Ana içeriğe geç
Sözlük

yeten ile cümle

yeten kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Eric Cantona, Manchester United'lı Fransız eski futbolcu Futbolcular yeteneklerini içlerinde barındırırlar.Французький футболіст та колишній гравець «Манчестер Юнайтед» Ерік Кантона знявся в ролі «Жеребця».
Yani kendini değiştirebilme yeteneğine sahiptir.Вона відповіла, що важливо бути в змозі захистити себе.
Herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre!Від кожного за його здібностями, кожному за його потребами (або потребою) нім.
REvolution Computing tarafından sunulan REvolution R ve paralel işlem yeteneklerine sahip ParallelR.На Ford F-MAX застосована революційна технологія ConnectTruck.
Ancak o yeteneklerinin sadece küçük bir parçasını göstermiştir.Свої лінгвістичні здібності виявляв змалку.
Tüm devlet savaş gemilerini ve ticari gemileri üretebilecek onları bir yerde muhafaza edebilecek yetenekteydi.Це дозволило будувати та ремонтувати всі державні військово-морські та великі торгові кораблі в одному місці.
Amy yetenekli bir kızdı.Емілія була дуже впливовою жінкою.
"Tavşanayak" lakabı hızına ve av yeteneklerini vurgular.Кролі характеризуються високою плодючістю, багатопліддям і скоростиглістю.
Adam öldürmekte yetenekli değilim.Жало здатне вбити людину.
General olarak imparator, kendi savaş becerilerini iyileştiren yeteneklere sahip olur.А як генерал, він набуває вміння, які покращують його бойові здібності.
Tom çok yetenekli bir yazar.Том — дуже талановитий письменник.
Tom genç ve yetenekli bir dansçı.Том - молодий і талановитий танцівник.
Gerçekten yeteneklisin.Ти дуже талановита.
Tom yetenekli bir programcı.Том талановитий програміст.
Resim yeteneği nedeniyle bu okulda resim öğretmenliği yardımcılığına getirildi.Завдяки майстерності живопису його призначили помічником вчителя живопису в цій школі.
2010 nüfus sayımına göre dil konuşabilme yeteneği[1]Володіння мовами за переписом 2010 р.[1]
2019 yazında İvaşenko, yetenek gösterisi "X-Factor"'un onuncu sezonuna katıldı.Влітку 2019 році Іващенко пройшла кастинг на десятий сезон талант-шоу «X-Фактор».
Tokyo Üniversitesi'nden Dr. Naoko Irie fillerin aritmetik yeteneğine sahip olduğunu göstermiştir.Dr. Naoko Irie z Tokijské univerzity ukázal, že sloni projevují i dovednosti v aritmetice.
Ada hasta olmasına rağmen, matematiksel ve teknolojik yeteneklerini geliştirdi.Navzdory častým nemocem rozvíjela své matematické a technické dovednosti.
Herhangi bir hayvana dönüşme yeteneğine sahiptir.Má moc se měnit v různá zvířata.
Her zaman çok fazla çalışmıyordu, ancak çok yetenekliydi ve başarmak onun için kolaydı.Ne vždy pracoval tvrdě, ale byl neobyčejně nadaný a úspěchů dosahoval snadno.
Kendi kendine eğitilmiş bir müzisyen olarak yeteneklerimle kısıtlandığımı hissettim" dedi.Jako muzikant jsem samouk, a cítila jsem se být omezena svými schopnostmi".
Ayrıca Yetenekli Bay Ripley gibi Hollywood yapımlarında da rol almıştır.Také se objevil v mnoha hollywoodských filmech jako třeba Talentovaný pan Ripley.
Dil kullanımında çok yeteneklidir.Byl mimořádně jazykově nadaný.
Bundan ötürü yönetmenler, güçlü doğaçlama yetenekleri olan oyuncular için Backstage dergisinde ilan verdi.Následně režiséři inzerovali v časopisu Back Stage, že hledají herce s velmi dobrými schopnostmi improvizace.
Telekinetik yetenek: Cisimleri düşünce gücüyle hareket ettirebilir.(Telekinesis) - Schopnost hýbat věcmi svou myslí.
Yeteneklerini daha da geliştirmiştir.Došlo také k vylepšení jeho schopností.
Dengesi iyidir ve hızlı kalkış yeteneği vardır.Má dobrou obratnost a rychlé přebijéní.
Her yıl Nisan ayında yetenek sınavı yapılır.Každý rok se pořádají talentové zkoušky (během ledna).
Bir mermi çekirdeğinin hava direncini yenebilme yeteneğini belirten bir kat sayıdır.Balistický koeficient je údaj vyjadřující schopnost střely překonávat odpor vzduchu.
İnanılamayacak kadar yetenekli biri.Nebyla však příliš nadaná.
Hayaletleri görmek gibi bir yeteneği var.Myslela si, že vidí přízrak.
Çok küçük bir çocukken geçirdiği ateşli bir hastalık sonucu bir kulağı duyma yeteneğini kaybetmiştir.Jako ještě velmi malé dítě prodělal horečku, jejímž následkem ohluchl na jedno ucho.
İki büyük yeteneğin sonu aynı tarihte olmuştu.Obě ženská finále tak skončila stejným výsledkem.
Ses konusunda ise 3D ses konumlandırma, spatialisation ve zayıflama yeteneğine sahiptir.Engine je také schopen vytvářet 3D zvuk, jeho polohování a tlumení.
Genç yeteneklerin elinden tuttu.Pomáhal také mladým talentům.
Aynı zamanda Google Play Store'dan uygulama indirmek için yeteneği ekler.Přidává také možnost stahovat aplikace z Obchodu Google Play.
Yeteneğin tamamen içten geldiğine inanıyorum.Tady se jeho talent projevil naplno.
Piyanoda üstün yetenekli bir çocuktu.Byl zázračným dítětem ve hře na klavír.
Uçma yeteneğine sahiptir.Její hlavní schopností je létání.
Kendisini hep över ve yeteneklerinden bahseder.Sám o sobě a o svých schopnostech pochyboval.
Gaz çıkararak uçma yeteneğine sahiptir.Je schopen letu podle přístrojů.
Yetenekli bir müzisyen ve şövalye olduğu düşünülürdü.Byl také talentovaný skladatel a schopný hudebník a malíř.
Sıcaklık ve basınç karbon çekirdek kaynaşmasına yetene kadar çekirdek küçülür.Jádro se zmenšuje, dokud teplota a tlak nejsou dostatečné k fúzi uhlíku.
Bir de garip ve olağanüstü yeteneklere sahiptir.Někteří z nich mají velmi prapodivné zvláštní schopnosti.
Son yeteneğe ultimate (ulti) deniyor ve genelde 6, 11 ve 16. seviyelerde açılıyor.Utimátku se může obvykle naučit až v levelu 6 a vylepší na levelu 11 a 16.
Çete üyeleri, birkaç tane NBA oyuncusunun yeteneğini çaldığı için, yenilmeleri imkansızdır.Kvůli ztrátě pověsti, mnoho skvělých hráčů z NBA odmítlo účast v reprezentaci.
Bireyin kişisel yeteneklerini geliştirmek.Podpora vlastních schopností klienta.
Seri, 15 yaşındaki hayaletleri görme yeteneği olan bir lise öğrencisi (Ichigo Kurosaki)'nin hayatını anlatır.Hlavní postavou Bleache je patnáctiletý středoškolák Ičigo Kurosaki, který odmalička vidí duchy.
Weir'ın yeteneklerini değerlendirmek, Atlantis ekibinin üyelerini oldukça kötü etkiledi.Při hodnocení schopností Dr. Weirové, udělal na členy expedice spíše špatný dojem.
Önceleri yetenekli bir ressamdır.Byl velice nadaným malířem.
Konu Manuil ile babasının askeri yeteneklerinin karşılaştırılmasıydı.Tato akce byla v přímém rozporu s politikou Manuelova otce.
Mutasyonu ona üstün bir telepati ve telekinezi yeteneği vermiştir.Její znalosti jí umožňují používat telepatické a telekinetické schopnosti.
Rachel, Will'i eğer kendisi gibi yetenekli bir erkek vokalist bulamazsa kulübü terk etmekle tehdit eder.Rachel vyhrožuje, že opustí sbor, pokud ji Will nenajde tak dobrého zpěváka, jako je ona sama.
3 jüri üyesi yetenekler için "Evet" ya da "Hayır" der.Porotci po ochutnání hlasují slovy ano a ne.
Ama süper kahramanları kıskandıracak kadar süper bir yeteneği vardır.Pořadatel má mimořádnou schopnost dělat si nepřátele.
Saruman, bunu kullanışlı bulduğu zamanlarda Entlerin düşünce yapısını anlama yeteneğine açıkça sahiptir.Zvykl si na to, že Serena velmi často ví co si myslí. ...
Ancak ona da yakınlaşmayı geleceği görme yeteneğini kullanarak ve alternatifleri değerlendirerek yapmıştır.Mezi její schopnosti patřilo měnit podobu, viděla do budoucnosti.
Hızı, yeteneği ve tekniği ise onun en büyük özellikleridir.Návyk precizní práce, zručnosti a technického myšlení je její deviza.
İnanılmaz bir espri yeteneğine sahipti.Měl neobyčejný hudební talent.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod