Tom yetenekli bir kriket oyuncusudur.Tom is an able cricket player.
Bir yetenek ajansı aktörleri temsil eder.A talent agency represents actors.
Mariah Carey'in en büyük doğuştan yeteneği, onun sesidir.Mariah Carey's greatest gift is her voice.
Faydalı yeteneklerin yoksa bir iş alamazsın.You can't get a job if you don't have useful skills.
Satranç oynama bir miktar yetenek gerektirir.Playing chess requires a certain amount of skill.
Kötü bir görüş yeteneğim var.I have bad eyesight.
Ve herkes katkıda bulunma yeteneğine sahiptir.And everyone has the ability to contribute.
Sen, benim gibi çok yetenekli olmalısın.You must be very talented, so as I!
O oldukça yetenekli bir adamdı.He was an extremely able man.
Politikada sınırlı yetenekleri vardı.He had limited skills in politics.
O kötü görme yeteneği olan zayıf bir çocuktu.He was a weak child with poor eyesight.
O, gerçek bir vatansever ve yetenekli bir diplomattı.He was a true patriot and an able diplomat.
O, yetenekleri ile ilgili yüksek bir görüşe sahipti.He had a high opinion of her abilities.
Bir tasarımcı olduysanız, yeteneklerinizi daha iyi kullanabilirsiniz.If you became a designer, you could make better use of your talents.
Sanatçı yetenekli.The artist is gifted.
Bir istatistikçi olarak onun yeteneğine iftira atıyorum.I'm casting aspersions on his competency as a statistician.
Benim özel yeteneğim, herkesle, her yerde, her zaman arkadaş olmaktır.My special talent is that I become friends with anybody, anywhere, anytime.
Bazı insanlar havuç yemenin görüş yeteneğinizi geliştireceğini söylüyor.Some people say that eating carrots will improve your eyesight.
Yeteneğin sayesinde çok para kazanabilmelisin.With your talent, you should be able to make a lot of money.
Ben gerçekten onun yeteneğine güveniyorum.I really trust his ability.
Onun yeteneklerine güvenim var.I have confidence in his abilities.
Dünyanın yetenekli insanlara ihtiyacı var.The world needs talented people.
Babam yetenekli bir balıkçı.My father is a skilled fisherman.
Neye yeteneğim olduğundan herhangi bir fikrim yoktu.I didn't have any idea of what I'm capable of.
Tom görme yeteneği eskisi kadar iyi değil.Tom's eyesight isn't as good as it used to be.
Tom tanıdığım en yetenekli insanlardan biridir.Tom is one of the most talented people I know.
Tom çok yetenekli bir müzisyendir.Tom is a very talented musician.
Tom çok yetenekli bir öğretmendir.Tom is a very able teacher.
Tom yetenekli bir marangozdur.Tom is a skillful carpenter.
Tom'un insanları ağlatma yeteneği var.Tom has the knack of making people cry.
Tom'un iyi görme yeteneği var.Tom has good eyesight.
Tom'un iyi bir görme yeteneği var.Tom has good eyesight.
İlimizde birçok yetenekli insan var, ama Tom bunlardan biri değildir.There are many talented people in our city, but Tom isn't one of them.
Sanırım Tom'un sorunu çözme yeteneği yok.I think Tom doesn't have the ability to solve the problem.
Tom'un yarışı kazanmak için Mary'nin yeteneğine güveni var.Tom has confidence in Mary's ability to win the race.
Tom işi yapmak için Mary'nin yeteneğinden şüphesi yok.Tom doesn't doubt Mary's ability to do the job.
Tom ve Mary her ikisi de çok yetenekli öğretmenler.Tom and Mary are both very competent teachers.
Hem Tom hem de Mary çok yetenekli öğretmenler.Tom and Mary are both very competent teachers.
Tom, Mary'nin şarkı söyleme yeteneğine hayran.Tom admires Mary's singing ability.
O her zaman kendi yeteneklerini abartır ve diğerleri genellikle ona inanır.He always exaggerates his own abilities and others often believe him.
Ben senin yeteneklerine tamamen güveniyorum.I completely trust your abilities.
İnsan konuşmaya yeteneğine sahiptir.The man has the capability to talk.
Onun resim yapmaya yeteneği var.He had a talent for painting.
Tom, Mary ve John Cumartesi gününü yetenek gösterisi için uygulama yaparak geçirdi.Tom, Mary and John spent Saturday practicing for the talent show.
Tom görme yeteneğini kaybetti.Tom lost his eyesight.
Tom çok yetenekli.Tom is very capable.
Tom, çok yetenekli bir öğretmen.Tom is a very capable teacher.
Tom'un doğal bir konuşma yeteneği var.Tom has a way with words.
Tom'un işi tek başına bitirme yeteneği yok.Tom doesn't have the ability to finish the job by himself.
Tom kendi yeteneğini kesinlikle abarttı.Tom definitely overestimates his own ability.
Tom'un kesinlikle yeteneği var.Tom certainly has talent.
Tom'un kesinlikle yeteneğine güveni var.Tom certainly has confidence in his ability.
İyi bir tercüman olmak için, sanırım Tom yeteneklerini biraz daha geliştirmeli.To be a good translator, I think Tom needs to hone his skills a bit more.
O, matematik yeteneklerinden gurur duyuyor.He's proud of his math skills.
Tom yetenekli bir şarkıcıdır.Tom is a talented singer.
Tom yetenekli bir aktör.Tom is a talented actor.
Yetenekli bir aptal için hiçbir şey güvenli değidir.Nothing is foolproof to a talented fool.
O bir sürü yetenek gösterdi.He showed a lot of skill.
Onun müziğe yeteneği var.She has a talent for music.
Keri yetenekli bir ressamdır. Gerçekten, onun resim için olağanüstü bir yeteneği var.Keri is a gifted painter. Indeed, she has an extraordinary talent for painting.