- Çok yetenekli ve zekiydi, duygusaldı.كانت موهوبة، و كانت عبقرية كانت حسية
Çünkü fakir insanlar aslında işletme konusunda yeteneklier olmayan ve kredi alamayan insanlardır.Bởi vì người nghèo là các người làm ăn buôn bán thiếu kỹ năng kinh doanh và khả năng tiếp cận với tín dụng.
Çünkü fakir insanlar aslında işletme konusunda yeteneklier olmayan ve kredi alamayan insanlardır.Denn arme Menschen sind Geschäftsmänner mit einem Mangel an Fähigkeiten und Kreditmöglichkeiten.
Çünkü fakir insanlar aslında işletme konusunda yeteneklier olmayan ve kredi alamayan insanlardır.För fattiga människor är affärsmänniskor som saknar affärskunskaper och tillgång till kapital.
Çünkü fakir insanlar aslında işletme konusunda yeteneklier olmayan ve kredi alamayan insanlardır.Karena orang miskin adalah orang bisnis yang kekurangan keahlian bisnis dan akses kredit.
Çünkü fakir insanlar aslında işletme konusunda yeteneklier olmayan ve kredi alamayan insanlardır.가난한 사람들은 사업 기술이 부족하고 신용거래도 힘든 사업가들이기 때문입니다.
Çünkü fakir insanlar aslında işletme konusunda yeteneklier olmayan ve kredi alamayan insanlardır.Ludzie biedni to ludzie biznesu bez wiedzy i dostępu do kredytu.
Çünkü fakir insanlar aslında işletme konusunda yeteneklier olmayan ve kredi alamayan insanlardır.Mert a szegény emberek olyan üzletemberek, akiknek hiányzik a képzettségük és nem kapnak hitelt.
Çünkü fakir insanlar aslında işletme konusunda yeteneklier olmayan ve kredi alamayan insanlardır.Omdat arme mensen zakenmensen zijn die niet over zakelijke vaardigheden en toegang tot krediet beschikken.
Çünkü fakir insanlar aslında işletme konusunda yeteneklier olmayan ve kredi alamayan insanlardır.Perché le persone povere sono affaristi potenziali a cui mancano le abilità e l'accesso al credito.
Çünkü fakir insanlar aslında işletme konusunda yeteneklier olmayan ve kredi alamayan insanlardır.Porque as pessoas pobres são pessoas de negócios a quem faltam competências de negócios e acesso ao crédito.
Çünkü fakir insanlar aslında işletme konusunda yeteneklier olmayan ve kredi alamayan insanlardır.Porque los pobres son empresarios sin habilidades comerciales ni acceso al crédito.
Çünkü fakir insanlar aslında işletme konusunda yeteneklier olmayan ve kredi alamayan insanlardır.Pretože chudobní ľudia sú obchodníci, len im chýbajú podnikateľské schopnosti a prístup k financiám.
Çünkü fakir insanlar aslında işletme konusunda yeteneklier olmayan ve kredi alamayan insanlardır.Protože chudí lidé jsou podnikaví, bez dostatku obchodních zkušeností a přístupu k úvěru.
Çünkü fakir insanlar aslında işletme konusunda yeteneklier olmayan ve kredi alamayan insanlardır.Защото бедните хора са бизнесмени, които не разполагат с бизнес умения и достъп до кредитиране.
Çünkü fakir insanlar aslında işletme konusunda yeteneklier olmayan ve kredi alamayan insanlardır.Потому что бедные люди - это деловые люди, у которых недостаточно деловых навыков и доступа к кредиту.
Çünkü fakir insanlar aslında işletme konusunda yeteneklier olmayan ve kredi alamayan insanlardır.בגלל שאנשים בעוני הם אנשי עסקים שחסרות להם מיומנויות עסקיות וגישה לאשראי
Çünkü fakir insanlar aslında işletme konusunda yeteneklier olmayan ve kredi alamayan insanlardır.لان الفقراء .. هم اقتصاديون .. ولكن يفتقرون الى مهارات والتمويل الكافي
Çünkü fakir insanlar aslında işletme konusunda yeteneklier olmayan ve kredi alamayan insanlardır.資金を得る術を持たないビジネスピープルであるからです 資金を得る術を持たない実業家であるからです
Dedikleri şu: Bir kişi yeteneklidir dediklerinde, bu yeteneğin nasıl ortaya çıktığını hiç bilmezler.Това казват всъщност, когато говорят, че детето е надарено.
Demek istediğim, sadece karşılaştırma için bile -- onlar, biliyorsunuz, hakikaten yetenekli atletler그러니까 제 말은, 이건 비교를 하자면 이 사람은 진짜 대단한 업적을 이룬 선수인거죠
Demek istediğim, sadece karşılaştırma için bile -- onlar, biliyorsunuz, hakikaten yetenekli atletlerTak dla porównania. Ścigałam się z dobrymi sportowcami.
Demek istediğim, sadece karşılaştırma için bile -- onlar, biliyorsunuz, hakikaten yetenekli atletlerאני רק רוצה לתת לכם קנה מידה -- אלו באמת ובתמים אתלטים מעולים,
Demek istediğim, sadece karşılaştırma için bile -- onlar, biliyorsunuz, hakikaten yetenekli atletlerاقصد ان هذا ذلك سيعطيك مقارنة عن قدرات هؤلاء الرياضيين الحقيقين هناك .. ذوي الاحتياجات الخاصة
Demek istediğim, sadece karşılaştırma için bile -- onlar, biliyorsunuz, hakikaten yetenekli atletlerそんな熟練した すごい人がいることが分かったの
Diana Noble olağanüstü yetenekli bir kadın.이런 종류의 일을 하고자 하는 사람들 사이에서는 드물지 않은 타입이지요.
Diana Noble olağanüstü yetenekli bir kadın.אך אינה יוצאת דופן מבין סוג האנשים שמוכנים לעבוד בעבודה מסוג זה.
Diana Noble olağanüstü yetenekli bir kadın.لكنها ليست النوع غير العادي من الناس الذين يرغبون في فعل هذا النوع من العمل.
Diana Noble olağanüstü yetenekli bir kadın.彼女は20代のときシュローダー ベンチャーズの最年少の共同出資者でした
Dolayısıyla, seçilmiş ve yetenekli bir vücudun özel korumasında olmalı.Aşadar, este sfera exclusivistă a unei elite, a unui corp talentat.
Dolayısıyla, seçilmiş ve yetenekli bir vücudun özel korumasında olmalı.Aus diesem Grund sei es ein exklusives Vorrecht eines elitären, talentierten Körpers.
Dolayısıyla, seçilmiş ve yetenekli bir vücudun özel korumasında olmalı.Daarom is het exclusief voorbehouden aan een elite, een getalenteerd corps.
Dolayısıyla, seçilmiş ve yetenekli bir vücudun özel korumasında olmalı.Dlatego jest to wyłączną domeną elity, utalentowanych. Dlatego jest to wyłączną domeną elity, utalentowanych.
Dolayısıyla, seçilmiş ve yetenekli bir vücudun özel korumasında olmalı.Ezért a zene az elit, tehetséges egyének kizárólagos területe.
Dolayısıyla, seçilmiş ve yetenekli bir vücudun özel korumasında olmalı.Hudba se tak stává exkluzivním hájemstvím těch elitních a talentovaných.
Dolayısıyla, seçilmiş ve yetenekli bir vücudun özel korumasında olmalı.그러므로 음악은 재능이 있는 엘리트의 독점적인 분야라고 여깁니다
Dolayısıyla, seçilmiş ve yetenekli bir vücudun özel korumasında olmalı.Par conséquent c'est la chasse gardée d'un corps d'élite talentueux.
Dolayısıyla, seçilmiş ve yetenekli bir vücudun özel korumasında olmalı.Por lo tanto es competencia exclusiva de una élite.
Dolayısıyla, seçilmiş ve yetenekli bir vücudun özel korumasında olmalı.Sehingga musik hanya milik eksklusif dari orang yang berbakat dan elit.
Dolayısıyla, seçilmiş ve yetenekli bir vücudun özel korumasında olmalı.Và do đó nó chỉ dành cho một số ít những người tài năng, có năng khiếu.
