Ana içeriğe geç
Sözlük

yeryüzü ile cümle

yeryüzü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
12
ORT. KELİME
Ama yeryüzü, ağzını açıp ejderhanın ağzından akıttığı ırmağı yutarak kadına yardım etti.Ale země pomohla ženě; neb otevřela země ústa svá a požřela řeku, kterouž vypustil drak z úst svých.
Ama yeryüzü, ağzını açıp ejderhanın ağzından akıttığı ırmağı yutarak kadına yardım etti.Ale zem pomohla žene; lebo zem otvorila svoje ústa a pohltila rieku, ktorú pustil drak zo svojich úst.
Ama yeryüzü, ağzını açıp ejderhanın ağzından akıttığı ırmağı yutarak kadına yardım etti.A terra, porém acudiu � mulher; e a terra abriu a boca, e tragou o rio que o dragão lançara da sua boca.
Ama yeryüzü, ağzını açıp ejderhanın ağzından akıttığı ırmağı yutarak kadına yardım etti.땅이 여자를 도와 그 입을 벌려 용의 입에서 토한 강물을 삼키니
Ama yeryüzü, ağzını açıp ejderhanın ağzından akıttığı ırmağı yutarak kadına yardım etti.Maar de aarde kwam haar te hulp door open te splijten en de stroom water op te slokken.
Ama yeryüzü, ağzını açıp ejderhanın ağzından akıttığı ırmağı yutarak kadına yardım etti.men jorden kom kvinnen til hjelp, og jorden åpnet sin munn og slukte elven som slangen sprutet av sin munn.
Ama yeryüzü, ağzını açıp ejderhanın ağzından akıttığı ırmağı yutarak kadına yardım etti.Mutta maa auttoi vaimoa: maa avasi suunsa ja nieli virran, jonka lohikäärme oli syössyt kidastansa.
Ama yeryüzü, ağzını açıp ejderhanın ağzından akıttığı ırmağı yutarak kadına yardım etti.Nhưng đất tiếp cứu người đờn bà, vì đất hả miệng nuốt sông mà con rồng đã phun ra từ miệng nó.
Ama yeryüzü, ağzını açıp ejderhanın ağzından akıttığı ırmağı yutarak kadına yardım etti.Nhưng đất tiếp_cứu người đờn bà , vì đất hả miệng nuốt sông mà con rồng đã phun ra từ miệng nó .
Ama yeryüzü, ağzını açıp ejderhanın ağzından akıttığı ırmağı yutarak kadına yardım etti.Tetapi bumi membantu wanita itu; bumi membuka mulutnya dan menelan air yang keluar dari mulut naga itu
Ama yeryüzü, ağzını açıp ejderhanın ağzından akıttığı ırmağı yutarak kadına yardım etti.А земля помогла жінцї; і створила земля уста свої, і випила ріку, котру пустив змій з рота свого.
Ama yeryüzü, ağzını açıp ejderhanın ağzından akıttığı ırmağı yutarak kadına yardım etti.Ако има човек ухо нека слуша.
Ama yeryüzü, ağzını açıp ejderhanın ağzından akıttığı ırmağı yutarak kadına yardım etti.Но земля помогла жене, и разверзла земля уста свои, и поглотила реку, которую пустил дракон из пасти своей.
Ama yeryüzü, ağzını açıp ejderhanın ağzından akıttığı ırmağı yutarak kadına yardım etti.ותעזר הארץ את האשה ותפתח הארץ את פיה ותבלע את הנהר אשר שלח התנין מפיהו׃
Ama yeryüzü, ağzını açıp ejderhanın ağzından akıttığı ırmağı yutarak kadına yardım etti.فاعانت الارض المرأة وفتحت الارض فمها وابتلعت النهر الذي ألقاه التنين من فمه.
Ama yeryüzü, ağzını açıp ejderhanın ağzından akıttığı ırmağı yutarak kadına yardım etti.地 卻 幫 助 婦 人 、 開 口 吞 了 從 龍 口 吐 出 來 的 水 。 〔 原 文 作 河
Ama yeryüzü, ağzını açıp ejderhanın ağzından akıttığı ırmağı yutarak kadına yardım etti.地卻幫 助 婦人 、 開口吞 了 從龍 口 吐出 來 的 水 。 〔 原文 作河
Ama yeryüzünde hareket ettiğimiz için bu değeri sabit kabul edeceğiz.אבל אנחנו קרובים לקרקע, אז ניתן להניח שהיא קבועה.
Ama yeryüzüne bazı özel erdirmez iyi;, Nor dokunsa çok iyi ama, bu adil kullanım strain'dAle na Zemi nějaké zvláštní druh zboží, kterýž dát, ani cokoliv tak dobrý, ale strain'd od fair use,
Ama yeryüzüne bazı özel erdirmez iyi;, Nor dokunsa çok iyi ama, bu adil kullanım strain'dAle na Zemi nejaké zvláštny druh tovaru, ktorý dať, ani čokoľvek tak dobrý, ale strain'd od fair use,
Ama yeryüzüne bazı özel erdirmez iyi;, Nor dokunsa çok iyi ama, bu adil kullanım strain'dAle na ziemi specjalne dobry doth dać, ani niczego tak dobrze, ale strain'd z tego dozwolonego użytku,
Ama yeryüzüne bazı özel erdirmez iyi;, Nor dokunsa çok iyi ama, bu adil kullanım strain'dDe a föld néhány speciális jó néki adni, sem bármi olyan jó, de strain'd attól a fair use,
Ama yeryüzüne bazı özel erdirmez iyi;, Nor dokunsa çok iyi ama, bu adil kullanım strain'dMaar om de aarde een aantal speciale goed doet geven, noch iets zo goed, maar strain'd van die fair use,
Ama yeryüzüne bazı özel erdirmez iyi;, Nor dokunsa çok iyi ama, bu adil kullanım strain'dMa per la terra del bene speciali doth dare, né alcuna cosa così buona, ma, strain'd da quel fair use,
Ama yeryüzüne bazı özel erdirmez iyi;, Nor dokunsa çok iyi ama, bu adil kullanım strain'dMas para a terra algum bem especial doth dar; Nem algo tão bom, mas, strain'd de que o uso justo,
Ama yeryüzüne bazı özel erdirmez iyi;, Nor dokunsa çok iyi ama, bu adil kullanım strain'dSin embargo, a la tierra un bien especial ¿Acaso dar, ni nada tan bueno, pero, strain'd de que el uso justo,
Ama yeryüzüne bazı özel erdirmez iyi;, Nor dokunsa çok iyi ama, bu adil kullanım strain'd그러나 지구에 일부 특수주고 비롯되는 좋고, 또한 돋보이는 잘하지만, 그 공정한 사용의 strain'd
Ama yeryüzüne bazı özel erdirmez iyi;, Nor dokunsa çok iyi ama, bu adil kullanım strain'dToda na Zemlji nekaj posebnega dobrih doth dati, niti Nič tako dobro, ampak, strain'd od tega pošteno uporabo,
Ama yeryüzüne bazı özel erdirmez iyi;, Nor dokunsa çok iyi ama, bu adil kullanım strain'dΑλλά στη γη κάποιες ειδικές καλή doth δώσει? Ούτε τίποτε τόσο καλό, αλλά, strain'd από ότι η δίκαιη χρήση,
Ama yeryüzüne bazı özel erdirmez iyi;, Nor dokunsa çok iyi ama, bu adil kullanım strain'dאבל אל האדמה כמה טוב מיוחד תצמח לתת; גם aught כל כך טוב אבל, strain'd משימוש כי הוגן,
Ama yeryüzüne bazı özel erdirmez iyi;, Nor dokunsa çok iyi ama, bu adil kullanım strain'dولكن على الأرض بعض الخير خاصة أدارك تعطي ، ولا بأية حال جيدة جدا ، ولكن strain'd من أن الاستخدام العادل ،
Ama yeryüzüne bazı özel erdirmez iyi;, Nor dokunsa çok iyi ama, bu adil kullanım strain'd虐待につまずき真誕生から反乱、:徳自体が誤用されている、逆に点灯。
Ancak bu, misyonumuzu yerine getirebilmemiz icin gerekli: yeryuzundeki her kisiye ansiklopedi vermek.Aber es ist Teil unserer Mission, jedem Menschen auf dem Planeten eine Enzyklopädie zu geben.
Ancak bu, misyonumuzu yerine getirebilmemiz icin gerekli: yeryuzundeki her kisiye ansiklopedi vermek.Ale częścią tego jest wypełnianie naszej misji udostępnienia encyklopedii wszystkim ludziom na świecie.
Ancak bu, misyonumuzu yerine getirebilmemiz icin gerekli: yeryuzundeki her kisiye ansiklopedi vermek.Část toho však naplní naše poslání dát encyklopedii každému člověku na zemi.
Ancak bu, misyonumuzu yerine getirebilmemiz icin gerekli: yeryuzundeki her kisiye ansiklopedi vermek.Deels doen we het om onze missie te volbrengen om een encyclopedie aan elke persoon op de planeet te geven.
Ancak bu, misyonumuzu yerine getirebilmemiz icin gerekli: yeryuzundeki her kisiye ansiklopedi vermek.하지만 그것은 우리가 전 세계 모든 사람들에게 백과사전을 공급하겠다는 미션의 한 부분일 뿐입니다.
Ancak bu, misyonumuzu yerine getirebilmemiz icin gerekli: yeryuzundeki her kisiye ansiklopedi vermek.Ma contribuirà alla nostra missione di dare un enciclopedia ad ogni singola persona sula Terra.
Ancak bu, misyonumuzu yerine getirebilmemiz icin gerekli: yeryuzundeki her kisiye ansiklopedi vermek.Mas parte disso é cumprir a nossa missão de dar uma enciclopédia a cada uma das pessoas no planeta.
Ancak bu, misyonumuzu yerine getirebilmemiz icin gerekli: yeryuzundeki her kisiye ansiklopedi vermek.Men en del av det är att uppfylla vårt uppdrag att ge ett uppslagsverk till varje människa i världen.
Ancak bu, misyonumuzu yerine getirebilmemiz icin gerekli: yeryuzundeki her kisiye ansiklopedi vermek.Але його частиною є виконання нашої місії забезпечити доступ до енциклопедії кожній людині на планеті.
Ancak bu, misyonumuzu yerine getirebilmemiz icin gerekli: yeryuzundeki her kisiye ansiklopedi vermek.Но част от това, да изпълним нашата мисия, за даване на енциклопедия за всеки един жител на планетата.
Ancak bu, misyonumuzu yerine getirebilmemiz icin gerekli: yeryuzundeki her kisiye ansiklopedi vermek.אבל חלק מכך, זה למלא את המשימה שלנו של לתת אנציקלופדיה לכל אדם בעולם.
Ancak bu, misyonumuzu yerine getirebilmemiz icin gerekli: yeryuzundeki her kisiye ansiklopedi vermek.لكن جزء من ذلك هو أن نقوم بمهمتنا بتقديم موسوعة لكل شخص على هذا الكوكب.
Ancak bu, misyonumuzu yerine getirebilmemiz icin gerekli: yeryuzundeki her kisiye ansiklopedi vermek.百科事典を与えるという我々の使命を全うすることにもなるのです AOLのようにCDを無差別にばらまくつもりはありません
Ancak bunların, büyük zararlar vermesi için mutlaka yeryüzüne çarpması gerekmiyor.Acontece que estas coisas não têm de atingir o solo para causar grandes danos.
Ancak bunların, büyük zararlar vermesi için mutlaka yeryüzüne çarpması gerekmiyor.Emellertid visar det sig att dessa tingestar inte behöver träffa marken för att göra stor skada.
Ancak bunların, büyük zararlar vermesi için mutlaka yeryüzüne çarpması gerekmiyor.Het blijkt dat deze dingen de grond niet hoeven te raken om veel schade te veroorzaken.
Ancak bunların, büyük zararlar vermesi için mutlaka yeryüzüne çarpması gerekmiyor.Hóa ra những thiên thể này không cần đâm vào mặt đất mới gây ra thiệt hại.
Ancak bunların, büyük zararlar vermesi için mutlaka yeryüzüne çarpması gerekmiyor.Il fatto è che questi oggetti non devono per forza collidere con la terra per creare grossi danni.
Ancak bunların, büyük zararlar vermesi için mutlaka yeryüzüne çarpması gerekmiyor.Il se trouve que ces choses n'ont pas besoin de toucher le sol pour provoquer de gros dégâts.
Ancak bunların, büyük zararlar vermesi için mutlaka yeryüzüne çarpması gerekmiyor.Izkaže se, da tem stvarem ni treba zadeti ob površje, da bi napravile veliko škodo.
Ancak bunların, büyük zararlar vermesi için mutlaka yeryüzüne çarpması gerekmiyor.Kiderült, hogy ezek a dolgok nem kell, hogy becsapódjanak a talajba, hogy nagy kárt okozzanak.
Ancak bunların, büyük zararlar vermesi için mutlaka yeryüzüne çarpması gerekmiyor.그리고 이런 운석들은 꼭 땅에 떨어져야만 피해를 주는 것만도 아니죠.
Ancak bunların, büyük zararlar vermesi için mutlaka yeryüzüne çarpması gerekmiyor.S-a aflat că asteroizii nu trebuie să lovească pământul pentru a produce daune.
Ancak bunların, büyük zararlar vermesi için mutlaka yeryüzüne çarpması gerekmiyor.Sucede que no tienen que llegar a chocar contra el piso para hacer mucho daño.
Ancak bunların, büyük zararlar vermesi için mutlaka yeryüzüne çarpması gerekmiyor.Takie obiekty wcale nie muszą spaść na ziemię, by spowodować ogromne szkody.
Ancak bunların, büyük zararlar vermesi için mutlaka yeryüzüne çarpması gerekmiyor.Ternyata batu-batu ini juga tidak perlu menghujam tanah untuk membuat kerusakan besar.
Ancak bunların, büyük zararlar vermesi için mutlaka yeryüzüne çarpması gerekmiyor.Ukázalo sa, že tieto veci nemusia dopadnúť na zem na to, aby napáchali značnú škodu.
Ancak bunların, büyük zararlar vermesi için mutlaka yeryüzüne çarpması gerekmiyor.Ukazuje se, že tyhle věci nemusí narazit do země, aby napáchaly veliké škody.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod