İngilizce yeteneğimden memnun değilim.I'm not satisfied with my English ability.
Yeteneğimin en iyisine göre görevimi yapacağım.I will do my duty to the best of my ability.
Onun yeteneklerine çok inancım yok.I don't have much belief in his abilities.
Onun yönetici yeteneğine güveniyorum.I trust his executive ability.
Onun yeteneğine çok inancım yok.I don't have much faith in his ability.
Bilgiyi ezberleme yeteneğine sahibiz.We have the ability to memorize information.
Görüş yeteneğim bozulmaya başlıyor.My eyesight is beginning to fail.
Benim iyi görme yeteneğim var.I have good eyesight.
Yeteneğini göstermek için bu az bulunur fırsatı en iyi şekilde kullanmalısın.You should make the most of this rare opportunity to demonstrate your talent.
Yetenekli bir tamirci makul ücretler kazanır.A skilled mechanic earns decent wages.
Kız müzikal yetenekten yoksundu.The girl lacked musical ability.
Bir kişinin kazanabileceği en değerli beceri, kendini düşünebilme yeteneğidir.The most valuable skill one can acquire is the ability to think for oneself.
Bütün insanlar bir doğal yeteneğe sahiptir ama sorun onu kullanabilip kullanamadıklarıdır.All men have some natural talent, but the question is whether they can use it or not.
Sadece insan konuşma yeteneğine sahiptir.Only human beings are capable of speech.
İnsan oğlunun konuşma yeteneği vardır.Man has the ability to speak.
Denizcilerin tüm yetenekleri fırtınanın şiddetine boyun eğdi.All the skill of the sailors gave way to the violence of the storm.
Kimin en yetenekli olduğunu düşünüyorsun?Who do you believe is the most capable?
Herkes onun yeteneğini biliyordu.Everyone recognized his skill.
Kısaca anlatmak gerekirse, onun müzik yeteneği yok.To put it briefly, he lacks musical ability.
Erkek kardeşimin resim için doğuştan yeteneği var.My brother has a gift for painting.
Bu adam yalan söylemede oldukça yeteneklidir.The man is quite capable of telling lies.
Yetenek çalışanları teşvik etmede düşünülen tek faktördür.Ability is the only factor considered in promoting employees.
Onun yeteneği hakkında şüphe yok.There is no doubt about his ability.
Onun yetenekli bir sanatçı olduğundan şüphe etmeye yer yok.There is no room to doubt that he is a gifted artist.
Onun işi uygun olarak yapma yeteneği yoktur.He doesn't have the ability to do the work properly.
İki ya da üç tane oldukça yetenekli asistanı vardı.He had two or three rather competent assistants.
O, işi yapacak yeteneğe sahiptir.He has the ability to do the job.
Onun işi yapma yeteneğinden şüphe ediyorum.I doubt his ability to do the job.
Onun onu yapma yeteneğinden şüphem yok.I don't doubt his ability to do it.
O bir öğretmen olma yeteneğine sahip değil.He has no capacity to be a teacher.
Onun müzik için olağanüstü bir yeteneği var.He has an outstanding talent for music.
Onun hem yetkisi hem de yeteneği var.He has got both authority and ability.
Bir işi yönetmek için yeterli yeteneğe sahip.He has enough ability to manage a business.
Bir işi yönetme yeteneğine sahip.He has the ability to manage a business.
Onun doğuştan yetenekleri var.He has natural gifts.
O, bir aktör olma yeteneğinden yoksundur.He lacks the talent to be an actor.
Onun kanıtlanmış yeteneğine güvenebilirsin.You can rely on his proven ability.
Onun yeteneğini değerlendirmek zordur.It's difficult to evaluate his ability.
Onun oğlunun müziğe doğuştan yeteneği var.His son has a gift for music.
Onun İngilizcedeki yeteneği vasatın üzerinde.His ability in English is above average.
İngilizcedeki yeteneği ortalamanın üzerindedir.His ability in English is above average.
Onun karısı oldukça yetenekli bir kadındır.His wife is quite a talented woman.
Erkek kardeşi çok yetenekli bir doktor.His brother is a very capable doctor.
Bazı yönetim kurulu üyeleri onun şirketi işletme yeteneğini sorguladı.Some board members questioned his ability to run the corporation.
Ben senin yeteneğine hayranım.I admire your talent.
Ben onun yeteneği için hayranlık hissediyorum.I feel admiration for his talent.
Onun yeteneği iş için onu yeterli kılıyor.His skill qualifies him for the job.
Onun yetenekleri çok mükemmeldi ve farklıydı.His abilities were very great and various.
Onun matematikteki yeteneği çok iyi.His ability in mathematics is outstanding.
Onun yeteneğine her türlü güveniyorum.I have every confidence in his ability.
Onun görünüşüyle yeteneklerini bilemezsin.You can't know his merits by his appearance.
O, konuşma sanatında yeteneklidir.He has a good art of talking.
Onun on dili konuşma yeteneği var.He has the ability to speak ten languages.
O ellisinden sonra resim yapma yeteneğini geliştirdi.He developed his talent for painting after fifty.
O, sınavı geçmeli, zira o çok yeteneklidir.He ought to pass the examination, for he is very capable.
O büyük yeteneği olan bir adamdır.He is a man of great ability.
O, büyük yeteneğiyle Machbeth rolü oynar.He plays the role of Macbeth with great skill.
O hem İngilizce hem de Fransızca öğretme yeteneğine sahiptir.He is capable of teaching both English and French.
İngilizcede sıra dışı bir yeteneği var.He has an unusual ability in English.
Onun müziğe olağanüstü bir yeteneği var.He has a remarkable aptitude for music.