Ana içeriğe geç
Sözlük

yeten ile cümle

yeten kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Bu bölgelerin şekilleri hayvanların algılama yeteneklerinden etkilenmektedir.A forma dessas zonas será necessariamente afetada pelas capacidades sensoriais do animal.
O yaşta, TV yetenek gösterisi "Star for a Night" ın Galerie finalini kazandı.Com essa idade, ela venceu a final galesa no programa Star For A Night.
Yeteneği fark edildi ve 1931'de Askeri Eğitim Müdürlüğü'ne atandı.Seu talento não passou despercebido e em 1931 foi feito membro do Diretório de Treinamento Militar.
Herhangi bir hayvana dönüşme yeteneğine sahiptir.Tem a capacidade de se transformar em qualquer ser humano.
10 yaşına geldiğinde, piyanoya yeteneği olduğu ortaya çıktı.Aos dez anos demonstrou talento para o piano.
Onlar fazlasıyla yetenekli.Eles são super talentosos.
Son derece yetenkli bir savaşçı ve sadık bir dosttur.Ele é um bravo lutador e leal amigo.
İsmi, propiyonik asit üretme yeteneğine sahip olmasından dolayı verilmiştir.Sua denominação advém da capacidade que possui de gerar ácido propiônico.
Gece görüşü, düşük ışık altında görme yeteneği.A visão noturna é a habilidade de ver contornos iluminados com baixíssimas intensidades de luz.
Savunanlar düşman kanatlarına iki yuvarlak kuleden hücum etme yeteneğine sahiptir.Os defensores poderiam atacar os flancos do inimigo das duas torres redondas.
Alpher, Gamow’un teorisini desteklemek için gereken matematiksel yeteneğin çok daha fazlasına sahipti.Acredita-se que Alpher forneceu grande parte da habilidade matemática para apoiar a teorização de Gamov.
Bu seçmeler süresinde yüksek enerjili ve yetenekli kişilerle tanışmayı umdular.Através destas audições, eles esperavam encontrar pessoas altamente inspiradas e talentosas.
Ayrıca metil menekşeleri, DNA’ları birleştirme yeteneğine sahiptir.Violeta de metila tem também a habilidade de ligar-se ao DNA.
O yetenekli bir araştırmacı ve hidrograftır.Foi explorador e hidrógrafo.
Magog halkı yetenekli savaşçılar olarak tanımlanmıştır (Hezekiel 38:15; 39:3-9).O povo de Magogue é descrito como um povo guerreiro (Ezequiel 38:15; 39:3-9).
IMDb'ye göre, Love porno yıldızlığı'nın yanı sıra: yapımcılık, yönetmenlik ve yetenek menajerliği yapmaktadır.De acordo com o IMDb, além de atriz pornográfica, Love também é produtora, diretora e gerente de talentos.
Kuşatma sanatı konusunda yetenekliydiler ve mancınık ve kuşatma kuleleri inşa edebiliyorlardı.Eles foram habilidosos em cercos e podiam construir trabucos e torres de cerco.
Düşünme şeklimizi rahatsız edebilme yeteneğimiz bu projeleri dekonstrüktivist yapan önemli bir unsurdur.É a capacidade de perturbar nossos pensamentos sobre a forma o que faz destes projetos desconstrutivos.
1976 yılında felç geçiererek konuşma ve yazma yeteneğini yitirdi.Em 2002, perdeu a capacidade de falar.
Yarışa açlığı ve tutkusu onun yeteneğini 12 yaşında belli ettirmeye başladı.Um dos fatos que demonstram sua paixão e necessidade pela corrida aconteceu aos doze anos.
Emma Goldman'ın sözleriyle "Amerika'nın yetiştirdiği en yetenekli ve keskin zekalı anarşist."Foi considerada por Emma Goldman como "a mais dadivosa e brilhante anarquista já nascida nos Estados Unidos".
Bir varlığın devamlılığı, çoğalma yeteneği.O Peso de um Pensamento, a Aproximação.
2009 yılında yetenek şovu The X Factor'ün İtalya versiyonunun üçüncü sezon seçmelerine katılmıştır.Ele chegou à fama em 2009, vencendo a terceira temporada da versão italiana do show de talentos X Factor.
Buna rağmen edebiyat yeteneğiyle ön plana çıkmayı başardı ve son senesinde bir ödül aldı.Apesar disso, ele destacou-se na literatura, recebendo um prêmio em seu último ano.
KeyEast (Hangul: 키이스트, stilize olarak KEYEAST) Bae Yong-joon tarafından kurulan bir yetenek ajansıdır.KeyEast (hangul: 키이스트, estilizado como KEYEAST) é uma agência de gestão fundada pelo ator Bae Yong-joon.
Chanmi dans ve fitness yetenekleri ile öne çıkar.Chanmi participou de várias competições individuais e foi reconhecida por suas habilidades de dança e fitness.
Yetenek kullanmak için mana gereklidir.Trata-se de uma habilidade que precisa de treino.
Diğer karakterler: Sybil Vane - Dorian'ın aşık olduğu oldukça yetenekli, güzel ama aşırı fakir aktris.Sibyl Vane — uma talentosa atriz e cantora, ela é uma pobre, jovem bonita, por quem Dorian se apaixona.
İki büyük yeteneğin sonu aynı tarihte olmuştu.As duas partidas da semifinal tiveram os mesmos resultados.
Çocukken bile dil konusunda olağanüstü yeteneğe sahip olduğunu göstermişti.Ainda jovem ele demonstrou também alguma habilidade para as línguas.
Dünyada milyonlarca insan, paranormal yeteneklerine sahip olduğuna ikna olmuştur.A maioria das pessoas acabava por concluir que ele tinha mesmo poderes paranormais.
12 yaşındayken İngiltere yetenek yarışması olan Open Mic UK'ı kazanmıştır.Ela ganhou a competição de música Open Mic UK em 2008, com 12 anos de idade.
Onuncu ve on birinci yetenekler eşit oy aldığı için on birinci yetenek de ikinci aşamaya geçti.O décimo primeiro e décimo quarto jogo também foram vencidos por Capablanca.
Beş yaşındayken yetenekli bir şarkıcı olarak kabiliyetleri fark edilmeye başlandı.Aos 15 anos, se profissionalizou como cantora.
Kız olmasına rağmen son derece vahşi ve yetenekli bir savaşçı olarak adlandırılır.Filho da Puta foi descrito como sendo um cavalo de alta qualidade e poderoso.
Her biri farklı yeteneklere sahip, seçilebilir dört karakter.Cada classe tem dois personagens selecionáveis com diferentes habilidades.
Kalenin savunması, Bulgar davasına sadık yetenekli komutan Krakra tarafından yönetildi.A defesa era encabeçada pelo hábil comandante Cracra, que permaneceu leal à causa búlgara.
Fakat Drusilla bazı tuhaf psişik yeteneklere sahiptir.As mulheres de Rossak tinham habilidades psíquicas extraordinárias.
Oysaki son derece yetenekli bir piyanisttir.Ela é uma pianista muito talentosa.
Dom Cobb (Leonardo DiCaprio) çok yetenekli bir hırsızdır.José Costa (Leonardo Medeiros) é um bem sucedido ghost writer.
Annesi çok yetenekli bir amatör müzisyen idi ve büyük babası bir opera şarkıcısı idi.Seu pai era carteiro, sua mãe uma talentosa música amadora e seu avô um cantor de ópera.
Bunun olmasına rağmen, onun sadece elektriği çözebilme yeteneğinde olduğu görülmüştür.Ele também descobre que conseguiu o poder de controlar a eletricidade.
Bu genelde oyuncudan bir yetenek ister.Eles geralmente envolvem jogos de habilidade.
General olarak imparator, kendi savaş becerilerini iyileştiren yeteneklere sahip olur.Felizmente, o Imperador conclui seu refinamento no meio desta batalha.
16 yaşındayken bir yetenek avcısı tarafından keşfedildi.Foi descoberta por um caça-talentos aos dezesseis anos.
Bu da onların insanüstü güçlerinin ve yeteneklerinin bir göstergesidir.Eles são usados para determinar as habilidades e as perícias dos personagens.
İki bacağı üzerinde yürürdü ve çok hızlı koşabilme yeteneği vardı.Ele também tinha longas pernas e era capaz de se mover rapidamente.
Silah yetenekleri de avlar üzerinde yapılan isabetli atışlarla gelişebilir.Habilidades de armas também podem ser melhoradas por causar abates com sucesso em animais.
Daryl'in (Norman Reedus) grup içerisindeki popülerliği avcılık yetenekleri sayesinde daha da artmıştır.Daryl Dixon (Norman Reedus) aumentou sua popularidade entre os moradores por seu papel como caçador do grupo.
Eşi de yetenekli bir şair ve öykü yazarıydı.Ela também era uma talentosa artista e contadora de histórias.
Amerikan yetenek yarışması The Voice'un jüri üyelerinden biridir.Atualmente, Mel faz parte do júri do America's Got Talent.
Yeteneğiyle kısa sürede dikkatleri üzerine topladı.Seu talento logo chamou a atenção.
Bu yetenek evindeki laboratuvarında yaptığı deneyler sayesinde korunmuştur.Por causa desse poder foi mantido em laboratório para experiências.
Şekil değiştirebilme yeteneğine sahiptir.Tem a capacidade de transformar.
İçlerinden en yetenekli ve ünlüsu bir opera bestecisi küçük kardeşi Gaetano Donizetti idi.Era irmão mais velho do famoso compositor de ópera Gaetano Donizetti.
Yeteneğini fark ettikten sonra, babası müzikal becerisini daha da artırmak için ona bir gitar hediye etti.Percebendo o seu talento, o pai deu de presente um violão, para incentivar ainda mais o pequeno cantor.
Bu hayvan genellikle bir at olup, uçabilme yeteneğine sahiptir.O cavalo dele possui asas sendo capaz de voar.
"40 senedir futbolun içindeyim, böyle bir yetenek görmedim.Eu estive no ramo por 18 anos e nunca vi algo como isso.
Yetenekleri ile göze çarptı.Surpreendeu-se com seu talento.
Büyücü (Wizard): Büyücü savaşmak için büyü yeteneklerini kullanırlar.Feiticeiros: Feiticeiros nascem com a habilidade de usar magia poderosa.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod