Pek çoğunuz Afrikalıların yeteneklerini görmüştürI would not have done it.
Ayrıca, beyzbolda bir de belli araç gereç ve belirli yetenekler var.And also, of course, with baseball, there's, like, the specific equipment and a specific skill set.
Örümcek lifleri aynı zamanda anti-balistik yetenekleriyle de yüksek bir potansiyele sahipler.Spider silks also have a lot of potential for their anti-ballistic capabilities.
Aramızdan ona parası yetenlere de kötü davranıyor ve hırpalıyor.It's absolutely astonishingly cold and soul-bending to those of us who can even afford it.
Adı Mike; bilişsel yetenek, görüş, yürüme ve hissetme açısından eşit açıda kaybı var.His name is Mike, and he is uniformly impaired on cognition, vision, walking, sensation.
Ve henüz hiçbirimize öğretilmeyen bir yetenek bu.And yet it's a skill that none of us are taught.
Hepsi çok yetenekli insanlar.So, some very talented people.
Bazen çizim yapıyorum ama bu konuda çok yetenekli sayılmam.I draw sometimes, but I'm not very skilled at it.
"Aslına bakarsanız, John matematikte ve sanatta yetenekli."John is good at math and art."
İlkel maymunlarda tutma yeteneğine sahip olan el, pençenin yerine geçti.In early prosimians, grasping hands replaced claws.
Dikkat, yüksek bilişsel ve duygusal yeteneklerin temelidir.Attention is the basis of all higher cognitive and emotional abilities.
Çünkü fakir insanlar aslında işletme konusunda yeteneklier olmayan ve kredi alamayan insanlardır.Because poor people are business people who lack business skills and access to credit.
Ve diğerininse dil yeteneklerinin iyi olduğunu varsayalım.And let's pretend the other one is good at language skills.
Bu bölgelerin geleceği bu insanlarda ve bu insanlarla çalışabilme yeteneğimizde.The future of these communities is in the people and in our ability to work with those people.
Ayrıca sıradışı yetenekler kullanıyorlar sıradışı durumlarla başedebilmek için günlük hayatta.That is, they also use extraordinary skills to deal with extraordinary situations on a daily basis.
Bu çabucacık geliştireceğin bir yetenek çünkü bakışının meyveleri son derece tatlı.It's a skill that you will quickly develop because the fruits of your looking are so sweet.
Yeni yetenekler keşfetmek istiyorum.I'm looking for some new talent.
Bu üremek için yeteneğimi etkileyebilir.It could affect my ability to reproduce.
Hatta süper yeteneklere sahip olabilecek birine.Somebody that might even be super-abled.
Yeteneklisin.Bu çok gerçekci. _Gerçekten mi?You have talent, it's very real. - Really?
Ve benim argümanım şudur ki; bütün çocuklar inanılmaz yeteneklere sahiptir.And my contention is, all kids have tremendous talents.
Bu tür bir yeteneğin var mıydı?You had this kind of ability?
Çok özel yetenekleri var.She has very special qualities, you know.
"İngiltere, Yetenek Sizsiniz" ve bu şovlara bayılıyorum çünkü ego için çok güçlü bir Satsang.'Britian's Got Talent'. I love these shows because it's powerful satsang for the ego. [laughter]
Ama basit bir altyapıyı kuracak yeteneğe ve kaynaklara dahi asla sahip olmamışlardı.But they've never had the ability to build even the basic infrastructure or the resources.
Bu insanların güzel yazı yazma yeteneklerinin olmasına gerek yok.Those people don't need to be able to write beautifully by hand.
Çok yetenekli, çünkü bilgisayarda harika şeyler yapabiliyor.I think he's gifted, because he does wonderful things with computers.
Üçüncüsü ve belki de en önemlisi; yeteneğe ihtiyacımız var.And third, and maybe most important, we need talent.
Takım olarak birlikte çalışma yeteneğiniz, oyunun sonucunu çok etkiliyor.Your ability to coordinate as a team has a significant impact on a game's outcome.
Bir iyilik istemiştim... ...kendimi ifade etme yeteneğim kısıtlı olduğu için beni affedin lütfen.I was asking a favor, please forgive me for my limited ability to express myself, I apologize.
Yine de A alabilmek için, bu konuya özgü bir yeteneğiniz olduğunu göstermeniz gerekir.Still, to get an A, you've got to show some flair for the subject.
Pingnan Amca, dövüş sanatlarında üstün yetenekli ve bana da sadıkUncle Pingnan is highly skilled in martial arts and he is also loyal to me
Abim çok yeteneklidirMy younger brother is the best apprentice of Mr. skilful
Kimse Usta Beyin yeteneğinden şüphe duymamalı Bana 1 saat verinNo one has ever been so rude to Mr. skilful give me an hour
Bu muydu yani? Kötü mü ? bunun için yeteneğe gerek yokHelp... that's your solution? that's not bad. you don't have to practise and it costs nothing
Kar Fırtınası Simon'nın yeteneğini gördümI have seen simon the snow blower's skills
Yeteneklerin bunu yapmaya yeter mi?Do you think you can with your skills?
Etrafındaki insanları mutlu etme konusunda çok yetenekli.She has a way of making people around her really joyful. Oh.
Onunla karşılaştıktan sonra, yeteneğimi kaybettim.After meeting her, I can't kick or anything.
Çirkin ama yetenekli yazar... ...Cyrano onun için aşk mektupları yazdı.Ugly but a gifted writer, Cyrano wrote love Ietter to his Iove...
Gücünü, başkalarını güçlü yapma yeteneğine dayandırıyor.He depends, for his power, on his ability to make other people powerful.
Fark ettim ki, benim görevim insanların içindeki yetenekleri harekete geçirmekti.I realized my job was to awaken possibility in other people.
İşte, görüş yeteneği geri geldikten hemen sonra olan şey bu.So, here's what happens very soon after the onset of sight.
Şükür ki programlama sadece özel kişilerin yapabildiği anlaşılmaz bir yetenek değil.Thankfully, programming isn't this obscure skill that only special people can do--
Bunlar çok önemli yetenekler ve sadece kodlama ile alakalı değiller.Now those are important skills that aren't just relevant for coding.
Bildiğimiz kadarıyla biz, en yetenekli varlıklarız.We are the most capable, as far as we know.
Yeteneğinle para kazanmak ister misin ?Have you ever thought to earn money using your talent ?
Neden yeteneklerimi sorguluyorsun ?Why are you questioning my skills?
Artık ayrılmayı düşünüyorum ! Ne dedin ? Yeteneğine yazık etmeI want to quit ! why ? don't waste your skill !
Soguk agda ya da tras, ister inanın ister inanmayın, tras etme bir yetenektir.Even is it is a cold wax and shaving, shaving is a skill believe it or not.
Kısaca kırmızı kan hücreleri plazmada bulunan bütün oksijeni emebilme yeteneğine sahip.So the red blood cells are able to essentially suck up all of the oxygen out of the plasma.
Doğalcılık yetenek için bir soru değildir.Naturalism is not a question of skill.
İşte bu yüzden! Deli cesareti benim tek yeteneğim.I'm telling you, my only strength is being blindly courageous.
Senin hakkında bir şey... ...özel bir yeteneğinin olduğunu söylüyor.Something about you tells me you have a special gift.
Yeteneğim yok.I don't have the gift.
Yeteneğin var, gördün mü?You have a gift, see?
Onu yetenekli görüyorum, çünkü şimdiden kendisi için bir isim yapıyor.I see because she's so talented she's already making a name for herself.
Vikipedi, enerjiyi iş yapabilme yeteneği olarak tanımlıyor.So Wikipedia defines energy as the ability to do work.
Iş yapabilme yeteneği.Ability to do work.
Dolayısıyla, seçilmiş ve yetenekli bir vücudun özel korumasında olmalı.Therefore it's the exclusive preserve of an elite, talented body.