Üstün yeteneği ve teknik becerisi ile 'Modern Drummer magazine' tarafından verilen 23 adet ödülü vardır.Je držitelem mnoha ocenění, která uděluje časopis Modern Drummer Magazine.
Adam öldürmekte yetenekli değilim.Nehodí se k zabíjení lidí
Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) çok yetenekli bir hırsızdır.Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) a Arthur (Joseph Gordon-Levitt) jsou profesionální zloději informací.
Victoria olağanüstü kendini koruma yeteneğine sahiptir.Idaho ovšem prokázal obdivuhodné schopnosti přežít.
En azından sadece zihni yetenekleri yerine getirebilmelidir.Teprve pak mohl uplatnit své umělecké nadání.
Carolina bir kontes olmayi hiç istemedığını ve hiçbir gerekli yeteneği olmadığını bildirir.Ale Sylva nyní prozrazuje, že není žádná hraběnka.
Burada hızı ve yetenekleri nedeniyle İsviçre Şampiyonu FC Basel'in dikkatini çekti.Ve stejné sezóně získal s týmem FC Basilej mistrovský titul švýcarské ligy.
Herhangi bir özel yeteneği yoktur.K tomu není potřeba mít žádné zvláštní dovednosti.
Bu yeteneklerin etkisini artırır ve oyun ilerledikçe oyuncunun daha kabiliyetli olmasını sağlar.Ty likviduje pomocí stále lepších zbraní, přičemž si hráč vylepšuje své schopnosti.
Herkes oyuna 3. seviye ve tüm yetenekleri açabilme hakkıyla başlar.Za každou dosaženou úroveň ve hře dostane hráč možnost přidělit 1 atribut a 3 schopnosti.
Savaşma yeteneğine sahip bir halktır.I slepý byl ale schopen boje.
Baba Hakkı - Hakkı Yeten isimli futbolcu.Jako fotbalista upřednostňuje pravou nohu.
Anthemius, yetenekli bir matematikçiydi.Tak se Loschmidt stal velmi zručným matematikem.
Bu mod ise Dante'nin kılıç kullanma yeteneğini güçlendirir.Stenův úkol je znovuzískání jeho meče.
Raid sınıfında yarışçıların navigasyon yetenekleri değerlendirilerek sıralama yapılmaktadır.Na základně jsou astronauti informováni o podvodu.
Otomatik şarj yetenekleri ile kendi kendilerini şarj edebilirler.Můžete si sami vytvořit svoje vlastní taneční kreace.
Bu sürücünün yeteneklerini ödüllendiren bir uygulamadır.Cenou za to jsou vyšší požadavky na zkušenost řidiče.
Çok sayıda yeteneği vardır.Má mnoho lidských dovedností.
İki çocuğu da huzurlu ve yeteneklidirler.Obě děti se ukázaly být zcela mimořádně nadané.
Kargalar ses taklidi konusunda oldukça yetenekli hayvanlardır.Druh je citlivý na zvuk.
Doğuştan yetenekli bir satıcı olarak her durumda konuşmayı yönlendirebiliyordu.Správný spekulant by si měl umět každý obchod vysvětlit.
Tahminlere göre düşünme yeteneği en fazla olan pokemondur.Jako žurnalisté věříme, že spolehlivost je naším největším nástrojem.
Özellikle hukuki sorunlarda gayet yetenekli isdi.Do diskusí přispěl vynikajícími právnickými znalostmi.
Bu yolla bu canlıların görsel bellek yeteneklerinin bulunduğu görülmüştür.Jen díky svým biologickým znalostem mají šanci přežít...
İsis, büyük bir büyücüdür ve büyü yeteneklerini kullanması ile meşhurdur.Austin), aby se stala rodinným kouzelníkem a zůstala jí tak kouzelná moc.
O sürede Alemgir Şah askeri yeteneklerini kanıtladı.Brzy se mu tak naskytla možnost, aby poznal Žižkovo vojenské umění.
Yeteneği az olmasına rağmen çok azimlidir.Pokud má možnost, je velmi učenlivý.
Şaka yeteneği, bas soloları ve sahnedeki sunumu gibi çok iyiydi.Kategorie svou vyrovnaností nabídla divákům krásnou podívanou s bojem na pódiu i taktickou bitvou v zákulisí.
İnsanlar bazı yetenekleri söz konusu olduğunda farklı, biricik iyi olmaya ihtiyaç duyarlar.Při dělání některých činností se vám zvyšuje stejnojmenná dovednost.
Psişik yeteneklerin de geliştirildiği bir aşamadır.Talent je rozvinutá úroveň schopností.
Yeni yetenekler keşfetme tutkusundan ise hiç vazgeçmedi.Byl vždycky horlivý učit se nové dovednosti.
Uzaktan düşmanları vurma yeteneği vardır.Také může se svým prakem zasáhnout nepřátele z dálky.
Logan bu yetenek değil lanet der ve teklifi geri çevirir.Poslední nabídka Vicky urazí a razantně odmítá.
Kendilerini yılana ya da kuşa çevirebilme yetenekleri vardır.Sám se může stát kořistí kojotů nebo dravých ptáků.
Şut yetenekleri kısıtlıdır.Schopnost barvoměny je omezená.
Stereognozi, görsel ve işitsel bilgilerin yokluğunda bir nesnenin şeklini algılayabilme ve tanıma yeteneğidir.Panuje shoda, že tělesné smysly jako zrak a sluch nejsou přesné a mohou nás klamat.
Vampirlerin ısırığına ve özel yeteneklerine karşı dirençlilerdir.Chrání vampýrské tajemství a lidské životy.
Yeteneğiyle birlikte ısrarları en sonunda Cameron'ı rolü ona vermeye ikna etti.Persistența, dar și talentul ei, l-au convins în cele din urmă pe Cameron să-i ofere rolul.
Camilla'nın sadece yeteneği yeterli mi?Doar talentul a ajutat-o pe Camilla?
Matematiğe olan doğal yeteneğine rağmen Sofia eğitimini Rusya'da tamamlayamadı.Cu tot talentul ei evident pentru matematică, nu și-a putut finaliza studiile în Rusia.
Ancak Octavian çok yetenekli bir general olan Marcus Vipsanius Agrippa'ya sahipti.Dar Octavian l-a avut pe Marcus Vipsanius Agrippa, un general foarte talentat, pe partea lui.
Gün ışığına çıkmasıyla birlikte, Mayer'ın diğer alanlardaki yetenekleri de talep görmeye başladı.Odată cu aparițiile sale publice tot mai dese, talentul lui Mayer a fost cerut și în alte domenii.
Sonra yetenek yarışmalarına çıkmaya başladı.Mai târziu, a început să participe la concursuri de talente.
Bazı yeteneklere sahiptir.Are numeroase abilități.
2013 yılından itibaren, ORF yetenek gösterisi Die große Chance yarışmasını Andi Knoll ile birlikte sunmuştur.Din 2013, împreună cu Andi Knoll ea conduce show-ul de talente Die große Chance, de pe ORF.
1975 yılında verdiği bir röportajda Minnelli için: "Liza'nın her tarafından yetenek akıyor.Într-un interviu din 1975, a spus despre Minnelli: „Liza, în termeni de talent, se joacă.
İkincil duyaçların(sensörlerin) en büyük avantajı ulaşılamayan yerlere ulaşabilme yeteneklerinin olmasıdır.Un beneficiu major al senzorilor extrinseci este abilitatea lor de a ajunge în locuri altfel inaccesibile.
Jumong, okçuluktaki olağanüstü yetenekleriyle bilinirdi.Jumong a fost cunoscut pentru abilitatea sa de excepție la tras cu arcul.
Özel bir yeteneği olmamakla beraber, içinde bir sevgi barındırmaktadır.Chiar dacă nu are vreo abilitate specială, ea e capabilă să iubească cu pasiune.
Bir yaşından sonra yavru filin kendini temizleme, su içme ve beslenme yetenekleri tamamen gelişir.După un an, abilitățile unui pui de a mânca, bea și hrăni singur sunt pe deplin dezvoltate.
Bir de garip ve olağanüstü yeteneklere sahiptir.Ce calități speciale și competitive are?
"Tavşanayak" lakabı hızına ve av yeteneklerini vurgular.Porecla "Picior-de-Iepure" se datorează vitezei și abilităților sale de vânător.
Bir ışık çalışmasında görme yeteneğinin büyük kısmını kaybetmiştir.Fără o oglindă, cea mai mare parte a luminii ar fi pierdută.
Aynı zamanda yetenekli bir ressamdır.Ea a fost, de asemenea, un pictor talentat.
Dünyada milyonlarca insan, paranormal yeteneklerine sahip olduğuna ikna olmuştur.Adepții ei au fost convinși că ea posedă abilități paranormale.
Küçük beyninden ötürü koalanın karmaşık ve sıradışı davranışları gerçekleştirme yetenekleri kısıtlıdır.Din cauza creierului său mic, koala are o abilitate limitată de a avea un comportament complex sau nefamiliar.
12 yaşındayken İngiltere yetenek yarışması olan Open Mic UK'ı kazanmıştır.În 2008, la 12 ani, Birdy a câștigat concursul de talente din Marea Britanie, Open Mic UK.
Lin Chung: Lin Chung, Koca Yeşil’in en yetenekli savaşçısıdır.Lin Chung este cel mai talentat luptător din Țestos.
Ancak sadece yetenekli ve vücutlu değildir.Nu este atât fizică cât și mentală.
Ayrıca Cristiano Ronaldo'nun bilek hareketlerini ve yeteneğini geliştirmesinde yardımcı olmuştur.Desigur și Cristiano Ronaldo a avut contribuția lui în a face orașul atât de faimos.