İnanılamayacak kadar yetenekli biri.Jest osobą niewierzącą.
Hayden çok yetenekli bir aktör ve harika bir iş çıkardı.Jedna z producentek powiedziała: -Masz wielki talent i dobry akcent.
Bizans, diplomasiyi bir savaş silahı olarak kullanmada yetenekliydi.Bizantyńczycy uważali dyplomację za formę wojny przy użyciu innych środków.
Ancak parti görevlisi olarak konuşma ve tartışma yeteneklerine sahip değildi.Jednak w roli urzędnika partyjnego nie wykazywał obiecujących zdolności.
Büyük bir askeri general ve çok yetenekli bir siyaset adamıydı.Był wybitnym dowódcą wojskowym i doskonałym politykiem.
Genellikle bu yetenek Tanrısal bir güç tarafından kendilerine bahşedilmiştir.Uzurpujemy sobie wiele mocy, które niegdyś przypisywaliśmy jedynie Bogu.
Uyurken bile konuşmaları dinleyebilme yeteneği vardır.Swoim stylem bycia potrafi denerwować nawet gdy śpi.
İnsanlara yeteneklerini ve becerilerini o verir.Podnosi swoje umiejętności i kwalifikacje.
Her seviye atlandığında bir yetenek puanı kazanılıyor.Każda sekunda lotu zużywa jeden punkt umiejętności.
Herhangi bir özel yeteneği yoktur.Nie posiada wyjątkowych zdolności.
Anlaşılmamış bu ressamın yeteneğine inanan çok az sayıda insan vardır.Nie ufa urokowi niedoszłego malarza.
Korintli komutan Aristeus da yetenekli bir komutandı.Gen. Skobielew był utalentowanym dowódcą.
Saldırı ve savunma yeteneği de vardır.Potrafi zarazem atakować i bronić.
İki bacağı üzerinde yürürdü ve çok hızlı koşabilme yeteneği vardı.Obydwoje grali palcami i potrafili grać bardzo szybko.
Sana yardım eden babanın Tanrısı'dır, Her Şeye Gücü Yeten Tanrı'dır seni kutsayan.Oby Bóg twoich ojców prowadził cię i strzegł od wszelkiego zła!
Öğrenci iken matematikte büyük bir yeteneğe sahipti.W gimnazjum przejawiał zdolności matematyczne.
( Yeteneklerinin fark edilmemesi, kişide üzüntü, çevresindekilerdeyse kayba yol açar. )(W wolnym tłumaczeniu: Nie ma co się śmiać z cudzych upadków patrząc uważnie pod swoje nogi.
Modern zamanların en yetenekli ve saygıdeğer oyuncularından biri olarak kabul edilmektedir.Jest powszechnie uważana za jedną z najbardziej utalentowanych i szanowanych aktorek wszech czasów.
Eğitim alanında gelişkinliği ve yetenekli bir hatip olması bunda etkendir.Czy mam w pracy możliwość dokształcania się i rozwoju?
Yaşı küçük olmasına rağmen yetenekliydi.Mimo młodego wieku jest bardzo zdolny.
Gençliğinde, askeri alıştırmalarında cesur ve yetenekli olduğu yazılmaktadır.Już w młodości książę wykazywał się odwagą i zdolnościami bojowymi.
Hunter: Paralı Üye Yeteneği, Avcılık ve eğiticilik.Ma intuicyjne umiejętności tropienia i polowania.
Genç yeteneklerin elinden tuttu.Poświęca dużo swego czasu młodym talentom.
Kanserli hücrelerin önemli bir kısmı bu yeteneğe sahip değildir.Inne zaś komórki glejowe nie posiadają takich zdolności.
Yahudi bilim adamı Gershom Scholem onu "en yetenekli ve can sıkıcı Yahudi aleyhtarı" olarak nitelendiriyordu..Jedni, jak Gershom Scholem byli skłonni uważać ją za żydowską formę gnostycyzmu.
Görünmezlik yeteneğine sahiptir.Miał zdolności wizjonerskie.
Weir'ın yeteneklerini değerlendirmek, Atlantis ekibinin üyelerini oldukça kötü etkiledi.Podczas oceny dr Weir uczynił raczej słabe wrażenie na członkach ekspedycji.
4 yaşındayken bu yeteneği fark edilmiştir.Swoje zdolności wokalne rozpoznał mając 14 lat.
Dokunduğu maddeye dönüşebilme yeteneğine sahiptir.Potrafi także wprawiać w wibracje obiekty, które dotyka.
Onları durdurabilecek tek şey 5 yetenekli genç insandan oluşan takım: Power Rangers Operation Overdrive.Dopiero później ustalono oficjalnie przyjętą nazwę - Power Rangers Operation Overdrive.
Yerel bir kulüpte futbol oynarken eski Newcastle United oyuncusu olan Glen Foy tarafından yeteneği keşfedilir.Podczas jednego z meczów wypatruje go były piłkarz Newcastle United Glen Foy.
"Ben her şeye gücü yeten Tanrı'yım" dedi.Dlatego Ali jest panem każdego, którego ja jestem panem".
Kaşkay erkekleri at binme ve çobanlık yetenekleriyle bilinirler.Możliwość wynajęcia koni i przejażdżki bryczką.
Eğer abisini bulabilmek istiyorsa bu yeteneklerini kontrol etmeyi öğrenmek zorundadır.Z czasem dziewczyna nauczyła się kontrolować swoje umiejętności.
Bu ırkın diğer özel yeteneği — buğday üretiminin yüksek hızı.Charakterystyczną cechą tego gatunku begonii jest niesamowita zdolność do rozmnażania wegetatywnego.
İnsanlar ve diğer büyük maymunlar bu yeteneğe sahip değildir, bu nedenle gut çok yaygındır.Ludzie i inne człowiekowate nie posiadają tej zdolności, dlatego też często zapadają na dnę moczanową.
Özgünlük, bağımsız düşünebilme yeteneği (30 puan).Wystarczy trochę samodzielności w myśleniu i postawie. (pol.).
"Yiv", silahların sahip olduğu mermiyi döndürme yeteneğidir.Gdy uaktywnisz chip pojawia się „granat”, którym możesz rzucić.
Erken yaşlarda çizime karşı yeteneği fark edildi.Jego talent do rysowania ujawnił się we wczesnym wieku.
Onun yeteneklerini taraftarlarımıza anlatmamıza gerek yok.Nie musi znajdować się wtedy na zasięg ręki od przeciwnika.
Muazzam yeteneğiyle on yıldan kısa bir zamanda "büyük usta" unvanını kazanır.Wkrótce udaje jej się złapać jej słodkiego małego „Dolaresa”.
Bu inanılmaz bir yetenektir."To było niezwykłe doświadczenie."
Bu tanklar eğer gerekirse herhangi bir Alman tankını etkisiz hale getirebilecek yeteneğede sahiptiler.W założeniu nowa konstrukcja miała być zdolna zniszczyć każdy napotkany niemiecki czołg.
O harika bir profesyonel. yeteneklerini tartışmaya gerek yok.Jest bardzo elokwentny i nie mam zdolności do sprzeciwienia się mu.
Müzikal yetenekleri daha küçükken fark edilmiş.Zdolności muzyczne wykazywała od najmłodszych lat.
Kendisi hat sanatında da oldukça yetenekliydi.Hann był także zdolnym grafikiem.
Sen çok yeteneklisin.Jesteś bardzo utalentowany.
Camilla'nın sadece yeteneği yeterli mi?Var det endast talang som hjälpte Camilla?
Lin Chung: Lin Chung, Koca Yeşil’in en yetenekli savaşçısıdır.Lin Chung - Lin Chung är den skickligaste krigaren i Storgrön.
Mayakovski, hala Sovyetlerin en iyisi ve çağımızın en yetenekli şairidir.Majakovskij är fortfarande den bästa och mest begåvade poeten i vår sovjetepok.
Gençliğinde, askeri alıştırmalarında cesur ve yetenekli olduğu yazılmaktadır.I sin ungdom uppges han ha varit modig och skicklig i militärövningar.
2006'da Hollywood'a taşındıktan sonra özel yetenek menajeri Addison Witt ile çalışmaya başladı.Efter att ha flyttat till Hollywood år 2006, började Mitte träna med en personlig talangchef Addison Witt.
Ada hasta olmasına rağmen, matematiksel ve teknolojik yeteneklerini geliştirdi.Trots sin sjuklighet utvecklade Ada talanger i både matematik och teknologi.
Taylor Swift çok yetenekli bir sözyazarı olma yolunda devam ediyor."Taylor Swift är fortfarande en av våra mest begåvade unga låtskrivare."
O da yıldırımı bükebilme yeteneğine sahiptir.Den har också förmågan att alstra ljus.
Uçma yeteneğine sahiptir.Förmågan att flyga.
Çok sayıda yeteneği vardır.Han hade många talanger.
Churchill tankının kalın zırhı ve iyi arazi sürüş yeteneği vardı.Churchill hade tjockt pansar och god terränggående kapabilitet.
Oyunun kahramanı insanların rüyalarına girme yeteneği olduğunu keşfeden Alundra adında genç bir adamdır.Spelets huvudperson är en pojke vid namn Alundra, som har kraften att gå in i människors drömmar.
Bu da onların insanüstü güçlerinin ve yeteneklerinin bir göstergesidir.Detta märks på hennes krafter och förmågor.