Ana içeriğe geç
Sözlük

yeten ile cümle

yeten kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Sadece ben ve 4 tane olağanüstü yetenekli engelli müzisyen.Just me and four astonishingly gifted disabled musicians.
Daha ziyade bazı tasarımcıların yetenekleri hakkında konuşmak istiyorum.I would like, instead, to talk about how great some designers are.
Artık birçok yeteneğim var. Reklamlarda bile oynuyorum.I have the skills now, to even be featured in commercials.
Ama insanları yanına çekme konusunda yetenekli.But she is skilled in getting people on her side.
İşte, bir çağri, bir yanıt bu, inanılmaz yetenekli TED toplumuna.So this is a call, a plea, to the incredibly talented TED community.
Sezgilerle betimlenen varlık ve süreç imgeleriyle kurgulama yeteneği.The ability to form concepts with images of entities and processes pictured by intuition.
Bunu yapan insanların yok özel bir yeteneği,These people aren't plying a skill,
Belirleyici etken asla kaynaklar değildir, kaynak yaratabilme yeteneğidir.The defining factor is never resources; it's resourcefulness.
Değil mi? Yeteneğinizle ilgili değildi, ruh halinizle ilgiliydi.It wasn't your ability; it was your state.
Bir yeteneğinizi geliştirmek?Control everybody? Develop a skill?
Benim atletik yeteneklerimle lanetlenmis olmasina ragmen futbol oynuyor.And, despite being cursed with my athletic inability, he plays soccer.
Onun yetenekleri bir lanet dünyayı unutunHis gift is a curse forget the earth he's got the urge
Bu yüzden, farklı eklemeler üzerine düşünebiliriz. yeni duyusal kapasiteler ve zihinsel yetenekler.So we could think of adding on different, new sensory capacities and mental faculties.
Ve sonra insan yeteneklerinde bazı gelişmeler hayal edebilirsiniz.And then you can imagine some enhancements of human capacities.
İkincisi ekranı hareketli bir plaform üstüne yerleştirip, hareket yeteneği sağlamaktı.The next was to add mobility -- so, have the screen on a mobile base.
Yapabildiği söylevsel olmayan birkaç yeteneği vardı.It had a couple of simple non-verbal skills it could do.
Ve ifade ayrıca, yeni yetenekler ortaya çıkardı.And expression also, it has brought talents.
Sen doğuştan yeteneğe sahipsin.Talent you have naturally.
Yeteneğini sadece saatlerce ve saatlerce ve saatlerce çalışarak geliştirebilirsin.Skill is only developed by hours and hours and hours of beating on your craft.
İş bulabileceğiniz, size yetenekler kazandırabilecek her yere gidebilirsiniz.You'd go anywhere you get your job, anywhere that can get you a qualification.
Düşük yetenekten yüksek yeteneğe ve yazılıma geçmeniz gerek.You need to move out of low skills into the high skills and into software.
İki milyon insana bedavaya görme yeteneği sağlamış.He has given eyesight to two million people for free.
Ve inanılmaz büyük paralar bilime ve çocukların matematik yeteneklerine harcandı.And a tremendous amount of money went into the funding of science and mathematics skills for kids.
5inci şef Chan Tong ...o da senin yeteneğini merak etmişHe is our fifth chief Chan Tong ...and we have an agreement
Ona bu konuda yetenekli olduğunu söylüyorlardı.They called him an artist.
Elbette bu durum, bakteriye çok hücreli olma yeteneği kazandırıyor.Of course what that allows bacteria to do is to be multicellular.
İnsan davranışını şekillendiren de çevre, doğumdan beri sahip olduğun bir yetenek değil."And environment shapes behaviour, not some inborn gift.
Ben çok yavaş başladım ve benim yetenekli olup olmadığımı 3-4 yıl sonrasına kadar bilmiyorlardı.I began very slowly, and they did not know if I was talented until after 3-4 years.
Ama bence bende müzik yeteneği olduğunu farkettiler.But I think they found out I was musical.
Korkuyu hissedip kaybetmekten korktuğumuzda olağanüstü şeyler yapma yeteneğine sahibiz.When we feel fear and we fear loss we are capable of quite extraordinary things.
Yani orada yaşlı insanların bütün becerileri ve yetenekleri vardı.So there were all these skills and talents that these seniors had.
Böylece de yeteneklerini ve becerilerini ihtiyaçlarımı karşılamak amacıyla kıyaslamaya başladılar.So they eventually started matching their talents and skills to all of my needs.
Ve özellikle, cep telefonunun yetenekleri sayesinde, insanlar uzay ve zamanı aşabiliyorlar.And in particular, it's the mobile phone's ability to allow people to transcend space and time.
Peki, Young-ha, çizimde iyi olmayabilirsin ama hikaye anlatısında yeteneklisin."Well, Young-ha, you may not be good at drawing but you have a talent for storytelling."
Yazma yeteneği kendini bu şekilde belli ediyor karanlık tarafta.That's how a writing talent reveals itself on the dark side.
Biz de yeteneklerimizi birleştirme kararı aldık.And we decided to combine our skills.
Bir diğer karakter olan Jami de fantastik icatlar yaratma yeteneğine sahip.Another character called Jami has the ability to create fantastic inventions.
Tam şu an, bir yerlerde yetenekli bir eğitimci yaşamı değiştiren bir ders veriyor.Right now, there's a gifted educator somewhere out there delivering a life-changing lesson.
Rosa Bonheur, çok yetenekli birisi.So Rosa Bonheur did some extraordinary things.
Burada bahsetiğim, insanüstü güç ve yeteneklere sahip, gerçek insanlar.I mean, this is literally human beings with super-human strength and abilities.
Benim de bir yetenek sınavım varI have a skill examination as well.
Özel YeteneklerSpecial skill?
Yetenek sınavımda var.I still have the skills exam too.
Ama açıkcası senin yeteneklerinle,TaeSang üniversitesine girmek kayıp olur.But honestly, with your skills, going to Tae San University seems like a waste.
Sen hâla SAT'la(eğitimsel doğal yetenek testi)gidebilirsin.Hey, you can still go with the SATs.
- Pin pon yeteneğimi geri ver!- Give me back my ping-pong!
Pin pon yeteneğini geri al.Take your ping-pong back.
Art?k yetiskindim ve diger yeteneklere yard?m edebilirdim.To that I now was a grown up, and I can begin to help other talents.
Yapt?g?m ilk sey muhtesem yetenek olan Didrik Solli-Tangen'? Perie Per Sunde'ye gostermek oldu.The first thing I did was to show the great talent of Didrik Solli-Tangen to Per, ie Per Sunde.
Şimdi, yeteneğini sokaklara taşı.Now, take your talents to the streets.
Bölgesel girişimci yeteneklerle çalışıyorlar ve inanılmaz pazarlama yapıyorlar.They tap into local entrepreneurial talent, and they do incredible marketing.
Bu yerel girişimci yeteneklerden yararlanmak ve onların potansiyellerini açığa çıkarmak oluyor.That's how you tap into local entrepreneurial talent and you unlock people's potential.
Kendisinin bu yönde herhangi bir yetenek vardı düşünmüyordu.He didn't think he had any talent in that direction.
Sayın Corcoran bana öneri yapmak için izin verirseniz, onun yetenek her zaman olmuştur mizahi.If Mr. Corcoran will allow me to make the suggestion, his talent has always been for the humorous.
Bünyemizdeki hiçbir operatör onun yeteneklerine sahip değil.None of the surgeons in our organization are anywhere close to being as skilled as he is.
Bu insanlar hackerlık yeteneklerini ergenlik çağlarında elde etmişler.They are all people who learned their hacking skills in their early to mid-teens.
Bu insanlar matematik ve bilim alanında önemli yetenekler göstermişler.They are all people who demonstrate advanced ability in maths and the sciences.
Daha önce, kiţileri yetenekler ve deneyimler listesi olarak görürdük.Initially we saw people as just kind of a list of skills and experiences.
Ya bu zihin hastalığımı inkar edecektim ya da zihinsel yeteneğimi kucaklayacaktım.I could either deny my mental illness or embrace my mental skillness.
Öyleyse ihtiyaç duyduğumuz yetenekleri nasıl şekillendiririz?So how do we develop the skills that we need?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
yeten ile cümle - Sayfa 21 - yeten kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App