Ana içeriğe geç
Sözlük

yeten ile cümle

yeten kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Yetenekli bir müzisyen ve şövalye olduğu düşünülürdü.Ze werd gezien als een talentvol componist en pianist.
"Ben her şeye gücü yeten Tanrı'yım" dedi.“Hij die door God is gegeven.”
Filmin baş karakteri Hank Moody yetenekli bir yazardır.De regisseur Antti Haase is een prijswinnende filmmaker.
Her yeteneğin ayrı bir ismi vardır.Iedere versie heeft ook een aparte naam.
Yetenekli ustalar halen Dhow gemilerinin yapımına devam etmektedirler.De oude kennis wordt tegenwoordig nog onderhouden door het werk aan historische schepen.
O çok yetenekli.Zij is erg talentvol.
O çok yetenekli.Zij is heel bekwaam.
Yeteneklisin, özgünsün ve laboratuvarın nefes kesici.Je bent getalenteerd, origineel en je laboratorium is adembenemend.
Tom'un yeteneği var, değil mi?Tom heeft talent, nietwaar?
Ichigo yetenekli bir öğrencidir, okulda 322 kişi arasında 23. sıradadır.Ichigo jest również zdolnym uczniem, plasującym się na 23. z 322 miejsc w jego szkole.
Kim Tae - hyun yetenekli bir cerrah.Kim Tae-hyun jest utalentowanym chirurgiem.
Toundas onun yeteneğini hemen fark etmiş ve onu Columbia Records’tan Vassilis Toumbakaris’le tanıştırmıştı.Toundas od razu rozpoznał jej talent i przedstawił ją Vassilisowi Toumbakarisowi z Columbia Records.
17 yaşında, bir müzik yetenek yarışmasını kazandıktan sonra, Atlanta Tiyatro'sunda çalışmaya başlamıştır.Jako siedemnastolatek, po odniesieniu zwycięstwa w konkursie talentów muzycznych, pracował w Theatre Atlanta.
Yetenek kullanmak için mana gereklidir.Aby ich używać, niezbędne są większe umiejętności.
Smokescreen: Genç, tecrübesiz ama yetenekli bir Autobot'tur.Smokescreen - młody, impulsywny i niedoświadczony Autobot.
Böylece yeteneği keşfedilmiş oldu.To tam został odkryty jej talent.
Yetenekli bir piyanist olarak Harvard'ın futbol takımı için birkaç şarkı besteledi.Jako utalentowany pianista skomponował kilka utworów dla drużyny piłkarskiej z Harvardu.
Oyunculuk yeteneği vardı.Ma zdolności aktorskie.
Carausius morosus ve bazı kın kantlılar) renk görme yeteneği yoktur.Wiele bezkręgowców posiada zdolność widzenia koloru.
Edie Von Keet: Yetenekli bir oyuncu olan süslü, dramatik bir muhabbet kuşu.Edie Von Keet – fantazyjna papużka, która jest utalentowaną aktorką.
Çok iyi analiz yeteneği vardır.Ma także duże zdolności analityczne.
Yeteneğin tamamen içten geldiğine inanıyorum.Twoje umiejętności są kompletne.
Planck müzikte de yetenekliydi.Planck był również utalentowanym muzykiem.
Her şeye gücü yeten.Wierzę, że jesteś w stanie zrobić wszystko.
Kabin 360° dönebilme yeteneğine sahiptir.Głowica miała mieć możliwość obracania się o 360°.
Uçma yeteneğine sahiptir.Jej moc to umiejętność latania.
"40 senedir futbolun içindeyim, böyle bir yetenek görmedim."40 lat chodzę po jaskiniach, ale takiej jeszcze nie widziałem".
Virtüöz, icra ettiği sanatta olağanüstü yeteneklere sahip kimselere denir.Madonna nazwała je artystkami, które mają silne poczucie siebie.
Zaten kendisi çok büyük bir yetenek benden daha iyi olacağına inanıyorum.Posiada dosyć talentu, by być lepszą od swoich rodziców.
Genç ve yetenekli bir futbolcudur.Jest popularnym i utalentowanym piłkarzem.
Toprak üzerinde kontrol yeteneği vardır.Posiadają moc panowania nad cieniem.
Rijitlik: Rijitlik, sistemin dış etkiler altında hareketsiz kalabilme yeteneğidir.Zmysł – zdolność odbierania bodźców zewnętrznych.
Bu renk değiştirme yeteneği ayrıca diğer ahtapotlarla iletişim ve uyarı için de kullanılır.Zdolność zmiany koloru służy też komunikacji z innymi ośmiornicami, w tym wysyłaniu sygnałów ostrzegawczych.
Bu yetenek hayvanlar arasında çok nadirdir.Haplodiploidalność jest wśród zwierząt rzadka.
Gerçekte ise beyinde hasar görüp bir yetenek kaybına yol açmayacak bir bölge yoktur.Jednakże w mózgu prawie nie ma regionów, które po uszkodzeniu nie prowadzą do utraty zdolności.
İnsanlar bazen onun yeteneğini göremiyorlar.Czasami nie potrafi docenić innych.
Bu pozisyonda birliklerini örgütlemek ve eğitmek için büyük bir yetenek gösterdi.Podczas wykonywania tych zadań wykazał duże zdolności organizacyjne i szkoleniowe.
Sığırcığın taklitçilik yeteneği çok uzun zamandan beri tanınmaktadır.Znaczenie przyrodnicze tej hali doceniano już dawno.
Son kullanıcıların, aynı zamanda kendi özel bir koleksiyon oluşturmak için yeteneği vardır.Użytkownicy mają również możliwość tworzenia własnych kolekcji niestandardowych.
Bu yetenek ona babası tarafından öğretilmiştir.Zdolność tą odziedziczył po swoim ojcu.
Yünün esnekliği ve uzama yeteneği onun en önemli özelliğidir.Życie i uczucia Rain są dla niego największą motywacją.
ECDL beceri ve yetenekleri test eder.Metafora pomaga w budowaniu umiejętności i siły ego.
Her biri farklı yeteneklere sahip, seçilebilir dört karakter.Są ich 4 rodzaje, każdy o innych zdolnościach.
Anormal bir yetenek.Zawodnik z niespotykanymi umiejętnościami.
Genellikle yeteneksiz ve sakar kızı oynadı.Zazwyczaj grała wówczas role niewinnych, szczerych dziewcząt.
Muggle, Harry Potter serisinde büyücülük yetenekleri olmayan kişilere verilen addır.W uniwersum Harry’ego Pottera „mugol” jest osobą pozbawioną mocy magii.
Uzun bacakları ve top çalma yeteneği nedeniyle “Örümcek” lakabıyla anılıyor.Ze względu na długie ręce i styl gry obronnej nosił pseudonim "Pająk".
Esperantoyu da anlama yeteneğine sahipti.Propagował także esperanto.
Uçuş yeteneğini erginliğinin 63-77 günleri arasında elde ettiği düşünülür.Młode umieją latać po 67-69 dniach.
Sahip olunan binek eğitilebilir, yetenek parşömenleri ile yetenek kazandırılabilir.Można zbierać punkty, za które kupuje się umiejętności.
Çok yetenekli, çok becerikli bir öğrencimdi.Była bardzo zdolną, doskonałą uczennicą.
Çok sayıda yeteneği vardır.Jest obdarzony wieloma talentami.
Oyuncular ayrıca, yenilen düşmanların düşen taşları kullanarak yeteneklerini de yükseltebilirler.Gracze mogą również podnieść dowolną broń upuszczoną przez wrogów.
Yeteneğiyle birlikte ısrarları en sonunda Cameron'ı rolü ona vermeye ikna etti.Waleczne serce ostatecznie przekonał Camerona.
Eşitliği maskelemede mükemmel yetenekleri nedeniyle popülerliklerini kazandılar.Cudowne Święta dzięki Waszej magicznej pomocy. .
Bireyin kişisel yeteneklerini geliştirmek.Rozwijanie umiejętności behawioralnych.
Olcay: Her şeyi yapabilen, gücü yeten demektir.Louise Hay: Poznaj moc, która jest w tobie.
Yetenekleri, sanatsal bir aileden gelen kalıtıma atfedildi.Jej talenty można przypisać dziedziczności gdyż pochodziła z artystycznej rodziny.
Uzaktan düşmanları vurma yeteneği vardır.Stamtąd ostrzeliwano wrogów z łuku.
Her yeteneğin ayrı bir ismi vardır.Każda z części ma osobną nazwę.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod