, a v posvěcení svém, s středmostí.
Ama doğum yapıp kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın.그러나 여자들이 만일 정절로써 믿음과 사랑과 거룩함에 거하면 그 해산함으로 구원을 얻으리라
Ama doğum yapıp kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın.Men hun skal frelses igennem sin Barnefødsel, dersom de blive i Tro og Kærlighed og Hellighed med Ærbarhed.
Ama doğum yapıp kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın.No, bude spasená rodením detí, ak zostanú, ony ženy, vo viere a láske a v posvätení s rozumnosťou.
Ama doğum yapıp kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın.rešena pa bo v rojenju otrok, ako ostane v veri in ljubezni in posvečenju z zmernostjo.
Ama doğum yapıp kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın.salvar-se-á, todavia, dando � luz filhos, se permanecer com sobriedade na fé, no amor e na santificação.
Ama doğum yapıp kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın.Sin embargo, se salvará teniendo hijos, si permanece en fe, amor y santidad con prudencia
Ama doğum yapıp kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın.θελει ομως σωθη δια της τεκνογονιας, εαν μεινωσιν εις την πιστιν και αγαπην και αγιασμον μετα σωφροσυνης.
Ama doğum yapıp kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın.впрочем спасется через чадородие, если пребудет ввере и любви и в святости с целомудрием.
Ama doğum yapıp kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın.да държат с чиста съвест тайната на вярата.
Ama doğum yapıp kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın.Спасеть ся ж ради родження дітей, коли пробувати ме в вірі та любові і в сьвятостї з чистотою.
Ama doğum yapıp kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın.אבל תושע בלדתה בנים אם תעמדנה באמונה ובאהבה ובקדשה עם הצניעות׃
Ama doğum yapıp kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın.ولكنها ستخلص بولادة الاولاد ان ثبتن في الايمان والمحبة والقداسة مع التعقل
Ama doğum yapıp kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın.然 而 女 人 若 常 存 信 心 愛 心 、 又 聖 潔 自 守 、 就 必 在 生 產 上 得 救
Ama doğum yapıp kurtulacaktır; yeter ki, sağduyuyla iman, sevgi ve kutsallıkta yaşasın.然而 女人 若 常 存 信心 愛心 、 又 聖潔 自守 、 就 必 在 生產 上 得救
Ama yüzbaşı, ‹‹Ya Rab, evime girmene layık değilim›› dedi, ‹‹Yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir.백부장이 대답하여 가로되 주여 내 집에 들어오심을 나는 감당치 못하겠사오니 다만 말씀으로만 하옵소서 그러면 내 하인이 낫겠삽나이다
Ama yüzbaşı, ‹‹Ya Rab, evime girmene layık değilim›› dedi, ‹‹Yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir.ויען שר המאה ויאמר אדני נקלתי מבאך בצל קורתי אך דבר נא רק דבר ונרפא נערי׃
Ama yüzbaşı, ‹‹Ya Rab, evime girmene layık değilim›› dedi, ‹‹Yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir.فاجاب قائد المئة وقال يا سيد لست مستحقا ان تدخل تحت سقفي. لكن قل كلمة فقط فيبرأ غلامي.
Ama yüzbaşı, ‹‹Ya Rab, evime girmene layık değilim›› dedi, ‹‹Yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir.百 夫 長 回 答 說 、 主 阿 、 你 到 我 舍 下 、 我 不 敢 當 . 只 要 你 說 一 句 話 、 我 的 僕 人 就 必 好 了
Ama yüzbaşı, ‹‹Ya Rab, evime girmene layık değilim›› dedi, ‹‹Yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir.百 夫 長 回答 說 、 主阿 、 你 到 我 舍下 、 我 不 敢 當 . 只要 你 說 一 句 話 、 我 的 僕人 就 必 好了
Bu yüzden yanına gelmeye de kendimi layık görmedim. Sen yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir.a preto som ani sám seba nepovažoval za hodného prijsť k tebe; ale povedz slovom, a môj sluha bude uzdravený.
Bu yüzden yanına gelmeye de kendimi layık görmedim. Sen yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir.De aceea nici nu m'am socotit vrednic să vin eu însumi la Tine. Ci, zi o vorbă, şi robul meu va fi tămăduit.
Bu yüzden yanına gelmeye de kendimi layık görmedim. Sen yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir.derfor aktet jeg mig heller ikke verdig til å gå til dig; men si et ord, så blir min dreng helbredet!
Bu yüzden yanına gelmeye de kendimi layık görmedim. Sen yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir.Itu sebabnya saya sendiri tidak berani menghadap Bapak. Jadi beri saja perintah supaya pelayan saya sembuh
Bu yüzden yanına gelmeye de kendimi layık görmedim. Sen yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir.그러므로 내가 주께 나아가기도 감당치 못할 줄을 알았나이다 말씀만 하사 내 하인을 낫게 하소서
Bu yüzden yanına gelmeye de kendimi layık görmedim. Sen yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir.Por eso, no me tuve por digno de ir a ti. Más bien, di la palabra, y mi criado será sanado
Bu yüzden yanına gelmeye de kendimi layık görmedim. Sen yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir.por isso nem ainda me julguei digno de ir � tua presença; dize, porém, uma palavra, e seja o meu servo curado.
Bu yüzden yanına gelmeye de kendimi layık görmedim. Sen yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir.Tôi cũng nghĩ mình không đáng đến cùng Chúa; song xin phán một lời, thì đầy tớ tôi sẽ được lành.
Bu yüzden yanına gelmeye de kendimi layık görmedim. Sen yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir.Tôi cũng nghĩ mình không đáng đến_cùng Chúa ; song xin phán một lời , thì đầy_tớ tôi sẽ được lành .
Bu yüzden yanına gelmeye de kendimi layık görmedim. Sen yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir.Zato se tudi nisem sam vrednega štel, da bi prišel k tebi; temuč reci z besedo, in hlapec moj ozdravi.
Bu yüzden yanına gelmeye de kendimi layık görmedim. Sen yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir.οθεν ουδε εμαυτον εκρινα αξιον να ελθω προς σε αλλα ειπε λογον, και θελει ιατρευθη ο δουλος μου.
Bu yüzden yanına gelmeye de kendimi layık görmedim. Sen yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir.затова нито счетох себе си достоен да дойда при тебе; кажи само дума, и слугата ми ще оздравее.
Bu yüzden yanına gelmeye de kendimi layık görmedim. Sen yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir.потому и себя самого не почел я достойным придти к Тебе; но скажи слово, и выздоровеет слуга мой.
Bu yüzden yanına gelmeye de kendimi layık görmedim. Sen yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir.тим і себе не вважав достойним до Тебе прийти; тільки промов слово, то й одужає слуга мій.
Bu yüzden yanına gelmeye de kendimi layık görmedim. Sen yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir.ובעבור זאת גם את עצמי לא חשבתי ראוי לבוא אליך אך דבר נא דבר וירפא נערי׃
Bu yüzden yanına gelmeye de kendimi layık görmedim. Sen yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir.لذلك لم احسب نفسي اهلا ان آتي اليك. لكن قل كلمة فيبرأ غلامي.
Bu yüzden yanına gelmeye de kendimi layık görmedim. Sen yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir.我 也 自 以 為 不 配 去 見 你 、 只 要 你 說 一 句 話 、 我 的 僕 人 就 必 好 了
Bu yüzden yanına gelmeye de kendimi layık görmedim. Sen yeter ki bir söz söyle, uşağım iyileşir.我 也 自 以 為不配 去 見 你 、 只要 你 說 一 句 話 、 我 的 僕人 就 必 好了
Okyanusun inanılmaz bir iyileşme yeteneği var, yeter ki onu rahat bırakalım.Az óceánnak megvan az a csodás képessége, hogy megújuljon, ha magára hagyjuk.
Okyanusun inanılmaz bir iyileşme yeteneği var, yeter ki onu rahat bırakalım.Đại dương có một khả năng thật đáng kinh ngạc để hồi sinh, nếu chúng ta giữ cho nó được yên ổn.
Okyanusun inanılmaz bir iyileşme yeteneği var, yeter ki onu rahat bırakalım.De oceaan heeft een verbijsterend vermogen tot herstel, als we hem maar met rust laten.
Okyanusun inanılmaz bir iyileşme yeteneği var, yeter ki onu rahat bırakalım.Der Ozean hat eine verblüffende Fähigkeit sich zu erholen, wenn wir ihn einfach in Ruhe lassen.
Okyanusun inanılmaz bir iyileşme yeteneği var, yeter ki onu rahat bırakalım.El océano tiene una capacidad sorprendente de recuperación si lo dejamos solo.
Okyanusun inanılmaz bir iyileşme yeteneği var, yeter ki onu rahat bırakalım.바다는 놀라운 자정 능력이 있습니다 그냥 자연그대로 두면 되요
Okyanusun inanılmaz bir iyileşme yeteneği var, yeter ki onu rahat bırakalım.Laut mempunyai kelebihan yang mengagumkan untuk pulih, jika kita biarkan saja.
Okyanusun inanılmaz bir iyileşme yeteneği var, yeter ki onu rahat bırakalım.L'océan a une capacité extraordinaire à récupérer, si nous le laissons tout simplement tranquille.
Okyanusun inanılmaz bir iyileşme yeteneği var, yeter ki onu rahat bırakalım.L'oceano ha una straordinaria capacità di recupero, se solo lo si lascia tranquillo.
Okyanusun inanılmaz bir iyileşme yeteneği var, yeter ki onu rahat bırakalım.Ocean ma niesamowite możliwości regeneracji, jeśli tylko zostawimy go w spokoju.
Okyanusun inanılmaz bir iyileşme yeteneği var, yeter ki onu rahat bırakalım.Oceán má ohromnou schopnost obnovy, pokud ho prostě necháme na pokoji.
Okyanusun inanılmaz bir iyileşme yeteneği var, yeter ki onu rahat bırakalım.Oceán má úžasnú schopnosť vzchopiť sa, ak ho necháme byť.
Okyanusun inanılmaz bir iyileşme yeteneği var, yeter ki onu rahat bırakalım.Oceanul are o extraordinară abilitate de a-şi reveni dacă noi îl lăsăm în pace.
Okyanusun inanılmaz bir iyileşme yeteneği var, yeter ki onu rahat bırakalım.Valtameri kykenee ihmeesti toipumaan, jos jätämme sen rauhaan.
Okyanusun inanılmaz bir iyileşme yeteneği var, yeter ki onu rahat bırakalım.Океанът има изумителна способност да се възстановява, стига само да го оставим на мира.
Okyanusun inanılmaz bir iyileşme yeteneği var, yeter ki onu rahat bırakalım.У океана есть потрясающая способность восстанавливаться, если мы просто оставим его в покое.