Dolayısıyla, seçilmiş ve yetenekli bir vücudun özel korumasında olmalı.И поэтому она предназначена исключительно для элиты, талантливых людей.
Dolayısıyla, seçilmiş ve yetenekli bir vücudun özel korumasında olmalı.Поради това е най-вече запазена само за елитни, талантливи хора.
Dolayısıyla, seçilmiş ve yetenekli bir vücudun özel korumasında olmalı.Тому це є виключною прерогативою еліти, групи обдарованих.
Dolayısıyla, seçilmiş ve yetenekli bir vücudun özel korumasında olmalı.משום כך היא שמורה אקסקלוסיבית לקבוצת מוכשרים, מובחרת.
Dolayısıyla, seçilmiş ve yetenekli bir vücudun özel korumasında olmalı.لذلك فهي حكر خاص بنخبة من الموهوبين.
Dolayısıyla, seçilmiş ve yetenekli bir vücudun özel korumasında olmalı.才能ある人間だけのものです それでもこの地球上の誰もが
Eğer güzel resimler yapan bir çocuk görürlerse, çocuğun yetenekli olduğuna karar verirler.Jika mereka melihat seorang anak menggambar gambar-gambar cantik segera Mereka mengatakan anak itu berbakat
Eğer güzel resimler yapan bir çocuk görürlerse, çocuğun yetenekli olduğuna karar verirler.Se vedono un bambino disegnare bene dicono che il bambino è dotato.
Eğer güzel resimler yapan bir çocuk görürlerse, çocuğun yetenekli olduğuna karar verirler.Ако видят някое дете да прави хубави рисунки от раз, те мислят, че детето е надарено.
En güçlü idarecileri en çetin okullara ve en yetenekli öğretmenleri en zorlu sınıflara gönderiyorlar.가장 열악한 학교에 가장 능력있는 교장선생님을 초빙했죠, 그리고 가장 재능있는 교사들이 가장 힘든 교실을 이끌도록 했습니다.
En güçlü idarecileri en çetin okullara ve en yetenekli öğretmenleri en zorlu sınıflara gönderiyorlar.Získají ty nejlepší ředitele pro ty nejproblémovější školy, a nejlepší učitele do těch nejnáročnějších tříd.
En güçlü idarecileri en çetin okullara ve en yetenekli öğretmenleri en zorlu sınıflara gönderiyorlar.הם מושכים את המנהלים המצטיינים לבתי הספר הקשים ביותר, ואת המורים המוכשרים ביותר לכיתות המאתגרות ביותר.
En güçlü idarecileri en çetin okullara ve en yetenekli öğretmenleri en zorlu sınıflara gönderiyorlar.يوظفون أقوى المديرينلأصعب المدارس وأمهر المدرسين لأكثر الأقسام تحديا.
En güçlü idarecileri en çetin okullara ve en yetenekli öğretmenleri en zorlu sınıflara gönderiyorlar.困難な学級には優秀な教員が 配置されているのです また こういった国では 公共政策の全領域で
Etrafındaki insanları mutlu etme konusunda çok yetenekli.Elle a le don de rendre les gens qui l'entourent vraiment joyeux. Oh.
Etrafındaki insanları mutlu etme konusunda çok yetenekli.Meg van hozzá a képessége, hogy felvidítsa a körülötte lévőket. Á.
Etrafındaki insanları mutlu etme konusunda çok yetenekli.Έχει ταλέντο στο να κάνει τους ανθρώπους γύρω της ευτυχισμένους.
Etrafındaki insanları mutlu etme konusunda çok yetenekli.لذيها القدرة لجعل الناس من حولها سعداء
- Evet, biliyorum. - Çok yetenekli ve zekiydi, duygusaldı.Ráadásul olyan tehetséges, értelmes volt... ...olyan érzéki is volt.
Fakat, gayet şüpheci ve fazlaca yetenekli olan çoklu disiplinli bu ekip iki konuda hemfikirdi.다학문적이고, 매우 탐구적이며, 대단히 유능한 연구원들로 만들어진 이 모든 팀들은 다음 두 가지에 대해 전원이 동의했습니다.